bugün
- ciddi ciddi aşure seven insan28
- pandela 319
- velvet48
- bir ilişkiyi kim yönetir13
- brokoli3
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı3
- aleyna tilki4
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar9
- kürt hareketinin devşirme olması15
- sikişirken hüzünlenmek3
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı15
- 5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı7
- fransa maçı varken sözlükte dolanan erkek5
- ciguli kral16
- kız arkadaşla sabahlara kadar içmek3
- elektriği ödeyen adam7
- amedspor12
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- mony tontana11
- deniz göktaş'ın atatürk şakası4
- memduh bashgan9
- çağlayı tanıyan yazarlar8
- sokuk yazarlar2
- taksim delisi cenk4
- m r e r e c t o4
- scary movie 63
- bik bik kaç yaşında10
- 2026 dünya kupası33
- yürüyüş flörtü9
- ahtapot yemek9
- ismet el pedro nunez de balboa luis albertoevi3
- entry girerek kemalist devrim yapmak5
- iki ayyaş5
- birader yazarlar bey biraderlerdir3
- deniz göktaş34
- sözlükte kavga olacak hissi5
- evde kalmış kız kurusu7
- fuhuş operasyonunda veresiye defteri bulunması3
- true üniversitesi6
- kanada8
- fas7
- true'nun azılı bir muhalifken sonradan yumuşaması6
- fondöten sürmek2
- sikmek icin entry ni beğendi6
- futbol28
- denizde karı kız kesen erkek3
- samsung2
- tabaktaki son bisküviyi yiyen tip3
- yunanistan milli futbol takımı4
- paraguay milli futbol takımı4
Türk Edebiyat Tarihi'ne "Bayrak Şairi" olarak adını yazdıran Arif Nihat Asya , 1904 yılında Çatalca'nın inceğiz Köyün'nde dünyaya gelmiştir.ilköğrenimine köyünde başlamış, daha sonra istanbul'a gelir. Önce Haseki Mahalle Mektebi'ne daha sonra Gülşen'i Maarif Rüştiyesi'ne devam eder.
Yatılı olarak girdiği Bolu Sultanisi kapatılınca, Kastamonu Sultanisi'ne aktarılır. Milli Mücadele Dönemi'nde Ankara'da bulunur. Bu dönem onun şiire başladığı, Türklük ve vatan aşkı ile şiirler kaleme aldığı tarihlerdir. 1928 yılında Darülmuallimin'i Aliye'den edebiyat öğretmeni olarak mezun olur ve Adana kolej ve öğretmen okullarında edebiyat öğretmenliği ve yöneticilik yapar.
1948 yılında Edirne'ye tayin edilir. 1950-54 döneminde Adana Milletvekilliği, 1954 yılında Eskişehir milletvekilliği yapar. 1962 yılında ise Ankara Gazi Lisesi'nden emekli olur.
Arif Nihat Asya, Türklük ve Türk Dünyası sevdalısıdır. Şiirlerinde bu dünyalardan da sesler getirmeye çalışır. Kimi zaman oradan uzak kalışımızın hüznünü yansıtır, kimi zaman da oralarda yaşanmış Türk kahramanlıklarını anlatır.
5 Ocak 1974 tarihinde Ankara'da vefat etti.
Yatılı olarak girdiği Bolu Sultanisi kapatılınca, Kastamonu Sultanisi'ne aktarılır. Milli Mücadele Dönemi'nde Ankara'da bulunur. Bu dönem onun şiire başladığı, Türklük ve vatan aşkı ile şiirler kaleme aldığı tarihlerdir. 1928 yılında Darülmuallimin'i Aliye'den edebiyat öğretmeni olarak mezun olur ve Adana kolej ve öğretmen okullarında edebiyat öğretmenliği ve yöneticilik yapar.
1948 yılında Edirne'ye tayin edilir. 1950-54 döneminde Adana Milletvekilliği, 1954 yılında Eskişehir milletvekilliği yapar. 1962 yılında ise Ankara Gazi Lisesi'nden emekli olur.
Arif Nihat Asya, Türklük ve Türk Dünyası sevdalısıdır. Şiirlerinde bu dünyalardan da sesler getirmeye çalışır. Kimi zaman oradan uzak kalışımızın hüznünü yansıtır, kimi zaman da oralarda yaşanmış Türk kahramanlıklarını anlatır.
5 Ocak 1974 tarihinde Ankara'da vefat etti.
taninmamis bir insan,
eski besiktasli nihat daha cok taninmis ornegin.
eski besiktasli nihat daha cok taninmis ornegin.
Seccaden kumlardı.
Devirlerden, diyarlardan
Gelip, göklerde buluşan
Ezanların vardı!.
Mescit mümin, minber mümin...
Taşardı kubbelerden tekbir,
Dolardı kubbelere amin..
Devirlerden, diyarlardan
Gelip, göklerde buluşan
Ezanların vardı!.
Mescit mümin, minber mümin...
Taşardı kubbelerden tekbir,
Dolardı kubbelere amin..
(bkz: naat)
Türk edebiyatının unutılmaz şahsiyetidir.Türk' e Türklüğü anlatan, anadolunun
mert insnının güzelliklerini şiire döken aynı zaman da yaz dığı şiirleriyle tarihi bize anlatan bir şahsiyettir. Şiirlerini her okuyan ayrı bir lezzet alır. Şiirleri öyle akıcıdır ki insanı rahatlatır.
mert insnının güzelliklerini şiire döken aynı zaman da yaz dığı şiirleriyle tarihi bize anlatan bir şahsiyettir. Şiirlerini her okuyan ayrı bir lezzet alır. Şiirleri öyle akıcıdır ki insanı rahatlatır.
her şairin akıllara yer eden bir şiiri olduğu gibi kendisinin de bir bayrak rüzgar bekliyor şiiri akıllarda yer etmiştir. naat'ı ise oldukça etkileyicidir. dursun ali erzincanlı'nın sesinden dinlenebilir. milliyetçi bir çizgisi olan ve siyasetle de ilgilenmiş bir şairdir, hemen her şair gibi ideolojik kamplaşma ortaına şiirleri, edebi yetkinliği değil dünya görüşü ön plana çıkarılmıştır. ne acı.
http://www.youtube.com/watch?v=6DI6niEQgv0
http://www.youtube.com/watch?v=6DI6niEQgv0
bayrak şairi..
(bkz: bayrağa seslenen şair)
fetih marşı da bu şairimizindir.
7 Şubat 1904'te istanbul Çatalca'da doğdu, 5 Ocak 1975'te Ankara'da yaşamını yitirdi. istanbul Üniversitesi Yüksek Öğretmen Okulu Edebiyat Bölümü'nü bitirdi. Adana, Malatya, Edirne, Tarsus, Ankara ve Kıbrıs'taki liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1950-1954 arasında Seyhan (Adana) milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bulundu. Milletvekilliğinden sonra tekrar öğrtemenliğe döndü. Ankara Gazi Lisesi edebiyat öğretmeni iken 1962'de emekliye ayrıldı. istanbul'a döndü. Yeni istanbul ve Babıli'de Sabah gazetelerinde yazılar yazdı. Aruzla başladığı şiirde rubailer, gazeller yazdı. Özellikle rubailere büyük önem verdi. Rubailerden oluşan 5 ayrı kitap yayınladı. Daha sonra hece veziyle ve serbest vezinli şiirler de yazdı. Ulusçu şiirleriyle dikat çekti. Yurdun güzelliklerini, doğasını anlatan, kimi zaman yergici ama Türklüğü yücelten şiirleriyle bilinir.
ankara'daki bir sokagin ismi.
BAYRAK
Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.
Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !
arif nihat asya.
başka söze ne hacet..eskiden böyle şairlerimiz de varmış, ülkesini ab ye şikayet etmeyen, onurlu aydınlarımız varmış.
Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.
Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !
arif nihat asya.
başka söze ne hacet..eskiden böyle şairlerimiz de varmış, ülkesini ab ye şikayet etmeyen, onurlu aydınlarımız varmış.
babasını daha çok küçükken kaybetmiştir. annesinin de kendisini terk etmesiyle, arif yetimhanelerde büyümüştür. ve bundan dolayıdır ki şiirlerinde şiddet unsurlarına raslarız.
sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım!
seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım!
arif nihat asya tabiki bu dizelerde bayrak sevgisini dile getirmiştir. ancak sevgisini yuva bozmak, mezar kazmak, şeklinde dile getirmesi, çocukluğunda hiçbir zaman sıcak bir yuvasının olmayışının dışa vurumudur.
sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım!
seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım!
arif nihat asya tabiki bu dizelerde bayrak sevgisini dile getirmiştir. ancak sevgisini yuva bozmak, mezar kazmak, şeklinde dile getirmesi, çocukluğunda hiçbir zaman sıcak bir yuvasının olmayışının dışa vurumudur.
güzellik
Hastalık, sevgisizlik, öksüzlük...
Neler geçirdim ben!
Çıkabilseydi bir, "güzel" diyecek
Güzelleşirdim ben!
Hastalık, sevgisizlik, öksüzlük...
Neler geçirdim ben!
Çıkabilseydi bir, "güzel" diyecek
Güzelleşirdim ben!
Şehitler tepesi boş değil
Biri var bekliyor
Ve bir göğüs, nefes almak için;
Rüzgar bekliyor.
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?
Destanını yapmış,kasideye kanmış.
Bir el ki;ahretten uzanmış,
Edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!
Öpelim temizse dudaklarımız,
Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız.
Rüzgarını kesmesin gövdeler
Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar,kasideler.
Geri gitsin alkışlar geri,
Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!
Ona oğullardan,analardan dilekler yeter,
Yazın sarı,kışın beyaz çiçekler yeter! Söyledi söyleyenler demin,
Gel süngülü yiğit alkışlasınlar
Şimdi sen söyle söz senin.
Şehitler tepesi boş değil,
Toprağını kahramanlar bekliyor! Ve bir bayrak dalgalanmak için;
Rüzğar bekliyor!
Destanı öksüz ,sükutu derin meçhul askerin;
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?...
Arif Nihat Asya
Biri var bekliyor
Ve bir göğüs, nefes almak için;
Rüzgar bekliyor.
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?
Destanını yapmış,kasideye kanmış.
Bir el ki;ahretten uzanmış,
Edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!
Öpelim temizse dudaklarımız,
Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız.
Rüzgarını kesmesin gövdeler
Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar,kasideler.
Geri gitsin alkışlar geri,
Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!
Ona oğullardan,analardan dilekler yeter,
Yazın sarı,kışın beyaz çiçekler yeter! Söyledi söyleyenler demin,
Gel süngülü yiğit alkışlasınlar
Şimdi sen söyle söz senin.
Şehitler tepesi boş değil,
Toprağını kahramanlar bekliyor! Ve bir bayrak dalgalanmak için;
Rüzğar bekliyor!
Destanı öksüz ,sükutu derin meçhul askerin;
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?...
Arif Nihat Asya
Başörtüsü
Ne demekmiş
Yasak!
işiniz mi kalmadı
Yapacak?
Ne diye karışırsınız
Saçımıza-başımıza,
Bizi oyuncağınız mı sandınız
Bakıp yaşımıza?
Sebebini anlatamayacağınız
Çocukça bir devrin hevesinden
Karşınızdaki en güzel portreleri
Mahrum ettiniz çerçevesinden!
Kim demiş, ki:
Başörtüsüydü o!
Başımızın -renk renk-
Süsüydü o!
Altında saçlarımız,
Arkadan, ne hoş sarkardı;
Kimimizde -örgü örgü- sarmaşıklaşır...
Kimimizde, su olup akardı!
*
* *
Şu, bu nâmına Yasak! demiş
Bulundunuz, tezelden;
Ne olurdu, anlasaydınız biraz da,
Güzellikten, güzelden!
*
* *
Siz, bizden değilsiniz,
Tanımıyoruz hiç birinizi,
Çekin başımızdan
Ellerinizi!
Bir gericilik tutturmuşsunuz;
Gericilik değil, Türk'ün köy modasıdır bu...
Üstelik, ninemizin başımızda
Taşıdığımız hatırasıdır bu!
Dediniz: Çıkacak başınızdan
Başörtünüz!
Alın -öyleyse- onunla
Yüzünüzü örtünüz!
Arif Nihat Asya
Ne demekmiş
Yasak!
işiniz mi kalmadı
Yapacak?
Ne diye karışırsınız
Saçımıza-başımıza,
Bizi oyuncağınız mı sandınız
Bakıp yaşımıza?
Sebebini anlatamayacağınız
Çocukça bir devrin hevesinden
Karşınızdaki en güzel portreleri
Mahrum ettiniz çerçevesinden!
Kim demiş, ki:
Başörtüsüydü o!
Başımızın -renk renk-
Süsüydü o!
Altında saçlarımız,
Arkadan, ne hoş sarkardı;
Kimimizde -örgü örgü- sarmaşıklaşır...
Kimimizde, su olup akardı!
*
* *
Şu, bu nâmına Yasak! demiş
Bulundunuz, tezelden;
Ne olurdu, anlasaydınız biraz da,
Güzellikten, güzelden!
*
* *
Siz, bizden değilsiniz,
Tanımıyoruz hiç birinizi,
Çekin başımızdan
Ellerinizi!
Bir gericilik tutturmuşsunuz;
Gericilik değil, Türk'ün köy modasıdır bu...
Üstelik, ninemizin başımızda
Taşıdığımız hatırasıdır bu!
Dediniz: Çıkacak başınızdan
Başörtünüz!
Alın -öyleyse- onunla
Yüzünüzü örtünüz!
Arif Nihat Asya
mezarı ankara karşıyaka mezarlığı 3. kapıda bulunmaktadır.
ESERLERi
ŞiiR:
Heykeltıraş (1924)
Yastığımın Rüyası (1930)
Ayetler (1936)
Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor (1946)
Kubbe-i Hadrâ (Mevlana üzerine, 1956)
Kökler ve Dallar (1964)
Emzikler (1964)
Dualar ve Aminler (1967)
Aynalarda Kalan (1969)
Bütün Eserleri (1975-1977)
Rubaiyyat-ı Ârif (rubailer, 1956)
Kıbrıs Rubaileri (rubailer, 1964, 1967)
Nisan (rubailer, 1964)
Kova Burcu (rubailer, 1967)
Avrupa’dan Rubailer (1969)
Şiirler (Ahmet Kabaklı derledi, 1971)
Bütün Eserleri (1975-1977, Ötüken Yayınları)
DÜZYAZI:
Kanatlar ve Gagalar (özdeyişler, 1946)
Enikli Kapı (makaleleri, 1964)
ŞiiR:
Heykeltıraş (1924)
Yastığımın Rüyası (1930)
Ayetler (1936)
Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor (1946)
Kubbe-i Hadrâ (Mevlana üzerine, 1956)
Kökler ve Dallar (1964)
Emzikler (1964)
Dualar ve Aminler (1967)
Aynalarda Kalan (1969)
Bütün Eserleri (1975-1977)
Rubaiyyat-ı Ârif (rubailer, 1956)
Kıbrıs Rubaileri (rubailer, 1964, 1967)
Nisan (rubailer, 1964)
Kova Burcu (rubailer, 1967)
Avrupa’dan Rubailer (1969)
Şiirler (Ahmet Kabaklı derledi, 1971)
Bütün Eserleri (1975-1977, Ötüken Yayınları)
DÜZYAZI:
Kanatlar ve Gagalar (özdeyişler, 1946)
Enikli Kapı (makaleleri, 1964)
Varsın biraz da yollar çeksin benim cefamı
Artık verin çocuklar, artık verin asamı!.
Bir başka kainata, bir başka yurda yol var;
Siz örtünün garipler siz örtünün abamı!
Yorgun düşüp uzandım altında asumanın;
Gölgende buldum ey dal bir anne ihtimamı.
Şahane manzaraydı dünya sınırlarında
Bir kubbenin rükuu, bir zirvenin kıyamı.
Yükseklerinde ömrün dağlar, sular kovuklar:
Yükseklerin diliyle tekrar edin nidamı!
Dağlar lisana geldi, gökler lisana geldi;
Şerh oldu Mesneviden yıldız
Şerh oldu Mesneviden yıldızların kelamı.
Şeffaf mavinizden abdest alıp el açtım
Artık yakındayım, ey gökler, duyun duamı!
ARiF NiHAT ASYA.
Artık verin çocuklar, artık verin asamı!.
Bir başka kainata, bir başka yurda yol var;
Siz örtünün garipler siz örtünün abamı!
Yorgun düşüp uzandım altında asumanın;
Gölgende buldum ey dal bir anne ihtimamı.
Şahane manzaraydı dünya sınırlarında
Bir kubbenin rükuu, bir zirvenin kıyamı.
Yükseklerinde ömrün dağlar, sular kovuklar:
Yükseklerin diliyle tekrar edin nidamı!
Dağlar lisana geldi, gökler lisana geldi;
Şerh oldu Mesneviden yıldız
Şerh oldu Mesneviden yıldızların kelamı.
Şeffaf mavinizden abdest alıp el açtım
Artık yakındayım, ey gökler, duyun duamı!
ARiF NiHAT ASYA.
Elsizlere el,dilsizlere dil ver yeniden,
Lütfet,bize bin şanlı nesil ver yeniden,
Dünyayı alıp avcuna bir gün Tanrım,
Avcunda bu dünyaya şekil ver yeniden.
ARiF NiHAT ASYA.
Lütfet,bize bin şanlı nesil ver yeniden,
Dünyayı alıp avcuna bir gün Tanrım,
Avcunda bu dünyaya şekil ver yeniden.
ARiF NiHAT ASYA.
Türküm müjdeydi ülkeye
Gezdim söyleye söyleye
Bir gün söylemedim diye
Türküm beni tanımadı
Onlar bacım,onlar ağam
Onlardır sevincim tasam
Ahmet'im, Mehmet'im, suna'm
Güllü'm beni tanımadı
Elimde doğmuş kuzular
Bir gün benden soğudular
Sordum ne oldunuz ne var
Sürüm beni tanımadı
Daha dün sözleştik şurda
Düğün hazırladım Yurda
Eller beni tanıdı da
Sözlüm beni tanımadı
Yine sizinleyim dedim
Nasılsam öyleyim dedim
Çıkıp ta söyleyim dedim
Karım beni tanımadı
Hırpalanmak ne kelime
Didik didik lime lime
Götürülürken ölüme
Ölüm beni tanımadı
ARiF NiHAT ASYA.
Gezdim söyleye söyleye
Bir gün söylemedim diye
Türküm beni tanımadı
Onlar bacım,onlar ağam
Onlardır sevincim tasam
Ahmet'im, Mehmet'im, suna'm
Güllü'm beni tanımadı
Elimde doğmuş kuzular
Bir gün benden soğudular
Sordum ne oldunuz ne var
Sürüm beni tanımadı
Daha dün sözleştik şurda
Düğün hazırladım Yurda
Eller beni tanıdı da
Sözlüm beni tanımadı
Yine sizinleyim dedim
Nasılsam öyleyim dedim
Çıkıp ta söyleyim dedim
Karım beni tanımadı
Hırpalanmak ne kelime
Didik didik lime lime
Götürülürken ölüme
Ölüm beni tanımadı
ARiF NiHAT ASYA.
Sana vermiş veren sulardan ses
Sana vermiş veren şiirden dil...
Yaratılmışsın ayrı topraktan...
Hamurun,toprağın bizimki değil!
Saçların var,ki başka türlü sarı
Gözlerin var,ki başka türlü yeşil
Yarı olmuş vücudun üstünde
Ne güzel şey çocuk yüzün ,çil çil!
Bu köpükler,bu dalgalar,bu güneş...
Hepsi birden diyor:'Geliş,serpil!'
Nefesin var,ki başka türlü sıcak
Gözlerin var,ki başka türlü yeşil
ARiF NiHAT ASYA.
Sana vermiş veren şiirden dil...
Yaratılmışsın ayrı topraktan...
Hamurun,toprağın bizimki değil!
Saçların var,ki başka türlü sarı
Gözlerin var,ki başka türlü yeşil
Yarı olmuş vücudun üstünde
Ne güzel şey çocuk yüzün ,çil çil!
Bu köpükler,bu dalgalar,bu güneş...
Hepsi birden diyor:'Geliş,serpil!'
Nefesin var,ki başka türlü sıcak
Gözlerin var,ki başka türlü yeşil
ARiF NiHAT ASYA.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar