bugün
- ailem güvende10
- hava soğudu ulan11
- true neden sevilmiyor sorunsalı29
- sözlük yazarlarının kekleri7
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri20
- evlenmek istememenin garip karşılanması8
- babaların sorduğu ilginç sorular4
- sosyalleşmenin zorlaşması12
- ay takvimine göre konserve yapmak3
- çalışmak istememek3
- restoran görünce çocuğunun gözlerini kapatan insan5
- mazotun 100 lira olacağı tarih13
- güneşlenmek3
- soğuk su içme mevsiminin sonuna gelmek7
- viski kola12
- ak partililerin apoya villa yaptırması30
- ayıküyün mü3
- çin üretimi elektrikli arabalar2
- enayimiknatisii8
- türbanlıyla bakışmak4
- sözlükte 15488 gammaz olması10
- sözlük yazarlarının normal kombinleri7
- video hazırlamak5
- naruto dayi7
- nahl suresi 90 ayet2
- latince sözler2
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz27
- izmir in kurtuluşunu yok sayan dinci2
- hamas19
- patronunuzun whatsapp profil fotoğrafı5
- hasta çocukları için el açtırılan babalar4
- kürtaj dede6
- tanrı olsaydi dünyadaki kötülüklere ayar verirdi8
- her akşam kocasına kuruyemiş hazırlayan kadın6
- 30 kasım 2026 beşiktaş galatasaray maçı2
- chp bu ülkenin geçmişi ve geleceğidir3
- g i l d e d l i l y12
- ılık su içen erkek8
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay16
- mal gelecek dükkanın önüne park etme9
- quran2
- mazotun litresi 96 lira13
- pipet kullanan erkek8
- düşün ki o bunu okuyor3
- bugün ne oldu4
- harp okulu öğrencilerinden korkan padişah3
- gokyuzunun silinen rengi16
- burcunu açıklamayan insan18
- 14 eylül 2026 gaziantepspor fenerbahçe maçı27
- ekonomi çok iyi7
nasıl büyüleyici enstrümandır ki bir başına pek çok müzik aletinin yerini tutabilecek güce sahip. hele bir ustanın elleri dokunuyorsa o tellere yüreğiniz titrer.
genelde sokak müzisyenlerinin tercih ettiği, müthiş sesi olan makamsal bir çalgı.
bir aksilik olmaz ise siparişini verdiğim santur yarın elimde olacak. iran'dan gelme ve mühürlü, ceviz ağacından yapılma ve 9 eşik.
çalan ve bilgi sahibi olan yazarlar varsa mesaj atmaları rica olunur.
bir aksilik olmaz ise siparişini verdiğim santur yarın elimde olacak. iran'dan gelme ve mühürlü, ceviz ağacından yapılma ve 9 eşik.
çalan ve bilgi sahibi olan yazarlar varsa mesaj atmaları rica olunur.
Geçen gün Antakya'da Saray Caddesi'nde ilk kez dinlediğim enstrüman. insanı alıp götürdüğü doğrudur.
türkiye'de akla gelen ilk ismin yani sedat anar'ın icra ettiği enstrümandır. (bkz: )https://www.youtube.com/c.../UCMJHEarWtzsgVvk1mw8e1LQ türkiye'de ilk solo santur albümünü çıkarmış adamdır.ahmet telli gibi bir üstad bu enstrümanı sedat anar'ı anlatarak anlatmıştır.bakalım neler yazmış?
AHMET TELLi - DUVAR DERGiSi - 13.SAYI - 07.03.2014
Sedat Anar, genç bir santuri. kendisini fars ekolüne yakın hissederek birçok kez irana gitti ve oradaki santurilerle tanıştı. bu süreçte günde sekiz-on saat zaman ayırdı santura. bu denli yoğun emek sonunda 2013te belâgat adıyla ilk albümünü çıkardı. sedat anar kendini popüler olandan uzak tutan bir sanatçı. bu yüzden de belâgat, şimdilik ilgi duyanlar ve dost çevresiyle sınırlı kaldı. kuşkusuz besteleri cdden dinlemek çok hoş, ama asıl, sedat anarı santuruyla başbaşa görmek gerekir. müthiş bir icra. zahmeler çelik teller üzerinde müthiş bir tempoyla gezinirken sanatçının enstrümanıyla bütünleştiğini izliyor, gerçek bir santuri ile karşılaştığınızı hissediyorsunuz. (santurda bir zamanlar ibrişim tel kullanılırmış, şimdilerde çelik teller var.)
Diğer müzik aletleri gibi bir tarihi olsa da, garip bir yalnızlığı var santurun. orkestralara eşlik edebilir ama birbaşınalığı yeğleyen melankolik bir alettir o. arkaiktir. nerede okuduğumu anımsamıyorum ama bir kaynakta, santurun, piyanonun en eski atası olduğu ileri sürülüyordu. haksız da değil bu yargı. hindistanda, afganistanda şekillenip asıl kimliğini iranda bulur; anadoluyu atlayıp istanbulda santuri ethem efendi (1855-1926) ve onun öğrencisi ziya santur (1868-1952) ile buluşur ve bu iki ustayı vareder.
Santur yaygın bir enstrüman değil. makamsal olduğu halde alaturka orkestralarda bile nadiren görülür. şimdilerde genç santurcular istanbul, ankara gibi kentlerin sokaklarında görülseler de iltifat edenler çok azdır. onlar da santura yakışan makamlar yerine popüler parçaları icra ediyorlar. bu şekilde dikkat çekeceklerini sanıyorlar ama santurun hüznü kitlesel değil bireyseldir, coşkulardan çok içlenmelere yöneliktir tınıları. neşenin değil hüznün aletidir diyebiliriz santur için.
Hind ve afgan santuru arkaiktir, makamsal olmaktan çok folkloriktir. fars santuru ise makamsaldır ve mohammed reza shajarian, hossen alizadeh, homayoun shajarian, mohamadreza rostamian gibi büyük ustaları yaratmıştır.
Santur bir dönem iranda, yatugan oluşu ve kadın sesiyle kurulan özdeşliği nedeniyle yasaklanmıştır. ilginçtir, santur en çok, yasaklandığı ülkede olgunlaşmış ve kökleşmiştir. nitekim makamsal müzik icra edenler zaman zaman santuru orkestraya dahil etmişlerdir. bir enstrüman yasaklanıyorsa, belli ki, aletin itiraz çığlığı, itiraz belâgatı egemenleri ürkütüyor olmalı. oysa dünyanın evrensel bir dilidir müzik, hangi aletle icra ediliyorsa edilsin insanın iç yolculuğunda yoldaştır, kendini tanımada bir içsestir.
Sedat Anarın iran ekolünden geldiğini belirtmiştik. nitekim albümdeki bestelerin adları bile bu esintiyi belirtir. zâr ü efgân, butimar, belâgat gibi adlara yakın buluyor kendisini. öyleyken, sedat anar, klasik türk müziği tınılarını da içselleştirmiş, makamlara vâkıf oluşu nedeniyle özgün parçalar üretebilmiştir. kimi parçalar sözlü olsa da çoğunca enstrümantale yönelmiştir ki kanımca doğrusu da budur. kimi parçalara davul, bas gitar, mızıka da eşlik etmiştir.
Albümün kartonatında primitif doğu desen, renk ve çizgilerine yer verilmiş olması, santur albümüne denk düşüyor mu, bilmiyorum. ama sunudan sanatçının içine sindiğini öğreniyoruz ki, önemli olan da budur. hemen her parçanın tanıdıklarına, emeği geçenlere ithaf edilmesi ise, sedatın naifliğini ve duygusallığını hissettiriyor diyebiliriz. on parçanın sekizi kendi bestesi. ilk albümünü çıkarmış olmanın heyecanını her ayrıntıda yakalamak mümkün.
Enstrümantal parçaları dinlerken, her parçaya ilişkin zihinde bir hikâye kurulabilir. en çok bu yanıyla önemsiyorum sedatın çalışmasını. dinleyeni ezginin içine çekerken, kendi hikâyesine dahil etmek istiyor ama pekâlâ herkes başka bir belâgat oluşturabilir zihninde. parçaların adlarına takılıp giderseniz sedatın ezgiyle başlattığı hikâyenin hüznüne kapılır; sadece ezgiyi dinlerseniz kendi hikâyenizi kurabilirsiniz. iyi bir müzik de böyle bir şey değil midir zaten? bazen hüzne yaslanarak sezdirirsiniz hikâyenizi, bazen de susarak. tıpkı sedat anarın albümüne aldığı feridüddin attarın şu mısralarında olduğu gibi:
konuşkanlığındır suskunluğunun sebebi
göründüğündendir gizliliğinin sebebi
AHMET TELLi - DUVAR DERGiSi - 13.SAYI - 07.03.2014
Sedat Anar, genç bir santuri. kendisini fars ekolüne yakın hissederek birçok kez irana gitti ve oradaki santurilerle tanıştı. bu süreçte günde sekiz-on saat zaman ayırdı santura. bu denli yoğun emek sonunda 2013te belâgat adıyla ilk albümünü çıkardı. sedat anar kendini popüler olandan uzak tutan bir sanatçı. bu yüzden de belâgat, şimdilik ilgi duyanlar ve dost çevresiyle sınırlı kaldı. kuşkusuz besteleri cdden dinlemek çok hoş, ama asıl, sedat anarı santuruyla başbaşa görmek gerekir. müthiş bir icra. zahmeler çelik teller üzerinde müthiş bir tempoyla gezinirken sanatçının enstrümanıyla bütünleştiğini izliyor, gerçek bir santuri ile karşılaştığınızı hissediyorsunuz. (santurda bir zamanlar ibrişim tel kullanılırmış, şimdilerde çelik teller var.)
Diğer müzik aletleri gibi bir tarihi olsa da, garip bir yalnızlığı var santurun. orkestralara eşlik edebilir ama birbaşınalığı yeğleyen melankolik bir alettir o. arkaiktir. nerede okuduğumu anımsamıyorum ama bir kaynakta, santurun, piyanonun en eski atası olduğu ileri sürülüyordu. haksız da değil bu yargı. hindistanda, afganistanda şekillenip asıl kimliğini iranda bulur; anadoluyu atlayıp istanbulda santuri ethem efendi (1855-1926) ve onun öğrencisi ziya santur (1868-1952) ile buluşur ve bu iki ustayı vareder.
Santur yaygın bir enstrüman değil. makamsal olduğu halde alaturka orkestralarda bile nadiren görülür. şimdilerde genç santurcular istanbul, ankara gibi kentlerin sokaklarında görülseler de iltifat edenler çok azdır. onlar da santura yakışan makamlar yerine popüler parçaları icra ediyorlar. bu şekilde dikkat çekeceklerini sanıyorlar ama santurun hüznü kitlesel değil bireyseldir, coşkulardan çok içlenmelere yöneliktir tınıları. neşenin değil hüznün aletidir diyebiliriz santur için.
Hind ve afgan santuru arkaiktir, makamsal olmaktan çok folkloriktir. fars santuru ise makamsaldır ve mohammed reza shajarian, hossen alizadeh, homayoun shajarian, mohamadreza rostamian gibi büyük ustaları yaratmıştır.
Santur bir dönem iranda, yatugan oluşu ve kadın sesiyle kurulan özdeşliği nedeniyle yasaklanmıştır. ilginçtir, santur en çok, yasaklandığı ülkede olgunlaşmış ve kökleşmiştir. nitekim makamsal müzik icra edenler zaman zaman santuru orkestraya dahil etmişlerdir. bir enstrüman yasaklanıyorsa, belli ki, aletin itiraz çığlığı, itiraz belâgatı egemenleri ürkütüyor olmalı. oysa dünyanın evrensel bir dilidir müzik, hangi aletle icra ediliyorsa edilsin insanın iç yolculuğunda yoldaştır, kendini tanımada bir içsestir.
Sedat Anarın iran ekolünden geldiğini belirtmiştik. nitekim albümdeki bestelerin adları bile bu esintiyi belirtir. zâr ü efgân, butimar, belâgat gibi adlara yakın buluyor kendisini. öyleyken, sedat anar, klasik türk müziği tınılarını da içselleştirmiş, makamlara vâkıf oluşu nedeniyle özgün parçalar üretebilmiştir. kimi parçalar sözlü olsa da çoğunca enstrümantale yönelmiştir ki kanımca doğrusu da budur. kimi parçalara davul, bas gitar, mızıka da eşlik etmiştir.
Albümün kartonatında primitif doğu desen, renk ve çizgilerine yer verilmiş olması, santur albümüne denk düşüyor mu, bilmiyorum. ama sunudan sanatçının içine sindiğini öğreniyoruz ki, önemli olan da budur. hemen her parçanın tanıdıklarına, emeği geçenlere ithaf edilmesi ise, sedatın naifliğini ve duygusallığını hissettiriyor diyebiliriz. on parçanın sekizi kendi bestesi. ilk albümünü çıkarmış olmanın heyecanını her ayrıntıda yakalamak mümkün.
Enstrümantal parçaları dinlerken, her parçaya ilişkin zihinde bir hikâye kurulabilir. en çok bu yanıyla önemsiyorum sedatın çalışmasını. dinleyeni ezginin içine çekerken, kendi hikâyesine dahil etmek istiyor ama pekâlâ herkes başka bir belâgat oluşturabilir zihninde. parçaların adlarına takılıp giderseniz sedatın ezgiyle başlattığı hikâyenin hüznüne kapılır; sadece ezgiyi dinlerseniz kendi hikâyenizi kurabilirsiniz. iyi bir müzik de böyle bir şey değil midir zaten? bazen hüzne yaslanarak sezdirirsiniz hikâyenizi, bazen de susarak. tıpkı sedat anarın albümüne aldığı feridüddin attarın şu mısralarında olduğu gibi:
konuşkanlığındır suskunluğunun sebebi
göründüğündendir gizliliğinin sebebi
usta ellerde kanun gibi, sitar gibi, ney gibi, didgerido gibi insanın ruhuna dokunan enstrümanlardan biridir.
eşsiz bir sese sahiptir.
ruhun derinliklerine inmeyen direkt orada ikamet eden bir çalgı
şahsen çaldığım bir enstrümandır, 96 tel 12 eşiğe sahibim.
fransa da cymbele, almanya da hackbrett, ispanya da timpano, macaristan da cimbalon adlarını alan ve kanun un ilk örneği sayılan çalgıdır.
kabak kemane ve ud çalgılarını öğrenmeye başlamadan önce , bu yaz siparişini verip en şükelasından çalmaya umarım başlayacağım bir harika çalgıdır. sokak müziği için en idealidir zaten.
yalarım.
yalarım.
çok güzel bir enstrüman.
http://www.youtube.com/wa...mbedded&v=3OmERWCitGA#!
oha lan adam kesin iskandinav.
http://www.youtube.com/wa...mbedded&v=3OmERWCitGA#!
oha lan adam kesin iskandinav.
istiklal caddesinde, taksimde ya da alışveriş merkezlerinde icra edilirken görebileceğiniz, ülkemiz topraklarına ait olmadığı halde ülkemizde sıkça rastlayabileceğimiz bir enstrümandır.
iranda şeytanın sesi olarak anıldığı için yüz yıllar boyunca yasaklanmış enstrüman.
hicaz makamıyla düş süsleyen enstürman.
barok sesler çıkaran (bkz: klavsen) default hüzünlü müzik aleti.
sultaniyegah sirto ve hicaz mandra bu enstrümanla çalındığında insan dinlerken türk müziği'ni bu kadar seçkin yapan şeylerin ne olduğunu anlayamasa dahi hissedebiliyor.
sultaniyegah sirto ve hicaz mandra bu enstrümanla çalındığında insan dinlerken türk müziği'ni bu kadar seçkin yapan şeylerin ne olduğunu anlayamasa dahi hissedebiliyor.
womad 2007 etkinlikleri kapsamında yasmin levy'nin eşliğinde naci en alamo'yu yorumladığı enstrüman.
dinleyenin hayatını üç dakikada özetleyebilecek ensrüman.
insanın içini acıtan bir sese sahip enstruman. kanundan farklı olarak koma sesler ayarlanamaz sabittir. 72 tel mevcuttur.
sesi bir kadının ağlaması gibi acıklıdır.
aha buda en güzel örneklerinden biri.
--spoiler--
https://www.youtube.com/watch?v=XSqRHvcPaIc
--spoiler--
sesi bir kadının ağlaması gibi acıklıdır.
aha buda en güzel örneklerinden biri.
--spoiler--
https://www.youtube.com/watch?v=XSqRHvcPaIc
--spoiler--
kara gune$ isimli grubun harika taksimler cikardigi enstruman.
izmir kıbrıs $ehitleri caddesinde sokak calgicilarindan dinleyip hasta olunasi kanunumsu...
izmir kıbrıs $ehitleri caddesinde sokak calgicilarindan dinleyip hasta olunasi kanunumsu...
bizon murat da güzel çalar bunu..
eski bir ibrani çalgısıdır. kanuna benzer ve kaybolmaya yüz tutmuştur maalesef.
''yatağan'' ve ''kanun'' adı verilen çalgıların ilk örneğidir. farsça''da sentür, yunanca''da psalterion ... ses alanı, kaba rast-tiz acem arası üç sekizli kadardır. piyanonun ilk şekli olan klavsene benzer, ondan daha basit fakat daha etkileyici sesi vardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar