bugün
- diamond bosphorus denince akla gelenler37
- uludağ sözlük yönetimini protesto ediyoruz6
- yazarların ilk arabası7
- ismet gürbüz'ün idam edilmesi5
- fait bey saik bey asabiyanik biraderdir8
- o değil de kafa koparan dede vardı ne oldu ona6
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen29
- ne kadar yaşlısın21
- bir erkekten duyulabilecek en güzel söz3
- sevgilim dediğin kisiyi satar mısın8
- filistin54
- bu yazar sadece arkadaşlarından mesaj alıyor8
- macron adamdır14
- usual bey başka bir biraderdir4
- en sevdiğiniz seks pozisyonu nedir anketi5
- üflüyo muyuz içimize mi çekiyoz memeleri7
- arkadaşlar naber ya11
- türklere karınız nasıl diye sormak8
- ismetin tüm biraderleri3
- karton toplayan meric'in tekerlek fantezisi5
- güçlü kadın2
- aile binasında yaşamak istemeyen kız3
- karton toplayan lpg li4
- anasına sövdürmek için doğmuş insanlar7
- heath ledger joseph gordon levitt benzerliği2
- üç biradşörler5
- renault 9 broadway vs murat 1313
- eğer bir dizi veya film karakteri olsaydınız8
- klavye delikanlısı3
- erbakan'in cumhurbaşkani adayı olma ihtimali3
- aile binasında yaşamak istemeyen gelin2
- husici misin tutsici mi4
- anın görüntüsü24
- 2026 uludağ sözlük analizi8
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması8
- ten uyumu vs kafa uyumu11
- arkadaşlar ne yesek9
- cepte para kalmayınca dostların terk etmesi4
- travestiye gitmek3
- kabir ziyareti6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak7
- akp ve mhp oylarıyla reddedildi4
- gazze3
- karton toplayan çocuğu tokatlamak2
- silvermist'in mutfağına konuk olmak5
- pforzheim şu an 11 derece2
- fon kurdum para yatırır mısınız15
- manifest3
- kehf suresi2
- bursa'nın şeftalisi çok meşhurdur diyen kız3
Şu romana laf eden gitsin kendini siktirsin. Siz ne anlarsınız zaten aq
Ruth gibi birinin varlığı Martin Eden ı doğurmuştur. Bu gerçeği görmeyen de ruth a laf eder.
Herkesin okuması gereken kitaplardandır, Jack London ı sevme sebebimdir.
Herkesin okuması gereken kitaplardandır, Jack London ı sevme sebebimdir.
Jack London'un kendi hayatından uyarlamasıyla yazıya aktardığı karakter ve romanı.Martin eden'in muhteşem analizleri ve hayat içerisindeki kolay sarsılmayan özverili çalışmasıyla hayran bırakan, benim gibi üşengeç ve tembelliğe bir miktar yatkın insanın bile hareketlenmesine vesile olabilecek değer ve dersleri barındıran, bireyciliğin kazanım ve kayıplarını en güzel betimlemeleriyle anlatan harikulade bir eserdir benim için.Bunun yanı sıra aşk kavramının en muhteşem yönüyle ele alması ancak bunun uzun soluklu bir yanılmasadan ibaret olduğunu bir kere daha ben'e bu kaynakla yüzüme vurduğunu idrak etmiş bulundum.
Ve kitabın son sözü olarak kendime aldığım en büyük ders "Bireyciliğin yenilgisi intihardır"olmuştur.
Edit-imla
Ve kitabın son sözü olarak kendime aldığım en büyük ders "Bireyciliğin yenilgisi intihardır"olmuştur.
Edit-imla
Değerli birisinin tavsiyesiyle * okumaya başladığım, su gibi akıp giden bir kitap.
Daha 5'te birini bile bitirmedim ama okumak acayip hoşuma gidiyor. Mesela şu an kenarda durmasına üzülüyorum denilebilir. Gariptir.
Daha 5'te birini bile bitirmedim ama okumak acayip hoşuma gidiyor. Mesela şu an kenarda durmasına üzülüyorum denilebilir. Gariptir.
küçükken yazarı ile kitabın ismini çokça karıştırdığım güzel bir jack london eseri.
jack london amcamızın bizler için bıraktığı bir adet şaheser. kitabı bitmesin diye 1 ayda yaya yaya okudum. bazı bölümleri 3-4 kez okuduğum bile oldu. olay örgüsüne ustaca yedirilen betimlemeler, betimlemelerin arkasindaki ince detaylar o kadar lezzetli ki, tadına varınca bitmesin istiyorsunuz. kitapta esas olarak işlenen tema ise, insanlık tabiatı. yani insanın istediklerine ulaşmada gittiği yoldaki hırsı, onlara eriştikten sonraki doyumsuzluğu, dış dünyanın sahteligi. günlük hayatınızdan da enstantaneler bulabileceginiz, kendinizle özdeşleştirebileceğiniz çok yer var.
Bana göre yanan günışığı kadar güzel olmayan jack london eseri. Onu benim nezdimde ölümsüz bir kahraman yapan şey ise:
-Spoiler-
inanılmaz özendiren intiharıdır. Yeni bir karar alıp hayatına güzel bir şekilde devam edebilmesi son derece mümkünken bunu elinin tersiyle itmesidir. Neden olsun ki neden isteyeyim ki bunu deyip manasızlık gerçeğini yüzümüze vurmasıdır. Tıpkı nikolay vsevolodoviç gibidir. intiharına gelince, düşünün bir gece vakti okyanusta giden bir geminin içindesiniz. geminin bordasından Usulca suya bırakıyorsunuz kendinizi. Ay ışığı ve sayısız yıldızlara bakarken gemi çoktan uzaklaşmış sizden. Nefesinizi tutup suya dalıyorsunuz gidebildiğiniz yere kadar dalmak bir daha isteseniz de kurtulamayacağınız şekilde dibe gitmek düşüncesindesiniz fakat bi torik balığı size çarpıp planınızı bozuyor yüzeye çıkmak zorunda kalıyorsunuz. Tekrar derin bi nefes almadan etrafınıza bakıyorsunuz gece olmasına rağmen aydınlık ve içi olduğu gibi görünen okyanusta envai çeşit balıklarla başbaşasınız. Ve insanın boğazına yumru gibi oturan o ölüm. ~~
-Spoiler-
inanılmaz özendiren intiharıdır. Yeni bir karar alıp hayatına güzel bir şekilde devam edebilmesi son derece mümkünken bunu elinin tersiyle itmesidir. Neden olsun ki neden isteyeyim ki bunu deyip manasızlık gerçeğini yüzümüze vurmasıdır. Tıpkı nikolay vsevolodoviç gibidir. intiharına gelince, düşünün bir gece vakti okyanusta giden bir geminin içindesiniz. geminin bordasından Usulca suya bırakıyorsunuz kendinizi. Ay ışığı ve sayısız yıldızlara bakarken gemi çoktan uzaklaşmış sizden. Nefesinizi tutup suya dalıyorsunuz gidebildiğiniz yere kadar dalmak bir daha isteseniz de kurtulamayacağınız şekilde dibe gitmek düşüncesindesiniz fakat bi torik balığı size çarpıp planınızı bozuyor yüzeye çıkmak zorunda kalıyorsunuz. Tekrar derin bi nefes almadan etrafınıza bakıyorsunuz gece olmasına rağmen aydınlık ve içi olduğu gibi görünen okyanusta envai çeşit balıklarla başbaşasınız. Ve insanın boğazına yumru gibi oturan o ölüm. ~~
Kitabın her satırını yaşamak gibiydi...
Muhteşem biri. Yani bir roman kahramanı. Okumayanlar çok şanslı. Okuma ihtimallerine binaen.
--spoiler--
martin bilgiye aç sürekli daha çok ögrenmek isteyen ne iş olursa yapan (genelde agır işler) sefil ve genc bi adamdır.tesadüfen üst kesimden biriyle tanışıp onların evine yemeğe gider ve orda ruth'u görüp aşık olur. ruth onun için resmen bi tanrıçadır. ama ruth bilgili, kültürlü, güzel ve kendisinden yaşca büyük bi edebiyat ögrencesidir. daha sonra martin biraz da ruth için okumaya ve öğrenmeye başlar
martin okudukça yazmaya başlar yazdıklarını gazete ve dergilere gönderir ama hiçbiri yayınlanmaz zamanla sabrı tükenir en büyük destekcisi olan ruth da onu terk eder.
ruth bi sürtüktür (bu benim görüşüm) canım martin'imi sırf para ve mevki için terk etmiştir. martin buna dayanamaz, yemez içmez günlerce bi boşluğa düşer. en büyük dayanağını kaybetmiştir. yazdıkları artık para getirir olmuştur ve ülkede iyi kötü bi ünü vardır ama ruth'u özlemekten ve acısını cekmekten bi türlü mutlu olamaz. ruth martin'e geri döner ünlendiğini görünce lakin martin artık ruthu sevmiyordur ona karşı duyguları bitmiştir aslında her şeye karşı olar duyguları bitmiştir, tükenmiştir ve yazdıkca daha da tükenecektir
üst kesimin hayatı midesini bulandırır, sahte nezaketten nefret eder. açlıktan ölmek üzereyken ona bi parca ekmek vermeyen bu insanlar ün sahibi olduktan sonra her akşam onu evlerine yemege cağırmaya başlamışlardır, martin hepsinin yüzüne; ben yok olurken nerdeydiniz? diye bağırmak ister ama bunun için hevesi yoktur. sessizce tükenir
daha da nefret eder.
kendi deyişiyle martin iflah olmaz bi realisttir
hayat iyi değildi, nahoş, acı bir tat bırakıyordu ağzında. onu korkutan da buydu. yaşamı özlemeyen bir yaşam, bitmeye yüz tutmuş demekti.
en son gemiyle bi yolculuğa çıkar ve kendini kariyerinin en parlak döneminde, hayatı boyunca olmak istediği yerden denizin dibine bırakır.
'bulanan bilincinde, "bu acı, ölüm değil," düşüncesi dalgalandı.
ölüm acıtmazdı. hayattı bu acıtan; bu korkunç boğulma duygusu hayatın verdiği acıydı; hayatın ona indirebileceği son darbeydi bu.'
neyse kıcasacı en sevdigim kitaptır. martin'e aşık olur insan okurken. kitap bitince bi boşluğa düşersiniz martini düşünürsünüz. kitapta altını cizerek okuduğunuz yerleri tekrar ve tekrar okur bi daha seversiniz kitabı.
jack london'a böyle harika bi kitap yazdığı için minnettarım
martin başka bi evrende dahi olsa seninle tanışmamız mümkün mü acaba?
--spoiler--
martin bilgiye aç sürekli daha çok ögrenmek isteyen ne iş olursa yapan (genelde agır işler) sefil ve genc bi adamdır.tesadüfen üst kesimden biriyle tanışıp onların evine yemeğe gider ve orda ruth'u görüp aşık olur. ruth onun için resmen bi tanrıçadır. ama ruth bilgili, kültürlü, güzel ve kendisinden yaşca büyük bi edebiyat ögrencesidir. daha sonra martin biraz da ruth için okumaya ve öğrenmeye başlar
martin okudukça yazmaya başlar yazdıklarını gazete ve dergilere gönderir ama hiçbiri yayınlanmaz zamanla sabrı tükenir en büyük destekcisi olan ruth da onu terk eder.
ruth bi sürtüktür (bu benim görüşüm) canım martin'imi sırf para ve mevki için terk etmiştir. martin buna dayanamaz, yemez içmez günlerce bi boşluğa düşer. en büyük dayanağını kaybetmiştir. yazdıkları artık para getirir olmuştur ve ülkede iyi kötü bi ünü vardır ama ruth'u özlemekten ve acısını cekmekten bi türlü mutlu olamaz. ruth martin'e geri döner ünlendiğini görünce lakin martin artık ruthu sevmiyordur ona karşı duyguları bitmiştir aslında her şeye karşı olar duyguları bitmiştir, tükenmiştir ve yazdıkca daha da tükenecektir
üst kesimin hayatı midesini bulandırır, sahte nezaketten nefret eder. açlıktan ölmek üzereyken ona bi parca ekmek vermeyen bu insanlar ün sahibi olduktan sonra her akşam onu evlerine yemege cağırmaya başlamışlardır, martin hepsinin yüzüne; ben yok olurken nerdeydiniz? diye bağırmak ister ama bunun için hevesi yoktur. sessizce tükenir
daha da nefret eder.
kendi deyişiyle martin iflah olmaz bi realisttir
hayat iyi değildi, nahoş, acı bir tat bırakıyordu ağzında. onu korkutan da buydu. yaşamı özlemeyen bir yaşam, bitmeye yüz tutmuş demekti.
en son gemiyle bi yolculuğa çıkar ve kendini kariyerinin en parlak döneminde, hayatı boyunca olmak istediği yerden denizin dibine bırakır.
'bulanan bilincinde, "bu acı, ölüm değil," düşüncesi dalgalandı.
ölüm acıtmazdı. hayattı bu acıtan; bu korkunç boğulma duygusu hayatın verdiği acıydı; hayatın ona indirebileceği son darbeydi bu.'
neyse kıcasacı en sevdigim kitaptır. martin'e aşık olur insan okurken. kitap bitince bi boşluğa düşersiniz martini düşünürsünüz. kitapta altını cizerek okuduğunuz yerleri tekrar ve tekrar okur bi daha seversiniz kitabı.
jack london'a böyle harika bi kitap yazdığı için minnettarım
martin başka bi evrende dahi olsa seninle tanışmamız mümkün mü acaba?
--spoiler--
bir kitap ne kadar acıtabilirse o kadar acıtıyor. bazen okuduğum sayfalardan hiçbir şey anlamayıp kendimi geçmiş anılara dalmışken buluyorum. sonra, şimdi nerededir diye düşünürken bilinmezliklerde geziyorum. bilirsiniz beni bu bilinmezlikler öldürür. dayanamayıp kalkıp evin içinde turluyorum. gözlerim boş ve yere bakıyor kafamda ruth.
okuyabilmek duru bir zihin istiyor ama her seferinde oturup 8-10 sayfa okuduktan sonra aklımı kaybediyorum. kendimi tanınmaz hallerde bulup derin düşüncelere gark oluyorum. bu hikayenin tanıdıklığına duyduğum özlemden kendimi toparlayamıyorum.
okuyabilmek duru bir zihin istiyor ama her seferinde oturup 8-10 sayfa okuduktan sonra aklımı kaybediyorum. kendimi tanınmaz hallerde bulup derin düşüncelere gark oluyorum. bu hikayenin tanıdıklığına duyduğum özlemden kendimi toparlayamıyorum.
jack london'ın en güzel eserlerindendir.
****alıntı****
-soylesene bir burjuvanin kizinda ne bulabilirsin ki? birak onlari. yasama gulen, olumle alay eden ve sevebildigi zaman bunu adam gibi yapan, denetimsiz bir ates gibi yanan bir kadin bul. boyle kadinlar da var ve burjuva yasamlarinda her seyden korunarak buyutulmus, golgesinden korkan o urkek kizlar seni sevmeye ne kadar hazirsa onlar da o kadar hazirlar.
-arkadasi ya da tanidigi yoktu, yenileriyle de tanismiyordu. boyle bir istek duymuyordu. durdurulmus yasamini yeniden harekete gecirmesi icin nereden gelecegini bilmedigi bir uyari bekliyordu. bu arada yasami plansiz, bos, amacsiz bir bicimde gecip gidiyordu.
-toplum disi biri olmaya baslamisti. her gecen gun iyi insanlarla birlikte olmanin onun icin daha zor olmaya basladigini goruyordu. onlarin varliklarindan rahatsiz oluyor, konusma cabalari sinirlerini bozuyordu. onu huzursuz ediyorlardi. onlarla bir iliskiye girer girmez kurtulmak icin gerekceler siralamaya basliyordu.
****alıntı****
-soylesene bir burjuvanin kizinda ne bulabilirsin ki? birak onlari. yasama gulen, olumle alay eden ve sevebildigi zaman bunu adam gibi yapan, denetimsiz bir ates gibi yanan bir kadin bul. boyle kadinlar da var ve burjuva yasamlarinda her seyden korunarak buyutulmus, golgesinden korkan o urkek kizlar seni sevmeye ne kadar hazirsa onlar da o kadar hazirlar.
-arkadasi ya da tanidigi yoktu, yenileriyle de tanismiyordu. boyle bir istek duymuyordu. durdurulmus yasamini yeniden harekete gecirmesi icin nereden gelecegini bilmedigi bir uyari bekliyordu. bu arada yasami plansiz, bos, amacsiz bir bicimde gecip gidiyordu.
-toplum disi biri olmaya baslamisti. her gecen gun iyi insanlarla birlikte olmanin onun icin daha zor olmaya basladigini goruyordu. onlarin varliklarindan rahatsiz oluyor, konusma cabalari sinirlerini bozuyordu. onu huzursuz ediyorlardi. onlarla bir iliskiye girer girmez kurtulmak icin gerekceler siralamaya basliyordu.
jack london'ın muhteşem romanından uyarlanan, ortamlara düşen film.
https://www.imdb.com/titl...t4516162/?ref_=fn_al_tt_1
https://www.imdb.com/titl...t4516162/?ref_=fn_al_tt_1
Filmi mi çıkmış?
Evi Arabayı ne varsa satıp izliyorum şimdi.
Evi Arabayı ne varsa satıp izliyorum şimdi.
Fargmanına baktım fena değil ama kitap kadar iyi olduğunu düşünmüyorum. Buna rağmen Izlemek için heyecanlanmadım değil.
https://youtu.be/oUNLbB2FO9Y
https://youtu.be/oUNLbB2FO9Y
daha yeni okumaya başlamış olmama karşın niçin kitabı okuyan neredeyse herkesin denizci temalı dövme yaptırdıklarını anladığım Jack London kitabı. kitabı okurken okumuyor, Martin Eden ile beraber yaşıyorsunuz çoğu zaman. betimlemeler çok fazla, sayfa sayısı göz korkutan cinsten evet ama kesinlikle gereksiz değil. kitabı bitirdiğimde her an soluğu dövmecide alabilirim.
ve tüm bu konuşmalara rağmen nickin meme ucu delisi mi.
teşekkürler öğretmenim sizin sayenizde bu günlere geldim sizin sayenizde meme ucu delisi oldum.
Jack londonın kendi hayatından esinlendigi kitabı, felsefe egitimi almadıysanız tabiki bazı yerlerde anlamak icin kitap arkasından yardım alıyorsunuz bazı baskılarda numaralandırarak acıklamalarda bulunmuşlar. Ama hikaye tabiki etkileyici. Insan bir yere ait hissetmedigindeki o dünyadan kopup gitme ruh halini ara ara hangimiz yaşamıyoruz ki.
Hayatimin kitabi. Oyle ki bende cok iz birakti.
Bunu diyebilmek icin yuzlerce kitap okudum.
Bunu diyebilmek icin yuzlerce kitap okudum.
içimde söylemek istediğim çok şey var sanki. Çok büyük şeyler. Bunları ifade etmenin yolunu bulamıyorum. Bazen bana öyle geliyor ki bütün dünya, bütün hayat, her şey içimde duruyor ve sözcüsü olmam için feryat ediyor.
Hissediyorum... ama anlatamıyorum...
Hissediyorum... ama anlatamıyorum...
Tanıştığım ilk london kahramanı. Özel bir yeri vardır. Kahraman olarak ta zaten özel biridir.
(bkz: jack london)'ın kendi hayatından parçalar da eklediği, bana göre her gencin mutlaka ama mutlaka okuması gereken bir roman. Özellikle lise çağındaki ve üniversitenin ilk yıllarındaki gençlerin mutlaka okumasını isterim.
hatta daha da spesifik bir kümeye önermem gerekirse, anadoludan okumaya büyük şehre gelmiş gençlerimiz okusun.
bir hedef uğruna o kadar çok koşmak ki, bir noktadan sonra hiç bir tarafa ait olamama hissi, her yerde kendini yabancı hissetme, gelinen noktadaki anlamsızlaşma muazzam aktarılmıştır.
hatta daha da spesifik bir kümeye önermem gerekirse, anadoludan okumaya büyük şehre gelmiş gençlerimiz okusun.
bir hedef uğruna o kadar çok koşmak ki, bir noktadan sonra hiç bir tarafa ait olamama hissi, her yerde kendini yabancı hissetme, gelinen noktadaki anlamsızlaşma muazzam aktarılmıştır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar