bugün

/400
iki yılımı geçirdiğim şehir. soranlara soğuk, gri, monoton şehir diyorum ama içten içe seviyorum. erken ayrılıyoruz be başkent!
eskiden batı almanya için bonn neyse türkiye için de ankara odur. yani çakma başkenttir. nitekim almanya birleşir birleşmez ilk fırsatta eski başkentine dönmüştür.

türkiye'de de elitist ve kaymak tabakası yıllardır istanbul'u sömürmüş ve kaymağını yemişken, iş, işin adını koymaya, yani istanbul'un başkent olduğunun teyitine gelince yan çizmişlerdir.

evet, ankara lafta başkenttir ve idari birkaç kurumu çıkarırsak başkent'lik tüm ağırlığın istanbul'da olduğu görülür. maalesef, bu böyledir.

imza: ankarayı çok seven bir ankaralı.
soğuk şehir. deniz olmayışından mı yoksa insanlarının soğuk gelişinden mi bilmiyorum ama sevemediğim bir yerdir.
cemal süreya'nın üvey anasıdır.
10 temmuz 2013 çarşamba günü saat 20:28'de iftar yapacak şehir.
Öyle yalnızdır ki bu şehrin insanları, öyle mutsuz, öyle büyüktür ki mutsuzluğun, yalnızlığa sarılışı.
Sancı şehridir.
Yalnız bir kadın ankara.
Cebinde şiir taşıyan bir adam ya da.
sevmeye çalışıyorum. ya da alışmaya diyelim veyahut barışmaya... açıklayamadığım kırgınlıklarım var bu şehre, sahte gülüşleri olduğundan mıdır nedir?
varsa bir derdiniz, büyük bir yaranız, aşk acınız. darlaştıkça darlaşır insana. ankara insanın acılarını toplayan, savrulan rüzgarla birlikte yüzüne yüzüne bırakan şehirdir.
istanbul dan sonra en büyük şehirdir. havası oldukça kurudur ve kışları çok soğuk yazları çok sıcaktır.
o kadar sıcaktan sonra bugün serin bir sabahla sakinlerini karşılayan şehir.

güneşi severim ama o kadar sıcaktan sonra böyle serin bir güne uyanmak hoş ve güzeldi.
bu sabah bizlere serin anlar yaşatan şehirdir. böyle de merhametlidir Ankara, ama kırılırsa kimseler umurunda olmaz. Dünyanın en güzel yerlerinden dahi özlenen gri şehirdir. Renginin önemi yoktur, bağımlılık yapmasıyla meşhurdur.
temmuzun ortasında, sabahın köründe mis gibi yağmur yapan şehir.
izmire göre çok sessiz olan şehir.
Aşk, Memleket, hüzündür. Bir de tren garı vardır ki hayallerini sevdiğinin kollarında bıraktığın. Gençlik parkı, kızılay, turkuaz, trafik lambalarıyla inatlaşmak, arabalarla kavga etmek. Ankara demek aşk demektir azizim.
uzağındayken özlediğim, yanındayken huzur veren şehirdir.
hiçbir takımı şampiyonlar ligi şampiyonu olamamış nadir avrupa başkentlerindendir. *
görsel
bir parçaya göre bok gibi olan, keçiören ilçesi sik gibi olan il.

not:burda yaşıyorum ordan biliyorum...

not2: seneye üniversite tercihinde bursa, izmir, eskişehir üçlüsünden birini seçeceğim sikerler!
18 yıldır içinde yaşadığım halde hakkında pek fazla bi şey bilmediğim şehir. ben ankarayı sadece metro durağı olan yerlerden ibaret sanıyodum. hamamönünü, tunalıyı felan geçen sene öğrendim. ilk arabamı alıyım gezmedik yer bırakmayacağım ankarada.

dediysem de çok zor çünkü üniversite tercihlerimden hiçbiri ankaradan değil. özleyeceğimi de hiç sanmıyorum.
sürekli denizi olmadığı için eleştirilen şehir. sanki her şehirde deniz olmak zorundaymış gibi.
çocukluğumun gri şehri. ankara da yaşamayanlar bilmezler o şehrin büyüsünü. o şehirden ayrılma vakti geldiğinde anlarsın, o şehri aslında ne kadar sevdiğini. sokakların denize çıkmasa da seviyorum seni ankara.
Denizi vardır hem de aslanlar gibi. (bkz: Ankara karşıyaka mezarlığı)
tam unutmaya başlarken bu sabah itibariyle yeniden bulunmak zorunda kaldığım şehir.

hakkaten ne güzel unutmuştum amk. yine döndük dolaştık geldik. birgün bir gidecem, bir daha da geri dönmeyecem.
vega'nın sizi ankara'ya götürüp getirecek güzel bir şarkısıdır.
insanı anılarla içine alan şehir. Deniz yok ama soyle soyle diye cümleler kurmak istenen.
Güncel Önemli Başlıklar
© copyright 2005 - 2026