bugün
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- iltica27
- saraca096
- uzaylılar selam verir mi4
- cam açık ve çıplak uyumak7
- kadınların yedekte erkek tutması6
- komşuya hola lopez como estas demek2
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı2
- saraca09'a yapılan haksızlık3
- aleyna kalaycıoğlu2
- kolye142
- vizyonsuzları bakan yapmak2
- moovit2
- ofis pornosu13
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek8
- uzaylılar kovalasın seni3
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- ilişkiye ara vermek10
- uzaylılar da tarım yapıyorlar mı2
- asansörde konuşmama kuralı9
- sabah sabah 1 lt süt içip soğuk taşa oturmak2
- marka giyinmek9
- fon vurgunu25
- 5 bin kişinin katıldığı konserde ölüm2
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması9
- flört etmeyen insanın ilkeli duruşu2
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir9
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- bu saatte yemek yemek8
- uzaylılar elbise giyer mi2
- fenerbahçenin yarım düzine gol yemesi5
- uzaylıların amınakoyim2
- arda güler3
- ölümün çözüm olduğunu düşünmek4
- ısparta da kanyonda mahsur kalan ihh gönüllüleri4
- pazartesilerden nefret etmek2
- filistin eğitim bakanlığı ndan koruma çağrısı2
- siyah saçlı beyaz tenli kız7
- nervionun mavi gözleri11
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- migren4
- sevgiliden ayrılamama nedenleri2
- sevgiliden ayrilamayip onun terk etmesini beklemek2
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- hayatın acı gerçekleri6
- bik bik'in hacker'a yemek yapması18
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- gerçekten iğrenç bir hayat2
- cep telefonu22
- şargoz2
zaman hayatın ta kendisidir...
akışına hayret ettiğimiz ve çoğu zaman bir film şeridi gözlerimizin önünde geçip gidiyormuşçasına izlediklerimiz zaman...
durdurmayı dilediğimiz ama durduramadığımız kum saati...
evet zaman durmaz belki, ama bazı anlarda sanki durmuş gibi hissederiz ve o anların sonunda zamanın nasıl akıp gittiğine şaşırırız...
belki aşık olduğumuz anlardır bu anlar, belki çok sevdiğimiz dostlarımızla görüştüğünüz anlar, belki uzun zamandır görmediğimiz aile bireylerini gördüğümüz tüm özlediklerimizle geçirdiğimiz anlar...
mümkün olsaydı durdurabilmesi o en çok mutlu olduğum ana gidip çocukluğumda, o anı durdurmayı ve sürekli o mutluluğu yaşamayı dilerdim ...
o anın ne olduğunu sormayın sırrı bende kalsın...
masum olmayı, çocuk olmayı, bulutlu ve güneşli bir sonbahar gününde uçurtma uçurmayı özledim belki ondandır bu dileğim...
işte yitip giden düşlerin ve zamanın hikayesi:
--spoiler--
Çok zaman önceydi.
O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
insanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.
Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
Bir parçasına dün dedi, diğer parcasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
Dünü düsünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı
tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
Bu günü eline yüzüne bulaştırdı... Mutsuz oldu insan.
Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün
yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı.
Ne yarın ne de dün!
--spoiler--
akışına hayret ettiğimiz ve çoğu zaman bir film şeridi gözlerimizin önünde geçip gidiyormuşçasına izlediklerimiz zaman...
durdurmayı dilediğimiz ama durduramadığımız kum saati...
evet zaman durmaz belki, ama bazı anlarda sanki durmuş gibi hissederiz ve o anların sonunda zamanın nasıl akıp gittiğine şaşırırız...
belki aşık olduğumuz anlardır bu anlar, belki çok sevdiğimiz dostlarımızla görüştüğünüz anlar, belki uzun zamandır görmediğimiz aile bireylerini gördüğümüz tüm özlediklerimizle geçirdiğimiz anlar...
mümkün olsaydı durdurabilmesi o en çok mutlu olduğum ana gidip çocukluğumda, o anı durdurmayı ve sürekli o mutluluğu yaşamayı dilerdim ...
o anın ne olduğunu sormayın sırrı bende kalsın...
masum olmayı, çocuk olmayı, bulutlu ve güneşli bir sonbahar gününde uçurtma uçurmayı özledim belki ondandır bu dileğim...
işte yitip giden düşlerin ve zamanın hikayesi:
--spoiler--
Çok zaman önceydi.
O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
insanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.
Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
Bir parçasına dün dedi, diğer parcasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
Dünü düsünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı
tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
Bu günü eline yüzüne bulaştırdı... Mutsuz oldu insan.
Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün
yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı.
Ne yarın ne de dün!
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar