bugün

(bkz: beddua)

edit: başlık başıma.
tanım: yakarıştır.
dua;her insanın hayatında bir sığınma merciidir.bununla ilgili bir ayette şöyle buyruluyor:''duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var?''
cuma saati edilen duaların geri çevrilmediği söylenir.
yüce yaratıcı olan allahla konuşmaktır.
ilahi,kabul senden , ret senden ;şifa senden,dert senden..ilahi,iman verdin;daim eyle;ihsan verdin,kaim eyle
amen!
iLhan irem'in muhteşem parçası.. sözLerini karısı hansu irem yazmıştır.. müziğini ilhan irem yapmıştır.. sözLeri ;

Yarimi azad edin ana
Belki de bu son sözüm sana
Bağrındaki karayı n'olur sil ana
Sıla sıla uzaklarda

Ne olur ağlama yurdum.
Ne olur ağlama, zor bana da.
Bozkırda sert rüzgarda
Koşarım dostlarım ardımda.

Ah edip son duamda, sisler iner dumanlı dağlara
Hakkını helal et ey ana!

Karamsar herşey, bir özlem bende seneler
Ruh göçer mi hiç? Gelse zaman
Vuruldu ceylan kül oldu sustu sesi o an

Hey! Heyhat an.

O paslı hatıra bozkırda şehit!
O paslı hatıra ok yarası
O paslı hatıra , yarinden uzakta bir nefer ana.
O paslı yarayı unutma.Acıyı içinden sök ana
Hayat sürer ana
Yas yeter ana
Yas yeter ana.
Dua, derin sözlerdir.
Dua, kendimiz hakkında söyleyebileceğimiz en derin sözlerdir. Böyleyken en anlaşılır, apaçık...
Gizli günahlarımız, içimizi yakan pişmanlıklar, kopkoyu korkularımız, acılarımız, kanayan kapanmayan yaralarımız dualarımızdadır.
Neye muhtaçsak, onlar dualarımızdadır. Ümitlerimiz, isteklerimiz, sevdiklerimiz...
Merhamete, muhabbete, esirgenmeye ve bağışlanmaya duyduğumuz iştiyakla, biz dualarımızdayız.

Kim olduğumuzun doğrusunu dualarımız söyler.

Dualarımızda yalan söylemeyiz. Kendimizi aldatmayız.
Zayıflığımızdan, acizliğimizden utanmayız.
Sırlarımızı, sıkıntılarımızı, dertlerimizi avuçlarımız gibi semaya açmaktan çekinmeyiz.

Kendimizi dualarımızla tanırız.
En çok nelere değer verdiğimizi, hayatlarımızda en çok nelerin önemli olduğunu, nasıl yaşadığımızı ve nasıl yaşamak istediğimizi dualarımızla anlarız.

Hayatımız, dualarımızdadır.
neye ve neiçin olursa olsun insan sağlığına iyi geldiği söylenen psikolojik rahatlama yöntemi.
funda arar'a inanma nedenlerimizden.
Dua, dua eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu
iplik ki incecik, örer boşluğu
çagın tefsiri risale-i nurlarda bir kısmı asagıdaki gibi açıklanmış olan yaratıcı ile irtibat kurma halidir.

Mü'minin mü'mine en iyi duası nasıl olmalıdır?

Elcevap: Esbab-ı kabul* dairesinde olmalı. Çünkü bazı şerâit* dahilinde dua makbul olur. Şerâit-i kabulün içtimaı* nispetinde makbuliyeti ziyadeleşir.

Ezcümle, dua edileceği vakit, istiğfar ile mânevî temizlenmeli; sonra, makbul bir dua olan salâvat-ı şerifeyi şefaatçi gibi zikretmeli ve âhirde yine salâvat getirmeli. Çünkü, iki makbul duanın ortasında bir dua makbul olur.

Hem bizahri'l-gayb, yani gıyaben ona dua etmek,

Hem hadiste ve Kur'ân'da gelen me'sur dualarla dua etmek; meselâ,

Hem hulûs ve huşû ve huzur-u kalble dua etmek,

Hem namazın sonunda, bilhassa sabah namazından sonra,

Hem mevâki-i mübarekede*, hususan mescidlerde,

Hem Cumada, hususan saat-i icabede,

Hem şuhur-u selâsede*, hususan leyâli-i meşhurede*,

Hem Ramazan'da, hususan Leyle-i Kadirde* dua etmek, kabule karin* olması rahmet-i ilâhiyeden kaviyen* me'muldür*.

O makbul duanın ya aynen dünyada eseri görünür; veyahut dua olunanın âhiretine ve hayat-ı ebediyesi cihetinde makbul olur. Demek, aynı maksat yerine gelmezse, dua kabul olmadı denilmez, belki daha iyi bir surette kabul edilmiş denilir.

Mektubat | Yirmi Üçüncü Mektup | 270

http://www.risaleara.com/...&ep=&s=10&l=2

***

Eğer desen: Bazen kati* olacak işler için dua edilir: meselâ husuf ve küsuf namazındaki dua gibi. Hem Bazen hiç olmayacak şeyler için dua edilir.

Elcevap: Başka Sözlerde izah edildiği gibi, dua bir ibadettir. Abd, kendi aczini ve fakrını dua ile ilân eder. Zâhirî* maksatlar ise, o duanın ve o ibadet-i duaiyenin* vakitleridir; hakikî faydaları değil. ibadetin faydası âhirete bakar. Dünyevî maksatlar hâsıl olmazsa*, "O dua kabul olmadı" denilmez. Belki "Daha duanın vakti bitmedi" denilir.

Hem hiç mümkün müdür ki, bütün ehl-i imanın bütün zamanlarda mütemadiyen* kemâl-i hulûs* ve iştiyak* ve dua ile istedikleri saadet-i ebediye* onlara verilmesin ve bütün kâinatın şehadetiyle hadsiz rahmeti bulunan o Kerîm-i Mutlak*, o Rahîm-i Mutlak*, bütün onların o duasını kabul etmesin ve saadet-i ebediye vücut bulmasın?

ÜÇÜNCÜ NÜKTE

Duâ-i kavlî-i ihtiyarînin* makbuliyeti, iki cihetledir: Ya ayn-ı matlubu* ile makbul olur; veyahut daha evlâsı* verilir.

Meselâ, birisi kendine bir erkek evlât ister. Cenâb-ı Hak, Hazret-i Meryem gibi bir kız evlâdını veriyor. "Duası kabul olunmadı" denilmez. "Daha evlâ bir surette kabul edildi" denilir. Hem Bazen kendi dünyasının saadeti için dua eder. Duası âhiret için kabul olunur. "Duası reddedildi" denilmez. Belki, "Daha evlâ bir surette kabul edildi" denilir, ve hâkezâ...

Madem Cenâb-ı Hak Hakîmdir*. Biz Ondan isteriz, O da bize cevap verir. Fakat hikmetine göre bizimle muamele eder. Hasta, tabibin hikmetini itham etmemeli. Hasta bal ister; tabib-i hâzık*, sıtması için sulfato verir. "Tabip beni dinlemedi" denilmez. Belki âh ü fizârını* dinledi, işitti, cevap da verdi, maksudun iyisini yerine getirdi.

DÖRDÜNCÜ NÜKTE

Duanın en güzel, en lâtîf, en leziz, en hazır meyvesi, neticesi şudur ki:
Dua eden adam bilir ki, birisi var ki onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder. Onun kudret eli herşeye yetişir. Bu büyük dünya hanında o yalnız değil; bir Kerîm* Zat var, ona bakar, ünsiyet verir. Hem onun hadsiz ihtiyâcâtını yerine getirebilir ve onun hadsiz düşmanlarını def edebilir bir Zâtın huzurunda kendini tasavvur ederek bir ferah, bir inşirah* duyup, dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atıp "Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun. (Fatiha Sûresi: 2.)" der.

Mektubat | Yirmi Dördüncü Mektup | 291

http://www.risaleara.com/...&b=1&k=2&p=17
Kaderi değiştirebilecek tek şeydir.
3 zaman da edilen dua çok makbuldür.
gezenin 2/3ü geçtikten sonra dua etmek.
yağmur yağarken dua etmek.
ezan okunurken dua etmek.

birde dua etmeden önce hz muhammed in adı ile başlamak gerekir. bunun gereği ise allahın en sevdiği kulu, yarattıklarından en sevdiği olan hz muhammedin adını anarak ettiğimiz duanın kabulünü bi üst mertebeye taşırız.
dua uzun olmamalıdır. kısa ve öz olmalıdır.

(bkz: cuma namazı)
ya rab! ne olur, elimizden tut, sevdiklerini koruyup kolladığın gibi bize de merhametinle muamelede bulun ve bizleri içimizdeki nefis düşmanıyla da, çevremizdeki zalim, gaddar, hunhar düşmanlarla da başbaşa bırakma !
(bkz: zalim)
(bkz: gaddar)
(bkz: hunhar)
funda arar' ın son albümünde bulunan en güzel şarkılardan.
Gecenin karanlığı seslenmeyi unuttum
içimdeki mezarların duası yok.
itiraf edemiyorum
Kimim,neyim bilmiyorum
Belki bu bir intikam alıyorum.
halimize merhamet eyle allahım !
allah'ın firavunun duasını bile kabul ettiginin unutmadan kabul edilecegine inanarak edilmesi gereken, çaresizlik zamanlarındaki tek çare, verilebilecek en sade en içten hediye.
Allah (cc) bize, bizi aşkın istidat ve kabiliyetler lütfeylesin, sonra da bunları inkişaf ettirsin ve hoşnut olacağı yolda kullanmayı müyesser kılsın.
"allahım sonumuzu hayreyle.."
arif nihat asya'nın şiiridir. mustafa yıldızdoğan tarafından ezgi haline çevrilmiştir.

Biz kısık sesleriz... Minareleri,
Sen ezansız bırakma Allah'ım!
Ya çağır surda bal yapanları,
Ya kovansız bırakma Allah'ım!

Mahyasızdır minareler...Göğü de,
Keşkeşansız bırakma Allah'ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah'ım!

Bize güç ver...Cihad meydanını,
Pehlivansız bırakma Allah'ım!
Kahraman bekleyen yığınlarını,
Kahramansız bırakma Allah'ım!

Bilelim hasma karşı koymasını,
Bizi cansız bırakma Allah'ım!
Yarının yollarında yılları da,
Ramazansız bırakma Allah'ım!

Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma Allah'ım!
Bizi Sen sevgisiz, susuz,havasız,
Ve vatansız bırakma Allah'ım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah'ım
sezen aksu'nun sivas katliamı'nda yananlara adadığı hoş şarkısı.

başındaki kaval solosuyla insanı alıp götürür o menfur güne, yanan madımak'ın önüne.

(bkz: cumhuriyet sivas ta kuruldu sivas ta yıkılacak)

sözleri şöyledir ki:

ne hükümran kalır
ne zulüm ne de kin
öz değil dostlar
öz değil bu biçim
kulların kullara ettiğini
etmiyor en zalim harı ateşin

bugün dua ettim hepimiz için
yüce tanrı bizleri affetsin

ne para ne pul
ne iktidar ne de güç
bu değil gerçek
bu değil gerçek
bu kavga bir hayırsız düş
uyanır neslim uyanır elbet

bugün dua ettim hepimiz için
yüce tanrı bizleri affetsin

bugün dua ettim hepimiz için
yüce tanrı insanı affetsin
bir dua örneği:

ilâhî! hamdini sözüme sertâc ettim, zikrini kalbime mi’râc ettim, kitabını kendime minhac ettim. ben yoktum vâr ettin, varlığından haberdâr ettin, aşkınla gönlümü bîkarar ettin. inayetine sığındım, kapına geldim, hidayetine sığındım lûtfuna geldim, kulluk edemedim afvına geldim. şaşırtma beni, doğruyu söylet, neş’eni duyur hakikatı öğret. sen duyurmazsan ben duyamam, sen söyletmezsen ben söyleyemem, sen sevdirmezsen ben sevdiremem. sevdir bize hep sevdiklerini, yerdir bize hep yerdiklerini, yâr et bize erdirdiklerini. sevdin habibini kâinata sevdirdin. sevdin de hıl’atı risaleti giydirdin. makam-ı ibrahim’den makam-ı mahmud’a erdirdin. serveri asfiyâ kıldın. hatemi enbiyâ kıldın. muhammed mustafa kıldın. salât ü selâm, tahiyyât- ü ikram, her türlü ihtiram ona, onun Âl-ü eshab-ü etbaına yarab!

(bkz: elmalılı muhammed hamdi yazır)
ders çalışmayan ve sınav günü gelen öğrencilerin son dakikada yaptığı şey. ( bkz:ben:) )
(bkz: makbul dualar)
ing.: prayer, supplication (in Islam).
allah (cc) bizi insan eylesin !
alvar imamı
kelime manası olarak istemek demektir.

(#2107624)
Tanrım..
Güçlülerin yüzüne gerçeği söylemek için,
ve zayıfların alkışını ve sevgisini kazanmak için yalan söylememek için
bana yardım et.
Eğer bana para verirsen, mutluluğumu alma,
Ve Eğer bana güçler verirsen, muhakeme yeteneğimi çıkarma.
Eğer başarı verirsen
Alçakgönüllüğü çıkarma
Eğer bana alçakgönüllülük verirsen,
Saygınlığımı çıkarma.
Görünenin diğer yüzünü tanımama yardım et,
Benim düşüncelerime katılmıyorlar diye bana karşı olanları hainlikle suçlayarak,
onların karşısında suçlu duruma düşmeme izin verme.
Kendimi sever gibi diğerlerini sevmeyi,
Ve diğerlerini yargılıyormuş gibi kendimi yargılamayı öğret bana.
Başarılı olduğum zaman sarhoşluğuna izin verme,
Ne de başarısız olursam umutsuzluğa düşmeme.
Daha ziyade, başarısızlığın başarının öncesindeki bir deneme olduğunu hatırlamamı sağla.
Hoşgörünün , güçlerin en büyüğü olduğunu,
Ve intikam arzusunun zayıflığın ilk görünümü olduğunu öğret bana.
Eğer beni paradan yoksun bırakırsan, bana umudu bırak,
Ve eğer beni başarıdan yoksun bırakırsan,
Başarısızlığı yenebilmek için irade gücünü bırak bana.
Eğer beni sağlık bağışından yoksun bırakırsan
inancın lütfunu bırak.
Eğer insanlara zarar verirsem,
Özür dileme gücü ver bana,
Ve eğer insanlar bana zarar verirse,
Affetme ve merhamet gücü ver bana.
Tanrım...
Eğer seni unutursam
Sen beni unutma !
Amin *
insanın saydam olduğu yakarış anı.
kulun allah'la vasıtasız konuşması; halini, derdini; doğrudan doğruya, herhangi bir engelle karşılaşmadan iletmesidir.
(bkz: göğe açılan kapı)
herkes yatarken, siz sizle beraberken, size eşlik eden bir "neden" varken, notaların inanılmaz ahengine kapılıpta dolmuşken, fikrinizin kalbinizi zehirlediği ana denk düşmüşken ve eliniz kolunuz bağlıyken, sesiniz sizde mahfuzken, gözyaşları hazır kıta beklerken, avucunuzun gayri ihtiyari açıldığının farkına varırsınız.

acizsinizdir...

keşke yapmasaydım der, keşke yapmasaydı dersiniz. bir teveccüh bekler de kapkaranlık geceyi iğfal eden sokak lambalarının odanıza kadar sızan esrarlı aydınlığında tek yapacağınız yalvarmak olur.

delicesine yalvarmak... edepsizce istemek... dil susar "dil" konuşur...

birşeyiniz vardır izah etmek ne mümkün?! ya şafi allah dersiniz ve bir bedevinin medeniyetsizliğine bürünüp o "bir" den yarattığı "bütünde" bir "mana" dilersiniz kendiniz için ve "diğer" ve "diğerleri" için...

yaşanacak her ana ayrı ayrı serilen "ak" yaprakların edeple işlendiği, halis niyetlerle yaldızlanıp, ebruli bir manzaraya tahavvül etmesini diler, leylak rengi hayallerin hayat bulmasını arzular ama "hayale" yenik düşersiniz... var olan tek şey "istemektir"... "sana geldim" diyip istirhamın kabulle karşılanmasını beklersiniz.

beklemek artık azaptır, ne akıl ne izan bırakır. ve kelime kalmaz, papağanın halini idrak edercesine aynı şeyleri ister ister ister... ve artık "istemek" kelimesi de kalmaz.

içinizdeki "denizin" zerresinde boğulursunuz da boğazınızı dolduran suların gönül değirmeninizi çevirdiğini anlarsınız, aslında anlamaz sadece o anla "halleşirsiniz".
"ya rabbi, işittik ve itaat ettik. allah muhakkak işinde galiptir."

"görünen ne olursa olsun, kim yenerse yensin, kim yenilirse yenilsin galip olan, hakim olan, yapan ve yaptıran sensin. ya rab, sen ki muhammed mustafa'ya dahi yenilgi sınavını yaşatansın. sen zulmetmezsin ya rabbi."

"ya rabbi, inandık ve tasdik ettik. zulmeden biziz ya rabbi."

"senin yolunda kenetlenmeyip, benlik hevesiyle ayrı düştüğümüz ve bölündüğümüz için kendimize zulmettik. biz bize zulmettiğimiz için düşman da şimdi bize zulmediyor. bütün zalimlerden ve senden sana sığındık ya rabbi."

"bizler gafil olduk, günahkâr olduk, mahkûm olduk, mağlup olduk."

"kur'an ve sünnet'in hikmetleriyle uyanmadık, sen bizleri düşmanın saldırılarıyla uyandırdın. şimdi de lutfet ya rabbi, bize bu saldırıları defedecek güç ve enerji ver. bilinçli sabır ve sebat ihsan eyle."

"ya rabbi, bize barış dini islam'ı getiren kutlu peygamber'in hürmetine, onun mecbur kalıp savaştığı zaman titizlikle sadık kaldığı vuruşma hukuk ve ahlâkından ayırma ya rabbi."
* *
ruhani arınma eylemi.
sev bizi, sevdir bizi, sevindir bizi...
herkes iyi olsun, her şey güzel olsun, sen benim ol...
Basar Dikici'nin Gecenin Sesi adlı albümünden bir şarkıdır.
bir insanın en büyük duygusal ihtiyacıdır. Dua ettikçe huzur bulur insanlar. huzura kavuşturandır, imdada yetişendir, allah' ın kuluna yardımıdır.
yakarıştır; acizliğini görürsün.
yüreklendirir; allah' tan başka kimseye kul olmamayı öğretir.
sığınaktır; zor anlarında nasıl koruduğunu görürsün.
şükürdür; yaradana vefayı gösterirsin.

dua Allah' a yönelmedir.
allah hu, gönlümü yu...
aynen yarım saat önce yaşanmıştır.

--spoiler--
fuzuli ortodontik tedavi görmektedir. artık tedavinin sonlarına yaklaşan fuzulinin dişlerine takılıp çıkarılabilen aparat takılmıştır. fuzuli yakın kasabadaki bir piknik alanında piknik yaptığı sırada bu aparatı düşürmüş, ancak lan nasıl olsa ucuz bir şeydir, hem yenilerim güzel olur mantığıyla dişçiye gitmiş, dişçiden aldığı 150 $ ama birşeyler yaparız cevabından sonra (gerçi sağolsunlar baya ilgilenip yadımcı da oldular) fuzuli tutuşmuş ve kaybetmenin üzerinden tam 5 gün sonra aparatı aramaya tekrar yakın kasabaya gitmiştir.
--spoiler--

mekana varan fuzuli, dua okumaya başlar. hususan ayet-el kürsi'yi okur. aramaya başlar. arar, bulamaz. 3 kere (yanlış hatırlamıyorsam) "bulamayacağım, herhalde evde bir yerde" mantığıyla ayrılmak düşüncesi gelir. ancak bir yerden de ayrılmamak için çok baskın bir duygu vardır.

derken fuzuli'nin telefonuna bir mesaj düşer: "arasana acil". mesaj fuzuli'nin çok sevdiği arkadaşlarından birine aittir. fuzuli derhal arar, önemli bir şey olabilir düşüncesiyle...

mesajın gelmesinden 30 sn sonra:

a: aslanım benim be... kaç kişiye mesaj attım, kimse dönmedi.
f: nasılsın aga?
a: iyiyim. baksana, ne diyeceğim. bende kontör yok. bize yemek ısmarlsana telefonla.
f: tamam, olur.
a: adresi, telefonu veriyorum.
f: verme, mesajla! ya başka birisi olsa ana avrat söverdi sana ya... (dertli fuzuli)
a: ne oldu ya, hayrola?
f: ya, şu an bir piknik alanındayım, benim ağızlık vardı ya onu kaybetmiştim, dişçi de 150$ çekti, üzerime yağmu yağmaya başladı...
a: hadi ya... ben şimdi arkadaşlara da söyleyeyim. bereber dua ederiz, inşallah bulursun.
f: inşallah aga ya. hadi at mesaj... görüşürüz.
a: tamam.

fuzuli telefonu kapatır. biraz durduktan sonra, aramaya devam etmek için başını aşağıya indirir. ve şaşırır. ordadır. ayağının ucundadır aradığı şey. müthiş bir sevinçle derhal arkadaşını arar...

bunları yazarken, risale-i nur'larda anlatılan, Hz. Yunus'un kıssası aklıma geldi. hz. Yunus'un gece, dalgalar, yunus, olumsuz bir faktör olarak karşısındaydı. ancak o "la ilahe illa ente subhaneke inni küntü minezzalimîn" demişti. gücü denize de, dalgalara da, yunusa da geçene yalvarmıştı. ve salih-i selamete çıkmıştı.

evet dua, en zor şartlarda, şartların yaratıcısı ve müdebbirine yakarmaktır.

not: bu arada, "lan 150$ için, amma muhabbet yaptı adam ya" diyebilirsiniz. ancak; üst üste bazı şeylerin birikmesi sonucu bu kadar sıkıntı oluşturdu bende.
Allah'ım...
Gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle...
Hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle...
Âmin...
sözde tanrı kul yakınlaşması. özde ise insanoğlunun korkularıyla yüzleşmek yerine kendini küçültmesi, aşağılaması.
Göğe hükmetmekten kolay ne vardı
Yağmur duasına çıksaydık dostlar

derken sezai karakoç, duanın tanımını da yapmış sanki...

(bkz: yağmur duası)
varlık sebebi.
dua,kelime olarak arapçadır. lügat manası, istemek, çağırmak, davet etmek, iletmek anlamına gelir.
genel manada ise, allaha yalvarmak, isteyeceklerimizi o'ndan istemek, dertlerimizi o'na arz etmek, o'nun rahmet ve yardımına çağırmatır. dua, dille yapıldığı gibi, eylemle, yeteneklerimizle ve davranışımızla da yapılabilir. dünyadaki yaratılış yasalarına uymak bir duadır. örneğin çalışmak bir duadır. fakirlere düşkünlere yardımda bulunmak duadır. irakta'ki mazlumlara yardım etmek bir duadır. kışın üşümemek için kalın giyinmek, evde soba ve kalorifer yakmak bir duadır. hastalıktan kurtulmak için ilaç içmek bir dua olduğu gibi, midenin aç kalmak suretiyle yiyecek bir şeyler istemesi de bir duadır.
buradan da anlaşılmaktadır ki, dinimizde dua yaşamımızn her alanını, her anını kapsamaktadır.
yani insan, "eğer farkında olursa" hayatının her anını dua ederek yaşamış olur.
sen bir duasın
huzur bulduğum,
umut kaynağım olan bir duasın sen...
sen içimde kalıp da edemediğim bir duanın
tamamlanmamış sözlerisin...
sen tamamlanmayı bekleyen bir duasın...
işlenmemiş günaha mektuptur!
Dua edenin "Rabbim" demesi, Allah'ın "efendim" demesinin ta kendisidir.
Birisi her gece kalkıp Allah'ı anıyor, O'na dua ediyordu. Şeytan ona dedi:- Ey Allah'ı çok anan kişi, bütün gece "Allah" deyip çağırmana karşılık, seni buyur eden var mı? Sana bir tek cevap bile gelmiyor, daha ne zamana kadar dua edeceksin?
Adamın gönlü kırıldı, başını yere koydu ve uyudu.
Rüyasında ona şöyle dendi:
- Kendine gel, uyan! Niye duayı, zikri bıraktın?.. Neden usandın?..
Adam:
- "Buyur" diye cevap gelmiyor ki, kapıdan kovulmaktan korkuyorum, dedi.
Bunun üzerine dendi ki ona:
- Senin Allah demen, O'nun buyur demesi sayesindedir...Senin yalvarışın, Allah'ın senin ruhuna haber uçurmasındandır...Senin çabaların, çareler araman, Allah'ın seni kendine yaklaştırması, ayaklarındaki bağları çözmesindendir... Senin korkun, sevgin, ümidin Allah'ın lütfünün kemendidir... Senin her "Yarabbi" demenin altında, Allah'ın buyur demesi vardır... Gafilin, cahilin canı, bu duadan uzaktır... Çünkü "Yarabbi" demeye izin yok ona... Ağzında da kilit var, dilinde de... Zarara uğradığı zaman ağlayıp, sızlamasın diye Allah ona dert, ağrı, sızı, gam, keder vermedi... Bununla anla ki, Allah'a dua etmeni, O'nu çağırmanı sağlayan dert, dünya saltanatından daha iyidir... Dertsiz dua soğuktur. Dertliyken yapılan dua gönülden kopar...
son günlerde iyice farkına vardığım, sonuna kadar kabullediğim eşsiz ilaç.
gönülden edilen duanın yerini hiç birşey tutamaz.