bugün
- sözlükte salça olunabilecek altenatif yazarlar6
- yaz günü çay içme saçmalığı11
- dinsize inanır mısın14
- türk esnafının en büyük sorunu3
- alkol alıp hoşlanılan kıza açılmak7
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- ilk buluşmada benim babam da ak partili diyen kız2
- üzücü bir aşk filmi izlemek5
- gördüğüne sabah birader akşam gay demek3
- mario lemina2
- bruce wayne mi zengin tony stark mı3
- şekeri bırakınca çayın tadını alacaksın yalanı10
- haluk levent25
- bozuk paraların kullanılmaz hale gelmesi3
- kemalist silkeleme uzmanı3
- kuran da neden namaz yok4
- devletten başkasına güvenilmez11
- elmas bey birader bay biraderdir3
- az önce sözlükten silinen çıplak yazar fotoğrafı3
- sabah ezanı2
- joker haksızdır3
- ankara da habur sınır kapısına dönen aquapark2
- 18 temmuz 2026 taytlı valinin görevden alınması5
- diyetteyken bira içmek3
- haluk levent olayından çıkarılacak ders8
- oğlak burcu kadını18
- zall buraya bak aslanım2
- kalori hesaplama deliliği2
- hoşlanılan kıza true'nun foto atmış olması16
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları29
- m kemal'in 1922 de suikast sonucu öldüğü iddiası2
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- elalemin derdi true olmuş3
- anın görüntüsü15
- en çok sevdiğiniz yazar19
- 18 temmuz 2026 malatya depremi4
- izmirliyken iş yerinden aranmak2
- sinema salonlarının yoğun bakımda olması2
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak3
- opel türkiye ve neskar bursa rezaleti7
- ulupuanlar ahirette geçerli mi sorunsalı5
- chatgpt ile sohbet etmek9
- aykolikle site havuzuna girmek4
- saç boyama perileri4
- yapay zekanın öğretmenliği yok edecek olması3
- hindistan başbakanı modi'nin temizlik açıklaması2
- aptalları hipnotize etmek6
- slavko vincic3
- muhafazakar kız için dine dönmek3
- sinema bileti2
yabancı isimli kitabıda güzeldir.
"Sizin ahlakınız benim ahlakım değildir. Vicdanınız da benim vicdanım değildir." sözünün sahibi yazar, düşünür. "Empati" adı altında yutturulmaya çalışılan sözde "anlama" durumunun hâkim olan kitlenin, sınıfın ilizyonundan öte nedir? Ölümün karşısına başka ölümlerin; vahşetin karşısına başka vahşetlerin çıkartılmasının başka ne gibi bir anlamı olabilir? Herkesin kendi acısını kotardığı, varettiği süreçte "vicdan" "Godot"nun ta kendisidir.
"felsefe tarihinin geçmişinde kalan spekülatif sistemlerden hiçbirinin insan yaşamı için bir rehber olma rolü oynayamadığı gibi, insanın sahip olduğu değerlerin geçerliliği için de bir teminat sağlayamadığını" söyleyen ünlü fransız düşünür ve romancı.
Şu yerkürede kitaplarını okuyup bütün fikri dünyası baştan aşağı değişen, tepe takla olan, bir daha asla eskisi gibi olamayan yüzbinlerce insandan biride benim, abartmıyorum camus'u tanımadan önceki Halime bakıp gülüyorum şimdi ne cahil ama ne mutluydum lan! Vatan millet sayıklar dururdum amk. Diye. okumayın kardeşim okumayın, cahil ve mutlu kalın.
Yabancı isimli eseri kesinlikle okunmalıdır. Ondan sonra baş kaldıran insan isimli eseri okunmalıdır. Camus derin analizleri olan harika bir yazardır.
yabancı isimli kitabını okuyup zevk aldığım fakat bu kadar abartılacak nasıl bir dünya görüşüne sahip olduğunu anlamadığım yazar . umarım ben de bir gün onu anlayacak seviyeye gelirim.
21. yüzyıl entellerinin putlaştırmaktan geri durmadığı bir burjuva depresifi.
TAmam adam muhteşem bir felsefeci aynı zamanda harika bir romancı. tamam adam felsefe dünyasına yeni bir bakış kazandırmış ölümsüzlüğünü bu yolla sağlamış falan ama takipçileri dünyada tek felsefeci alber camu gibi davranmıyor mu deli oluyorum.
Bu gözler mersault karakterinin favori içeceği ütlü kahve diye her gün bardak bardak sütlü kahve içen adam gördü.
TAmam adam muhteşem bir felsefeci aynı zamanda harika bir romancı. tamam adam felsefe dünyasına yeni bir bakış kazandırmış ölümsüzlüğünü bu yolla sağlamış falan ama takipçileri dünyada tek felsefeci alber camu gibi davranmıyor mu deli oluyorum.
Bu gözler mersault karakterinin favori içeceği ütlü kahve diye her gün bardak bardak sütlü kahve içen adam gördü.
Yabancı adlı kitabını ilk aldığımda bana çok kısa gelmişti. Bu mu bu kadar övülen kitap dedirtmişti. Fakat okumaya başlayınca neden bu kadar övüldüğünü çok çabuk anlıyor insan. Hakikatten bir şaheser.
yabancı adlı kitabını okumakta olduğum yazar.
ilk 18 sayfası bile büyülemiştir.
üslubu rus yazarlardan bir hayli farklı.
ilk 18 sayfası bile büyülemiştir.
üslubu rus yazarlardan bir hayli farklı.
nesillerden beri insanın içinde kalmış son hayvani kaleyi ortaya yabancı isimli romanında çıkaran yazardır.
la peste (veba) isimli eseri oldukça anlamlı.
Bu eserde veba aslında nazismin, ve dolayısıyla da ırkçılıgın metaforik bir illüstrasyonu.
Başta verdiği tarih bile yetiyor bunu anlamaya, 194. Senelerde cezayir tarafında veba alarmı olmadı hiç.
Bu yüzden de kitapta verdiği her detay ayrı bir önem taşıyor, eserin son sayfası da bu yüzden oldukça etkileyici.
Başka eserini okumadım şimdilik.
Bu eserde veba aslında nazismin, ve dolayısıyla da ırkçılıgın metaforik bir illüstrasyonu.
Başta verdiği tarih bile yetiyor bunu anlamaya, 194. Senelerde cezayir tarafında veba alarmı olmadı hiç.
Bu yüzden de kitapta verdiği her detay ayrı bir önem taşıyor, eserin son sayfası da bu yüzden oldukça etkileyici.
Başka eserini okumadım şimdilik.
bir çok hafızaya alınmalık düşünceleri bulunan kitaplar yazmış yazar.
--spoiler--
yabancı kitabında o arkasına hiç dönmeden yürüyen kadın aklıma çok fena halde saplanmış durumda. normalde insanlar kitapta baş kahramanı sever, benimser, kendinden bir şey bulurlar lakin bende bırakın başı kitapta iki satırlık olayı olan bir kadın etkiledi.
her akşam okuldan eve doğru gelirken hep o kadın aklıma geliyor ve evimi gördüğüm zaman kendime hep niye bunu yapıyorum diye soruyorum.
--spoiler--
edit: kim :o yaptıysa sebebini açıklasın, merak ediyorum ne anlam ifade ediyor.
--spoiler--
yabancı kitabında o arkasına hiç dönmeden yürüyen kadın aklıma çok fena halde saplanmış durumda. normalde insanlar kitapta baş kahramanı sever, benimser, kendinden bir şey bulurlar lakin bende bırakın başı kitapta iki satırlık olayı olan bir kadın etkiledi.
her akşam okuldan eve doğru gelirken hep o kadın aklıma geliyor ve evimi gördüğüm zaman kendime hep niye bunu yapıyorum diye soruyorum.
--spoiler--
edit: kim :o yaptıysa sebebini açıklasın, merak ediyorum ne anlam ifade ediyor.
''Bir adam tanıdım, kafasız bir kadına yaşamının yirmi yılını verdi. Her şeyi feda etti ona; dostlarını, emeğini, dürüstlüğünü bile.. Ama bir akşam, kadını hiç sevmemiş olduğunu anladı. Canı sıkılıyordu, hepsi bu. insanların çoğu gibi canı sıkılıyordu." diyerek beni anlatan yazar .
ben 4 yılımı verdim . 18 - 22 yaş arasını .
ben 4 yılımı verdim . 18 - 22 yaş arasını .
Varoluscukluk dedik mı aklımmiza gelen ilk isimlerden biridir.
şuan masamda üç kitabı bulunan hayranı olduğum genç yaşta vefat etmiş yazar.
(bkz: tersi ve yüzü)
(bkz: düşüş)
(bkz: yabancı)
(bkz: tersi ve yüzü)
(bkz: düşüş)
(bkz: yabancı)
" Mesele kötü insan olmak değil; ama ışığı yitiriyor insan. Evet, ışığı, sabahları, kendini bağışlayan kişinin o kutsal masumluğunu yitirdik biz."
Nobel edebiyet ödülünü kazanan en genç 2. yazardır.
Cezayir'de büyümüştür.
Öğrenciyken çok iyi futbol oynayan Camus
Tüberküloz olunca bırakmak zorunda kalmıştır.
(bkz: yabancı) kitabı en önemli eseridir.
Nobel ödülü kazanmış ve
Le monde tarafından yüzyılın 100 kitabı listesinde
1. seçilmiştir.
Cezayir'de büyümüştür.
Öğrenciyken çok iyi futbol oynayan Camus
Tüberküloz olunca bırakmak zorunda kalmıştır.
(bkz: yabancı) kitabı en önemli eseridir.
Nobel ödülü kazanmış ve
Le monde tarafından yüzyılın 100 kitabı listesinde
1. seçilmiştir.
"ne olursa olsun, her şeyin anlamsız olduğu, her şeyden umut kesmek gerektiği düşüncesiyle nasıl kalır insan? her şeyin anlamsız olduğunu söylediğimiz anda bile anlamlı bir şey söylemiş oluruz. dünyanın hiçbir anlamı yoktur demek, her çeşit değer yargısını ortadan kaldırmak olur. ama, yaşamak ve örneğin, yiyip içmek kendiliğinden bir değer yargısıdır. ölmeye yanaşmadığı sürece, insan yaşamayı seçiyor demektir. o zaman da, görece de olsa, yaşamaya bir değer veriyoruz demektir. umutsuz bir edebiyat ne demek olabilir? umutsuzluk susar. kaldı ki susmak bile, eğer gözler konuşuyorsa bir bir anlam taşır. gerçek umutsuzluk can çekişme, mezar ya da uçurumdur. umutsuzluk konuştu mu, hele yazdı mı, hemen bir kardeş el uzanır sana, ağaç anlam kazanır, sevgi doğar. umutsuz edebiyat sözü birbirini tutmayan iki sözdür. çünkü edebiyat olan her yerde umut vardır."
ismini sol frame de görünce uzun zamandır okumadğımı hatırladığım ve çok özlediğim baba. gidip biraz sisifos kasmalı.
"şimdi tersine, yalnızlık da yoksulluk, korkunç bir yoksulluktu."
cezayir doğumlu fransız yazar ve filozof.
albert camus hiç şüphesiz ki saçma teorisine önemli katkı yapanlardandır.
bazı kaynaklarda varoluşçu kurucusu olarak geçse de aslında kurucusu değildir.
ama saçma teorisine kattığı önem bir çok eserinde görülüyor.
camus'nun en önemli belki de varoluşçuluk felsefesine ve dualizm'e en büyük katkısı absürt kelimesidir.
bir kelimeden çok iki karşıt terimin içinde bulunduğu olgudur absürt.
saçma veya absürt'ü ilk olarak sisifos söyleni'nde dile getirmiştir.
zamanla yabancı ve veba gibi eserlerinde de bu fikir ve bu katkı görülüyor.
aslında albert camus'nun söylemek istediği açıkça basittir.
ama çeşitli normlar ve varoluşçuluk fikirlerle karıştırılınca işler sapa sarıyor.
şöyle ki; dualizm denen akımın ruh ve bedenin farklı olduğu görüşünü savunması aslında absürt ile çelişmesi gerekirken bardağın öbür tarafından bakıldığında çelişmediği fark edilir.
idealar dünyasında platon'un dediğinden öte ütopya denilen olguya bakmak lazım.
bir nevi dualizm ile çelişmesi gerekiyor. nispeten sözcüksel olarak ya da doktrin şüpheciliği olarak bakıldığında öyle biraz.
ütopya'da her şeyin bir alt versiyonda tersi vardır.
iyi'nin karşısında kötü yoktur. iyi'nin karşısında "iyi olmayan" vardır.
jean paul sartre varoluşçuluk akımının başında gelenlerdir.
albert camus ile olan arkadaşlıkları yüzünde de camus bir varoluşçu olarak görülmüştür kimi kesimlerce.
ama bana kalırsa albert hiçbir akıma bağlı değildi.
zaten dualizm'e makalelerinde yer verirken bir nevi soyut felsefe yapiyordu.
absürt ve varoluşçuluk üzerine şöyle bir açıklaması olmuştur.
--spoiler--
Absürt kelimesinin kötü bir geçmişi var ve bunun beni rahatsız ettiğini itiraf ediyorum. AbsürtüSisifos Söyleni'nde ele alırken, bir metot arıyordum doktrin değil. Sistemli bir şüphe pratiği yapıyordum. Daha sonra bir şeyler inşa edebileceği düşüncesiyletabula rasa` yöntemini kullanmaya çalışıyordum. Eğer hiçbir şeyin bir anlamı olmadığı varsayarsak, dünyanın absürt olduğu sonucuna ulaşmalıyız. Fakat gerçekten hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok muydu? Bu noktada kalabileceğimize hiçbir zaman inanmadım.
--spoiler--
Hayatın anlamsız oldugunu bilip, anlamlı yaşamaya çalışmak saçma geliyor.
Ama albert camus ölümün çare olduğunu belirtmemistir.
(bkz: saçma)
(bkz: john locke)
(bkz: tabula rasa)
(bkz: dualizm)
(bkz: varoluşçuluk)
(bkz: bardak)
(bkz: absürt)
(bkz: sisifos söyleni)
(bkz: jean paul sartre)
albert camus hiç şüphesiz ki saçma teorisine önemli katkı yapanlardandır.
bazı kaynaklarda varoluşçu kurucusu olarak geçse de aslında kurucusu değildir.
ama saçma teorisine kattığı önem bir çok eserinde görülüyor.
camus'nun en önemli belki de varoluşçuluk felsefesine ve dualizm'e en büyük katkısı absürt kelimesidir.
bir kelimeden çok iki karşıt terimin içinde bulunduğu olgudur absürt.
saçma veya absürt'ü ilk olarak sisifos söyleni'nde dile getirmiştir.
zamanla yabancı ve veba gibi eserlerinde de bu fikir ve bu katkı görülüyor.
aslında albert camus'nun söylemek istediği açıkça basittir.
ama çeşitli normlar ve varoluşçuluk fikirlerle karıştırılınca işler sapa sarıyor.
şöyle ki; dualizm denen akımın ruh ve bedenin farklı olduğu görüşünü savunması aslında absürt ile çelişmesi gerekirken bardağın öbür tarafından bakıldığında çelişmediği fark edilir.
idealar dünyasında platon'un dediğinden öte ütopya denilen olguya bakmak lazım.
bir nevi dualizm ile çelişmesi gerekiyor. nispeten sözcüksel olarak ya da doktrin şüpheciliği olarak bakıldığında öyle biraz.
ütopya'da her şeyin bir alt versiyonda tersi vardır.
iyi'nin karşısında kötü yoktur. iyi'nin karşısında "iyi olmayan" vardır.
jean paul sartre varoluşçuluk akımının başında gelenlerdir.
albert camus ile olan arkadaşlıkları yüzünde de camus bir varoluşçu olarak görülmüştür kimi kesimlerce.
ama bana kalırsa albert hiçbir akıma bağlı değildi.
zaten dualizm'e makalelerinde yer verirken bir nevi soyut felsefe yapiyordu.
absürt ve varoluşçuluk üzerine şöyle bir açıklaması olmuştur.
--spoiler--
Absürt kelimesinin kötü bir geçmişi var ve bunun beni rahatsız ettiğini itiraf ediyorum. AbsürtüSisifos Söyleni'nde ele alırken, bir metot arıyordum doktrin değil. Sistemli bir şüphe pratiği yapıyordum. Daha sonra bir şeyler inşa edebileceği düşüncesiyletabula rasa` yöntemini kullanmaya çalışıyordum. Eğer hiçbir şeyin bir anlamı olmadığı varsayarsak, dünyanın absürt olduğu sonucuna ulaşmalıyız. Fakat gerçekten hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok muydu? Bu noktada kalabileceğimize hiçbir zaman inanmadım.
--spoiler--
Hayatın anlamsız oldugunu bilip, anlamlı yaşamaya çalışmak saçma geliyor.
Ama albert camus ölümün çare olduğunu belirtmemistir.
(bkz: saçma)
(bkz: john locke)
(bkz: tabula rasa)
(bkz: dualizm)
(bkz: varoluşçuluk)
(bkz: bardak)
(bkz: absürt)
(bkz: sisifos söyleni)
(bkz: jean paul sartre)
eserlerinde varoluşu hayatın olağan gidişatıyla harmanlayarak, duraksız bir halde işlemiş değerli filozof.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar