bugün
- gece gece akla düşen o yiyecek15
- odanın içine baykuş girmesi9
- sevgiliyle yapmayı en çok sevdiğiniz aktivite8
- sözlük kezoları7
- meyveli soda içen erkek7
- göbeği açık bırakıp göbek piercingi takmak3
- arkadaşlar biraz eğlenceye ne dersiniz9
- gece mutfakta pasta yapan yorgun mermi görmek5
- gece mutfaktan gelen kahkaha sesleri6
- yorgun mermi9
- erkeklerin biraz şey olması7
- arkadaşlar ben uyumaya gidiyorum5
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor8
- hiç ufak tefek mükremin olmaması4
- sözlükteki mendebur suratlılar6
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum8
- parmak patates vs elma dilim patates7
- sen debenim hat alarım'dan bir isiiiin6
- gece yatağın altından uzanan el5
- cinleri olan sözlük kızı5
- yeni parti39
- hogwarts cadılık büyücülük okuluna davet mektubu4
- havanın buz gibi olması4
- mutlu olunca her şeyin komik gelmesi5
- gece yatağın altından sözlük yazarı çıkması4
- soğan salatası6
- hoşlanılan kızın yeni partili çıkması2
- sürekli güler yüzle dolaşan tip7
- gece mezarda erkekle sevişen travesti görmek4
- cin mısır kabilesi5
- muhalefete muhaliflik yapmayın2
- gece duyulan kahkaha sesleri fobisi3
- devlet bahçeli'nin aslında iyi adam olması8
- iştahın kapanması7
- bir kilo patatesin 50 lira olması16
- yeni tanışılan biriyle cinsel seks yapmak2
- bir sözlük kızı için 400 km yol gitmek4
- mercimek çorbası4
- denizden çıkarken penisin şorttan belli olması7
- korku romanı yazmak3
- türkler barbar ve köpektir7
- nasıl bir sevgiliniz olmasını isterdiniz13
- bacağım ağrıyor yağmur yağacak5
- ölümlü bir erkekle evlenmek6
- nervio'nun aşkıma yanıt vermemesi5
- korkmuş bir sözlük kızını teselli etmek3
- türkçüsüyle kürtçüsüyle yeni parti'ye oy vereceğiz10
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz14
- ağlamak erkeğe yakışır mı9
- şaka maka yakışıklıyım lan sahiden2
18. yüzyıl divan edebiyatı şairlerindendir. divan şiirinin son güçlü temsilcisidir. hüsn ü aşk isimli mesnevisi ve bir de divan'ı vardır.
(bkz: hüsn ü aşk) (güzel aşk biraz daha öznel yorumumla aşkların en güzeli anlamına gelen ) adında ve bilmem kaç bin beyitlik şiirlerin bulunduğu ilahi aşkı anlatan kitabın şairidir..
şeyh galib 1757 yılında istanbul'da doğdu. kuvvetli bir tasavvuf eğitimi içinde yetişen babası, mevleviliğe ve melamiliğe bağlı şiirle de uğraşan, kültürlü bir kişiydi. şeyh galib'in dedesi mehmed efendi de mevlevi tarikatı aydınlarındandı. galib ilköğrenimini babasından gördü. hamdi adlı bir bilginden arapça dersi aldığı ve kendisine esad mahlasını veren süleyman neşet'ten de öğrenimi sırasında faydalandığı bilinmektedir. çok genç yaştayken güçlü bir şair ve geniş kültürlü bir aydın olarak tanındı.
ilk şiirlerinde esad mahlasını kullandı. bu adın başkalarınca benimsendiğini görerek galib adını kullanmaya başladı. her iki mahlası birlikte kullandığı görüldü. henüz 24 yaşındayken divan sahibi olan şair, 26 yaşlarında türk edebiyatında mesnevi türünün en başarılı örneklerinden biri sayılan "hüsnü aşk" adlı eserini tamamladı. bir yıl sonra konya'da mevlana dergahında çileye girdi, fakat ayrılığına dayanamayan babasının isteği üzerine çilesini tamamlamadan istanbul'a döndü.
yenikapı mevlevihanesinde yeniden çileye girdikten sonra hücreye çıktı. sütlüce'deki evinde, 1791 yılına kadar ilimle ve eser yazmakla uğraştı. bu tarihte galata mevlevihanesi şeyhliğine getirildi. sekiz yıl kadar süren dergah şeyhliği sırasında sultan üçüncü selim, valide sultan padişahın hemşiresi beyhan sultanın yakınları arasında yer aldı. bunun sonucu olarak sultan üçüncü selim ve valide sultan'da harap bir durumda olan dergahı ve kasımpaşa mevlevihanesini tamir ettirdi. 1799 yılında istanbul'da vefat eden şeyh galib'in mezarı galata mevlevihanesinin avlusundaki türbededir.
ilk şiirlerinde esad mahlasını kullandı. bu adın başkalarınca benimsendiğini görerek galib adını kullanmaya başladı. her iki mahlası birlikte kullandığı görüldü. henüz 24 yaşındayken divan sahibi olan şair, 26 yaşlarında türk edebiyatında mesnevi türünün en başarılı örneklerinden biri sayılan "hüsnü aşk" adlı eserini tamamladı. bir yıl sonra konya'da mevlana dergahında çileye girdi, fakat ayrılığına dayanamayan babasının isteği üzerine çilesini tamamlamadan istanbul'a döndü.
yenikapı mevlevihanesinde yeniden çileye girdikten sonra hücreye çıktı. sütlüce'deki evinde, 1791 yılına kadar ilimle ve eser yazmakla uğraştı. bu tarihte galata mevlevihanesi şeyhliğine getirildi. sekiz yıl kadar süren dergah şeyhliği sırasında sultan üçüncü selim, valide sultan padişahın hemşiresi beyhan sultanın yakınları arasında yer aldı. bunun sonucu olarak sultan üçüncü selim ve valide sultan'da harap bir durumda olan dergahı ve kasımpaşa mevlevihanesini tamir ettirdi. 1799 yılında istanbul'da vefat eden şeyh galib'in mezarı galata mevlevihanesinin avlusundaki türbededir.
hosca bak zatina kim zubde-i alemsin*
merdum-u dide-i ekvan olan ademsin sen
divaninda gecen bu beyti pek meshurdur. ucuncu bolumde tekrar edilen beyit olsa gerek...
merdum-u dide-i ekvan olan ademsin sen
divaninda gecen bu beyti pek meshurdur. ucuncu bolumde tekrar edilen beyit olsa gerek...
sebk-i hindi tabir edilen hint tarzini divan edebiyatinda en ustaca kullanan buyuk sair. divan sairlerinin kullanimini pek tasvip etmedigi bu tarzi ustaca kullanmis ve zirveye ulasmistir. baslatmis ve tuketmistir...
'Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen
Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen.'
mısralarının yazarı olan okunası kişi.
Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen.'
mısralarının yazarı olan okunası kişi.
Çok sevdiği arkadaşı, sırdaşı Esrar Dede'nin ölümü üzerine yazdığı şiir
Kan ağlasın bu dîde-i dürbârım ağlasın
Ansın benim o yâr-ı vefâdârım ağlasın
Çeşm ü dehân u ârız u ruhsârım ağlasın
Başdan başa bu cism-i siyehkârım ağlasın
Ağyârım ağlasın bana hem yârım ağlasın
Gûş eyleyen hikâyet-i Esrâr'ım ağlasın
Nâdîde bir güher telef etdim dirîg u âh
Hâk içre defnedîp gerü gitdim dirîg u âh
Zât-ı şerîfi âleme bir yâdigâr idi
Fakr u fenâ vü aşk u hüner berkarâr idi
Her şeb misâl-i şem benim ile yanar idi
Sâve gibi yanımda enîs-i nehâr idi
Hakkâ tamâm âşık idi yâr-ı gâr idi
Bir kaç zaman muammer olaydı ne var idi
Allâh verdi aldı yine kurb-i Hazrete
Biz kaldık ile intizâr rûz-i kıyâmete
Âhir nefesde sohbeti oldu muhabbet âh
Bir yâre urdu bağrıma âh derd-i firkat âh
Gelmezdi hîç kalb-i fakîre bu sûret âh
Ey kâş etmeyeydim o âşıkla sohbet âh
Telh etdi kâmımı o zehrnâk şerbet âh
Eyvâh elden o gül-i handânım aldı mevt
Esrâr'ım aldı cümle dil ü cânım aldı mevt
Meydân-ı Mevlevîde nişân âşikâr edip
Pervâz ederdi şevk ile Ankâ şikâr edip
Eylerdi nây u defle semâ âh u zâr edip
Bulmuşdu kân-ı matlabı Hak'da karâr edip
Almışdı müjde kûyuna yârın güzâr edip
Gitdi ne çâre Gâlib'i hasretli yâr edip
Olsun visâl-i Hazret-i pîrânla kâmyâb
Kıldı karîn-i kabri Fasîh-i felekcenâb
Kan ağlasın bu dîde-i dürbârım ağlasın
Ansın benim o yâr-ı vefâdârım ağlasın
Çeşm ü dehân u ârız u ruhsârım ağlasın
Başdan başa bu cism-i siyehkârım ağlasın
Ağyârım ağlasın bana hem yârım ağlasın
Gûş eyleyen hikâyet-i Esrâr'ım ağlasın
Nâdîde bir güher telef etdim dirîg u âh
Hâk içre defnedîp gerü gitdim dirîg u âh
Zât-ı şerîfi âleme bir yâdigâr idi
Fakr u fenâ vü aşk u hüner berkarâr idi
Her şeb misâl-i şem benim ile yanar idi
Sâve gibi yanımda enîs-i nehâr idi
Hakkâ tamâm âşık idi yâr-ı gâr idi
Bir kaç zaman muammer olaydı ne var idi
Allâh verdi aldı yine kurb-i Hazrete
Biz kaldık ile intizâr rûz-i kıyâmete
Âhir nefesde sohbeti oldu muhabbet âh
Bir yâre urdu bağrıma âh derd-i firkat âh
Gelmezdi hîç kalb-i fakîre bu sûret âh
Ey kâş etmeyeydim o âşıkla sohbet âh
Telh etdi kâmımı o zehrnâk şerbet âh
Eyvâh elden o gül-i handânım aldı mevt
Esrâr'ım aldı cümle dil ü cânım aldı mevt
Meydân-ı Mevlevîde nişân âşikâr edip
Pervâz ederdi şevk ile Ankâ şikâr edip
Eylerdi nây u defle semâ âh u zâr edip
Bulmuşdu kân-ı matlabı Hak'da karâr edip
Almışdı müjde kûyuna yârın güzâr edip
Gitdi ne çâre Gâlib'i hasretli yâr edip
Olsun visâl-i Hazret-i pîrânla kâmyâb
Kıldı karîn-i kabri Fasîh-i felekcenâb
ah mine'l-aşk ve hâlâtihî
ahraka kalbî bi harârâtihî
(ah aşktan, onun hallerinden. hararetiyle yaktı-yandırdı gönlümü.)
ahraka kalbî bi harârâtihî
(ah aşktan, onun hallerinden. hararetiyle yaktı-yandırdı gönlümü.)
hüsn ü aşk ile ilgili olarak:
esrarını mesnevi'den aldım
çaldım veli miri malı çaldım
diyerek mevlana ve eseri mesnevi'ye olan borcundan bahseden büyük şair.
esrarını mesnevi'den aldım
çaldım veli miri malı çaldım
diyerek mevlana ve eseri mesnevi'ye olan borcundan bahseden büyük şair.
hüsn ü aşk ile ilgili olarak:
"esrarımı mesnevî'den aldım
çaldımsa da mîri malı çaldım."
diyerek mesnevî'nin büyüklüğünü ve aynı zamanda mevlânâ'nın bu eserinin artık halka mâl olduğunu anlatmaya çalışmış büyük şair.
ayrıca:
"zannetme ki şöyle böyle bir söz
gel sen dahî söyle böyle bir söz."
"esrarımı mesnevî'den aldım
çaldımsa da mîri malı çaldım."
diyerek mesnevî'nin büyüklüğünü ve aynı zamanda mevlânâ'nın bu eserinin artık halka mâl olduğunu anlatmaya çalışmış büyük şair.
ayrıca:
"zannetme ki şöyle böyle bir söz
gel sen dahî söyle böyle bir söz."
hüsn ü aşk'dan bir beyit:
hargehleri dud-ı ah-ı hırman
sohbetleri ney gibi heb efgan
manası: yokluk ahının dumanları çadırlarıdır, sohbetleri de hep ney gibi feryatdır.
hargehleri dud-ı ah-ı hırman
sohbetleri ney gibi heb efgan
manası: yokluk ahının dumanları çadırlarıdır, sohbetleri de hep ney gibi feryatdır.
giydikleri temmuz güneşi
içtikleri cihanı yakan alev
vadileri üzüntü sırçasının kumu
kumlar sayısınca hüzün ve yas
çadırları yoksulluk ahının dumanı
konuşmalar ney gibi hep iniltili
ektikleri kıvılcım tanesi
biçtikleri parça parça kalp
onlar ki söze can verirler
"hayyam o kabiledendi" derler
sattıkları hep candır
aldıkları gizli yürek iniltisidir. şeyh galip. *
içtikleri cihanı yakan alev
vadileri üzüntü sırçasının kumu
kumlar sayısınca hüzün ve yas
çadırları yoksulluk ahının dumanı
konuşmalar ney gibi hep iniltili
ektikleri kıvılcım tanesi
biçtikleri parça parça kalp
onlar ki söze can verirler
"hayyam o kabiledendi" derler
sattıkları hep candır
aldıkları gizli yürek iniltisidir. şeyh galip. *
"gizlesem de aşikar etsem de canımsın benim" diye güzel kelamlar etmiştir kendileri.
"Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen.
Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen."
Diyen şair. Başka ne demeli ki.
Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen."
Diyen şair. Başka ne demeli ki.
mevlevi dededir.*
mutasavvıf özellikler taşır.
sebk- i hindu tarzını uygulamıştır.
eserlerinde ilahi aşkı işlemiştir. hüsn- ü aşk' ı 26 yaşında yazmıştır.
mutasavvıf özellikler taşır.
sebk- i hindu tarzını uygulamıştır.
eserlerinde ilahi aşkı işlemiştir. hüsn- ü aşk' ı 26 yaşında yazmıştır.
"her renge boyan da renk verme" demiş büyük şair.
mevlana'nın mesnevisini 11 kez okumuş , mevlana'yı hem tarikatta hem de şiirde yol gösterici kabul etmiş büyük divan şairi.
26 yaşında hüsn ü aşk gibi ölümsüz bir eseri bizlere bırakabilmiş olan değerli şair ve mutasavvıf. aldığı mevlevi geleneği sayesinde yazdığı eseri sade bir mesneviden çok öte özelliklere sahiptir. dizelerinde de belirttiği gibi kalemini ney gibi kullanmış ve bizlere ondan duyduğu sesin ilhamıyla mevleviliği ve tasavvuf yolcusunun o meşakkatli yolda geçirdiklerini anlatmıştır.
Tek Hüsn için Aşk âh kılsın
Dünya yıkılırsa hâ yıkılsın
dizeleriyle de derviş ve allah aşkını sembolize ederken. hüsn adlı bir kızdan ( mürit), ve aşk ( allah) adlı bir oğlandan bahsetmiştir. bunun gibi birçok sembolik ifadeyle bize ilahi aşkın serüvenini en mükemmel şekliyle aktarmıştır. *
Tek Hüsn için Aşk âh kılsın
Dünya yıkılırsa hâ yıkılsın
dizeleriyle de derviş ve allah aşkını sembolize ederken. hüsn adlı bir kızdan ( mürit), ve aşk ( allah) adlı bir oğlandan bahsetmiştir. bunun gibi birçok sembolik ifadeyle bize ilahi aşkın serüvenini en mükemmel şekliyle aktarmıştır. *
Ateşten aşk denizlerini mumdan kayıklarla geçendir, şeyhimdir, galibimdir genç yaşında yitip gidendir.
Mumun, divan edebiyatında mühim bir yeri vardır. Mum ve aşık birbiriyle özdeşleştirilir. Anlatmaya çalırsak: Mumda bir fitil vardır ve bu fitille birlikte ateş yanar ve bir yandan da mum erimeye başlar. Bu erime esnasında ise, damla damla olarak kendi tabanına doğru düşer. işte aşık da, bu mum gibidir. Ateşini tam tepesinde taşır, çünkü ateş onu dünyevi ihtiraslardan arındırıp, saf aşık konumuna getirecektir, ve yavaş yavaş bu alevle birlikte erimeye başlar. Aşık da tıpkı mum gibi döktüğü yaşların yani gözyaşlarının içerisinde boğulur ve ensonunda yitip gider.
Şeyh Galib'in anlatım farkı bu noktada ortaya çıkıyor tam da. Normal bir mumun dibi, mumun damlaları ve yaşlarla dolu olurken, o, tabana ateşleri yerleştiriyor ve üzerine de mumları serpiştiriyor. Ateş denizinin üzerinde olduğu için, mum seyahetine devam ediyor ve eskiden olduğu gibi gözyaşlarıyla boğulmuyor. Mum, yandıkça daha fazla yanmaya devam ediyor ve fitili daha da berraklaşıp, daha da netleşiyor yanışı. Yani bu ateş hiç bitmiyor ve sürekli yanmaya devam ediyor...
Mumun, divan edebiyatında mühim bir yeri vardır. Mum ve aşık birbiriyle özdeşleştirilir. Anlatmaya çalırsak: Mumda bir fitil vardır ve bu fitille birlikte ateş yanar ve bir yandan da mum erimeye başlar. Bu erime esnasında ise, damla damla olarak kendi tabanına doğru düşer. işte aşık da, bu mum gibidir. Ateşini tam tepesinde taşır, çünkü ateş onu dünyevi ihtiraslardan arındırıp, saf aşık konumuna getirecektir, ve yavaş yavaş bu alevle birlikte erimeye başlar. Aşık da tıpkı mum gibi döktüğü yaşların yani gözyaşlarının içerisinde boğulur ve ensonunda yitip gider.
Şeyh Galib'in anlatım farkı bu noktada ortaya çıkıyor tam da. Normal bir mumun dibi, mumun damlaları ve yaşlarla dolu olurken, o, tabana ateşleri yerleştiriyor ve üzerine de mumları serpiştiriyor. Ateş denizinin üzerinde olduğu için, mum seyahetine devam ediyor ve eskiden olduğu gibi gözyaşlarıyla boğulmuyor. Mum, yandıkça daha fazla yanmaya devam ediyor ve fitili daha da berraklaşıp, daha da netleşiyor yanışı. Yani bu ateş hiç bitmiyor ve sürekli yanmaya devam ediyor...
(bkz: kuğunun son şarkısı)
1171' de (1757-1758) istanbul' da mevlevihane kaıpısı civarındaki bir evde doğmuştur. doğumuna ''eser-i aşk'' ve ''cezbet' allah'' terkipleri tarih düşürülmüştür.
''felekten zerre mıkdar olmadım devrinde rencide
ger ey mihr-i münevver ah u zarım varsa sendendir
senin pervane-i hicranınım sen şem'-i vuslatsın
be her şep hahiş-i bus u kinarım varsa sendendir''
''felekten zerre mıkdar olmadım devrinde rencide
ger ey mihr-i münevver ah u zarım varsa sendendir
senin pervane-i hicranınım sen şem'-i vuslatsın
be her şep hahiş-i bus u kinarım varsa sendendir''
adı istiklal caddesinin bittiği yerde * başlayan ve karaköy'de biten caddeye verilmiş, son büyük divan şairi.
hüsn-ü aşk ın yazarı. aşk için yaptığı tanım ile insanı mest eden divan şairi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar