bugün
- pandela 313
- velvet45
- kürt hareketinin devşirme olması15
- elektriği ödeyen adam6
- ciguli kral16
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı14
- mony tontana11
- entry girerek kemalist devrim yapmak5
- iki ayyaş5
- yunanistan milli futbol takımı5
- amedspor12
- kahveye naber lan avradını siktiklerim diye girmek3
- yürüyüş flörtü9
- 2026 dünya kupası32
- memduh bashgan9
- yeşil burun adaları futbol takımı4
- ciddi ciddi aşure seven insan21
- atatürk ün çocuğunun olmaması4
- çağlayı tanıyan yazarlar8
- fas6
- kanada7
- futbol27
- evlilikte dikkat edilecek hususlar3
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- evde kalmış kız kurusu7
- arkadaşlar acil2
- sahi bir ara teğmenler vardı ne oldu onlara3
- true üniversitesi6
- ahtapot yemek9
- true'nun azılı bir muhalifken sonradan yumuşaması6
- kamos6
- sikmek icin entry ni beğendi6
- bik bik kaç yaşında10
- arkadaşlar mutlu musunuz3
- sözlüğün aptal kaynaması18
- sözlüğü 25 yaş üstü teyzelerin basması2
- eliz gürler4
- gruplaşan yazarlara tavsiye3
- kadir inanır ın buket saygı yı taciz etmesi2
- mutlu yaşamın sırrı5
- deniz göktaş35
- yılmaz güney'in vahi öz'ün karısına sarkması3
- atatürk düşmanlarının anneleri2
- selahattin demirtaş kendi çocuğunu dağa yollasın2
- revani yemek2
- klima alacak parası olmayan zavallılar2
- sarı saçlı mavi gözlü türk3
- her gece ağlayarak 31 çeken yazarlar2
- sütlaç gibi karı6
- lionel scaloni3
iyice eskilerde kömür kokusundan gezilmezdi kış günlerinde. sonraları temizlendi ankara. mis gibi kokar oldu, hele de bahar geldiğinde.... ama şimdilerde biber gazından boğuluyor güzelim kızılay, sakarya caddesi, kuğulu park civarı....
kış mevsimini en çok yakıştırdığım şehir. sonbaharda gri havası kışın ise kar yağdığındaki hali mest eder insanı
direnen ve direnmeye devam edecek olacak şehir.
mesai çıkışları sokaklardayız..
o değil de, o suya ne katıyorsanız iflahım sikildi amk..biber gazı iyi de, su kötü su..*
mesai çıkışları sokaklardayız..
o değil de, o suya ne katıyorsanız iflahım sikildi amk..biber gazı iyi de, su kötü su..*
(#17473426) benim için artik mutluluğun başkentidir. hayatimin en güzel iki gününe tanık eden eşsiz kent.
bir haziran ayının cumartesi sabahıdır benim için ankara.
-----alıntı----
korkmayın.
istanbul kanatlarımızın altında
ankara'da her yol denize çıkmaz. her yolun sonu ya bir bakanlık ya meclis ya başka bir kamu binasıdır. ondandır ki ankara'da polis her zaman daha sert olur, daha ağır emir alır. her seferinde daha çok dayak yeriz burada ve her seferinde daha çok düşünürüz "dün olmadı ama ya bugün tutuklanırsam, ya bugün işimi kaybedersem" diye. ama öyle bir avantajımız var ki yaşamadan bilemezsiniz. her yerde muhalefet yaptığımız, eylem yapıp sesimizi duyurmaya çalıştığımız insanlar buradadır. bizden kaçabilecek yerleri yoktur. ankara, kaçıp sığınabilecekleri son noktadır ve ankara bizimdir. bu yüzden buraya geldiklerinde gözleri korkuyla dolar. bu yüzden burada 20 değil 50 korumayla gezerler. bu yüzden burada konvoy yaptıklarında önlerindeki 25 km'lik yol tamamen kesilir. öcüdür çünkü ankara. yaklaşmamızdan bile korkarlar, onun için burada amaç uzaktan korkutup kaçırmak değil, kaçacağımız tüm sokaklardan sıkıştırıp bizi ele geçirmektir.
yine de deneyimliyizdir merak etmeyin. maskeleriniz çok güzel bu arada. bizim öyle yok. o bez maskelerden var ama terletiyor. kaskımız da yok, plastik siperlikli boyacı şapkası takan işçi abilerimiz var. bir de kayak gözlüklerimiz yok, onlar çok güzel... onun yerine gözümüzü açamayacak duruma gelirsek kolumuzdan yakalayıp gözümüze solüsyon sıkan insanlar var. topuğuna basılmış bakkal ayakkabısıyla gaz bombasına gelişine vurur ankara. suratına doğru gelen plastik mermiyi küfür ederek durdurur.
bu yüzdendir şu, "ankara istanbul'un abisi gibi davranıyor. dayak yiyen kardeşinin güvende olduğundan emin olduğunda gururla 10 kat fazla dayağını yiyor." benzetmesi. olabilir, dişleri dökülüyor burada ankara'nın ama sizlerin orada, annelerimizin yanında güvende olduğunuzu gördüğümüzde kırılan dişimizi tükürüp kanlı ağzımızla gülümseyebiliyoruz. bu arada annelerimize söylemeyin, "biraz geç gelecekmiş, kız meselesi heralde" diyin.. bölüm sonu canavarıyla uğraşıyoruz, işimiz biraz uzun sürebilir.
bir de özür dilerim... biraz duygusalızdır. denize bakarak iç çekemeyişimizdendir duygusal ve yalnız hissetmemiz. onun için gördüğünüz gibi iyi dramatize ederiz, abartıyorum aslında biz gayet iyiyiz.
18 gün diyorlar, o kadar oldu mu gerçekten emin değilim. öyleyse eğer, 18 gündür her gün kovalanıp dövülüp sindirilip 2 saat uykudan sonra sabah 8'de işe gitmek insanı yoruyormuş. yoruyormuş ama gündüz hınzır istanbul'u seyretmek ve kendini alamayıp mizaha katılmak paha biçilemez. 1 saat önce girdim eve, 18 gündür randımanlı nefes alamamaktan göğsüm yanıyor her gün. şimdi de yatıp uyumak belki en mantıklısı ama belki sokakta birisi kalmıştır diye tunalı-tunus üzerinden arabayla bir tur atmak lazım gelir. belki iki haftadır defalarca kurtarıldığım gibi ben de birilerini arabaya atıp evine götürürüm.
-----alıntı----
korkmayın.
istanbul kanatlarımızın altında
ankara'da her yol denize çıkmaz. her yolun sonu ya bir bakanlık ya meclis ya başka bir kamu binasıdır. ondandır ki ankara'da polis her zaman daha sert olur, daha ağır emir alır. her seferinde daha çok dayak yeriz burada ve her seferinde daha çok düşünürüz "dün olmadı ama ya bugün tutuklanırsam, ya bugün işimi kaybedersem" diye. ama öyle bir avantajımız var ki yaşamadan bilemezsiniz. her yerde muhalefet yaptığımız, eylem yapıp sesimizi duyurmaya çalıştığımız insanlar buradadır. bizden kaçabilecek yerleri yoktur. ankara, kaçıp sığınabilecekleri son noktadır ve ankara bizimdir. bu yüzden buraya geldiklerinde gözleri korkuyla dolar. bu yüzden burada 20 değil 50 korumayla gezerler. bu yüzden burada konvoy yaptıklarında önlerindeki 25 km'lik yol tamamen kesilir. öcüdür çünkü ankara. yaklaşmamızdan bile korkarlar, onun için burada amaç uzaktan korkutup kaçırmak değil, kaçacağımız tüm sokaklardan sıkıştırıp bizi ele geçirmektir.
yine de deneyimliyizdir merak etmeyin. maskeleriniz çok güzel bu arada. bizim öyle yok. o bez maskelerden var ama terletiyor. kaskımız da yok, plastik siperlikli boyacı şapkası takan işçi abilerimiz var. bir de kayak gözlüklerimiz yok, onlar çok güzel... onun yerine gözümüzü açamayacak duruma gelirsek kolumuzdan yakalayıp gözümüze solüsyon sıkan insanlar var. topuğuna basılmış bakkal ayakkabısıyla gaz bombasına gelişine vurur ankara. suratına doğru gelen plastik mermiyi küfür ederek durdurur.
bu yüzdendir şu, "ankara istanbul'un abisi gibi davranıyor. dayak yiyen kardeşinin güvende olduğundan emin olduğunda gururla 10 kat fazla dayağını yiyor." benzetmesi. olabilir, dişleri dökülüyor burada ankara'nın ama sizlerin orada, annelerimizin yanında güvende olduğunuzu gördüğümüzde kırılan dişimizi tükürüp kanlı ağzımızla gülümseyebiliyoruz. bu arada annelerimize söylemeyin, "biraz geç gelecekmiş, kız meselesi heralde" diyin.. bölüm sonu canavarıyla uğraşıyoruz, işimiz biraz uzun sürebilir.
bir de özür dilerim... biraz duygusalızdır. denize bakarak iç çekemeyişimizdendir duygusal ve yalnız hissetmemiz. onun için gördüğünüz gibi iyi dramatize ederiz, abartıyorum aslında biz gayet iyiyiz.
18 gün diyorlar, o kadar oldu mu gerçekten emin değilim. öyleyse eğer, 18 gündür her gün kovalanıp dövülüp sindirilip 2 saat uykudan sonra sabah 8'de işe gitmek insanı yoruyormuş. yoruyormuş ama gündüz hınzır istanbul'u seyretmek ve kendini alamayıp mizaha katılmak paha biçilemez. 1 saat önce girdim eve, 18 gündür randımanlı nefes alamamaktan göğsüm yanıyor her gün. şimdi de yatıp uyumak belki en mantıklısı ama belki sokakta birisi kalmıştır diye tunalı-tunus üzerinden arabayla bir tur atmak lazım gelir. belki iki haftadır defalarca kurtarıldığım gibi ben de birilerini arabaya atıp evine götürürüm.
-----alıntı----
zorunlu tanım: başkentimizdir.
öteden beri ankara' ya bir sempatim vardır. büyük ama dingin bir şehir. rahatsız etmiyor kalabalığı. kısaca seviyorum ankara'yı ama artık ankara benim için çok özel bir şehir. o olağanüstü günleri anlatmak isterdim ama bende kalsın.
ankara aşkın, mucızenin başkenti..
öteden beri ankara' ya bir sempatim vardır. büyük ama dingin bir şehir. rahatsız etmiyor kalabalığı. kısaca seviyorum ankara'yı ama artık ankara benim için çok özel bir şehir. o olağanüstü günleri anlatmak isterdim ama bende kalsın.
ankara aşkın, mucızenin başkenti..
bu yerel seçimlerde birine s.ktir çekmesi gereken şehir.
ankara'daki müdahaleden böyle bir su görüntüsü geldi.
işaretlemek içinmi? yoksa suyun içinde başka bir şeymi var?
https://twitter.com/kalky...47477926930952192/photo/1
işaretlemek içinmi? yoksa suyun içinde başka bir şeymi var?
https://twitter.com/kalky...47477926930952192/photo/1
metrekareye düşen kaba insan sayısında liderliğe oynayan şehir.
hala insanların canına okudukları şehirdir.
istanbul, izmir, çanakkale, antalya ya da nispeten deniz olan bir memleketten gelirsen, eşekten düşmüşe dönersiniz.
yarın veda edeceğim bir garip şehir.. hüzünlüyüm, dostlardan ayrılacağım için. aynı zamanda içinde aylardır bulunmaktan bir hayli sıkıldığımı farkettiğim şehir. pazartesi izmir'deyim, ondan 2-3 sonra da aydın'da. bu kan değişimi iyi gelecektir bana.
Kurtulmak için can atılan şehir.
insanın hayatına koyan şehir.
insanın hayatına koyan şehir.
Ruhsuz, taşkent.
yazın sabahları insanı pişiren, geceleri de püfür püfür serin havasıyla rahat uyuma imkanı olan, öküzü kadar samimiyeti de bol, güzel şehrim.
gökyüzüne bakıp, biz kimleri unutmadık ki, diye, gökyüzüne bakıldığı zaman kimlerin aklına gelmesinin şehridir ankara.
hüznün başkentidir ankara. yarım kalmış sevdaların, hayallerin başkentidir. keşke şairlikten bir damarım olsa da ankara yı anlatabilsem. ama yok değilim. yüreğin orta yerindeki dinmez bir sızıdır ankara.
şu dakikalar ile sıcak gri şehir.
Yol üzeri geçip gittiğim bir şehir
gibiydi benim için Ankara; hatıralar bırakıp, hatıralar yüklediğim. Bir çok şeyi yapabilmenin yanında kısıtlı kalınabilecek bir yer. istediklerinden çok azını yapabilir insan burada sanki. Karmaşanın
içindeki düzen. Olabildiğinden daha azı olacakmış gibi. Kimsenin kimseye karışmadığı kuralcı insanların şehri. Gece ışıklarını yayarken gökyüzüne, hüznü de yaydığını düşünmedi ki hiç! Aşkını da gördüm, nefretini de. Sevgisini de gördüm, sevgisizliğini de. Sevemedim bir türlü bu kenti.Yine ayrılık vakti geldi sonunda. Kendine iyi bak Ankara. Ve kimseyi üzme.
gibiydi benim için Ankara; hatıralar bırakıp, hatıralar yüklediğim. Bir çok şeyi yapabilmenin yanında kısıtlı kalınabilecek bir yer. istediklerinden çok azını yapabilir insan burada sanki. Karmaşanın
içindeki düzen. Olabildiğinden daha azı olacakmış gibi. Kimsenin kimseye karışmadığı kuralcı insanların şehri. Gece ışıklarını yayarken gökyüzüne, hüznü de yaydığını düşünmedi ki hiç! Aşkını da gördüm, nefretini de. Sevgisini de gördüm, sevgisizliğini de. Sevemedim bir türlü bu kenti.Yine ayrılık vakti geldi sonunda. Kendine iyi bak Ankara. Ve kimseyi üzme.
denizi yıllar önce alınmış, kışı soğuk insanları sıcak güzel bir şehir. gezmeye yaşamaya doyulmayan yerdir. ama eğer 20 yıl gibi uzun bir süre sadece aynı sokaktan, aynı kişilere bakarak, aynı yerlere gidilirse bayar.
bu mevsim de, verdiği rüzgarla saçlarınızın ağzınıza burnunuza girmesine neden olan şehirdir.
edit: (#20298224)
edit: (#20298224)
hep özlediğim soğuk şehir. sivas, erzurum, bolu, manisa, hakkari derken 18 yıl olmuş küseli. bu son olsun sevgili, seneye buluşalım artık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar