bugün
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz15
- kızları en güzel olan şehir13
- cinler sizinle nasıl iletişime geçiyor14
- akrostişli şiir6
- mesaj atıp konuşmayan kız7
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi12
- kolye zincirlerinin birbirine dolaşması10
- de niro vs pacino2
- atatürk'e alerjisi olan tipler11
- 30 yaşına girmek4
- ilişki yapmaya üşenmek6
- euro 20162
- her cümlesinin sonuna açıkçası koyan insan2
- affetmenin gücü3
- cinlerin özünde iyi insanlar olması4
- arabaları yan yana park edip öpüşmek3
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- sözlük açsanız ismi ne olurdu4
- 18 ay askerlik yapanlar nasıl yaptı sorunsalı8
- hristiyanlık7
- kadın nefreti4
- nazilerin haklı olan yanı2
- silver ile evlenecek erkek52
- sırrı süreyya önder28
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- sözlükteki satranç taşları4
- 50 bin liraya sabah 10'a kadar uyumadan durmak3
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- türk erkeği endonezyalı kız evliliği6
- david bowie varken neşat ertaş dinleyen tip2
- geceye bir söz bırak2
- korku filmi cekmeden once cinayet isleyen yonetmen2
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- sözler köşkü6
- sözlüğü annesi gibi gören insan3
- burcu akrep olan birini akrep sokması4
- erkekler zıçar kızlar kakaloş yapar4
- arabada son ses dinlenecek şarkılar3
- tefal2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- dün gece ne oldu13
- dördüncü duvarı da kapısız örmek2
- gecenin şarkısı11
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası26
- gece geç saatte ışığı yanan evler5
- sarapci koala58
- yazarların 3 eylül 2026 tüfe tahmin rakamları2
- şikeci amedspor5
- irmik helvası3
türkiye'de akla gelen ilk ismin yani sedat anar'ın icra ettiği enstrümandır. (bkz: )https://www.youtube.com/c.../UCMJHEarWtzsgVvk1mw8e1LQ türkiye'de ilk solo santur albümünü çıkarmış adamdır.ahmet telli gibi bir üstad bu enstrümanı sedat anar'ı anlatarak anlatmıştır.bakalım neler yazmış?
AHMET TELLi - DUVAR DERGiSi - 13.SAYI - 07.03.2014
Sedat Anar, genç bir santuri. kendisini fars ekolüne yakın hissederek birçok kez irana gitti ve oradaki santurilerle tanıştı. bu süreçte günde sekiz-on saat zaman ayırdı santura. bu denli yoğun emek sonunda 2013te belâgat adıyla ilk albümünü çıkardı. sedat anar kendini popüler olandan uzak tutan bir sanatçı. bu yüzden de belâgat, şimdilik ilgi duyanlar ve dost çevresiyle sınırlı kaldı. kuşkusuz besteleri cdden dinlemek çok hoş, ama asıl, sedat anarı santuruyla başbaşa görmek gerekir. müthiş bir icra. zahmeler çelik teller üzerinde müthiş bir tempoyla gezinirken sanatçının enstrümanıyla bütünleştiğini izliyor, gerçek bir santuri ile karşılaştığınızı hissediyorsunuz. (santurda bir zamanlar ibrişim tel kullanılırmış, şimdilerde çelik teller var.)
Diğer müzik aletleri gibi bir tarihi olsa da, garip bir yalnızlığı var santurun. orkestralara eşlik edebilir ama birbaşınalığı yeğleyen melankolik bir alettir o. arkaiktir. nerede okuduğumu anımsamıyorum ama bir kaynakta, santurun, piyanonun en eski atası olduğu ileri sürülüyordu. haksız da değil bu yargı. hindistanda, afganistanda şekillenip asıl kimliğini iranda bulur; anadoluyu atlayıp istanbulda santuri ethem efendi (1855-1926) ve onun öğrencisi ziya santur (1868-1952) ile buluşur ve bu iki ustayı vareder.
Santur yaygın bir enstrüman değil. makamsal olduğu halde alaturka orkestralarda bile nadiren görülür. şimdilerde genç santurcular istanbul, ankara gibi kentlerin sokaklarında görülseler de iltifat edenler çok azdır. onlar da santura yakışan makamlar yerine popüler parçaları icra ediyorlar. bu şekilde dikkat çekeceklerini sanıyorlar ama santurun hüznü kitlesel değil bireyseldir, coşkulardan çok içlenmelere yöneliktir tınıları. neşenin değil hüznün aletidir diyebiliriz santur için.
Hind ve afgan santuru arkaiktir, makamsal olmaktan çok folkloriktir. fars santuru ise makamsaldır ve mohammed reza shajarian, hossen alizadeh, homayoun shajarian, mohamadreza rostamian gibi büyük ustaları yaratmıştır.
Santur bir dönem iranda, yatugan oluşu ve kadın sesiyle kurulan özdeşliği nedeniyle yasaklanmıştır. ilginçtir, santur en çok, yasaklandığı ülkede olgunlaşmış ve kökleşmiştir. nitekim makamsal müzik icra edenler zaman zaman santuru orkestraya dahil etmişlerdir. bir enstrüman yasaklanıyorsa, belli ki, aletin itiraz çığlığı, itiraz belâgatı egemenleri ürkütüyor olmalı. oysa dünyanın evrensel bir dilidir müzik, hangi aletle icra ediliyorsa edilsin insanın iç yolculuğunda yoldaştır, kendini tanımada bir içsestir.
Sedat Anarın iran ekolünden geldiğini belirtmiştik. nitekim albümdeki bestelerin adları bile bu esintiyi belirtir. zâr ü efgân, butimar, belâgat gibi adlara yakın buluyor kendisini. öyleyken, sedat anar, klasik türk müziği tınılarını da içselleştirmiş, makamlara vâkıf oluşu nedeniyle özgün parçalar üretebilmiştir. kimi parçalar sözlü olsa da çoğunca enstrümantale yönelmiştir ki kanımca doğrusu da budur. kimi parçalara davul, bas gitar, mızıka da eşlik etmiştir.
Albümün kartonatında primitif doğu desen, renk ve çizgilerine yer verilmiş olması, santur albümüne denk düşüyor mu, bilmiyorum. ama sunudan sanatçının içine sindiğini öğreniyoruz ki, önemli olan da budur. hemen her parçanın tanıdıklarına, emeği geçenlere ithaf edilmesi ise, sedatın naifliğini ve duygusallığını hissettiriyor diyebiliriz. on parçanın sekizi kendi bestesi. ilk albümünü çıkarmış olmanın heyecanını her ayrıntıda yakalamak mümkün.
Enstrümantal parçaları dinlerken, her parçaya ilişkin zihinde bir hikâye kurulabilir. en çok bu yanıyla önemsiyorum sedatın çalışmasını. dinleyeni ezginin içine çekerken, kendi hikâyesine dahil etmek istiyor ama pekâlâ herkes başka bir belâgat oluşturabilir zihninde. parçaların adlarına takılıp giderseniz sedatın ezgiyle başlattığı hikâyenin hüznüne kapılır; sadece ezgiyi dinlerseniz kendi hikâyenizi kurabilirsiniz. iyi bir müzik de böyle bir şey değil midir zaten? bazen hüzne yaslanarak sezdirirsiniz hikâyenizi, bazen de susarak. tıpkı sedat anarın albümüne aldığı feridüddin attarın şu mısralarında olduğu gibi:
konuşkanlığındır suskunluğunun sebebi
göründüğündendir gizliliğinin sebebi
AHMET TELLi - DUVAR DERGiSi - 13.SAYI - 07.03.2014
Sedat Anar, genç bir santuri. kendisini fars ekolüne yakın hissederek birçok kez irana gitti ve oradaki santurilerle tanıştı. bu süreçte günde sekiz-on saat zaman ayırdı santura. bu denli yoğun emek sonunda 2013te belâgat adıyla ilk albümünü çıkardı. sedat anar kendini popüler olandan uzak tutan bir sanatçı. bu yüzden de belâgat, şimdilik ilgi duyanlar ve dost çevresiyle sınırlı kaldı. kuşkusuz besteleri cdden dinlemek çok hoş, ama asıl, sedat anarı santuruyla başbaşa görmek gerekir. müthiş bir icra. zahmeler çelik teller üzerinde müthiş bir tempoyla gezinirken sanatçının enstrümanıyla bütünleştiğini izliyor, gerçek bir santuri ile karşılaştığınızı hissediyorsunuz. (santurda bir zamanlar ibrişim tel kullanılırmış, şimdilerde çelik teller var.)
Diğer müzik aletleri gibi bir tarihi olsa da, garip bir yalnızlığı var santurun. orkestralara eşlik edebilir ama birbaşınalığı yeğleyen melankolik bir alettir o. arkaiktir. nerede okuduğumu anımsamıyorum ama bir kaynakta, santurun, piyanonun en eski atası olduğu ileri sürülüyordu. haksız da değil bu yargı. hindistanda, afganistanda şekillenip asıl kimliğini iranda bulur; anadoluyu atlayıp istanbulda santuri ethem efendi (1855-1926) ve onun öğrencisi ziya santur (1868-1952) ile buluşur ve bu iki ustayı vareder.
Santur yaygın bir enstrüman değil. makamsal olduğu halde alaturka orkestralarda bile nadiren görülür. şimdilerde genç santurcular istanbul, ankara gibi kentlerin sokaklarında görülseler de iltifat edenler çok azdır. onlar da santura yakışan makamlar yerine popüler parçaları icra ediyorlar. bu şekilde dikkat çekeceklerini sanıyorlar ama santurun hüznü kitlesel değil bireyseldir, coşkulardan çok içlenmelere yöneliktir tınıları. neşenin değil hüznün aletidir diyebiliriz santur için.
Hind ve afgan santuru arkaiktir, makamsal olmaktan çok folkloriktir. fars santuru ise makamsaldır ve mohammed reza shajarian, hossen alizadeh, homayoun shajarian, mohamadreza rostamian gibi büyük ustaları yaratmıştır.
Santur bir dönem iranda, yatugan oluşu ve kadın sesiyle kurulan özdeşliği nedeniyle yasaklanmıştır. ilginçtir, santur en çok, yasaklandığı ülkede olgunlaşmış ve kökleşmiştir. nitekim makamsal müzik icra edenler zaman zaman santuru orkestraya dahil etmişlerdir. bir enstrüman yasaklanıyorsa, belli ki, aletin itiraz çığlığı, itiraz belâgatı egemenleri ürkütüyor olmalı. oysa dünyanın evrensel bir dilidir müzik, hangi aletle icra ediliyorsa edilsin insanın iç yolculuğunda yoldaştır, kendini tanımada bir içsestir.
Sedat Anarın iran ekolünden geldiğini belirtmiştik. nitekim albümdeki bestelerin adları bile bu esintiyi belirtir. zâr ü efgân, butimar, belâgat gibi adlara yakın buluyor kendisini. öyleyken, sedat anar, klasik türk müziği tınılarını da içselleştirmiş, makamlara vâkıf oluşu nedeniyle özgün parçalar üretebilmiştir. kimi parçalar sözlü olsa da çoğunca enstrümantale yönelmiştir ki kanımca doğrusu da budur. kimi parçalara davul, bas gitar, mızıka da eşlik etmiştir.
Albümün kartonatında primitif doğu desen, renk ve çizgilerine yer verilmiş olması, santur albümüne denk düşüyor mu, bilmiyorum. ama sunudan sanatçının içine sindiğini öğreniyoruz ki, önemli olan da budur. hemen her parçanın tanıdıklarına, emeği geçenlere ithaf edilmesi ise, sedatın naifliğini ve duygusallığını hissettiriyor diyebiliriz. on parçanın sekizi kendi bestesi. ilk albümünü çıkarmış olmanın heyecanını her ayrıntıda yakalamak mümkün.
Enstrümantal parçaları dinlerken, her parçaya ilişkin zihinde bir hikâye kurulabilir. en çok bu yanıyla önemsiyorum sedatın çalışmasını. dinleyeni ezginin içine çekerken, kendi hikâyesine dahil etmek istiyor ama pekâlâ herkes başka bir belâgat oluşturabilir zihninde. parçaların adlarına takılıp giderseniz sedatın ezgiyle başlattığı hikâyenin hüznüne kapılır; sadece ezgiyi dinlerseniz kendi hikâyenizi kurabilirsiniz. iyi bir müzik de böyle bir şey değil midir zaten? bazen hüzne yaslanarak sezdirirsiniz hikâyenizi, bazen de susarak. tıpkı sedat anarın albümüne aldığı feridüddin attarın şu mısralarında olduğu gibi:
konuşkanlığındır suskunluğunun sebebi
göründüğündendir gizliliğinin sebebi
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar