bugün
- kadın olmanın avantajları13
- kadın sürücü görünce yapılması gerekenler9
- türkiye'ye geldim10
- askerde 200 metre atışı yapmak11
- bir bayan yazarın erkek yazarla kavga etmesi10
- kadıköy solcusu4
- sarhoşken yapılmış en aptalca şey6
- trans kadın çekiciliği5
- nervio20
- her şeyi açıklayan en kısa cümle6
- sevişirken mastürbasyon yaptığını hayal etmek3
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı2
- geceye bir şarkı bırak4
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- her kıza yazan erkek3
- kurtar bizi müsavat16
- kedi sidiği kokmak5
- tekne turu yapmak2
- alevi kızların alev alev yanması13
- frankyfourfingers2
- sözlükte kafa açıcı başlık olmaması9
- kadınları anlamak3
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı3
- aleksey batrakov5
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler9
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı25
- mehdi türkiye de3
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması2
- zayıflama çayına inanan insan2
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi10
- şişman insanlardan tiksinmek2
- tanrı vs şeytan3
- ben uyuyacağım sözlük2
- mabel matiz3
- ellerim bos gonlum hos10
- devran dönecek8
- karıncayiyen beslemek2
- marmara üniversitesi göztepe kampüsü3
- hiç olmayacak bir insana aşık olmak4
- johnny depp olmak isterken kral abdullah olmak2
- wilfried singo3
- sevgilinizin vajinasını yalar mısınız7
- çü be3
- güç zehirlenmesi yaşamamak için yapılması gereken7
- ahmet baran yazgan10
- sanatsepeti2
- neden tüm iyi fikirler tuvallette akla gelir4
- korkusuz korkak filmindeki herif3
- kolonya kültürünün yok olması2
- okan buruk12
Johnny Depp'in oynayıp jim jarmusch'un yönettiği, içerisinde iggy pop'u kısa bir süre görebileceğiniz beyaz adam ve Kızılderili adam ilişkisine göndermeler yapan zor izlenir çok keyif alınır film.
johnny depp, william blake'i oynar. filmin en hoş repliği de yine bir blake şiirinden gelir:
some are born to sweet delight,
some are born to endless night.
some are born to sweet delight,
some are born to endless night.
Kendi tarzını ortaya koymuş bağımsız yönetmen Jim Jarmusch'dan yine özgün bir film.
Siyah-beyaz olarak çekilen film; kızılderelilerin aziz, beyaz adamların suçlu olduğu bir dünyada geçiyor. Filmin genelinnin de western koktuğunu da hatırlatayım.
Filmin olay örgüsü de şöyle; William Blake yeni bir hayata başlamak amacıyla geldiği kasabada bir cinayete karışır ve de burada ciddi bir yara alır. Filmin genelini Blake ölümle yaşam arasında giderek baygın bir şekilde ilerliyor. Blake'in bir kızıldreliyle karşılaşmasıyla ölü adamın yolculuğu başlıyor. Bu tarz filmde oyuncunun performansı çok önemki çünkü izleyinin onun bir bakışından bile farklı anlamlar çıkarabileceği bir film. Depp de harika bir peformonsla Jarmusch'un anlatmak istediklerini izleyiciye anlatmasında aracı olmuş. William Blake hikayenin ilerleyen bölümlerinde masum yapısından kurtulur ve kendisini bulur. Bir başka deyişle William Blakein yaşamdan ölüme geçişini görürüz.
Filmin bütününe şiirsellik hakim. Bir başka deyişle Dead Man için varoluşu anlatan bir yapım olarak da tanımlayabiliriz.
"Her gece ve her sabah, doğar bazıları acıya. Her sabah ve her gece doğar bazıları tatlı hazza. Doğar bazıları sonsuz geceye..."
"Kalbinin yanında beyaz adamın metali var. Kesip çıkarmaya çalıştım, ama çok derinde. Bıçak kalbini kesebilir ve ruhunu özgürleştirebilir. Aptal beyaz adam..."
"Birbirine benzer şeyler, doğada birbirine benzemek için büyür ve konuşan kayalar uzun süre güneşe bakarak uzandılar. Bazıları onların şimşekle birlikte indiklerine inanıyor ama ben yerde olduklarına ve aşağı doğru fırlatıldıklarına inanıyorum."
"Pencereden dışarı bak. Bu sana sandalda olduğun zamanı anımsatmadı mı? Ve sonra o gece, uzanmış tavana bakıyordun, kafandaki su manzaradan farklı değildi, kendi kendine düşünüyorsun. Nasıl oluyor da manzara akıp giderken sandal hareketsiz kalıyor."
Siyah-beyaz olarak çekilen film; kızılderelilerin aziz, beyaz adamların suçlu olduğu bir dünyada geçiyor. Filmin genelinnin de western koktuğunu da hatırlatayım.
Filmin olay örgüsü de şöyle; William Blake yeni bir hayata başlamak amacıyla geldiği kasabada bir cinayete karışır ve de burada ciddi bir yara alır. Filmin genelini Blake ölümle yaşam arasında giderek baygın bir şekilde ilerliyor. Blake'in bir kızıldreliyle karşılaşmasıyla ölü adamın yolculuğu başlıyor. Bu tarz filmde oyuncunun performansı çok önemki çünkü izleyinin onun bir bakışından bile farklı anlamlar çıkarabileceği bir film. Depp de harika bir peformonsla Jarmusch'un anlatmak istediklerini izleyiciye anlatmasında aracı olmuş. William Blake hikayenin ilerleyen bölümlerinde masum yapısından kurtulur ve kendisini bulur. Bir başka deyişle William Blakein yaşamdan ölüme geçişini görürüz.
Filmin bütününe şiirsellik hakim. Bir başka deyişle Dead Man için varoluşu anlatan bir yapım olarak da tanımlayabiliriz.
"Her gece ve her sabah, doğar bazıları acıya. Her sabah ve her gece doğar bazıları tatlı hazza. Doğar bazıları sonsuz geceye..."
"Kalbinin yanında beyaz adamın metali var. Kesip çıkarmaya çalıştım, ama çok derinde. Bıçak kalbini kesebilir ve ruhunu özgürleştirebilir. Aptal beyaz adam..."
"Birbirine benzer şeyler, doğada birbirine benzemek için büyür ve konuşan kayalar uzun süre güneşe bakarak uzandılar. Bazıları onların şimşekle birlikte indiklerine inanıyor ama ben yerde olduklarına ve aşağı doğru fırlatıldıklarına inanıyorum."
"Pencereden dışarı bak. Bu sana sandalda olduğun zamanı anımsatmadı mı? Ve sonra o gece, uzanmış tavana bakıyordun, kafandaki su manzaradan farklı değildi, kendi kendine düşünüyorsun. Nasıl oluyor da manzara akıp giderken sandal hareketsiz kalıyor."
nobody i canlandıran gary farmer ın surukledigi, siyah beyaz cekilmiş jim jarmusch filmi. film boyunca sadece tek bir melodi eslik eder ki bu neil young a aittir. iggy pop gibi john hurt u de izlemek keyif vericidir tabii.
başından sonuna kadar işkence gibi filmdir, ne sonu vardır ne başı, ne de olay örgüsü.
son sahneleri "nasıl yani" dedirtebilir.--yanlış anlaşılmasın beklenmeyen son manasında değil anlam verememe manasında.--
sıkabilir, hatta sinemaya pek ilgi duymayan arkadaşlarla izlenirse araya horultular karışabilir. bir de kağıttan güller vardı sanırım. --origami gibin puşt gibin bi' şey. -- spoiler değil bu canım korkmayın, kızmayın.--öyle mi lan yoksa?-
sonuç olarak gözü dört açıp, sahneleri kaçırılmadan izlenmelidir bana göre. güzel. evet.
sıkabilir, hatta sinemaya pek ilgi duymayan arkadaşlarla izlenirse araya horultular karışabilir. bir de kağıttan güller vardı sanırım. --origami gibin puşt gibin bi' şey. -- spoiler değil bu canım korkmayın, kızmayın.--öyle mi lan yoksa?-
sonuç olarak gözü dört açıp, sahneleri kaçırılmadan izlenmelidir bana göre. güzel. evet.
filmde nobody'i oynayan kızılderili, jim jarmusch'un daha sonradan yönettiği ghost dog filminde de bir sahnede karşımıza çıkar ve "stupid white man" repliğini bu filmde de kullanır.
ilk başta sıkıcı gelse de(tek seferde izleyemedim maalesef), olayların akışından ziyade mükemmel görüntülere, filmle çok uyumlu müziğe, ustaca yerleştirilmiş ayrıntılara dikkat edildiğinde çok keyif alınan film. nobody rolündeki kızılderilinin birkaç kez söylediği dizeler william blake'in auguries of innocence şiirine aittir. bu karakteri beyazlarla ilişkisi, verdiği öğütler açısından carlos castaneda'nın don juan'ına da bayağı benzettim, beyaz adama akıl veren bilge kızılderili konseptinin haricinde bir gönderme vardır belki.
--spoiler--
filmdeki en beğendiğim repliği yazmadan geçemeyecem, nobody silahı william blake'e verirken şöyle der:
"That weapon will replace your tongue. You will learn to speak through it. And your poetry will now be written with blood."
ayrıca filmden kafama takılan bir hususu da yazayım. sonlara doğru william blake, nobody ile tekrar karşılaştığında geçtikleri orman acaba california'daki meşhur kızılçam ormanı olabilir mi? ağaçlar büyüklük açısından kızıl çam olabilir gibi duruyor, sonunda okyanusa ulaştıklarından california'dan geçmiş olmaları da mümkün. biraz araştırdıysam da bu konuda herhangi bir şey bulamadım, bilen biri açıklık getirirse sevinirim.
--spoiler--
--spoiler--
filmdeki en beğendiğim repliği yazmadan geçemeyecem, nobody silahı william blake'e verirken şöyle der:
"That weapon will replace your tongue. You will learn to speak through it. And your poetry will now be written with blood."
ayrıca filmden kafama takılan bir hususu da yazayım. sonlara doğru william blake, nobody ile tekrar karşılaştığında geçtikleri orman acaba california'daki meşhur kızılçam ormanı olabilir mi? ağaçlar büyüklük açısından kızıl çam olabilir gibi duruyor, sonunda okyanusa ulaştıklarından california'dan geçmiş olmaları da mümkün. biraz araştırdıysam da bu konuda herhangi bir şey bulamadım, bilen biri açıklık getirirse sevinirim.
--spoiler--
Johnny depp'in oynadığı jim jarmusch filmi. Dram Western tarzındaki film, bir adamın iş için geldiği bir kasabada,tesadüf eseri karıştığı bir suçla, yaralanışı ve bir kızılderili ile çıktığı yol hikayesidir. Kendisi bir ölüm yolculuğunun yanı sıra, bir iç yolculuğa çıkmıştır. Film bağımsız sinema sevenlerin keyif alacağı,güzel bir filmdir.
"Every night and every morn
Some to misery are born.
Every morn and every night
Some are born to sweet delight.
Some are born to sweet delight,
Some are born to endless night."
içinde mükemmel sahnelerin ve monologların bulunduğu, jim jarmusch filmi... hele "nobody" nın öyküsünü anlattığı bir monolog var ki, sinema tarihindeki en iyi monologlardan birisidir... (bkz: gary farmer) *
ayrıntılara boğulmuş bir film, gerçekçilikle yoğrulmuş, nihilist duygularla pişirilmiş... johhny depp in oynadığı en iyi karakterlerden birisi, "william blake"...
--spoiler--
-are u william blake
+yes i am... do you read my poetry?
--spoiler--
--spoiler--
-do you have any tobacco?
+i dont smoke
--spoiler--
ayrıca filmin sountrack i de ustaca hazırlanmış, her dinlendiğinde, filmi yeniden yaşatıyor insana; öyle ki bu filme başka türlü bir müzik yakışmazdı diyor insan...
Some to misery are born.
Every morn and every night
Some are born to sweet delight.
Some are born to sweet delight,
Some are born to endless night."
içinde mükemmel sahnelerin ve monologların bulunduğu, jim jarmusch filmi... hele "nobody" nın öyküsünü anlattığı bir monolog var ki, sinema tarihindeki en iyi monologlardan birisidir... (bkz: gary farmer) *
ayrıntılara boğulmuş bir film, gerçekçilikle yoğrulmuş, nihilist duygularla pişirilmiş... johhny depp in oynadığı en iyi karakterlerden birisi, "william blake"...
--spoiler--
-are u william blake
+yes i am... do you read my poetry?
--spoiler--
--spoiler--
-do you have any tobacco?
+i dont smoke
--spoiler--
ayrıca filmin sountrack i de ustaca hazırlanmış, her dinlendiğinde, filmi yeniden yaşatıyor insana; öyle ki bu filme başka türlü bir müzik yakışmazdı diyor insan...
sevmek için nedeni bol olan film.
filmin içinde, dışında, ötesinde, berisinde, herhangi bir karesinde johnny depp'in olması yeterli. e bir de müzikleri neil young yapınca..
john hurt'e saygısızlık olmasın lakin, adını görünce johnny cash'ten hurt'u anmamak olmazdı herhal. aynı isimli bir pearl jam şarkısının da mevcut olduğunu hatırlatmakta yarar var tabi.
===
--spoiler--
her şey thel'in blake için ölmesiyle başladı..
--spoiler--
===
filmin içinde, dışında, ötesinde, berisinde, herhangi bir karesinde johnny depp'in olması yeterli. e bir de müzikleri neil young yapınca..
john hurt'e saygısızlık olmasın lakin, adını görünce johnny cash'ten hurt'u anmamak olmazdı herhal. aynı isimli bir pearl jam şarkısının da mevcut olduğunu hatırlatmakta yarar var tabi.
===
--spoiler--
her şey thel'in blake için ölmesiyle başladı..
--spoiler--
===
müzikleri ve ilginç yerli nobodynin felsefi sözlerine hayran kaldığım film.
johnny depp'in ölü ceylana sarılarak yattığı sahne unutulmazdır. iyi ve farklı bir film izlemek isteyenler kaçırmamalıdır.
çok güzel bir "jars of clay" parçasıdır. Sözleri şöyledir:
--spoiler--
January 1, I've got a lot of things on my mind
I'm looking at my body through a new spy satellite
Try to lift a finger, but I don't think I can make the call
So tell me if I move, 'cause I don't feel anything at all
So Carry Me,
I'm just a dead man
Lying on the carpet
Can't find a heartbeat
Make me breathe,
I want to be a new man
Tired of the old one
Out with the old plan
I woke up from a dream about an empty funeral
But is was better than the party full of people I don't really know
They've got hearts to break and burn
Dirty hands to feel the earth
There's something in my veins,
But I can't seem to make it work... won't work
So Carry Me,
I'm just a dead man
Lying on the carpet
Can't find a heartbeat
Make me breathe,
I want to be a new man
Tired of the old one
Out with the old plan
Can you find a beat inside of me?
Any pulse?
Getting worse?
Any pulse?
Getting worse?
Inside of me, can you find a beat?
Carry Me,
I'm just a dead man
Lying on the carpet
Can't find a heartbeat
Make me breathe,
I want to be a new man
Tired of the old one
Out with the old plan [2x]
--spoiler--
--spoiler--
January 1, I've got a lot of things on my mind
I'm looking at my body through a new spy satellite
Try to lift a finger, but I don't think I can make the call
So tell me if I move, 'cause I don't feel anything at all
So Carry Me,
I'm just a dead man
Lying on the carpet
Can't find a heartbeat
Make me breathe,
I want to be a new man
Tired of the old one
Out with the old plan
I woke up from a dream about an empty funeral
But is was better than the party full of people I don't really know
They've got hearts to break and burn
Dirty hands to feel the earth
There's something in my veins,
But I can't seem to make it work... won't work
So Carry Me,
I'm just a dead man
Lying on the carpet
Can't find a heartbeat
Make me breathe,
I want to be a new man
Tired of the old one
Out with the old plan
Can you find a beat inside of me?
Any pulse?
Getting worse?
Any pulse?
Getting worse?
Inside of me, can you find a beat?
Carry Me,
I'm just a dead man
Lying on the carpet
Can't find a heartbeat
Make me breathe,
I want to be a new man
Tired of the old one
Out with the old plan [2x]
--spoiler--
Bu filme asla Western denmez. Western ile yakından veya uzaktan alakası yok filmin. Gelelim filmin nasıl olduğuna. Filmi hiç ama hiç beğenmedim. Bir kere belli bir senaryo üzerinden gitmiyor film. Çeşitli ve imgeler vardı ancak senaryo üzerinden olmalı bunlar. iyi bir senaryosu olmayan filmin benim gözümde fazla bir değeri yok açıkçası. Bir de film yavaş yavaş ilerleyince tam bir ölü adam gibi izledim filmi. Sernaryosu iyi olur ancak işleyişi yavaş olur o zaman sonuna kadar izlenir zevkle. Ancak böyle saçma bir işleyiş olamaz, bu film olmamış. Johnny Depp güzel oynamış deyip bitirebilirim sadece. Lâkin müziği ve kurgusu da az buçuk iyi sayılırdı.
Fazla bir yorum yapmayacağım beğeneni bol çünkü üzerinde fazla oynamaya gerek yok. Ama ben beğenmedim net olarak.
Fazla bir yorum yapmayacağım beğeneni bol çünkü üzerinde fazla oynamaya gerek yok. Ama ben beğenmedim net olarak.
pek fazla diyalog olmasa da sıkılmadan izlediğim sayılı siyah beyaz filmler arasına girmeyi başardı. gerçekten william blake ve nobody'nin yanında üçüncü bir kişiymiş gibi izledim filmi. bu arada filmde thel isimli kadını canlandıran mili avital'e aşık oldum sanırım.
1995 yapımı 121 dakikalık dram/fantastik/vestern kategorili, jim jarmusch'un en güzel filmi. imdb notu 7.7 görsel
--dikkat burdan sonrası spoiler olabilir--
En beğendiğim sahnelerden biri; 3 yabancı william blake'i aralarına alıp şapkasına/üstüne başına ve saçlarına dokunarak konuşurlar. Saçlarının yumuşak olduğunu görünce sorarlar.
-saçların nasıl bu kadar yumuşacık? Bir kızınki gibi yumuşak, benimki saman sapı gibi! Bunu nasıl Başarıyorsun?
+sanırım sadece şanslıyım..
Ve william'a sürekli sorulan şu soruya bayılıyorum.
-do you have any tobacco?
+i don't smoke.
--dikkat burdan sonrası spoiler olabilir--
En beğendiğim sahnelerden biri; 3 yabancı william blake'i aralarına alıp şapkasına/üstüne başına ve saçlarına dokunarak konuşurlar. Saçlarının yumuşak olduğunu görünce sorarlar.
-saçların nasıl bu kadar yumuşacık? Bir kızınki gibi yumuşak, benimki saman sapı gibi! Bunu nasıl Başarıyorsun?
+sanırım sadece şanslıyım..
Ve william'a sürekli sorulan şu soruya bayılıyorum.
-do you have any tobacco?
+i don't smoke.
Akşam akşam aniden aklıma düştü, baya güzel film.
"... Some are born to the endless night..."
"... Some are born to the endless night..."
ömrümde ilk defa bir filmin yarısında çıktım. Salonun yarısı koşarak sinemadan uzaklasiyordu kendine gelmek için.
tamamı siyah beyaz olan, filozof nitelikli bir kızılderili ve kaçak bir beyaz adamın yolculuğunu anlatan kaliteli film.
Jim Jarmusch'un efsane filmlerinden biridir. Hayalet kopek ilk sirada geliyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar