bugün
- kiraz cicegi kolonyasi38
- seninle esnaf lokantasına bile gelirim diyen kadın9
- insan iyiyi kötüyü bilme iradesine aden de kavuştu7
- ilk buluşmada esnaf lokantasına gitmek14
- rahmi koç'un balığın kalanından çorba yapması10
- mutsuzken çirkin olmak7
- seninle salam ekmek bile yerim diyen kız6
- kendine yalan söyleme eğilimi5
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri4
- bu gün sözlük ne tatlı lan12
- güzel bir kazın yalnız olmasının nedenleri11
- esnaf lokantasında çorba içerken hayatı sorgulamak10
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler13
- iskender7
- seni severken valizini hazır tutan kadın10
- etli biber dolması yapan erkek9
- erkekler tuvaletinde gizli kamera bulunması5
- küt saçlı hatun2
- arkadaşlar çabuk buraya bakın3
- sardalya4
- ismail kartal31
- loafer pabuç giyen tipin ortamlarda erkeğim demesi2
- ice latte ısmarlanacak sözlük yazarları6
- ilk buluşmada falafel yemek4
- özgürlük nedir sorunsalı7
- platon un mağara alegorisi15
- yemek pişirirken hayatı sorgulamak4
- true silik olsun10
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- hepimiz allah'ın çocuklarıyız3
- ona bir şey söyle6
- çay içen erkeklerden iğreniyorum ıyy diyen kız4
- karınız için market poşetlerini taşır mısınız9
- tek kasa açan kalabalık market4
- sabahtan beri aç olmak5
- moda olan yılan ejderha dövmeleri2
- martin eden3
- üsküdar'a çöktükten sonra kutlama yapmak11
- işe giderken eve dönünce yapacaklarını düşünmek4
- güne bir şiir dizesi bırak2
- allah'ın insanı kendi suretinde yaratması ne demek2
- ibrahim tatlıses'in oynadığı filmdeki ilginç sahne3
- tavuk döner4
- karınızı kucağınızda taşır mısınız16
- 2000 yılında dünya nasıl olacak4
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- cebren ve hileyle bütün kalelerin işgal edilmesi4
- fenerbahçe18
- sucuk döner5
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı46
geometrinin babası.
-pityyy git harula teyzenlere müsaitseniz annemler bu gece size gelcekmiş de evladımdönerken de kahveden babanı al
+ya anne üçgen çiziyommm
-hadi olm geze geze (bu çocuk iice sapıttı)
+ya anne üçgen çiziyommm
-hadi olm geze geze (bu çocuk iice sapıttı)
sisam adasında doğan, daha sonra güney italya' ya göç eden yunanlı filozof. milattan önce 6. yüzyılda yaşamıştır. kurduğu sistem, evrenin ana maddesinin sayılar olduğunu öne sürüyordu. pythagoras, aynı zamanda bir din tarikatının da başkanıydı. bu tarikata katılanlar, dünyevi zevkleri bir kenara bırakıyor ve manevi zenginliklerle dolu bir hayat yaşıyordu.
bezelye gibi bazı sebzelerin ruhları olduğuna inanan matematikçi ve düşünürdür.
eski yunan'da müziksel uyumu matematik formülleriyle ifade eden felsefeci. sisamlı pythagoras olarak da bilinir.
dünyanın ve matematiğin belirli bir düzeni olduğu için her şeyin özünün sayılar olduğunu iddia eden filozof.
pythagoras kardeşliği adında gizli ve bir o kadar da heretik bir felsefe ve bu felesefeye dayalı bir örgüt inşa etmiş kişidir aynı zamanda.
yunanli matematikci ve dusunur. soyle harika bir benzetme yapmistir:
"hayatımız, olimpiyat oyunlarında biriken büyük kalabalığa benzer. kimileri oyunlarda ün kazanmak için bedenlerini işletirler; kimileri para kazanmak için satılık mallar getirirler; kimileri de, en kötüleri değildir onlar, başka çıkar düşünmeden her şeyin niçin nasıl yapıldığına bakar, kendi yaşamlarını anlamak ve düzenlemek için, başkalarının yaşamlarını seyrederler."
"hayatımız, olimpiyat oyunlarında biriken büyük kalabalığa benzer. kimileri oyunlarda ün kazanmak için bedenlerini işletirler; kimileri para kazanmak için satılık mallar getirirler; kimileri de, en kötüleri değildir onlar, başka çıkar düşünmeden her şeyin niçin nasıl yapıldığına bakar, kendi yaşamlarını anlamak ve düzenlemek için, başkalarının yaşamlarını seyrederler."
geometri ile ilgili bir çok çalışma yapmış bir geometri ustası * .
doğadaki çeşitliiğin ve karşıtlıkların özünde matematiksel bir uyumun sözkonusu olduğunu iddia eden filizof kişi.
''altın ateşle, kadın altınla, erkek de kadınla erir''
sözünün sahibi..
sözünün sahibi..
platonun devlet'inin ayrıldıgı 12 bölgede 5040 pilot aile olacaktı. bu rakam ise, pisagorun oluşturduğu din okulundaki mistik rakamsal dizenin ulaştığı sayı idi. 1x2x3x4x5x6x7:5040.. bu rakamın kutsallığına inanan platon, bunu oluşturacağı devletin komün aile sayısı olarak saptadı. ve bu rakam asla aşılmamalıydı.. peki ama nüfus artarsa? nüfus artarsa da, yargıçlar 5040 aile sayısının artmaması için doğum kontrolü uygulayacaklardı. şayet burada başarılı olunamazsa, kutsal rakamı bozan kuru kalabalık, sömürgelere sürülecektir. böylece toplumun yararını düşünen platon, başka toplumların ezilerek sömürülmesini meşru kılmaktadır. bu 5040 aile, bir arada oturup yemek yemelidir. herkes birbirinin gözetleyeni adaletçisidir.
Vejetaryendi ve müritlerine et yemeyi men ederdi. Bu yüzden Sokrates , Platon ve Aristoteles gibi onu takip eden birçok filozof da aynı diyeti uygulamıştır.
hoş gelmiş onuncu nesil yazar. sürrealist biri çıkması dileklerimle.
"insan kendisinden asagi canlilari yok etmeye curet ettigi surece saglik ve huzur yuzu gormeyecektir. insanlar hayvanlari katlettigi surece birbirlerini de oldurmeye devam edeceklerdir. tabii ki cinayet ve aci tohumlari ekenler sevinc ve sevgi bicemezler."
pythagoras
pythagoras
Kısa ve öz cevap yazan yazar.
Eski nickimi kapmış olan yazardır, hayırlı olsun.
Progressive rock grubudur.
vejeteryanlık ile ilgili şöyle aydınlatmak istemiş bizleri,
"ey insanlar, günahkar besinlerle bedenlerinizin kutsallığını kirletmeye bir son verin. ekinlerimiz var; dallarda bütün ağırlıklarıyla sarkan elmalarımız var; bağlarda olgun üzümlerimiz var; kimileri ateşte de pişirilebilen lezzetli bitkilerimiz ve otlarımız var. sütten mahrum değilsiniz; kekik çiçeklerinin üzerindeki hoş kokulu baldan da. dünya, sonsuz zenginliği ve cömertliğiyle, bütün ihtiyaçlarınızı fazlasıyla karşılar ve öldürmeye ya da kan dökmeye gerek kalmaksızın size yiyecek verir. et, yalnızca yabani hayvanların açlığını giderir. hatta bütün hayvanların da değil: atlar, koyunlar ve çiftlik hayvanları, çimenlerle beslenir. ama vahşi ve saldırgan olanlar; aslan, kaplan, kurt ve ayılar, yiyeceklerini kanla ıslanmış olarak severler. ah, ne kadar yanlıştır, etten bedenleri etle beslemek; açgözlü bir bedeni, başka bir bedeni yiyerek semirtmek; bir yaratığın yaşamını bir başka yaratığın ölümüne bağlamak! dünya o annelerin en yücesi, sana bunca şey verirken, tıpkı cyclop'lar gibi, zalim dişlerinle büyük yaralar açmadan mutlu olamazsın; başka hayatları yok etmedikçe doymayan iştahını ve o sonsuz iştahını ve o sonsuz açlığını gideremezsin bir türlü! ama bizim o altın çağ dediğimiz eski zamanlarda, dünyanın onlar için ürettiği bitkiler ve ağaçlardaki meyvelerle mutluydu insanlar; dudaklarını kanla kirletmezlerdi. kuşlar göklerde güvenle uçar, tavşanlar tarlalarda korkusuzca dolaşır ve balıklar kendi saflıkları yüznden oltaya takılmazlardı. ama bir gün birisi, artık o her kimse, aslanların avlarını kıskandı ve açgözlü göbeğini etle doldurarak, suça ve günaha giden yolu açtı. silahlar ilk başta yalnızca vahşi hayvanların kanlarıyla lekeleniyordu ve bu kadarla kalması gerekirdi: bizi yok etmeye çalışan hayvanları öldürmenin günah olmadığını kabul ediyorum ama her ne olursa olsun, hayvanların yenmemesi gerekiyor!"
"ey insanlar, günahkar besinlerle bedenlerinizin kutsallığını kirletmeye bir son verin. ekinlerimiz var; dallarda bütün ağırlıklarıyla sarkan elmalarımız var; bağlarda olgun üzümlerimiz var; kimileri ateşte de pişirilebilen lezzetli bitkilerimiz ve otlarımız var. sütten mahrum değilsiniz; kekik çiçeklerinin üzerindeki hoş kokulu baldan da. dünya, sonsuz zenginliği ve cömertliğiyle, bütün ihtiyaçlarınızı fazlasıyla karşılar ve öldürmeye ya da kan dökmeye gerek kalmaksızın size yiyecek verir. et, yalnızca yabani hayvanların açlığını giderir. hatta bütün hayvanların da değil: atlar, koyunlar ve çiftlik hayvanları, çimenlerle beslenir. ama vahşi ve saldırgan olanlar; aslan, kaplan, kurt ve ayılar, yiyeceklerini kanla ıslanmış olarak severler. ah, ne kadar yanlıştır, etten bedenleri etle beslemek; açgözlü bir bedeni, başka bir bedeni yiyerek semirtmek; bir yaratığın yaşamını bir başka yaratığın ölümüne bağlamak! dünya o annelerin en yücesi, sana bunca şey verirken, tıpkı cyclop'lar gibi, zalim dişlerinle büyük yaralar açmadan mutlu olamazsın; başka hayatları yok etmedikçe doymayan iştahını ve o sonsuz iştahını ve o sonsuz açlığını gideremezsin bir türlü! ama bizim o altın çağ dediğimiz eski zamanlarda, dünyanın onlar için ürettiği bitkiler ve ağaçlardaki meyvelerle mutluydu insanlar; dudaklarını kanla kirletmezlerdi. kuşlar göklerde güvenle uçar, tavşanlar tarlalarda korkusuzca dolaşır ve balıklar kendi saflıkları yüznden oltaya takılmazlardı. ama bir gün birisi, artık o her kimse, aslanların avlarını kıskandı ve açgözlü göbeğini etle doldurarak, suça ve günaha giden yolu açtı. silahlar ilk başta yalnızca vahşi hayvanların kanlarıyla lekeleniyordu ve bu kadarla kalması gerekirdi: bizi yok etmeye çalışan hayvanları öldürmenin günah olmadığını kabul ediyorum ama her ne olursa olsun, hayvanların yenmemesi gerekiyor!"
Peşinde onu öldürmek isteyen kişiler varken, fasulyeleri ezmemek için olduğu yerde kalarak oracıkta Can veren filozof.
Pythagoras ve Pythagoras’çı okulu felsefe tarihinde farklı bir yere koymamızın temel nedeni bir sayı metafiziği oluşturmuş olmalarıdır. Matematik düşkünüdür bu adamlar.
Teolojik düşünceleri “ruh göçü” fikrine dayanır. Bu düşünce temelinde mısır kültürüne, hint kültürüne falan uzanıyor.
Olayları şu; insan dünyaya geldiği zaman iyilik ve kötülük arasında bir mücadeleye girişiyor ve değerini bu şekilde belirliyor. ulaşılması gereken asıl amaç insanın bireysel ruhunun, arınıp, saf bir şekilde Evrenin, Tanrı’nın ruhuna katılması. Arınmak için de bilgi gerekiyor. Eğer ruh yeterince arınmazsa, bedenin ölümünden sonra, başka bir insan ya da hayvan bedeninde tekrar var oluyor. (Burada bedenler arası değer mahiyetine göre iyi-kötü şeklinde bir sıralama var. Mesela tekrar bir insan olarak dünyaya gelmek bir çamur zıbzıbı olarak dünyaya gelmekten iyi.)
Evrenle insan arasında bir akrabalık bağı olduğunu düşünüyorlar.
Felsefi düşünceleri ise, bu üstte bahsettiğim teolojiyi temele alıyor ve tamamen öğrenmek, bilmek, arınmak, bir votka kadar saf ve SEK olmak üzerine. Bu arınmayı gerçekleştirmek için mümkün olduğunca bilgilenmek gerektiğini düşünüyorlar. Matematik, geometri gibi alanlarda çalışmalar yapıyorlar. Değişik insanlar vesselam..
Teolojik düşünceleri “ruh göçü” fikrine dayanır. Bu düşünce temelinde mısır kültürüne, hint kültürüne falan uzanıyor.
Olayları şu; insan dünyaya geldiği zaman iyilik ve kötülük arasında bir mücadeleye girişiyor ve değerini bu şekilde belirliyor. ulaşılması gereken asıl amaç insanın bireysel ruhunun, arınıp, saf bir şekilde Evrenin, Tanrı’nın ruhuna katılması. Arınmak için de bilgi gerekiyor. Eğer ruh yeterince arınmazsa, bedenin ölümünden sonra, başka bir insan ya da hayvan bedeninde tekrar var oluyor. (Burada bedenler arası değer mahiyetine göre iyi-kötü şeklinde bir sıralama var. Mesela tekrar bir insan olarak dünyaya gelmek bir çamur zıbzıbı olarak dünyaya gelmekten iyi.)
Evrenle insan arasında bir akrabalık bağı olduğunu düşünüyorlar.
Felsefi düşünceleri ise, bu üstte bahsettiğim teolojiyi temele alıyor ve tamamen öğrenmek, bilmek, arınmak, bir votka kadar saf ve SEK olmak üzerine. Bu arınmayı gerçekleştirmek için mümkün olduğunca bilgilenmek gerektiğini düşünüyorlar. Matematik, geometri gibi alanlarda çalışmalar yapıyorlar. Değişik insanlar vesselam..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar