bugün
- özbek kadınlar5
- deccal internetten çıkacak7
- yeni bir din kurmak3
- orta doğu'nun orta dünya gibi olması7
- ruhi çenet8
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay7
- sözlük whatsapp grupları5
- sıcak havaların sona ermesi4
- 06 eylül 2026 antalya da orman yangını2
- yazarların otopsileri3
- togg t6x6
- dayatılmış güzellik algısı5
- cennetin de bu hayatta olması2
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı41
- kpss 20263
- ellerim bos gonlum hos27
- deizm6
- yarın kpssye girecek yazarlar13
- ekşi sözlük11
- gocu bak bi5
- kırbaç isteyen var mı5
- siyasi vesayet2
- bana onu sormayin2
- kadınların kötü günde terk edip gitmeleri3
- bütün yazarları eksileyen yazar kim sorunsalı2
- enayimiknatisii36
- ismail kartal10
- anın görüntüsü26
- düşün ki o bunu okuyor7
- fenerbahçe12
- kıyamet döneminde yaşanacak felaketler2
- sözlük kızlarındaki libido yüksekliği4
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- diamond bey biraderelle2
- gocu51
- ölüm9
- insan olmaya ceyrek kala26
- hangi renksiniz17
- dansöz izleme keyfi11
- güne bir şarkı bırak7
- anderson talisca3
- aziz yıldırım12
- şarap3
- serhat kılıç13
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- çocuklara verilen farklı isimler12
- güneş kremimi yenilemem lazım diyen erkek12
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı12
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam14
- tai lung34
soundtrackleriyle büyüleyen nicole kidman a tapınmayı haklı kılacak her türlü ugraşta ben de varım dedirtecek filmdir kendisi.
fransızca; kırmızı değirmen
soundtrack'i oldukça farklıdır. *christina aguilera, pink ,mya,miss elliot* *5 şarkıcıdan oluşan bir grup seslendirmişlerdi. yalnızken daha iyiler. sesler birbirine hiç uymamış. yani pink ne christina ne. uyumlu mu sizce?
böyle musikalimsi bir film..durup dururken insanlar şarkı söylemeye falan başlıyor...bohemian revolutian dan bahsediyorlar ama filmde anlatılan kapitalist aptal aşk zırvalarından başka birşey değil...
kidman'ın sesi bu kadar güzel miydi ya dedirten müzikal.
harika bir müzikal örnegi. ayrıca filmde picasso'nun en sevdigi icki olan absinth geciyor.
t - rex in children of the revolution ve benim david bowie ile tanıdığım nature boy şarkılarının muhteşem yorumlarını içeren bir soundtrack e sahip bir film. sparkling diamond (bkz: nicole kidman) ve bohem hayatı keşfetmek, aşkı çözmek için yola çıkan yazarın (bkz: ewan mcgregor) aşkı belki çok klişedir ama derinder etkiler. ne zaman mutsuz olunsa moulin rouge koyulur dvd player a ve o aynı sahnede, hep aynı dakikada ewan mcgregor un yakarışları ve çığlıklarıyla sizinde gözlerinden yaşlar gelmeye başlar, sizde onunla beraber hıçkıra hıçkıra ağlarsınız dakikalarca.
paris'te özellikle erkek turistlerin en çok merak ettiği gece kulübü. montmartre yakınlarındadır.
sadece kapısının önünden geçebildiğim ve içeri giremediğimi ciddi ciddi fark ettiğimde ise ne mal olduğumu, bir şeyleri ne kadar da büyük bir fark ile kaçırdığımı hazmetmek zorunda kaldığım acılar yuvası. onlar kapının arkasındayı, bense önünde. tasvip etmiyorum efendim.
(bkz: beni de alın lan içeri allahsızlar)
(bkz: beni de alın lan içeri allahsızlar)
finaliyle etkileyen ve göz çukurunda gözyaşı oluşturan harika film. nicole kidman' ın en etkileyici performansıdır.
(bkz: mulenruj kıraathanesi)
konusunda klasik bir aşk hikayesi anlatılır ama asıl güzel olan bu hikayenin nasıl anlatıldığıdır...Tango de roxanne'i izledikçe ve dinledikçe insanın tango öğrenesi gelir.
(bkz: roxanne)
(bkz: roxanne)
nicole kidmanı tom cruiseun karısı imajından kurtaran başarılı müzikaldir. ewan mcgregor şair rolüyle gönülleri fethetmiş nicole kidmandan tiksinmemize sebebiyet vermiştir. filmden sonra kidman pek çok albüm teklifi alsa da oyunculugu secmiştir ek bilgi olarak
(bkz: the show must go on)
ewan mcgregor ve nicole kidman ın harika oyunculuklarını sergiledikleri film.soundtrackleri büyüleyicidir.
(bkz: your song)
(bkz: come what may)
(bkz: roxanne)
(bkz: elephant love song)
(bkz: complainte de la butte)
(bkz: one day i ll fly away)
(bkz: your song)
(bkz: come what may)
(bkz: roxanne)
(bkz: elephant love song)
(bkz: complainte de la butte)
(bkz: one day i ll fly away)
2002 oscarlarına 7 dalda aday olup en iyi sanat yönetmeni ve en iyi kostüm dalında 2 ödüle layık görülmüş, mutlaka izlenmesi gereken müzikal.
girişi yemeksiz 90 euro'dur adam bası. eger yemek yerseniz 150 euro'ya cıkabilir.
paristen metroyla birkaç durak ötedeki montmartre ye gidip bu şahane mekanı ziyaret edebilirsiniz. ziyaret dediğime bakmayın dışardan görebilirsiniz keza günler önceden rezervasyon yaptırmanız gereken bu gece kulübüne sadece giriş 100-120 euro civarındadır. bende para bok, içeride yemek de yiyeceğim diyorsanız kişi başı 160-170 euro civarında bayılmanız gerekebilir.
yurdum gencinin yapabileceği en güzel şey, kulübün hemen karşısında yer alan mütevazı cafeye gidip bir adet sandviç yemek ve değişik açılardan bu mekanın fotoğrafını çekmektir.
yurdum gencinin yapabileceği en güzel şey, kulübün hemen karşısında yer alan mütevazı cafeye gidip bir adet sandviç yemek ve değişik açılardan bu mekanın fotoğrafını çekmektir.
bu filmi izledikten sonra nicole kidmanın ne kadar güzel ve çekici bi kadın olduğuna sok kez karar verdim. filmdeki ismi de kendine cuk oturmuş* film boyunca parıl parıl parlıyo hatun, hem ne de güzel sesi varmış*.
başrollerini nicole kidman ve ewan mcgregor'un oynadığı başarılı bir müzikal. oyuncuların rol becerisi kadar yorumlarının da sağlam olduğu filmin müzikleride ayrı bir güzellik. bu filmi izleyenlerin aklında hiç şüphesiz o muazzam tango sahnesi kalmıştır. el tango del roxanne eşliğinde vurucu sahnelere sahip, iyi bir baz luhrmann filmi.
aklımda sadece rooooxxxaanneeee diye bağıran amcanın kaldığı filmdir.
mükemmel soundtrack'lere sahip, nicole kidman'lı müzikal.
"öğreneceğin en büyük gerçek sevmek ve karşılığında sevilmektir" diye haykıran esas oğlan ve "kızların en çok sevdiği şey elmaslardır" diyerek işveli ve yakıcı gözlerle salınan esas kızın ; "artık dünyamda sen olduğun için hayat o kadar mükemmel ki" şarkısı eşliğinde başlayan aşklarını anlatan ,yönetmenliğini baz luhrmann'ın yaptığı müzikal-filmdir.yüzyıllardır anlatılan gayet bilindik bir konuyu,yer yer birçok klişeye de yer vermekten imtina etmeden anlatan ; ancak tüm bu sorunsallardan ,kurduğu muhteşem atmosfer,şarkılar ve şiirsel diliyle sıyrılan muazzam çoşkunluk şırıngası da diyebilirim.o yüzden "çok klişe,saçma sapan romantik olma çabasında ya da iç bayıcı ne o öyle herkes şarkı söylüyor" minvalindeki görüşlere katiyyetle katılmamaktayım.
nicole kidman'ın ilk göründüğü sahne yani tavandan aşağı salındığı sahneyle başlamak istiyorum. kıpkırmızı dudaklar,kızıla boyalı saçlar, bembeyaz bir ten , göğüsleri ön plana çıkaran 19.yüzyıl elbisesi ve pek tabiki bakışları...
bir kısmı için soğuk nevale olan ve yer yer parçalı bulutlu üşütmelere de sebebiyet verdiği iddia edilen bu nicole kidmandişisinin ,zembilsiz indiği o sahneyle gözsel temasta bulunup da vücut ısısının yükselmemesi mümkün mü? nitekim esas oğlanımız,ewan mcgregor da benle aynı fikirde ki, abayı yaktı satine'e..
belirterek geçeceğim; bu ve bundan sonraki bir çok sahnede kidman öyle bir performans sergiler ki,sanatsal yönden verilecek puan nasıl kesinlikle -10- ise, kusursuzluğu ve güzelliği için yapımında emeği gecen validesi ve peder beyine verilecek puan da 10'dur.
kidman izin verir de filmin diğer güzelliklerinden değinmem gerekirse; çok renkli, şaşalı,abartılı bir dünyayı başarıyla yaratmıştır yönetmen ve sanat yönetmeni.şarkı seçimleri de olağanüstü gercekten.ewan mcgregor da tutkulu aşık-yazar rolünde oldukça başarılı.daktilosunu bile sattı fakir,daha ne yapsın!
herkes; ışıkların söndürüldüğü ,kapkaranlık bir ortamda, pür konsantre bir şekilde bu büyülü dünyanın tanığı olmalı bence...ama yarenle izlenirse -ki bildiğin sap bir şekilde izledimse de öyle öngörüyorum- çifte kavrulmuş fıstık etkisi yaratıp,o fıstığı da sabaha kadar yeme arzusu bırakabilir fikrimce...
ayrıca:
bu filmi yöneten bunu da yönetti:
(bkz: romeo ve juliet)
ve bu filmi izleyen -ben- bunları da yapmak istedim:
(bkz: ayışığında sarhoş bir şiir yazmak)
ve
(bkz: neyse bu da bana özel kalsın)
nicole kidman'ın ilk göründüğü sahne yani tavandan aşağı salındığı sahneyle başlamak istiyorum. kıpkırmızı dudaklar,kızıla boyalı saçlar, bembeyaz bir ten , göğüsleri ön plana çıkaran 19.yüzyıl elbisesi ve pek tabiki bakışları...
bir kısmı için soğuk nevale olan ve yer yer parçalı bulutlu üşütmelere de sebebiyet verdiği iddia edilen bu nicole kidmandişisinin ,zembilsiz indiği o sahneyle gözsel temasta bulunup da vücut ısısının yükselmemesi mümkün mü? nitekim esas oğlanımız,ewan mcgregor da benle aynı fikirde ki, abayı yaktı satine'e..
belirterek geçeceğim; bu ve bundan sonraki bir çok sahnede kidman öyle bir performans sergiler ki,sanatsal yönden verilecek puan nasıl kesinlikle -10- ise, kusursuzluğu ve güzelliği için yapımında emeği gecen validesi ve peder beyine verilecek puan da 10'dur.
kidman izin verir de filmin diğer güzelliklerinden değinmem gerekirse; çok renkli, şaşalı,abartılı bir dünyayı başarıyla yaratmıştır yönetmen ve sanat yönetmeni.şarkı seçimleri de olağanüstü gercekten.ewan mcgregor da tutkulu aşık-yazar rolünde oldukça başarılı.daktilosunu bile sattı fakir,daha ne yapsın!
herkes; ışıkların söndürüldüğü ,kapkaranlık bir ortamda, pür konsantre bir şekilde bu büyülü dünyanın tanığı olmalı bence...ama yarenle izlenirse -ki bildiğin sap bir şekilde izledimse de öyle öngörüyorum- çifte kavrulmuş fıstık etkisi yaratıp,o fıstığı da sabaha kadar yeme arzusu bırakabilir fikrimce...
ayrıca:
bu filmi yöneten bunu da yönetti:
(bkz: romeo ve juliet)
ve bu filmi izleyen -ben- bunları da yapmak istedim:
(bkz: ayışığında sarhoş bir şiir yazmak)
ve
(bkz: neyse bu da bana özel kalsın)
biraz müzik, biraz dans, biraz aşk ve biraz acı...rüya gibi bir film.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar