bugün
- trabzon büyükşehir belediyesi15
- sözlükte entrylerini anlamadiginiz kişi15
- sözlüğün şizofren ve sapık dolu olduğu gerçeği5
- sozlüğün en yakışıklı erkeği olmam4
- 11 ağustos 2026 sturm graz fenerbahçe maçı4
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı16
- emret komutanım albayın kızı suzi4
- batıl inançlar5
- masklavi'yi şeriatla yönetilen ülkeye göndermek3
- ülkemde başı açık kadın görmek istemiyorum6
- akrabalarla ilişkiyi kes17
- sevgiliye hitap şekilleri6
- 6 ağustos 2026 sigara zammı3
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı11
- kasetçalar dinlemiş efsanevi nesil4
- kelebek dövmesi yaptıran kız2
- dopamin eksikliği2
- erkek ve çocuk reyonundan giyinmek2
- renault 9 broadway12
- öğretmenlerin nöbeti5
- günaydın büyük uludağ sözlük ailesi2
- kola neden koşer4
- mason greenwood10
- kısa boylu olmak2
- kırmızı kaka7
- çayı şekersiz içip 10 adet baklava gömen tip2
- velvet hanım ile kahve içmek6
- seksenler2
- şerif hüseyin2
- izmirli kızlar neden kıçı açık geziyor sorunsalı6
- clemence baptista5
- mikrodalgaya sucuk koymak7
- süreç bittiğinde olacak 10 şey5
- özge özpirinçci3
- koli bandına saddam bandı demek3
- güzel kızların dün sözlüğe uğramaması4
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı17
- teknik borç3
- sözlükte sürekli güzel vadilerin yaylak olması4
- tetanoz aşısı2
- çok enteresan solcular baksın2
- ronald mcdonald2
- spacex roket parçasının ay'a çarpması3
- erdogan'a suikast timi itirafı5
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay6
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi24
- sözlükten yükselen şakşakşak sesleri2
- erkekte bıyık çok önemli4
- yan yana susabilen arkadaşlar3
- futbol4
insan grubu.
birçok halkı içinde bulunduran grup.
istanbul'da Tüccarzâde ibrahim Hilmi Çığıraçan tarafından çıkartılan, II. Meşrutiyet'in ilanı ile birlikte yayım hayatına girmiş kısa ömürlü günlük gazetedir.
ibrahim Hilmi Bey ile Hüseyin Rahmi'nin birlikte kurduğu gazetenin yazarları arasında Ahmed Refik, Ekrem Reşat, ibrahim Aşkî, M. Mahir bulunurdu. ilk sayfasında "Milletin faydasına hizmet eder ve her gün neşrolunur" ibaresi vardır.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Millet_(gazete)
ibrahim Hilmi Bey ile Hüseyin Rahmi'nin birlikte kurduğu gazetenin yazarları arasında Ahmed Refik, Ekrem Reşat, ibrahim Aşkî, M. Mahir bulunurdu. ilk sayfasında "Milletin faydasına hizmet eder ve her gün neşrolunur" ibaresi vardır.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Millet_(gazete)
Başımızdan eksik edin.
ortak bir gecmisi, kulturu ve genellikle dili paylasan topluluk..
ortak bir gecmisi, kulturu ve genellikle dili paylasan topluluk..
türk siyasetinin bir numaralı malzemesi. hiçbirinin dilinden düşmez. yok millet şöyle yok millet böyle. her şey millet için. millet de millet. aslında hiçbirinin zikinde değil millet. ama bu millet bunu yedi. şimdi de yemeye devam ediyor. daha kötüsü ilerde de yemeye devam edecek.
cebinde dolar kalmamış topluluk.
kimiz, kimlerdeniz, nereden geldik, nereye gidiyoruz gibi akidevi sorulara ortak cevaplar verebilen geçmişiyle ve geleceğiyle bütün toplumlara denir.
milletlerin bir değer sistemi vardır. bu değer sistemleri asli ve tali olmak üzere iki boyuttadır. bu değer sistemlerinin asli unsurlarından biri önemsiz dahi kılınırsa artık bir milletten değil yığından söz ediyor oluruz. tali değerler ise zamana ve mekana göre değişebilecek, farklı milletlerin etkileşimi sonucunda daha iyiye daha güzele taşınabilecek değişkenlerdir.
bugün gelinen noktada türkiyede var olan toplum ne geçmişiyle ne geleceğiyle bütündür. ayrıca millet falan da değildir. millet olmanın vasıflarını taşımamaktadır.
türkiyede artık bir yığın vardır.
milletlerin bir değer sistemi vardır. bu değer sistemleri asli ve tali olmak üzere iki boyuttadır. bu değer sistemlerinin asli unsurlarından biri önemsiz dahi kılınırsa artık bir milletten değil yığından söz ediyor oluruz. tali değerler ise zamana ve mekana göre değişebilecek, farklı milletlerin etkileşimi sonucunda daha iyiye daha güzele taşınabilecek değişkenlerdir.
bugün gelinen noktada türkiyede var olan toplum ne geçmişiyle ne geleceğiyle bütündür. ayrıca millet falan da değildir. millet olmanın vasıflarını taşımamaktadır.
türkiyede artık bir yığın vardır.
dünyanın başındakilerin sömürecekleri insanları paylaşma şekilleridir.
bir bakıma malların karışmasını engellemek için mallarına taktıkları isimlerdir.
-x senin y benim t onun
+anlaştık mallarıma yaklaşma onlar benim.
tel örgü çemberi (ülkeler) içinde tutulup bir bakıma hayvan çiftliği gibi sömürmelerine vesile oluyor. dinler ile de zihinlerini ele geçirmeleri sonucu insanlar da hayvanlar gibi çiftçilerini sevmeye başlarlar.
lanet olsun ki insanlar bu gerçeği görmekte zorlanıyor. ve domuz çiftliğinde ki domuzlar gibi sömürüldüğümüzü göremeyecek kadar aptallar.
bir bakıma malların karışmasını engellemek için mallarına taktıkları isimlerdir.
-x senin y benim t onun
+anlaştık mallarıma yaklaşma onlar benim.
tel örgü çemberi (ülkeler) içinde tutulup bir bakıma hayvan çiftliği gibi sömürmelerine vesile oluyor. dinler ile de zihinlerini ele geçirmeleri sonucu insanlar da hayvanlar gibi çiftçilerini sevmeye başlarlar.
lanet olsun ki insanlar bu gerçeği görmekte zorlanıyor. ve domuz çiftliğinde ki domuzlar gibi sömürüldüğümüzü göremeyecek kadar aptallar.
türkçede en güzel kelimelerden biri.
Elmalılı mealindeki sözlükte meali dindir.
Ulus ya da Millet, çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, ülkü, töre, duygu, gelenek ve görenek birliği olan insanların oluşturduğu topluluk.
(bkz: türk milleti)
(bkz: türk milleti)
bu sözcükle ilgili en güzel tanımı desiderius erasmus şöylece yapmıştır;
". . .
ingilizler, güzel adam, iyi müzisyen ve ziyafetlerinde cömert olmakla övünürler. iskoçyalılar, asaletleri, ünvanları, krallarının hanedanı ile olan akrabalıkları ve skolastik tartışmalardaki olağanüstü incelikleri ile iftihar ederler. fransızlar, nezaket iddiasındadırlar; parisliler özellikle sorbonne'larında en bilimsel teoloji okuluna sahip olmakla gururlanırlar. edebiyat ve söz söyleme sanatına sadece kendilerinin sahip olduklarına inanan italyanlar, kendilerini dünyanın barbarlık karanlıklarına dalmamış biricik kavmi sanırlar. aralarında bu tatlı yanılgıyı en fazla yaşayan romalılardır; eski romalıların büyüklüğünü sayıklar ve onlardan bir şeyler aldıklarına iyice inanırlar. venedikliler, asaletlerini düşünmekle; grekler, bilimlerin kurucuları olduklarını düşünüp, eski kahramanlarının sıfatlarını kendilerine takmakla mutludurlar.
türkler ve yeryüzünün dörtte üçünü kaplayan şu sayısız barbarlar, doğru dine girmiş olmakla övünürler; boş inanç sahibi, alçak kimseler saydıkları hristiyanlara yukardan bakarlar.
çok daha mutlu olan yahudiler, mesihlerini tatlı tatlı bekleyerek yaşar ve bu arada daima musa'nın dinine bağlı kalırlar. ispanyollar, dünyanın en büyük askerleri geçinirler. yüksek boylarından gururlanan almanlar, sihirden anladıklarını, büyük sihirbaz olduklarını iddia ederler.
. . ."
desiderius erasmus
(bkz: morias enkomion seu laus stultitiae)
". . .
ingilizler, güzel adam, iyi müzisyen ve ziyafetlerinde cömert olmakla övünürler. iskoçyalılar, asaletleri, ünvanları, krallarının hanedanı ile olan akrabalıkları ve skolastik tartışmalardaki olağanüstü incelikleri ile iftihar ederler. fransızlar, nezaket iddiasındadırlar; parisliler özellikle sorbonne'larında en bilimsel teoloji okuluna sahip olmakla gururlanırlar. edebiyat ve söz söyleme sanatına sadece kendilerinin sahip olduklarına inanan italyanlar, kendilerini dünyanın barbarlık karanlıklarına dalmamış biricik kavmi sanırlar. aralarında bu tatlı yanılgıyı en fazla yaşayan romalılardır; eski romalıların büyüklüğünü sayıklar ve onlardan bir şeyler aldıklarına iyice inanırlar. venedikliler, asaletlerini düşünmekle; grekler, bilimlerin kurucuları olduklarını düşünüp, eski kahramanlarının sıfatlarını kendilerine takmakla mutludurlar.
türkler ve yeryüzünün dörtte üçünü kaplayan şu sayısız barbarlar, doğru dine girmiş olmakla övünürler; boş inanç sahibi, alçak kimseler saydıkları hristiyanlara yukardan bakarlar.
çok daha mutlu olan yahudiler, mesihlerini tatlı tatlı bekleyerek yaşar ve bu arada daima musa'nın dinine bağlı kalırlar. ispanyollar, dünyanın en büyük askerleri geçinirler. yüksek boylarından gururlanan almanlar, sihirden anladıklarını, büyük sihirbaz olduklarını iddia ederler.
. . ."
desiderius erasmus
(bkz: morias enkomion seu laus stultitiae)
Kendine has dili olanlara MiLLET denir.
Sonu ''...Li, ....Lı '' ile bitenler soyu belirsizdir;
Amerikalı, Kanadalı, Perulu,Pakistanlı, Avustralyalı, Arjantinli, Şilili, Yeni Zelandalı,isviçreli....diyebilirsiniz çünkü bunların kendine has dilleri yoktur.
Alman'a Almanyalı, Fransız'a Fransalı, italyan'a italyalı, ingiliz'e ingiltereli, Rus'a Rusyalı ,Japon'a Japonyalı.......diyemezsiniz .
Aynı Türk'e Türkiyeli diyemediğiniz gibi Allah'ın öküzleri...
Sonu ''...Li, ....Lı '' ile bitenler soyu belirsizdir;
Amerikalı, Kanadalı, Perulu,Pakistanlı, Avustralyalı, Arjantinli, Şilili, Yeni Zelandalı,isviçreli....diyebilirsiniz çünkü bunların kendine has dilleri yoktur.
Alman'a Almanyalı, Fransız'a Fransalı, italyan'a italyalı, ingiliz'e ingiltereli, Rus'a Rusyalı ,Japon'a Japonyalı.......diyemezsiniz .
Aynı Türk'e Türkiyeli diyemediğiniz gibi Allah'ın öküzleri...
Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz.
Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz.
Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz.
kutsal bi kavram değildir.insan kutsaldır.
varlığı o kadar içimize işlemiş ki artık haberdar bile değiliz. allah yokluğunu göstermesin ki o zaman anlarız ancak değerini.
Bu kadar savaşın ve kanın nedeni olan anlamsız kavram.
bölünmez bütünlük. toplum
bursa'da atıcılar semtinin olduğu mahalle.
asıl anlamı "din" ve "ümmet" olmasına rağmen osmanlı döneminde, 19. yy'da "nation" kelimesinin karşılığı olarak kullanıldı. anlamıyla çok oynandı yani gördüğünüz gibi.
Kurtarıcıya gereksinimi olmayan insan topluluğu. Aslında bir çok insanın zamanında öyle ya da böyle en az bir kere olsun izlediği, sevdiği ve aslında muazzam fikirler taşıyan şirinler çizgi filminde ki şirin köyüdür bu milletin adı. Ve bir çoğuna göre bir ütopya veya ideadır. Bu kadar mı imkansız diye düşünebilir. Hiç sanmıyorum! Aslında temel sorun bunun kimin ya da kimlerin ütopyası olduğu ve bize neden dayatıldığıdır. Bununla birlikle bu güzelliklerin, huzurun ve eşitliğin uygulanmasında benliğin-mesela senin benliğin- en dibinde oluşturulan imkansız fikri apayrı bir ironidir.
Lakin suçlamıyorum ya da bir siyasi görüşü savunmuyorum. Hayır. Haklı bir yenilgi ya da kabullenmiş bir mağlubiyet var bu işin içinde. Bir toplum, aynı fikirlerle beslendikçe, aynı duyguları paylaştıkça öreceği kurallar duvarında aslında farkında olmadan önyargı tuğlaları da ekler. En tehlikelisi de budur. En uç ya da acımasız fikirlerin bile artık gündelik, sözsüz yasalar sınıfına girmesidir bu tehlikenin adı
Nazi Almanyasında yapılan katliam ve kıyımlar o zamanlar çoğunlukta olan Nazi Sempatizanlarına ne kadar da gerekli ve normal görünüyordu. işte bahsettiğim tehlike faşizmin bile ne kadar sıradan bir fikir gibi görünmesini sağlayan tehlikedir. Yine suçlamıyorum. Çünkü nihayet toplum suçlanamayacak kadar büyük bir duvar haline geldiğinde bizlerin onun karşısında direnme gücümüzü geçtim cesaretimizin bile kalmayacağından ah ne kadar da eminim. Fakat arada bu yargımı çiğneyerek tüm varlığı ile özgürlüğe adanmış bir ruh çıkar da karşı gelirse, ki burada karşı gelmek olarak anlatmak istediğim şey karşıt bir fikrin vücut bulmasıdır, hemen icabına bakılı verilir
Neden? Çünkü tarih boyunca insan etinin gücü insan fikrinin gücünü acımasızca ezmiştir.Peki bu insanlar neden direnmedi. Neden azınlık kaldı, bütün olup biteni neden pasif-isyankar bir tavırla izlemeyi seçti. Dediğinizi duyar gibiyim. En azından kendinizde en ufak bir vicdan kırıntısı görebiliyorsanız bunu sorgulamanız gerekmektedir.O zaman siz neden duruyorsunuz. Tüm bu açlığa, sefalete ve haksızlığa seyirci kalıp nefret ettiğiniz bir avuç devlet adamı karşısında boynunuzu öne eğiyorsunuz. Demekte benim görevimdir. Ve bu ironi de komiktir.
Sembolleştirdiğiniz ve sizler olmadan hiçbir anlamı olmayan bu adamların değerini doğumunuzdan bu yana haberiniz olmadan, başkalarının benliklerinizin en derinlerine yerleştirdiği korku kültürü ile beslediğiniz (aman ne besleme) saygıyı ona kendi ellerinizle verdiğinizin neden farkında değilsiniz. Üstelik ona korkularınızın ve ezikliğinizin en saf haliyle altın tepsi de sunduğunuz saygınızı ona ikram etmeye devam ettikçe fanatizminin de o denli arttığını göremiyor musunuz?
Akıllanmıcak bu insanoğlu.Akıllanmıcak.
Lakin suçlamıyorum ya da bir siyasi görüşü savunmuyorum. Hayır. Haklı bir yenilgi ya da kabullenmiş bir mağlubiyet var bu işin içinde. Bir toplum, aynı fikirlerle beslendikçe, aynı duyguları paylaştıkça öreceği kurallar duvarında aslında farkında olmadan önyargı tuğlaları da ekler. En tehlikelisi de budur. En uç ya da acımasız fikirlerin bile artık gündelik, sözsüz yasalar sınıfına girmesidir bu tehlikenin adı
Nazi Almanyasında yapılan katliam ve kıyımlar o zamanlar çoğunlukta olan Nazi Sempatizanlarına ne kadar da gerekli ve normal görünüyordu. işte bahsettiğim tehlike faşizmin bile ne kadar sıradan bir fikir gibi görünmesini sağlayan tehlikedir. Yine suçlamıyorum. Çünkü nihayet toplum suçlanamayacak kadar büyük bir duvar haline geldiğinde bizlerin onun karşısında direnme gücümüzü geçtim cesaretimizin bile kalmayacağından ah ne kadar da eminim. Fakat arada bu yargımı çiğneyerek tüm varlığı ile özgürlüğe adanmış bir ruh çıkar da karşı gelirse, ki burada karşı gelmek olarak anlatmak istediğim şey karşıt bir fikrin vücut bulmasıdır, hemen icabına bakılı verilir
Neden? Çünkü tarih boyunca insan etinin gücü insan fikrinin gücünü acımasızca ezmiştir.Peki bu insanlar neden direnmedi. Neden azınlık kaldı, bütün olup biteni neden pasif-isyankar bir tavırla izlemeyi seçti. Dediğinizi duyar gibiyim. En azından kendinizde en ufak bir vicdan kırıntısı görebiliyorsanız bunu sorgulamanız gerekmektedir.O zaman siz neden duruyorsunuz. Tüm bu açlığa, sefalete ve haksızlığa seyirci kalıp nefret ettiğiniz bir avuç devlet adamı karşısında boynunuzu öne eğiyorsunuz. Demekte benim görevimdir. Ve bu ironi de komiktir.
Sembolleştirdiğiniz ve sizler olmadan hiçbir anlamı olmayan bu adamların değerini doğumunuzdan bu yana haberiniz olmadan, başkalarının benliklerinizin en derinlerine yerleştirdiği korku kültürü ile beslediğiniz (aman ne besleme) saygıyı ona kendi ellerinizle verdiğinizin neden farkında değilsiniz. Üstelik ona korkularınızın ve ezikliğinizin en saf haliyle altın tepsi de sunduğunuz saygınızı ona ikram etmeye devam ettikçe fanatizminin de o denli arttığını göremiyor musunuz?
Akıllanmıcak bu insanoğlu.Akıllanmıcak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar