bugün

/636
aşk acıtıyor.
aşk geçici.

Edit: aşk ateist´iyim. Aşk var ama ben inanmiyorum.
Elif şafak'ın elime aldığımda bırakmak istemediğim kitabı.
Kitapta şems o kadar güzel bi şekilde ele alınmış ve anlatılmış ki neden daha önce şemsi araştırmadım yada neden etrafımda öyle birisi yok hissine kapılmıştım. Çok etkilemişti beni bu karakter.
ve aşk sahi aşk neydi? Mevlanadaki Şems'mi? Elladaki aziz mi? yoksa ilahi aşk mı?
Kitabın sonunda ki kırkıncı kural ise bence kitabın özetiydi.

Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma!Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk'ın hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde..
alkole en fazla ihtiyacınız olduğu anda, söz verdiğiniz için alkol tüketmemektir.
aşk denen çiçeğin gümresi paradır. *
insan vücudundaki tüm dengeyi bozan bağımlılık yaratan bütün duyguları dorukta yaşatan çok sık görülen hastalık.
aşk bana tekrar gelmezse ruhunu kaybetmiş gibi olacağım ve saçmalamaya başlayacağım..işte bundan korkuyorum..bihter gibi mutsuz olup saçmalamaya başlamaktan, ruhumu kaybetmekten korkuyorum..aniden gelip kalbimi tekrar ısıtsın diye dua ediyorum.
bir yerde okumuştum, eğer 'o aramassa ben de aramam' demektir aşk diyordu. ben de ekliyorum: 'o aramassa ben de aramam' demek ama her defasında da aramaktır aşk.
aşk, karşıdakini bulunmaz hint kumaşı sanmanla, sersemin teki olduğunu anlaman arasında geçen zamandır.
kışıma yorgan olan.
tanım yapmaktan tiksinmişimdir aşk denilince. tam karşılayan duygu bu evet. tiksinmek, belki biraz da nefret.
yok aşk dalın rüzgara vurulmasıymış hede höde. basit şeyler bunlar hem de aşkın tüm ciddiyetine rağmen. basit insanlar bir tanım yapar aşk için. bazıları da yaşar ya da arzular. bu kadar.
üç harfli yalnızlık.
Aşk: beynin bedenden ayrılmasıdır.
çiçeğin yalancı bahara aldanmasıdır,açması gereken mevsimde açamamasıdır...tamamen bir yanılsamadır aşk...
"aşk da yoruyor şimdi
ama geçer bu duygu sabaha.."
yeniden...
şey bu şey?! şey işte aslında her şey ama hiçbir şey.
tekamül basamaklarının aşılması için çekilmesi gereken çiledir.ancak usulunce çekilmezse(susulması gereken yerde konuşulur,konuşulması gereken yerde susulur ise) insanı pişirmeden yakar ve tekamül geriye sarar.
"ateşten bir nehri mumdan kayıklarla geçmek"tir. *
var olup sürekli yokluğuna alıştırılandır.
delilik, körlük, sağırlık halinin bir arada olması durumu; ama hastalık değil. gönüllü sonsuz teslimiyet.
yüksek doz alsak da mutlu ölmemizi sağlamayan şey.

mutlu ölmek ne demek şimdi ona takıldı kafam. kaç kere ölmüştüm ki? tamam hatırladım, beni sevmediğini düşündüğüm her nefes alışımda.
tersi kşa diye okunabilir. * * *
aşk bile bile tutsaklıktır.. (bkz: privacy)
aylar sonra ilk defa karşılaşmışsınızdır. önce benzettiğinizi düşünür sonra inanamazsanız o olduğuna. bu kadarı sadece türk filmlerinde olur ya hani, öyle inanmışsınızdır ya hani...

gülümsemekle gülümsememek arasındayken,size hep hissettirdiği araftayken, dolan gözlerinize engel olmaya çalışırken, yutkunmakta zorluk çekerken bir anda çıkıverir ağzınızdan merhaba. nasıl olduğunuzu sorar. cevabını bilmediğiniz,bilemediğiniz.

iiyim demeyi alışkanlık haline getiren o ağızdan bilmiyorum kelimesi çıkar. sonra aynı ses içinizde yankılanır "nasıl olduğumu bilmiyorum". gidişi, ondan sonra yaşadığınız hayat, ondan nefret ettiğiniz anlar, özlediğiniz zamanlar... hepsini bir çırpıda hatırlarsınz unuttuğunuza inandırmışken kendinizi.

doğru olduğuna inandırdığım her şeyi unut der. şaşırır anlamazsınız önce. kafanızı önünüze eğip düşünürsünüz. doğrular... doğrularımız..
sahi neydi onlar? özlemek, güvenmek, bağlanmak, en önemlisi de çok sevmek yok. kimsenin sana ait olduğuna ve senin birilerine ait olabileceğine inanamak yok. bunlar ne kadar azsa hayat o kadar acısız. bunlar ne kadar yoksa sen o kadar özgürsün bu dünyada ve dünya o zaman çok daha büyük. yıllar önce durmadan doğru olduğuna inandırıldıklarını unutman istenir senden. ondan öğreneceğin son şey öğrendiklerini unutman gerektiğidir. unut onları tekrar eski sen ol der. neden ister böyle bir şeyi bu kadar zaman sonra sizden. sebebini soramazsınız. kim öğretmişti acaba ona bunları. saçmadır ama kıskınırsınız o'nu. tıpkı şimdi yanlış dediği doğruları öğreten o'nu kıskandığınız gibi.

biliyor musun diye başlarsınız konuşmaya o sorudan cesaret alır gibi. onun bilmediği her şeyden cesaret aldığınızı hissedersiniz bir an.
biliyor musun senden sonra her ağladığımda aklıma sen geldin. dizimi bi yere çarptığımda, annemle tartıştığımda, hayat ters gittiğinde, birini kaybettiğimde,tanrıdan bir şey dilediğimde, senden sonra aşık olduğumu düşündüğüm insan tarafından incitildiğimde,... her seferinde aklıma gelen ilk şey sen oldun. bazen işkence gibi geldi bu, bazen içimde umutlar yeşermesine sebep oldu, bazen ise sadece pişmanlıktan ibaretti benim için. pişmanlık... neden birinin yaptığı bi şey için ağlanırken başka biri hatırlanır? aşktan mı?

cevabı bu başlıkta var mıdır? bilemedim şimdi ben. aşk dediğimiz şey canımızı acıtan insanları hayatımızda tutma çabası mıdır? türlü tanımını yaparken aşkın, olmadığına inanır mı insan bir gecede? ya da ne bileyim hep geçmişte aramak mıdır geri getiremeyeceğini bildiğin için. sana ait ama onda olanları geri istemek midir?

koşmak değil sadece yürümek midir? bazen ona doğru bazen ise sırtını dönerek yürümek midir? sadece yürümek...
hüzünlü bir şarkıda sigara yaktıran duygu kümesi.
© copyright 2005 - 2026