bugün
- sözlükte en az sevdiğiniz yazar12
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı23
- mucizelere inanıyor musunuz6
- tai lung43
- cinlerin insanlarla ilişkiye girmesi8
- büyü yapan sözlük yazarları9
- baba parasıyla artistlik yapmak5
- sözlükte feyk hesabı olan yazarlar4
- nervio6
- en fazla cinsel suçun işlendiği ülkeler18
- başakşehir'in galatasaray'a hep yatması6
- türk kızları keko erkek mi seviyor12
- instagram da bazı fotoğrafların büyümemesi3
- ruhi çenet3
- askerde yaşanılan zorluklar6
- salça yapan sözlük kızı10
- kendini eleştirebilen insan7
- sözlükte kavga oluyor hissi4
- enayimiknatisii21
- büyü yaparken etik kurallar nelerdir5
- victor osimhen9
- dünyayı kimler yönetiyor2
- sözlükteki gollumlar3
- şeytan'ın ağır işsiz olması4
- gökten çikolata yağması2
- popülerlik büyüsü2
- sibel can'ın kilo alıp verdiği dönem4
- çağlar söyüncü2
- sözlüğe kombin atan erkeğin asıl amacı12
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi28
- gollum3
- sözlüğün en taşaklı kadını4
- deizm ateizme giden yolun kavşağıdır2
- melih gökçek16
- claudian clouds6
- kpss'ye gireceklerin şu anda sözlükte takılması2
- cin mısır2
- kravatlı yobaz2
- hangi yazar hangi yazara4
- türkiye14
- dinlerin uydurma olduğu gerçeği11
- kinoa çorbası4
- görgüsüz insan modeli2
- izmirbeyefendisi6
- lise mezunu olup ateist olan tip8
- sevgilim var8
- fırında yoğurt mayalama2
- evde yoğurt yapabilen erkek2
- sözlük erkeklerinin kombinleri9
- sevgi ihtiyacını 31 çekerek karşılamak11
biriktirdiğin tüm paranın eriyip gitmesidir.fakat yakalanmamak elde değildir çok güzel bir duygu.
Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan,
önce kendine borçlusun bunları.
Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değil.
"Sen kendini sevdiğin hâlde dünya sana diken yolladı mı, sevin.
Yakında gül yollayacak demektir."*
önce kendine borçlusun bunları.
Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değil.
"Sen kendini sevdiğin hâlde dünya sana diken yolladı mı, sevin.
Yakında gül yollayacak demektir."*
Olsa bir dert olmasa bir dert unutsan bir dert unutmasan bir dert ne yapsan ne etsen iki ucu B*klu deynek.
her şeye rağmen,artık seninle olmadığını bilsen de gözlerine baktığın an heycanlandığın,
içine anlamsız bir nefesin tıkıldığı,
ellerini titrediğini hissedip gizlemeye çalıştığın
ve bütün bunları içine bastırdığın sıkıntılı ama bır yandan da kendince aşk la güzel anları yaşatan kimse.
içine anlamsız bir nefesin tıkıldığı,
ellerini titrediğini hissedip gizlemeye çalıştığın
ve bütün bunları içine bastırdığın sıkıntılı ama bır yandan da kendince aşk la güzel anları yaşatan kimse.
3 harfliler arasında en çarpıcısıdır aşk denen illet.
gelmesini istemiyorsan 3 harfli diyeceksin, ha gelsin diyorsan aşk,aşk,aşk nerdesin diye inleyeceksin,
dünyanın kaç bucak olduğunu göreceksin. bu 3 harfli insanlıktan güçlü, insana istediği herşeyi yaptırır.
iddaya varım!
gelmesini istemiyorsan 3 harfli diyeceksin, ha gelsin diyorsan aşk,aşk,aşk nerdesin diye inleyeceksin,
dünyanın kaç bucak olduğunu göreceksin. bu 3 harfli insanlıktan güçlü, insana istediği herşeyi yaptırır.
iddaya varım!
yasal cinayet. bir aşkın sonunda biri mutlaka ölür...
hakkında bu kadar çok şey yazılıp, çiziliyorsa dünyadaki her insani etkilemiştir, etkileyecektir. vazgeçilmezdir.
Eğer...
Onu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz...
Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup
kalkıyorsanız gün boyu nedensiz...
Ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin...
Onunlayken pervaneleşen yelkovanlar, onsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir
akrep kadar hain...
Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, ondan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa ve o, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa...
Dünyanın en güzel yeri onun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter,
en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...
Hayat onunla güzel ve onsuz müptezelse...
Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, onun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...
Her şiirde anlatılan oysa...
Her filmin kahramanı o...
Her roman ondan söz ediyor, her çiçek onu açıyorsa...
Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa, iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...
Eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire onu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın o olduğunu adınız gibi biliyorsanız...
Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona o diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi ona yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke o anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...
Kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...
Özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...
Hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız...
Onsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse...
Ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse...
Gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep onun yüzü suyu hürmetine...
Uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...
Dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa...
Nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız...
Kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim...
Gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...
Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...
O halde bugün sizin gününüz!..
"Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.
Onu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz...
Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup
kalkıyorsanız gün boyu nedensiz...
Ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin...
Onunlayken pervaneleşen yelkovanlar, onsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir
akrep kadar hain...
Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, ondan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa ve o, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa...
Dünyanın en güzel yeri onun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter,
en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...
Hayat onunla güzel ve onsuz müptezelse...
Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, onun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...
Her şiirde anlatılan oysa...
Her filmin kahramanı o...
Her roman ondan söz ediyor, her çiçek onu açıyorsa...
Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa, iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...
Eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire onu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın o olduğunu adınız gibi biliyorsanız...
Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona o diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi ona yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke o anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...
Kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...
Özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...
Hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız...
Onsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse...
Ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse...
Gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep onun yüzü suyu hürmetine...
Uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...
Dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa...
Nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız...
Kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim...
Gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...
Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...
O halde bugün sizin gününüz!..
"Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.
(bkz: ya bi siktir git)
aşk ;
gözlerine değil de ona inanmaktır.
gözlerine değil de ona inanmaktır.
bir yerde okumuştum şöye yazıyordu:
Anne!!
O beni 'herhalde' sevmiş ama ben onu 'her halde' sevmiştim..
Sonra anlatılanlara baktım aşk bu dedim..
Anne!!
O beni 'herhalde' sevmiş ama ben onu 'her halde' sevmiştim..
Sonra anlatılanlara baktım aşk bu dedim..
gözü açık rüya görmektir.
sevdiğinden ayrıldıktan sonra çektiğin acıdır bazen aşk.
(#9414537).
insanın yaşayabileceği en güzel ve en kötü şeydir. Belirtisi aşırı adrenalin hormonu salgılanmasıdır.
olsa bir dert olmasa bir dert hesabıdır.
öyle de bir yalatır ki tükürdüğünü, kana kana içersin.
hem en güzel şey, hem en kötü;
hem doğum hem de ölüm. işte ondan eşsiz. ah ulan aşk ah.
hem doğum hem de ölüm. işte ondan eşsiz. ah ulan aşk ah.
insanın içinde şarkılar besteleme, şiirler yazdırma dürtüsüne sebeb olabilecek ama ifade edebilecek bir kelime bunamayacak duygudur.
(bkz: şu an olduğu gibi)
(bkz: şu an olduğu gibi)
en güzel tanımını geçen gün okudum... dublörün dilemması diye bir kitapta.. naıslsı? nasılsı...
aşk, hayalin çocuğu... hayal kırıklığının annesidir...
evet bu.. bir hayal doğurur.. bir ihtimal doğurur aşkı.. ve her aşk bir hayal kırıklığına gebedir..
ve aşk.. bir ihtimaldir.. aşık olan ihtilal kadar muhteşem olsun ister. ama aşk bir ihtimaldir yalnızca.
aşk, hayalin çocuğu... hayal kırıklığının annesidir...
evet bu.. bir hayal doğurur.. bir ihtimal doğurur aşkı.. ve her aşk bir hayal kırıklığına gebedir..
ve aşk.. bir ihtimaldir.. aşık olan ihtilal kadar muhteşem olsun ister. ama aşk bir ihtimaldir yalnızca.
aşk nedirki? aşk, ölümün inkarıdır, aşk hayat demektir, herşey onda... aşk; tanrı demektir. ölmek de aşkın ufacık bir parçası olan ben'im sonsuz ve büyük kaynağa geri dönmem demektir.
aşk acıtıyor.
aşk geçici.
Edit: aşk ateist´iyim. Aşk var ama ben inanmiyorum.
aşk geçici.
Edit: aşk ateist´iyim. Aşk var ama ben inanmiyorum.
Elif şafak'ın elime aldığımda bırakmak istemediğim kitabı.
Kitapta şems o kadar güzel bi şekilde ele alınmış ve anlatılmış ki neden daha önce şemsi araştırmadım yada neden etrafımda öyle birisi yok hissine kapılmıştım. Çok etkilemişti beni bu karakter.
ve aşk sahi aşk neydi? Mevlanadaki Şems'mi? Elladaki aziz mi? yoksa ilahi aşk mı?
Kitabın sonunda ki kırkıncı kural ise bence kitabın özetiydi.
Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma!Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk'ın hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde..
Kitapta şems o kadar güzel bi şekilde ele alınmış ve anlatılmış ki neden daha önce şemsi araştırmadım yada neden etrafımda öyle birisi yok hissine kapılmıştım. Çok etkilemişti beni bu karakter.
ve aşk sahi aşk neydi? Mevlanadaki Şems'mi? Elladaki aziz mi? yoksa ilahi aşk mı?
Kitabın sonunda ki kırkıncı kural ise bence kitabın özetiydi.
Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma!Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk'ın hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar