bugün
- 20 li yaşların çabuk geçmesi11
- türklerin yunan adalarına tatile gitme nedeni7
- sözlüğe gelince alınan koku4
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması8
- insanın bu hayattaki amacı5
- beşiktaş gain fenerbahçe beko maçı3
- ab'nin türkiye'deki terör örgütlerini beslemesi4
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- yabancı yatırımcı neden türkiyeye yatırım yapsın4
- a milli takıma 15 milyon euro prim verilmesi5
- mel mel bakan gibson abazanlığı2
- yeni sevgilide olması istenen özellikler4
- murat kurum2
- ona bir şey söyle20
- flörtlerin ilişkiye dönmeme sebebi4
- altılı masa diye kıçını yırtıp sonra dama çıkmak2
- ketçapla güzel giden yiyecekler12
- anın görüntüsü18
- 10 lu yaşların çabuk geçmesi2
- zamanda yolculuk5
- 10 yıl sonraki haline bir mesaj bırak12
- imamoğlu abd ingiliz ve almanların bir projesiydi11
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik12
- son 20 yılın en gıcık lafı16
- sigarayı tersten yakmak9
- antidepresan kullanmamış erkek bulmanın zorluğu8
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek22
- çocuğa yabancı isimler vermek9
- 16 haziran 2026 fransa senegal maçı9
- 12 saat çalışmak7
- insan sanatsal bir varlıktır7
- hep kendini suçlamak12
- bedava dopaminin bazen işe yaraması7
- türkiye nin en güzel kızlarına sahip şehirleri6
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- eşek sucuğu7
- ölen porno yıldızlarının ahiretteki durumu6
- türk müslümanlığı6
- eşini aldatan birini görünce yapılması gereken şey7
- milli maçı izlemeyen erkek25
- insan vahşi bir hayvandır6
- çekyat kanepe kaplatma7
- kullanmak zorunda kalınan en kötü tuvalet9
- ekmek arası peyniri bir üst noktaya taşıyan detay5
- lgs de 5 yanlış yapan kızı annesinin zorbalaması8
- havalar da ısındı10
- 30 yaşında hala jelibon yiyen insan5
- maaşla çalışıp ben alfayım diyen erkek7
- kıyametin yaklaşıyor olduğu gerçeği8
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
Günümüzde, Rönesans la birlikte ortaya çıkan hümanizm akımının yaratıcılarından ve en büyük temsilcilerinden biri olarak bilinen Rotterdamlı Erasmus, 1465 yılında Hollanda'nın Rotterdam kentinde doğdu. Bugünkü ortaöğrenimi karşılayan bir öğrenim döneminin ardından Augustin tarikatına girerek rahip oldu. Ancak hiçbir zaman geleneksel anlamda bir rahip olarak etkinlik gösteremedi; kendini daha çok bilime adamak istediği gerekçesiyle, dini makamlardan "cüppe giymeme" iznini aldı. Paris Üniversitesi'ne devam etti. 1499'da ingiltere'ye gittiğinde, john Colet, Thomas Morus (More) gibi aydınlarla tanıştı ve bu dostluklarla ufku daha da genişledi.
Papalığın düşünceler üzerinde kurduğu hegemonyaya karşı çıkarak, gerçek Hıristiyanlık ruhunu antik çağın yalınlığında aradı. Güzel sanatların ve bilimlerin yayılmasını, Avrupa'nın ortak bir sanat ve bilim anlayışının çatısı altında birleşmesini, hümanizmin birinci koşulu saydı. Özgün yapıtlarıyla ve çevirileriyle antik çağ düşüncesinin Avrupa'da yayılmasına çok büyük katkılarda bulundu. Martin Luther'in reformları başladığında, kilisenin yenilenmesi görüşüne katılmakla birlikte, Hıristiyan dünyasının kargaşaya, parçalanmaya sürüklenmesine şiddetle karşı çıktı.
1536'da Basel'de öldüğünde Avrupa'nın düşünce yaşamında papaların bile ziyaretine geldikleri bir kişi olacak kadar saygın bir yer edinmişti.
Deliliğe Övgü (özgün adıyla: Morias enkomion seu laus stultitiae),Erasmus'un canlılığını, geçerliliğini ve çekiciliğini günümüze değin değişmeden koruyabilmiş tek yapıtıdır. Bu küçük kitabın taslağını 1509 yazında, italya'dan ingiltere'ye yaptığı yolculuk sırasında çıkaran Erasmus, yazma işini ingiltere'de, dostu Thomas Morus'un evine vardıktan kısa süre sonra gerçekleştirdi; kitabı da Thomas Morus'a adadı. Yapıtını birkaç gün gibi kısacık bir sürede tamamlayan Erasmus, bu arada hiçbir kitaptan yararlanmadı.
Gülmece türündeki yapıta egemen olan iki temel görüş vardır. Bunlardan birine göre gerçek bilgelik, deliliktir. Öteki görüşe göre ise kendini bilge sanmak, gerçek deliliktir. insana yeryüzünde yaşama gücü kazandıran şey, gerçek bilge olma niteliğiyle doğrudan doğruya deliliğin kendisidir. Kitapta delilik (stultitia) , kendi kendisine övgüler düzer; bu arada çocuklukta ve yaşlılıkta, aşkta, evlilikte ve dostlukta, politikada ve savaşta, yazında ve bilimde deliliğin nasıl her zaman egemen olduğu gösterilir.
Tüm uğraş alanları, bu arada özellikle din kurumu ve din adamları bu panorama çerçevesinde sergilenir. Deliliği konuşturma kisvesi altında Erasmus, çağının kilisesine ve o kilisenin mensuplarına en acımasız eleştirileri yöneltir. Bu niteliğiyle Deliliğe Övgü çağlar boyunca bağnazlığa karşı kaleme alınmış en yetkin düzeydeki başyapıtlardan biri olmuştur. Yapıtın yazılışım izleyen sonraki yüzyıllarda -haklı olarak- düşünce düzeyindeki bağnazlığın her türlüsüne yönelen bir eleştiri diye yorumlanması, belki de bugüne değin koruduğu kalıcılığın baş nedenidir.
Yazınsal açıdan Deliliğe Övgü, Latin ozanı Horatius'un "hakikati gülerek söylemek" ilkesinin belki de en yetkin örneğidir. Biçim açısından Erasmus, yapıtını kaleme alırken daha önce yapıtlarım çevirdiği Lukianos ve Libanios'tan da esinlenmiştir. *
Papalığın düşünceler üzerinde kurduğu hegemonyaya karşı çıkarak, gerçek Hıristiyanlık ruhunu antik çağın yalınlığında aradı. Güzel sanatların ve bilimlerin yayılmasını, Avrupa'nın ortak bir sanat ve bilim anlayışının çatısı altında birleşmesini, hümanizmin birinci koşulu saydı. Özgün yapıtlarıyla ve çevirileriyle antik çağ düşüncesinin Avrupa'da yayılmasına çok büyük katkılarda bulundu. Martin Luther'in reformları başladığında, kilisenin yenilenmesi görüşüne katılmakla birlikte, Hıristiyan dünyasının kargaşaya, parçalanmaya sürüklenmesine şiddetle karşı çıktı.
1536'da Basel'de öldüğünde Avrupa'nın düşünce yaşamında papaların bile ziyaretine geldikleri bir kişi olacak kadar saygın bir yer edinmişti.
Deliliğe Övgü (özgün adıyla: Morias enkomion seu laus stultitiae),Erasmus'un canlılığını, geçerliliğini ve çekiciliğini günümüze değin değişmeden koruyabilmiş tek yapıtıdır. Bu küçük kitabın taslağını 1509 yazında, italya'dan ingiltere'ye yaptığı yolculuk sırasında çıkaran Erasmus, yazma işini ingiltere'de, dostu Thomas Morus'un evine vardıktan kısa süre sonra gerçekleştirdi; kitabı da Thomas Morus'a adadı. Yapıtını birkaç gün gibi kısacık bir sürede tamamlayan Erasmus, bu arada hiçbir kitaptan yararlanmadı.
Gülmece türündeki yapıta egemen olan iki temel görüş vardır. Bunlardan birine göre gerçek bilgelik, deliliktir. Öteki görüşe göre ise kendini bilge sanmak, gerçek deliliktir. insana yeryüzünde yaşama gücü kazandıran şey, gerçek bilge olma niteliğiyle doğrudan doğruya deliliğin kendisidir. Kitapta delilik (stultitia) , kendi kendisine övgüler düzer; bu arada çocuklukta ve yaşlılıkta, aşkta, evlilikte ve dostlukta, politikada ve savaşta, yazında ve bilimde deliliğin nasıl her zaman egemen olduğu gösterilir.
Tüm uğraş alanları, bu arada özellikle din kurumu ve din adamları bu panorama çerçevesinde sergilenir. Deliliği konuşturma kisvesi altında Erasmus, çağının kilisesine ve o kilisenin mensuplarına en acımasız eleştirileri yöneltir. Bu niteliğiyle Deliliğe Övgü çağlar boyunca bağnazlığa karşı kaleme alınmış en yetkin düzeydeki başyapıtlardan biri olmuştur. Yapıtın yazılışım izleyen sonraki yüzyıllarda -haklı olarak- düşünce düzeyindeki bağnazlığın her türlüsüne yönelen bir eleştiri diye yorumlanması, belki de bugüne değin koruduğu kalıcılığın baş nedenidir.
Yazınsal açıdan Deliliğe Övgü, Latin ozanı Horatius'un "hakikati gülerek söylemek" ilkesinin belki de en yetkin örneğidir. Biçim açısından Erasmus, yapıtını kaleme alırken daha önce yapıtlarım çevirdiği Lukianos ve Libanios'tan da esinlenmiştir. *
deliliğe övgü isimli eserin yazarı,filozof.
insanı olaya başka başka yerlerden bakmaya sürükleyen bi kitap ayrıca deliliğe övgü.
insanı olaya başka başka yerlerden bakmaya sürükleyen bi kitap ayrıca deliliğe övgü.
(bkz: Deliliğe Övgü)
hakikati gülerek söyleyen, deliliğe övgünün yazarı humanizmin fikir babası, esin ve ilham verici yüce şahsiyet. mafyayla bağlantısı olmadığı için türk gençleri arasında pek popüler değildir ama başta üniversite gençliği olmak üzere tüm batılılar tarafından saygı duyulan bir düşünürdür.
içimde erasmus sancısı, kılıcımı tüm dar fikirlere ve insanı temel almayan ideolojilere çekiyorum. benim ruhum gezegendeki en büyük güç. çünkü ona tanrı kendi ruhunu üfledi. tanrı kendi yarattığı her şeyi sevmemizi istiyor bizden, kayıtsız koşulsuz. din için savaşmak hristiyan ya da müslüman din adamlarının mevki makam çıkar kaygılarından doğmuş kışkırtmalardır.
bu söylediklerim delilik gibi geliyorsa, erasmus bunu öven bir ermiştir, mevlanadır, yunustur.
içimde erasmus sancısı, kılıcımı tüm dar fikirlere ve insanı temel almayan ideolojilere çekiyorum. benim ruhum gezegendeki en büyük güç. çünkü ona tanrı kendi ruhunu üfledi. tanrı kendi yarattığı her şeyi sevmemizi istiyor bizden, kayıtsız koşulsuz. din için savaşmak hristiyan ya da müslüman din adamlarının mevki makam çıkar kaygılarından doğmuş kışkırtmalardır.
bu söylediklerim delilik gibi geliyorsa, erasmus bunu öven bir ermiştir, mevlanadır, yunustur.
Humanizm akımının babası diye tarif edebileceğimiz idamı göze alıp deliliğe methiye kitabını yazmış olan düşünür. (bkz: Humanizm)
Rotterdamlı Erasmus, hangi yandadır, öğrenmek istedim.Ama bir tacir şu karşılığı verdi bana:
"Erasmus est pro se." (Erasmus kendinden yanadır)
Epistolae obscurorum virorum, 1515
"Erasmus est pro se." (Erasmus kendinden yanadır)
Epistolae obscurorum virorum, 1515
dehasını tartışmaya gerek olmayan yazar. tamam, her şeyin delilikten gelip deliliğe döneceği tezini gayet geyik tavırlarla ortaya koymuştur. ama kadını delilerin en yücesi ilan etmesi geçmişinin bir bölümünü sezdiriyor. ya da normal dozda sıradan 'kadın genellemelerine' değinmeden geçememiştir. bilinmez.
romalı düşünür quintilianus gibi "didaktik" kavramını kullanarak, baskıya dayalı sert disipline karşı olduğunu vurgulamıştır. ayrıca eşyalardan kelimelere değil, kelimelerden eşyalara ulaşılması gerektiğini belirterek, anlatımın önemliliği üzerinde durmuştur.
bu insan büyük bir insan gerçekten.
ruhu karşısında saygıyla eğilmek lazım. reform diye bir şey yapıldı ise sayesindedir.
http://en.wikipedia.org/w...e:HolbeinErasmusHands.jpg
ruhu karşısında saygıyla eğilmek lazım. reform diye bir şey yapıldı ise sayesindedir.
http://en.wikipedia.org/w...e:HolbeinErasmusHands.jpg
erasmus denince akla gelecek son kişidir kendisi. çık sokağa sor ismini, herkes "meme", "sabaha kadar yiyişmek", "college party", "polonyalı kızlar" der.
(bkz: deliliğe övgü) oysa bir deli bu kadar mı akıllıca düşünür?*
--spoiler--
insanın her şeyi iyi tanımasını engelleyen iki şey vardır: Biri ruhunun önüne perde çeken utanma, öteki de kendisine tehlikeyi gösterip büyük işlemlere girişmekten yüz çevirten korku.
--spoiler--
--spoiler--
insanın her şeyi iyi tanımasını engelleyen iki şey vardır: Biri ruhunun önüne perde çeken utanma, öteki de kendisine tehlikeyi gösterip büyük işlemlere girişmekten yüz çevirten korku.
--spoiler--
deliliğe övgü kitabının yazarıdır.
hümanist düşünür (1469-1536), avrupa birliği mantığının oluşmasına taa yaşadığı rönesans döneminden katkıda bulunmuştur.
dostu ve ütopia'nın yazarı thomas more'u eğlendirmek için bir yolculuk sırasında 1 haftada yazdığı "deliliğe övgü" adlı eserinde şu soruyu sorar:
"insanoğlunun tüm zincirlerinden kurtulmasını ve salt özgürlüğe ulaşmasını sağlayan delilik değil midir?"
tarkan da bunun üzerine "kır zincirlerini" şarkısını yazmıştır.
"kır zincirlerini gel, aşka kanalım seninle. yum gözlerini soluksuz uçalım göklerde."
dostu ve ütopia'nın yazarı thomas more'u eğlendirmek için bir yolculuk sırasında 1 haftada yazdığı "deliliğe övgü" adlı eserinde şu soruyu sorar:
"insanoğlunun tüm zincirlerinden kurtulmasını ve salt özgürlüğe ulaşmasını sağlayan delilik değil midir?"
tarkan da bunun üzerine "kır zincirlerini" şarkısını yazmıştır.
"kır zincirlerini gel, aşka kanalım seninle. yum gözlerini soluksuz uçalım göklerde."
savaşı sadece türklerle olacak ise meşru gören yazar.
deliliğe övgü kitabını herkese tavsiye ettiğim düşünürdür. o kadar doğru tespitleri vardır ki.
mezarının basel'de bir katedralin bahçesinde olduğu söylenen, ancak gidip gördüğümde katedralin içinde sembolik mezarıyla karşılaştığım düşünür.
Zweig kendisini “ bütün özgürler gibi yalnız, bütün yalnızlar gibi özgür” olarak tanımlamıştır. incil’i orjinali olan aramcadan çevirmiş ve o zamana kadar yerleşmiş olan bir hatayı tespit ederek hristiyanlığın en büyük dogmalarından birini yıkmıştır. Erasmus’tan önceki çevirilerde Musa Tuva’dan indiğinde başında boynuz ( kern) vardı. Ancak Erasmus bunun Nur ( gern) olduğunu anlamış ve bu şekilde çevirmiştir.
Ayrıca ilk ismi “ istenen “ demektir Latince’de.
Ayrıca ilk ismi “ istenen “ demektir Latince’de.
''deliliğe övgü'' adlı bir kitabı vardır ki, bunu okumadan geçen yıllarıma yanarım. herkesin okuması gereken bir kitap.
Thomas more'un kankası.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar