bugün
- berna laçin'in gözaltına alınması36
- sizce karizma mıyım13
- ak parti kimsesizlerin kimsesidir9
- burak yılmazdaki taşşağın kimsede olmaması11
- koltukaltı kıllı kezo7
- hıçkırığı anında durduran formül4
- 61 yaşında plank rekoru kırmak4
- montella ile yolların ayrılması4
- seray sever3
- kız olduğu halde ilgi duyduğunuz yazarlar6
- arkadaşlar etkileşelim mi6
- erkek olduğu halde ilgi duyduğunuz yazarlar7
- selam kızlar hala evlenmedim7
- kadınların aklı yoktur hiçbir şeyden anlamazlar9
- sabah sabah 500g çikolatalı puding yemek6
- takibe takip beğeniye beğeni diyen sözlük kızı4
- sizi müdüre şikayet eden arkadaş3
- arda turan milli takım teknik direktörü olacak3
- s'i l v'e r m'i s t4
- allah atatürk ten razı olsun2
- muslettin amca6
- sevilmeyen yazara yaprak sarma ısmarlamak3
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- dolmuşta para üstü bekleme gerginliği4
- ne yapıyorsunuz lan kekolar3
- durup durup hickk diye ses cikaran insan2
- yazarların şu an içtiği içecekler3
- arkadaşlar ben neden sözlüğü ciddiye alıyorum2
- cumadan bir gün önceki gün bugün perşembe3
- sütte leke var cemil tugay da yok4
- hiç yutup izlememek4
- sözlük ergenlerini sille tokat dövmek2
- arkadaşlar benim günüm neden aymadı3
- all s fair2
- vicdanını kaybetmiş akpliler4
- en toksik kadınlar3
- biraz çalışayım2
- birikimleri yiyemeden ölmek3
- haniy yaaa3
- inci sözlük6
- market ürününü siyasi görüşü2
- internet arama geçmişini temizleyemeden ölmek3
- atsızı sevmeyen türk5
- arabayı fullemek3
- berberin nasıl olmuş sorusuna ağlayarak cevap vrmk3
- sünnilik islam dan ayrı bir dindir3
- yazarların sabahın 6 sında ayakta olma nedenleri6
- sürekli esnemek2
- hiçbir şey bilmeden her konuda haklı olmak3
- aykolik ismet masklavi ne yapıyor şu an5
haber.sol.org.tr sitesinin yine kapak yaptığı gazetedir.
http://haber.sol.org.tr/sabahsabah/6020.html
http://haber.sol.org.tr/sabahsabah/6020.html
alevilerin ankara'da yaptıkları mitingle alakalı olarak ' sivas ve gaziyi planlayanlar yeni oyun peşinde' şeklinde terbiyesizce başlık atan gazete. sanki sivasta, maraşta, çorumda, gazide aleviler kendi kendisini öldürdü ya da onları katlederken atılan sloganlar " yallah, bismillah, allahu ekber" değildi.
öyle yaftalamadan düşünün diye reklam yapmakla olmuyor diye geçiyor insanın içinden. önce kendi kapının önünü temizleyeceksin ki sonra demokrasi havariliğine soyunasın.
öyle yaftalamadan düşünün diye reklam yapmakla olmuyor diye geçiyor insanın içinden. önce kendi kapının önünü temizleyeceksin ki sonra demokrasi havariliğine soyunasın.
cemaat evlerine ve yurtlarına birden fazla alınan su geçirmez gazete.
(bkz: zaman altından su yürütmek)
(bkz: zaman altından su yürütmek)
reklamlarıyla son noktayı koymuş gazete. fazla tiraj yapmayabilir belki ama yine de iyi reklam.
şakirtlerin üzerine su dökülünce ıslanmayacağını ve bu ıslaklığı altına geçirmeyeceğini iddaa ettiği gazetedir. aslında hiçbiri denememiştir. bir keresinde ben dört dörtlük bir şakirt ile deney yapmıştım. kendisine anlatılanlara o kadar çok inanıyordu ki benim yanılacağımı söylüyordu. ancak deney sonrasında gerçekleri görünce yani zaman gazetesinin de normal bir gazete olduğunu görünce yaptığı yorum mükemmeldi.
"ama diğer gazeteler gibi hemen ıslanıp suyu alt tarafa geçirmedi."
sadece pes demiştim hala pes diyorum.
"ama diğer gazeteler gibi hemen ıslanıp suyu alt tarafa geçirmedi."
sadece pes demiştim hala pes diyorum.
türkiye'de garip bir misyon üstlendiğini düşündüğüm ilk gazete. ikincisi (bkz: taraf). şöyleki, köşe yazarlarının çok çeşitli boyutlarda yer alan, birbirinden farklı düşünen, birbirinden farklı hayat tarzlarına sahip kişiler olduğu söylenir hep ve gerek reklamlarında gerekse de tanıtımlarında tarafsızlığından, dürüstlüğünden falan bahsedilir. ama bildiğim, okuduğum, gördüğüm kadarı ile ne türkiye'yi büyük ölçüde tanımlayabilecek bir yazar seçkisine sahip, ne de tarafsızlığından veya dürüstlüğünden bahsedebiliriz.
yazarları arasında kimisinin milliyetçi, kimisinin ulusalcı, kimisinin vatanperver dediği kişiler yok. özellikle kültür sanat konularında yazı yazan kimseler nesnel, düşünsel ve işlevsel yazılarından ziyade, belirli bir kesime hitap eden, belirli kuralları olan bir sanat kültür yelpazesinden hareketle yaşamlarını sürdürüyor. örneğin; (bkz: iskender pala), (bkz: hilmi yavuz).
ikinci husus, dürüstlük ve tarafsızlığa gelirsek, malumunuz, vakti zamanında bu memlekette cumhuriyet mitingleri yapıldı. gerek bu gazete, gerekse de bu grubun televizyonu bu kitlesel refleksi 'anarşist, aykırı ve zararlı bir hareket' olarak niteledi hatta izleyenlerine açık açık bu tertibe katılmayın dediler. eğer tarafsız ve dürüst bir yayın organıysan bu tarz eylemleri üstünkörü verirsin ve geçersin, şurada şöyle bir miting oldu, şu kadar kişi katıldı, falan filan diye. ama sen bu eyleme tutup da bir kulp yapıştırırsan olmaz. nerden mi biliyorum, o zamanlar özellikle bu grubun bu mitingler hakkındaki haberlerini izledim. bu arkadaşlar o kadar tarafsız ve dürüstlerdi ki, bazı mitinglerde mitinge katılan insanlarla sohbet, röportaj yapabilmek adına mikrofanların üzerinde yer alan ve kanallarını belirten kauçuk zavazingoyu çıkartarak dürüstlüklerini sergilediler. yani günlerce yaftaladıkları insanlardan ki o insanlar sokaktaki sade insanlardı, onlardan korktular. hatta günlerce, gerek televizyon kanlına çıkararak, gerekse de bu gazete de yazı yazdırarak bir psikologu kullandılar. bu grubun kanalını takip ediyorsanız tanırsınız muhtemelen, saçları önden seyrelmiş, gözlüklü, yavaş konuşan bir psikolog. ve bu adama aynen şunu dedirttiler;'çocuklarınızı bu tarz tertiplerden uzak tutun, zarar görebilirler, gelişimini engeller...'
en son edindiğim bilgilere göre, düzeltiye açığım, malum ikinci gazete, yani (bkz: taraf) bu birinci gazetenin basımevlerinde basılıyormuş. artık nasıl bir ilişki varsa aralarında...
yazarları arasında kimisinin milliyetçi, kimisinin ulusalcı, kimisinin vatanperver dediği kişiler yok. özellikle kültür sanat konularında yazı yazan kimseler nesnel, düşünsel ve işlevsel yazılarından ziyade, belirli bir kesime hitap eden, belirli kuralları olan bir sanat kültür yelpazesinden hareketle yaşamlarını sürdürüyor. örneğin; (bkz: iskender pala), (bkz: hilmi yavuz).
ikinci husus, dürüstlük ve tarafsızlığa gelirsek, malumunuz, vakti zamanında bu memlekette cumhuriyet mitingleri yapıldı. gerek bu gazete, gerekse de bu grubun televizyonu bu kitlesel refleksi 'anarşist, aykırı ve zararlı bir hareket' olarak niteledi hatta izleyenlerine açık açık bu tertibe katılmayın dediler. eğer tarafsız ve dürüst bir yayın organıysan bu tarz eylemleri üstünkörü verirsin ve geçersin, şurada şöyle bir miting oldu, şu kadar kişi katıldı, falan filan diye. ama sen bu eyleme tutup da bir kulp yapıştırırsan olmaz. nerden mi biliyorum, o zamanlar özellikle bu grubun bu mitingler hakkındaki haberlerini izledim. bu arkadaşlar o kadar tarafsız ve dürüstlerdi ki, bazı mitinglerde mitinge katılan insanlarla sohbet, röportaj yapabilmek adına mikrofanların üzerinde yer alan ve kanallarını belirten kauçuk zavazingoyu çıkartarak dürüstlüklerini sergilediler. yani günlerce yaftaladıkları insanlardan ki o insanlar sokaktaki sade insanlardı, onlardan korktular. hatta günlerce, gerek televizyon kanlına çıkararak, gerekse de bu gazete de yazı yazdırarak bir psikologu kullandılar. bu grubun kanalını takip ediyorsanız tanırsınız muhtemelen, saçları önden seyrelmiş, gözlüklü, yavaş konuşan bir psikolog. ve bu adama aynen şunu dedirttiler;'çocuklarınızı bu tarz tertiplerden uzak tutun, zarar görebilirler, gelişimini engeller...'
en son edindiğim bilgilere göre, düzeltiye açığım, malum ikinci gazete, yani (bkz: taraf) bu birinci gazetenin basımevlerinde basılıyormuş. artık nasıl bir ilişki varsa aralarında...
yorum sayfasında türkiye'nin birbirinden değerli entellektüel isimlerinin yazılarına yer veren fikir gazetesi. çıplak kadın, çanak, çömlek, film türü ürünlerle satışlarını artırmak yerine sempatizanlarının desteğiyle türkiye'nin en çok satan gazetesi olmuştur. evet bir eve 5 gazete giriyor doğru, ne kadar güzel bir şey, hangi birimiz gazetemize bu kadar sahip çıkma gereği duyuyoruz?
geri dönüşü olmayan, bazı durumlar için çok çok değeri olan hede.
not: 'tersten okununca namaz oluyor' yazacaktım ki önce bir aratayım dedim. 18 kere söylenmiş. bari yazmayım..
not: 'tersten okununca namaz oluyor' yazacaktım ki önce bir aratayım dedim. 18 kere söylenmiş. bari yazmayım..
reklamlarını bugün kendi sitelerinden izledim. Özellikle ellerinde Türk bayrakları ile muhtemelen cumhuriyet mitinglerinden birine gidenlerin canlandırdığı sahnede miltarist damgasını görüyoruz, bundan yaklaşık 6 önce ellerinde türk bayrakları taşıyanlara kendileri militarist dememişler gibi, türk bayrağı'nı taksisine asmış bir taksici sanki protestolarda türk bayraklarını kullananlara faşist yükseliş diye kendileri manşet atmamışlar gibi, uzun saçlıya satanist vurmuşlar sanki bundan önceki rock yazılarında satanistler diye bunlar metalci diye köşe yazılarını yayınlamamışlar gibi, sanki orada hazırlanan etiketlerin %90 kendi gazetelerinde yayınlanmamış gibi.
yeni devletimizin entelijansını barındıran gazete. Liberalizmi sadece serbest piyasada görüp, vakit gibi enettelktüeliteden yoksun silahşör görünümündeki yayının yerine; sola göz kırparak tahlilcilikle modern ve rahat çevrenin beyaz müslümanların gazetesi.
yeni reklamlarında ergenekoncu ile yaftalamayı eleştirmediğini gördüğüm gazete. çünkü kendisi her fırsatta herkesi ergenekoncu yapıyor. dikkat edin beyler dava bitmedi demek geliyor insanın içinden bu adamlara. ergenekon yaftalamasını eleştirse bile bu yaftalama ile ancak kendilerini eleştirmeliler.
reklamlar çok cilalı ama eleştirilmeye gelemiyorlar. okur yorumlarına yazıyorsun yayınlamıyorlar yalakalık yapmaszsan
zaman hayatın ta kendisidir...
akışına hayret ettiğimiz ve çoğu zaman bir film şeridi gözlerimizin önünde geçip gidiyormuşçasına izlediklerimiz zaman...
durdurmayı dilediğimiz ama durduramadığımız kum saati...
evet zaman durmaz belki, ama bazı anlarda sanki durmuş gibi hissederiz ve o anların sonunda zamanın nasıl akıp gittiğine şaşırırız...
belki aşık olduğumuz anlardır bu anlar, belki çok sevdiğimiz dostlarımızla görüştüğünüz anlar, belki uzun zamandır görmediğimiz aile bireylerini gördüğümüz tüm özlediklerimizle geçirdiğimiz anlar...
mümkün olsaydı durdurabilmesi o en çok mutlu olduğum ana gidip çocukluğumda, o anı durdurmayı ve sürekli o mutluluğu yaşamayı dilerdim ...
o anın ne olduğunu sormayın sırrı bende kalsın...
masum olmayı, çocuk olmayı, bulutlu ve güneşli bir sonbahar gününde uçurtma uçurmayı özledim belki ondandır bu dileğim...
işte yitip giden düşlerin ve zamanın hikayesi:
--spoiler--
Çok zaman önceydi.
O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
insanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.
Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
Bir parçasına dün dedi, diğer parcasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
Dünü düsünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı
tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
Bu günü eline yüzüne bulaştırdı... Mutsuz oldu insan.
Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün
yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı.
Ne yarın ne de dün!
--spoiler--
akışına hayret ettiğimiz ve çoğu zaman bir film şeridi gözlerimizin önünde geçip gidiyormuşçasına izlediklerimiz zaman...
durdurmayı dilediğimiz ama durduramadığımız kum saati...
evet zaman durmaz belki, ama bazı anlarda sanki durmuş gibi hissederiz ve o anların sonunda zamanın nasıl akıp gittiğine şaşırırız...
belki aşık olduğumuz anlardır bu anlar, belki çok sevdiğimiz dostlarımızla görüştüğünüz anlar, belki uzun zamandır görmediğimiz aile bireylerini gördüğümüz tüm özlediklerimizle geçirdiğimiz anlar...
mümkün olsaydı durdurabilmesi o en çok mutlu olduğum ana gidip çocukluğumda, o anı durdurmayı ve sürekli o mutluluğu yaşamayı dilerdim ...
o anın ne olduğunu sormayın sırrı bende kalsın...
masum olmayı, çocuk olmayı, bulutlu ve güneşli bir sonbahar gününde uçurtma uçurmayı özledim belki ondandır bu dileğim...
işte yitip giden düşlerin ve zamanın hikayesi:
--spoiler--
Çok zaman önceydi.
O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
insanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.
Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
Bir parçasına dün dedi, diğer parcasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
Dünü düsünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı
tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
Bu günü eline yüzüne bulaştırdı... Mutsuz oldu insan.
Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün
yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı.
Ne yarın ne de dün!
--spoiler--
evde sıkılarak dersime gitmeyi beklerken geçmesi zorunlu olan hede.
son yayınlanan reklamı düşündürücü olan gazete.
edit: reklam için;
http://www.zaman.com.tr/m...itle=yaftalamadan-dusunun
edit: reklam için;
http://www.zaman.com.tr/m...itle=yaftalamadan-dusunun
sıradışı ve alışkın olmadığımız bir reklam politikasına sahip gazete, yıllardır yalnızca bizi okuyun demek yerine her ne okuyorsanız okuyun birde bizi okuyun diyorlar. birbirine çok yakınmış gibi gözüken ancak birbirinden çok uzak bu iki cümle arasında müthiş farklar mevcuttur ve bu asla gözlerden kaçmaması gereken bir detaydır.
serap. hemen yanıbaşında, uzansan yakalayabilecekmiş gibi düşündüğün ama elinden kayıp giden değer.
zamanın iki boyutu vardır; biri uzunluğu diğeri genişliği. uzunluğunu güneş belirler, genişliğini ise tutkularımız.
ömer hayyam
ömer hayyam
çok kurnaz bir gazetedir. ordunun tepesine vurur vurur vurur. tam ortam gerilir, bu kez şöyle der: "noluyor yaw bu asker düşmanlığıda neyin nesi !" hatta golf oynayan paşayı bile savunur, ondan sonra ortada mal gibi kalan taraftır, yeni şafaktır. bu aslında korkaklıktır, saman altında su yürütmedir.
saatlerden gunlerden aylardan yillardan vs olusan yasam sayaci.
bir de aklima bir sarkiyi getirdi sezen aksu soyluyor;
zaman sadece birazcik zaman
gecici bu hirs bu ofke bu intikam
acilarimiz tarih kadar eski
nefes alip vermek misali olagan...
(bkz: gidiyorum).
bir de aklima bir sarkiyi getirdi sezen aksu soyluyor;
zaman sadece birazcik zaman
gecici bu hirs bu ofke bu intikam
acilarimiz tarih kadar eski
nefes alip vermek misali olagan...
(bkz: gidiyorum).
30 bin bayii satışı olup da günlük 700 bin tirajı olan gazete!
zaman büyük bir öğretmendir. ne yazık ki bütün öğrencilerini öldürür. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar