bugün
- habire1213
- okumak yerine erken yaşta çalışmanın faydası8
- galatasaray ne zaman transfer yapacak10
- özgür özel'in chp de veda konuşması6
- kürtler5
- her şeyin üst üste gelmesi8
- kemalistlerle solcuların ayrılması gerekliliği4
- kartlı işlem yapmayan esnaf3
- hangi manifest kızısın12
- kabataş olayı görüntüleri27
- türkiye islamcı kemalist kavgasıyla vakit kaybetti3
- lahmacun yiyecek kadar düşmek8
- başını alıp gitmek isteyen insan5
- istanbul un çok pahalı olması27
- şimdi herkes su içsin5
- vaatlerinin tam tersi olduğu halde iktidarda olmak6
- ispanya'nın amerika'ya kafa tutması7
- safran7
- annesi dışarı çıkmasına izin vermeyen çocuk4
- meyveli lahmacun7
- eti çikolatalı gofret3
- başbiraderin kahve biraderleri4
- mehdiyete dair hayalleriniz7
- volkswagen beetle5
- şaka maka true'nun 60 ında da kaldıracak olması3
- arkadaşlar ne oldu size böyle7
- en sevilmeyen ev işleri14
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj5
- fatih sultan mehmet'in alkol kullanması3
- cemal süreya'nın evli kadın aşkı3
- cumhuriyet halk partisi2
- sanayi tipi kavurmalı tost5
- ciguli kral5
- kıvameddin efendi4
- küçük prens'in aslında bir distopya olması2
- mel mel bakan gibson ve 0 0 710
- türkiye cumhuriyeti ortak paydası4
- gönül almaya çalışan erkek11
- ne kadar geri zekalı varsa hepsi uludağ sözlük te4
- mehdi 29 yaşında mı başa geçmeli 40 mı6
- çalışan kadın tercih etme sebepleri2
- gocu25
- sorunlardan kaçmak için uyumak2
- dünya kaç renklidir4
- kara sevdaya tutulan kalmaması7
- marc cucurella9
- ciddiye alınmamak4
- haluk levent son açıklaması7
- ne kadar salak olduğunuzu biliyor musunuz3
- kavgada ele sıçıp yumruklar atmak7
entry'ler (700)
kararsız tiplerdir. her konuda. en fecisidir. "öyle mi olsa böyle mi olsa, aslında böyle de iyi ama şöyle de sanki..." ağzına ağzına vurulası yemin ediyorum. görüldüğü anda koşarak uzaklaşma sebebi.
gelmiş geçmiş en baba, en sağlam, en kafasına göre takılan yegane grup. stüdyo kayıtlarından çok, konser performansları itina ile dinlenmelidir zira alınacak keyif çok daha fazla olacaktır. konser kayıtlarında üç dakikalık şarkılarının spontan şekillerde yirmi üç dakikaya bile uzayabildiğini görüp keyifle dinlersiniz misal. enfes, eşsiz müzikleri her şeyi ihtiva eder üstelik. psychedelic rock, country, blues ve hatta jazz...
her şeyi geçtim yıllarca sayısız konserler vermiş, her birini de ücretsiz yapmışlardır. "parayla konser, nüzik mi olurmuş" kafalarına saygıyla eğilerek karşılık veriyorum.
o değil de, jerry garcia yahu... daha ne olsun...
her şeyi geçtim yıllarca sayısız konserler vermiş, her birini de ücretsiz yapmışlardır. "parayla konser, nüzik mi olurmuş" kafalarına saygıyla eğilerek karşılık veriyorum.
o değil de, jerry garcia yahu... daha ne olsun...
yapış yapış, bitmek bilmeyen bir yaz dönemi sonrası sebepsiz yere tebessüm etme sebebidir. insan rüzgardan içi ürperdi diye mutlu olur mu be sözlük?
öyle bıkmışım işte sıcaktan. bildiğin survivor çektik istanbulda efem, öyle böyle değil.
(bkz: vantilatörle yaşamak)
öyle bıkmışım işte sıcaktan. bildiğin survivor çektik istanbulda efem, öyle böyle değil.
(bkz: vantilatörle yaşamak)
bir halt yemiş ve bir nevi sıçtığının resmi olabilir tümce olmakla beraber sizi sallamıyor olması da yüksek ihtimaldir.
zaten bunu söyleyen taraf genelde de erkek kısmıdır kadın tarafı ise genelde o sırada soluksuz atar yapmakla meşguldür. olasıdır. bu tip noktalarda "sonra konuşuruz" bildiğin hayat kurtarıcı bile olabilir. kendimden biliyorum atar dolu tiratlarım bir dakikada yüz cümle ihtiva edebiliyor. erkek olmak zor yahu.
zaten bunu söyleyen taraf genelde de erkek kısmıdır kadın tarafı ise genelde o sırada soluksuz atar yapmakla meşguldür. olasıdır. bu tip noktalarda "sonra konuşuruz" bildiğin hayat kurtarıcı bile olabilir. kendimden biliyorum atar dolu tiratlarım bir dakikada yüz cümle ihtiva edebiliyor. erkek olmak zor yahu.
şimdi bunun bir elzem olanı vardır ki bu makbul olanıdır. bazen "ara" sahiden iyidir, zamanın iyileştirici gücü ilişkiyi sahiden toparlayabilir falan filan. lakin bu dandik hadisenin bir de iğrenç bir boyutu da vardır. o da keşke o kadar sevmeseymişim dediğiniz öküzünüzün dudaklarından dökülür. sebep açık ve nettir; "uzak mesafe ilişkisi ama be tatlım, biraz ara mı versek, çok sık görüşemiyoruz da bak" gibi bir şeydir. "yıpranıyoruz" tümceleri akabinde tabii.
ha o noktada sinirle zaten siz ayrılıyorsunuz ondan falan filan. hayat, ilişkiler bir garip zaten ya. şimdi böyle yazınca ne dandik şeyler yapmışım diyor insan yer yer... *
(bkz: hayat ne tuhaf ilişkiler falan)
(bkz: kişinin bir zamanlar ne kadar salak olduğunu anladığı an)
ha o noktada sinirle zaten siz ayrılıyorsunuz ondan falan filan. hayat, ilişkiler bir garip zaten ya. şimdi böyle yazınca ne dandik şeyler yapmışım diyor insan yer yer... *
(bkz: hayat ne tuhaf ilişkiler falan)
(bkz: kişinin bir zamanlar ne kadar salak olduğunu anladığı an)
bir adet adınıza postalanmış kredi kartı ekstresine uzuuuun uzun baktığınız o andır.
sonunda hayallerine ulaşmış bedevidir. bahtsızlığı esasında son dönem tenisin sürekli benzer isimler çevresinde dönüp durmasıydı. kendine yer açabilmek için epey uğraştı durdu ve sonunda başardı. üstelik kariyerinin ilk grand slam zaferi sonunda olgun ve zarif duruşu ise apayrı bir konu. şimdilerde koçu ivan lendl. bu isim bence andy için olabilecek en iyi seçimlerden biri olmuş. lendl öncesi andy kesinlikle daha toy, mental açıdan çok çok daha zayıf ve iradesizdi. şimdilerde gayet olgun ve kendinden emin. kesinlikle uzun yıllar keyifle izlenecek isimlerden.
aşık olmamış, aşkı yaşamamış kızdır.
okulların açılmasına ramak kala hala kontenjanların açıklanmasını beklediğimiz ömür törpüsü sınav. bir de üstüne şaka gibi son dakika haberi eklenmiştir;
http://www.trthaber.com/h...tama-tarihleri-53567.html
hayır, tam olarak ne yapmaya çalışıyorlar ben onu anlamıyorum. atanmayı bekleyen bir okul öncesi öğretmeni olarak benim yedi gün önceden çocukların oryantasyon haftasında da bulunmam gerekiyorsa 11 eylül nasıl göreve başlama tarihim olabilir? Çocuklar mı karşılayacak bizi "sınıfımıza hoş geldiniz öğretmenim" diye?
bu nasıl bir düzen, nasıl bir anlayıştır?
a bu arada, hala daha kontenjanları açıklanmamıştır, o da ayrı bir durum. bence ösym kontenjanları ne yapalım noktasında istehareye yatıyor, sonuçlar elbette görecekleri o ışığa göre biz öğretmenlere iletilecektir.
(bkz: hayırlara vesile olsun inşallah)
http://www.trthaber.com/h...tama-tarihleri-53567.html
hayır, tam olarak ne yapmaya çalışıyorlar ben onu anlamıyorum. atanmayı bekleyen bir okul öncesi öğretmeni olarak benim yedi gün önceden çocukların oryantasyon haftasında da bulunmam gerekiyorsa 11 eylül nasıl göreve başlama tarihim olabilir? Çocuklar mı karşılayacak bizi "sınıfımıza hoş geldiniz öğretmenim" diye?
bu nasıl bir düzen, nasıl bir anlayıştır?
a bu arada, hala daha kontenjanları açıklanmamıştır, o da ayrı bir durum. bence ösym kontenjanları ne yapalım noktasında istehareye yatıyor, sonuçlar elbette görecekleri o ışığa göre biz öğretmenlere iletilecektir.
(bkz: hayırlara vesile olsun inşallah)
o vakit uğraşmayacaksın da ne zaman uğraşacaksın dediğim durum. sonrası bokluk zaten. okuldan mezun oluyorsun, işe güce bulaşıp mütemadiyen hayatı yandan yiyorsun falan. o zamanlarda aşkın tadı daha başka bence. börtü böcek, çiçek böcek kıvamında.
hepimiz ergendik, en çok o zamanlarda heyecanlıydık be. şimdi hep yorgun, hep planlı programlı.*
hepimiz ergendik, en çok o zamanlarda heyecanlıydık be. şimdi hep yorgun, hep planlı programlı.*
aslen omuzlar. mümkünse sabiha gökçen havaalanı genişliğinde olması elbette dikkat çekici olacaktır. lakin hadise adamın duruşunda, bakışındadır bana göre. sağlam, kendine güvenli bir duruş ve manalı gözlerle etkileyemeyeceğiniz bir kadın yok gibi bence.
sevgilinin yanında osurmanın bi level üstü gibi bir şeydir bu. yapmayın böyle şeyler. tamam sevdicek bir unicorn değil, o da sıçıyor elbet fakat neden şahit olmak?
(bkz: kıza oroyin yükleyin)
hastasıyım.
hastasıyım.
bugün gittiğim ve beğendiğim film. tıpkı dizisi gibi. evet, aynen öyle.
film konusunda kimi olumsuz eleştiriler oluyor ya "aynı diziden bi bölüm gibiydi, bi fark yok" tarzında. bunu olumsuz olarak yorumlamak bana tuhaf geliyor. adamların her hafta çekip önümüze koydukları bölümler diğer dizilerin kıytırık bölümlerine benzemiyor da ondan öyle geliyor olmasın. adamların "film tadındaki dizi" bölümlerinden kaynaklanıyor bu. hadiseyi bozdukları yok yani. zaten iyi yaptıkları bir şeyi bir kez daha farklı şekilde pekiştirmişler. sinema yolu ile. adamlar dizi tadında film yapmıyorlar, film tadında dizi yapıyorlar. ve bu konuda da acayip iyiler.
izleyin, izlettirin.
film konusunda kimi olumsuz eleştiriler oluyor ya "aynı diziden bi bölüm gibiydi, bi fark yok" tarzında. bunu olumsuz olarak yorumlamak bana tuhaf geliyor. adamların her hafta çekip önümüze koydukları bölümler diğer dizilerin kıytırık bölümlerine benzemiyor da ondan öyle geliyor olmasın. adamların "film tadındaki dizi" bölümlerinden kaynaklanıyor bu. hadiseyi bozdukları yok yani. zaten iyi yaptıkları bir şeyi bir kez daha farklı şekilde pekiştirmişler. sinema yolu ile. adamlar dizi tadında film yapmıyorlar, film tadında dizi yapıyorlar. ve bu konuda da acayip iyiler.
izleyin, izlettirin.
bırak yazdığı onca muazzam, ruha dokunur cümlelerini; elinde sigarası o dumanlı bakışına bile aşık olunacak adam.
anne baba harçlığını hunharca harcamanın dayanılmaz hafifliği ile kendi kazandığını dikkatli harcamanın dayanılmaz ağırlığı arasındaki farktır. o fark alanında bir yerlerde insan büyüdüğünü acı ile farkediyor mütemadiyen.
genelde ya tipik bir at hırsızı ya da potansiyel seri katil olarak göründüğünüz fotoğraflardır.
kesinlikle depresyon belirtileri gösteren kadın. herhangi bir belirti... ya yavaş yavaş menopoza girdiğini hissediyordur ya da kocasının onu aldattığını falan düşünüyordur. bu ve benzeri hissiyatlar durumunda işte ancak insan yıldız tilbe gibi olsun diyebilir.
hastası olduğum öğrenci tipi. her daim farklıdırlar bana göre. kafası zilyon tane abidik gubidik şeylerle meşguldür ve dersler de onu zerre kadar ilgilendirmiyordur. o yapar zaten bir şekilde. bence hadisedeki asıl problem bu akıllı fekat bi türlü çalışamayan çocuğun velisindedir. nefret ettiğim anne - bana tipi de işte tam bu noktada ortaya çıkmaktadır. hani şu çocuklarını anlatırken 3. çoğul ile cümleyi başlayıp bitiren ömür törpüleri.
- biz biliyoruz da yapmıyoruz öğretmenim.
- çalışmadığımız için olmuyor değil mi,halbuki düzenli çalışsak... diğ mi ama, diğ mi ?!
ömür törpüleri, mesleği bırakma sebepleri... ya bi gidin allasen, rahat bırak çocuğu. sen yedin bitirdin onu... ondan olmuyor işte, ondan. * *
- biz biliyoruz da yapmıyoruz öğretmenim.
- çalışmadığımız için olmuyor değil mi,halbuki düzenli çalışsak... diğ mi ama, diğ mi ?!
ömür törpüleri, mesleği bırakma sebepleri... ya bi gidin allasen, rahat bırak çocuğu. sen yedin bitirdin onu... ondan olmuyor işte, ondan. * *
bu zamanda karşılaşma ihtimalinizin neredeyse kalmadığı kadın. e bir de normal gibidir bu sanki. bi düşün; işe mi koşturasın, çocuklara mı bakasın yoksa mayayı süte mi katasın?