bugün
- nickten isim tahmini yapmak72
- kalabalıklar içinde yalnız olmak10
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
- arkadaşlar bir bakar mısınız9
- hikayeyi devam ettir30
- hayattan zevk alamamak15
- uyumayın konuşalım5
- gocunun nerede olması12
- rüyamda kadın olmuştum6
- yazarlara göre olması gereken insan ömrü süresi7
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor6
- kurbağa öpüp prens beklemek14
- yazarların öldükten sonraki planları4
- pizzada ince hamur tercih eden erkek12
- sözlüğün en yakışıklı yazarı olmak3
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum17
- makine mühendisliği3
- türk kızlarına bir öğüt bırak4
- yazarların sözlükte bulunma amaçları4
- insana kendini güvende hissettiren şeyler4
- spora yeni başlayacaklara tavsiyeler3
- mesajlara geç cevap veren insanlar3
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu4
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey12
- biber dolması olsa da yesek5
- sokakta kavga teknikleri3
- 32 yaş evlenmek için çok mu erken8
- yeşilçam filmi izlemek6
- gecenin bu saatinde acıkmak3
- fakesi çaylak yiyen yazarın dramı4
- uysaljakoben16
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri2
- sözlüğe yön veren kutup yıldızı yazarlar4
- ailevi değerlere dil uzatan insanımsılar5
- temiz nevresimler içinde uyumak3
- başlık altında laf sokmaya çalışan tipler3
- mesajlaşılan kızın silik yemesi3
- en güzel tatlı2
- cioran neden intihar etmedi3
- habire12 adamdır37
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi6
- bütün güzel kızların kapılmış olması5
- kadın2
- yeni parti50
- fake yazarlar2
- narsisizm2
- cinsel hikaye yazıyoruz3
- cem küçük5
- gün boyu sözlükte birbirini yalayan tipler7
yönetmenliğini josef rusnak'ın yaptığı, başrollerinde armin mueller stahl, craig bierko, ve gretchen mol gibi isimlerin olduğu 1999 yapımı başarılı bir bilim kurgu filmi.
bir kere her şeyden evvel vizyona girme aşamasında aynı zamana tekabül ettiği için matrix filminin talihsizliğine uğradığını düşündüğüm bir film bu. vizyona girdiği yıl ciddi başarılara imza atmış olan matrix'in yanında josef rusnak'ın sağlam rejisiyle ortaya koyduğu the thırteenth flor bence hak ettiği ilgiyi almamıştır. çünkü iki filmde tematik olarak ciddi benzerliklerin ürünü. zaten sanal dünyalar, simülasyon temalı yapımlar 90'lı yılların belki de en çok işlenen konusu oldu. bununla birlikte bir sürü proje de doğdu. bu açıdan filmin, matrix in dışında dark city benzerliği de yadsınamaz.
lakin bana kalırsa ortaya koyulduğu yıla göre gayet iyi bir iş çıkarmış başarılı bir yapım. aslına bakılırsa bu yapım diğer simülasyon temalı yapımlardan çok daha farklı. çünkü bu defa film "simülasyonun içinde simülasyon" gibi bir hadiseyi barındırdığı için daha farklı, orijinal bir senaryonun ürünü olduğunu düşünüyorum. bu tabi işin daha çok reji ve senaryo kısmı ile ilgili değerlendirmelerdi. bana kalırsa reji kadar oyunculuklarda mükemmel. özellikle craig bierko'nun farklı ve bir o kadar da zıt karakterleri tek bir bedende başarı ile canlandırması takdire şayan.
filmin afişinde de gözlemlenebilir olduğu gibi "dünyanın sonu" kavramı bu filmde de mevcut. lakin bana kalırsa bu "son" seyirciye gayet iyi görsellikler ile sunulmuş. aslında tam da bu noktada bir truman show benzerliği yaşanmıyor değil. orda da buna benzer baş kahramanın "sanal dünya" farkındalığını tattığı an yaşadığı trajedi burada da yine kendini hissettiriyor.
bu tür simülasyon temalı filmlerde işin belki de en klasik tarafı film bittiğinde " lan yoksa bizde simülasyon muyuz? " tarzı bir sorgulama, " ya öyleyse " gibi kuşkucu yaklaşımlar söz konusu olabiliyor. lakin bir de işin şu kıvamı var " amaaan yalan dünya, her şey bomboş. " tarzı gayet saçma bir yaklaşıma da bürünebiliyorsunuz.
işin şakası bir yana bu film her şeyden evvel türünün başarılı bir örneği. çekildiği yıla rağmen gayet iyi teknik ve görsellikle donatılmış sağlam bir josef rusnak rejisi. izleyiniz, izlettiriniz. iyi seyirler.
bir kere her şeyden evvel vizyona girme aşamasında aynı zamana tekabül ettiği için matrix filminin talihsizliğine uğradığını düşündüğüm bir film bu. vizyona girdiği yıl ciddi başarılara imza atmış olan matrix'in yanında josef rusnak'ın sağlam rejisiyle ortaya koyduğu the thırteenth flor bence hak ettiği ilgiyi almamıştır. çünkü iki filmde tematik olarak ciddi benzerliklerin ürünü. zaten sanal dünyalar, simülasyon temalı yapımlar 90'lı yılların belki de en çok işlenen konusu oldu. bununla birlikte bir sürü proje de doğdu. bu açıdan filmin, matrix in dışında dark city benzerliği de yadsınamaz.
lakin bana kalırsa ortaya koyulduğu yıla göre gayet iyi bir iş çıkarmış başarılı bir yapım. aslına bakılırsa bu yapım diğer simülasyon temalı yapımlardan çok daha farklı. çünkü bu defa film "simülasyonun içinde simülasyon" gibi bir hadiseyi barındırdığı için daha farklı, orijinal bir senaryonun ürünü olduğunu düşünüyorum. bu tabi işin daha çok reji ve senaryo kısmı ile ilgili değerlendirmelerdi. bana kalırsa reji kadar oyunculuklarda mükemmel. özellikle craig bierko'nun farklı ve bir o kadar da zıt karakterleri tek bir bedende başarı ile canlandırması takdire şayan.
filmin afişinde de gözlemlenebilir olduğu gibi "dünyanın sonu" kavramı bu filmde de mevcut. lakin bana kalırsa bu "son" seyirciye gayet iyi görsellikler ile sunulmuş. aslında tam da bu noktada bir truman show benzerliği yaşanmıyor değil. orda da buna benzer baş kahramanın "sanal dünya" farkındalığını tattığı an yaşadığı trajedi burada da yine kendini hissettiriyor.
bu tür simülasyon temalı filmlerde işin belki de en klasik tarafı film bittiğinde " lan yoksa bizde simülasyon muyuz? " tarzı bir sorgulama, " ya öyleyse " gibi kuşkucu yaklaşımlar söz konusu olabiliyor. lakin bir de işin şu kıvamı var " amaaan yalan dünya, her şey bomboş. " tarzı gayet saçma bir yaklaşıma da bürünebiliyorsunuz.
işin şakası bir yana bu film her şeyden evvel türünün başarılı bir örneği. çekildiği yıla rağmen gayet iyi teknik ve görsellikle donatılmış sağlam bir josef rusnak rejisi. izleyiniz, izlettiriniz. iyi seyirler.
yalan dünya temalı, 1999 yapımı bir bilim kurgu filmi.
"görmek, duymak, hissetmek gerçek olduğu anlamına gelir mi? ya da bir yazılım bunların hepsini sağlıyorsa gerçek kabul edebilir miyiz?" gibi sorularla boğuşan etkileyici bir film.
bir grup yazılım uzmanının yarattığı sanal dünyadaki karakterlerin, beklenmedik davranışlar sergilemesiyle işlerin rayından çıkışını konu edinen the thirteenth floor, dark city ve the matrix ile benzer konuları işleyen iyi bir seyirlik. matrix kadar iyi bir görsel şov sağlayamasa da en az dark city kadar sürükleyici.
"görmek, duymak, hissetmek gerçek olduğu anlamına gelir mi? ya da bir yazılım bunların hepsini sağlıyorsa gerçek kabul edebilir miyiz?" gibi sorularla boğuşan etkileyici bir film.
bir grup yazılım uzmanının yarattığı sanal dünyadaki karakterlerin, beklenmedik davranışlar sergilemesiyle işlerin rayından çıkışını konu edinen the thirteenth floor, dark city ve the matrix ile benzer konuları işleyen iyi bir seyirlik. matrix kadar iyi bir görsel şov sağlayamasa da en az dark city kadar sürükleyici.
-sende de daha önde karşılaşmışız gibi bir his var mı?
-başka bir yaşamda belki de.
-deja vu
-ilk görüşte aşkın anlamı.(ve öpüşürler)
filmdeki nerdeyse tüm oyuncular birden fazla karakteri canlandırmış görsellik açısından farklı bir tat vermişlerdir.
Craig Bierko'nun mükemmel oyunculuğulya birleşince izlemeden geçilemeyen bir film olmuştur.
-başka bir yaşamda belki de.
-deja vu
-ilk görüşte aşkın anlamı.(ve öpüşürler)
filmdeki nerdeyse tüm oyuncular birden fazla karakteri canlandırmış görsellik açısından farklı bir tat vermişlerdir.
Craig Bierko'nun mükemmel oyunculuğulya birleşince izlemeden geçilemeyen bir film olmuştur.
bu filmi izlemiş olmanın artılarından bir tanesi de, sözlük yazarlarının yere göğe sığdıramadığı inception filminin aslında o kadar da abartılı olmadığını anlamanıza yardımcı olmasıdır..matrix ile yakın ama matrix den önce vizyona girmesine rağman matrix filminin gölgesinde kalmış yazık olmuş pek bilinemeden tarihin tozlu raflarına gönderilmiş değerinin bilinemediğini düşündüğüm bir filmdir.
inception'ın fikir babasıdır. Matrix + inception'dır. izleyin. ancak ahım şahım şeyler de beklemeyin.
7/10
7/10
(bkz: dark city)
Hakkında sadece 11(bununla beraber 12) entry girilmesi üzücü olan film.
Zaten bu çoğu güzel filmin kaderidir. Orjinali değil onun fikrini çalıp birazcık makyajla tekrar çekilen filmler her zaman daha ön planda olur.
Sokakta bi adama ghost in the shell desen sana bön bön bakar ama matrix diyince işler değişir.
Aynı durum bu film ve inception arasında da var maalesef.
Keşke hakettiği değeri görseydi.
Zaten bu çoğu güzel filmin kaderidir. Orjinali değil onun fikrini çalıp birazcık makyajla tekrar çekilen filmler her zaman daha ön planda olur.
Sokakta bi adama ghost in the shell desen sana bön bön bakar ama matrix diyince işler değişir.
Aynı durum bu film ve inception arasında da var maalesef.
Keşke hakettiği değeri görseydi.
Döneminin ve şu an bulunduğumuz anın en iyi filmlerinden biridir. Sınırlar kimin için nerede?
ya bizde similasyonsak! işte felsefesi budur.
hayatımda izlediğim en güzel filmlerden. böyle film çeksinler işte hocu. düşünelim biraz. ayrıca kanımca sinema tarihinin üzülerek söylüyorum ki en underrated filmlerinden biri. çok daha fazlasını hak ediyor bu film.
bir the matrix fanı olarak yeni izlediğim film. belli noktalarda matrix'ten ayrılsa da yine onun gibi 1999 yapımı, simülasyon temalı film.
sanıyorum matrix senaryosu hollywwod'da dolaşmaya başladığında çekilmiş. benzer mesele deep impact ve armegeddon'da yaşanmıştı, ilk aklıma gelen örnekler. matrix'ten bildiğim kadarıyla birkaç ay sonra gösteirme girmiş, ayrıca matrix'in çekimlerden önceki uzun hazırlık süreci göz önüne alınınca orjinal fikrin buna ait olması düşünülemez.
şahsen tarafsız bir gözle izledim, genel olarak iyi bir film. ama matrix'le kıyaslamamak lazım.
sanıyorum matrix senaryosu hollywwod'da dolaşmaya başladığında çekilmiş. benzer mesele deep impact ve armegeddon'da yaşanmıştı, ilk aklıma gelen örnekler. matrix'ten bildiğim kadarıyla birkaç ay sonra gösteirme girmiş, ayrıca matrix'in çekimlerden önceki uzun hazırlık süreci göz önüne alınınca orjinal fikrin buna ait olması düşünülemez.
şahsen tarafsız bir gözle izledim, genel olarak iyi bir film. ama matrix'le kıyaslamamak lazım.
--spoiler--
Bir bilgisayarın içindeki taklitlerden başka bir şey değiliz.
--spoiler--
(bkz: simulacra and simulation)
evet, matrix güzel bir film, hatta bu filmden de güzel ama kitabın özü bu filmdir.
Bir bilgisayarın içindeki taklitlerden başka bir şey değiliz.
--spoiler--
(bkz: simulacra and simulation)
evet, matrix güzel bir film, hatta bu filmden de güzel ama kitabın özü bu filmdir.
hakkında nasıl bu kadar az entry girildiğini anlamadığım film. kaç kez izlesem mi yoksa izlemesem mi diye arada kalıp izlediğim filmdir. izlerken beyni yoruyor ve sizi düşünmeye itiyor. görsel bir şeyi izlerken bile aklında farklı senaryolar kurduran ve seni düşünmeye iten filmler bence oldukça başarılıdır. 99 yapımı olmasına rağmen görsel açıdan başarılıdır ve 2015 yılı teknolojisiyle yapılsa başyapıt olabilcek türden bir filmdir. kesinlikle tavsiye ederim
dipnot: matrixle karşılaştırıp filmi kücümseyenler olmuş, karşılaştırılcak tek yanı farklı dünyalar kavramı ama konu bakımından işleniş tamamiyle farklı.
dipnot: matrixle karşılaştırıp filmi kücümseyenler olmuş, karşılaştırılcak tek yanı farklı dünyalar kavramı ama konu bakımından işleniş tamamiyle farklı.
inceptiondaki dünya içinde dünya kavramını işleyen filmlerin atası, yılına göre güzel ve ara ara durağan olan iyi filmdir. Matrixle aynı yılda çıkması şanssızlığı olsa da düşük bir bütçeyle nasıl güzel bir film yapılır göstermişlerdir.
Kulvar olarak ne bir matrix ne de bir inception olmasa da izlenebilir güzel bir filmdir. Hele de türe ilgi duyuyorsanız ve henüz izlemediyseniz muhakkak izleyin.
descartes'ın "cogito ergo sum" sözü ile açılışı yapan retrofütüristik bilim kurgu filmi. ardından gelen sözde ise "ignorance is bliss" sözüne atıfta bulunulur. "ignorance is bliss" sözü aynı zamanda matrix'te de geçmiştir. film matrix ile aynı yılda çıkmıştır ve bir takım yönlerden ortak özelliklere sahiptir.
filmin başında çalan şarkı lee wiley'in easy come easy go isimli şarkısı olup credits kısmında çalan şarkı ise the cardigans'ın erase and rewind isimli şarkısıdır.
filmin başında çalan şarkı lee wiley'in easy come easy go isimli şarkısı olup credits kısmında çalan şarkı ise the cardigans'ın erase and rewind isimli şarkısıdır.
(bkz: gecenin filmi)
"Şöyle bir felsefesi olan, içine de çeken bir film olsa" şeklindeki açlığımı bir nebze dindirmiş olan film.
Fikir ve çıkış noktası çok güzel. Filmin sonuna dair pek çok ince nüans filmin çeşitli yerlerine serpiştirilmiş. Unutkanlıklar, karakterlerin nerden geldim lan buraya tepkileri "ulan bak bura da mı yalan bir dünya yoksa" sorusunu size sorduruyor.
Ayrıca arabaya binip durduraksız sürüp sonra o manzarayı görmek... Büyük bir yıkım olsa gerek. Belki de filmin tek eksiği o dramı tam hissettirememiş olması. O 'kuklaların' hikayesi bize daha çok anlatılmalıydı diye düşünüyorum.
Benim için mutlaka izlenmesi gereken bir film.
Fikir ve çıkış noktası çok güzel. Filmin sonuna dair pek çok ince nüans filmin çeşitli yerlerine serpiştirilmiş. Unutkanlıklar, karakterlerin nerden geldim lan buraya tepkileri "ulan bak bura da mı yalan bir dünya yoksa" sorusunu size sorduruyor.
Ayrıca arabaya binip durduraksız sürüp sonra o manzarayı görmek... Büyük bir yıkım olsa gerek. Belki de filmin tek eksiği o dramı tam hissettirememiş olması. O 'kuklaların' hikayesi bize daha çok anlatılmalıydı diye düşünüyorum.
Benim için mutlaka izlenmesi gereken bir film.
kıyıda köşede kalmış, fazla duyulmamış, simülasyon argümanı üzerine bir film. hatırlatmakta fayda vardır diye düşündüm.
simülasyon evren modelini anlatan, inception filminin fikir babalığını yapan 1999 yapımı güzel bir film. düşünmeden açın izleyin
7.5/10
edit: filmin sonunda " lan acaba ?" dedirtti yalan yok.
7.5/10
edit: filmin sonunda " lan acaba ?" dedirtti yalan yok.
1999 yapım bilim kurgu filmi. sinema sitelerinde the matrix ile aynı yıl çıktığı için the matrix'in gerisinde kaldığı ama yine de sağlam bir simülasyon filmi olduğunu okuyunca bir izleyeyim dedim. filmdeki bazı replikler the matrix'teki repliklerle ya birebir aynı ya da çok benzer. film ilk başta sıkıyor, gerçekten ilerlemiyor ama sonradan ters köşelerle açılıyor ve kendini izlettiriyor. simülasyon konusu fena işlenmemiş bu yüzden insana bazı sorgulamalar yaptırıyor ama the matrix kadar da denemez. bu arada aynı yılda çıkmış olsalar bile the matrix filmi bu filmden daha sonra çıkmıştır. 5.1/10.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar