bugün
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi11
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı9
- yalnız çirkin asosyal erkek6
- ibrahim tatlısesin peygamber olma ihtimali6
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- anın görüntüsü24
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- kahtalı mıçı hayranı kız4
- zorunlu askerliğin ahlaki sorunu3
- duygu özaslan6
- timsah yürüyüşü4
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü5
- siirtte starbucks olması sorunsalı2
- özel ders vermek4
- kafanın çok büyük olması2
- bir ara mutlaka görüşelim2
- beni benden alırsan bene nolur3
- bazlama heykeli2
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- yoktan var etmek boş kağıda nokta koymak gibidir3
- ya şeytan haklıysa5
- kulağıma ayıp şeyler söyle diyen kız2
- 2008 09 süper lig3
- verrückt2
- almanca bir not bırak2
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- trabzonspor'un evinde 90 maçtır yenilmemesi rekoru4
- 2026 2027 sezonu şampiyonu fenerbahçe3
- dia saba2
- fenerbahçenin keşkeleri3
- beni benden alırsan seni sana bırakmam2
- 6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı4
- helin kandemir4
- 90lar türkçe pop5
- espiyonaj dizisi3
- askerde özlenen şeyler9
- 15 kasım 20264
- bana aşık olan var mı3
- başkalarının hayatı dizisi4
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- 2004 2011 arası fenerbahçe3
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- karaçulhaspor3
- zeynep2
- 1990 1995 arası beşiktaş3
- 17 kasım 2002 fenerbahçe bursaspor maçı2
- izmir de poposundan bıçaklanan trans birey7
yaşanacak bir yer olmaktan koşarak uzaklaşan memleket.
garip bir şehir.
istanbulu izliyorum gözlerim kapalı bide bakmışım cüzdan yok.
sahip olduğu tek şey denizi ve üzerinde bulunan, her an yıkılabilecek köprüleri olan vasat şehir. gözümde çorum'un ıslak versiyonudur.
Kaldırımlara kaldığında
koca şehir,
Karaya çaldığında rengi yolların
Umut gizliden terk ettiğinde
Aşk sessizce bıraktığında
yerini kirli sevişmelere
Kırmızıdan bir fahişesin sen
istanbul...
koca şehir,
Karaya çaldığında rengi yolların
Umut gizliden terk ettiğinde
Aşk sessizce bıraktığında
yerini kirli sevişmelere
Kırmızıdan bir fahişesin sen
istanbul...
bugün yağmurlu bir gün daha geçiren güzide şehir. vapur yolculuğu yaparken ise biraz abuk da olsa bir şeyler geldi aklıma, not alıverdim;
yağmur bulutlarıyla olan birlikteliğini yeşile bürünerek anlatması denizin ne hoş.. ne güzel bir manzara, ne muhteşem bir boğaz, ne muazzam bir şehir..
yağmur bulutlarıyla olan birlikteliğini yeşile bürünerek anlatması denizin ne hoş.. ne güzel bir manzara, ne muhteşem bir boğaz, ne muazzam bir şehir..
uğruna en çok şiir yazılan şehirlerden biri olsa gerek. şairlerin şehri dendiğini duymuştum
(bkz: aşk)
Bazen çocuk, bazen umarsız bir genç, bazen sorumluluk sahibi bir yetişkin bazen de ölüm döşeğindeki yaşlıdır. Kısacası biziz.
gecesine ayrı hayran istanbul. nasılda kimsesiz.. güneşin verdigi kalabalık yıldızlar altında sükut içinde.. beton yıgınlarında yanan bır kaç sarı ışık. sefadan yada cefadan uyumayanlar var en azından. beklermiyiz sabahı, cebelleşmeye devammı yoksa hala. kudretli istanbul da sevmiyor aslında karanlıgı kapalı gözlerin tümüne inat, yakıyor kaç sokak lambası varsa.. ve her lamba altında yaşanılan hikayeye gülümseyerek eşlik ediyor.. Burdayım bende uyutmadıkların arasında. muazzam göruntüne yaktım bende ışıklarımı. taradım saçlarımı, derin bir nefes sigara.. aşkına eşlik etmeye , uykusuzluguna yanan sarı lambalarına ortak olmaya hazırım.
istanbul
istanbul
havasının susamlı simitle karışık gül koktuğuna bir kez daha şahit olduğum şehir. pierre loti en sevdiğim yeridir ayrıca.
insanı hem evinde hissettiren hemde yabancı hissettiren, arabayla on dakika gidildiğinde kıyafetlerin, sosyal anlayışın değiştiği semtlere sahip olan karmaşanın adı.
Yürüyelim Seninle istanbul'da
Kırmızıyı sevdiğini bilseydim
hayallerim kıpkırmızı olurdu
istanbul hala güneşin ardında
ufuklarında birkaç kara leke
birkaç kan pıhtısı dudaklarında
istanbul hala sevimli mi sevimli
ve hala bir tomurcuk tadında
yürüyelim seninle istanbul'da
korkusuz bir rüyadır
bekler bizi Beykoz'da, Üsküdar'da
birkaç kuğu, birkaç mahzun kuştüyü
yenilgisiz bir muamma gibidir
arar buluşmayan ellerimizi
deli rüzgâr yine sarhoş, hovarda
tam orada, Çamlıca yokuşunda
birkaç bulut çekelim gökyüzünden
damarlarımızdan geçirelim ve birden
bırakalım suların üzerine
sen bir defa konuş, sen bir defa gül
kumlu ebrular yapalım seninle
serpmeli ebrular, bülbülyuvası
hercaimenekşe, gonca ve sümbül
yüzün bir ay gibi parlarken gecenin ortasında
yürüyelim seninle istanbul'da
boğaziçi mağrur türkülerini
gözlerine baka baka söyleyin
martılar üşüyünce
denizin sıcağında bulsunlar kalbimizi
anlayabilir misin
neden çıban gibi büyür bağrımda
büyürde kelebek olur bu sızı
kırmızıyı sevdiğini söyledin
bu yüzden mi günlerdir
istanbul'da gül kokusu yayılan
tepeler kırmızı, sular kırmızı
istanbul bilmeli ki, sahillerine
mehtabı taşıyan senin bakışlarındır
istanbul bilmeli ki, limanlardan gemiler
önce senin yüreğine açılır
uzaklarda bir yerde
toprağı öpmek için eğilen bahçıvanın
parmaklarında hüzün
sana doğru akan nehrin
ağlayan suretidir
bir elimizde umut
bir elimizde sevda
yürüyelim seninle istanbul'da
musiki kesilsin, tükensin yazı
çaresiz kalınca mızrap ve şiir
ozan bir kenara bıraksın sazı
ressam fırçasına neden mi kızgın
tuvalde çizgiler, renkler kırmızı
kırmızıyı sevdiğini bilince
çekilir mi artık güllerin nazı
Anadolukavağı'nda her akşam
burcu burcu bir rüyadır hayalin
karanlık, hüznünü düşürür dağa
kuşlar kanat çırpar, yıldızlar ağlar
endamın her sabah iner toprağa
hasret, yanlızlığı çoğaltan deniz
ayrılık acıyla süzülür kandan
nefesin fermandır Topkapı Sarayı'nda
dönüşünü bekliyor rıhtımda şehzadeler
öylesine yorgun, mahzun ve candan
istanbul bir yanımda, sen bir yanımda
uykusundan uyanınca fırtına
dalgalar türkümüze aşina olur
yüzümüze bakınca deniz fenerleri
sahibini arayan gemilerin
çığlığıyla vurulur
tarih heyelandır hainlerin ardında
istanbul tarihin soylu anası
biz bu yürüyüşü çiğdemlerden almışız
sevdayı kız kulesi'nden
yalıların burukluğu altında
geçiyoruz sokaklardan delice
anlayabilir misin
beyoğlu'nda gezinen
hayal kırıklığının benden türediğini
anlayabilir misin
kırmızı neden böyle
doldurur aynalara inleyen yüreğimi
sana giden yolların kavşağında
bir adam direniyor izini bulmak için
siliyor tanyerine akan alın terini
ufkunda sapsarı umudun rengi
mavi yitik, beyaz kızgın ve siyah
arıyor sessizce kaybolan günlerini
Gülhane'de simit satan çocuklar
nasıl anlasınlar ellerimizin
neden böyle çekingen olduğunu
Ayasofya önünde tramvay bekleyenler
gökyüzüne dokunurken bu acı
kimdir diye sorsunlar içlerinden
birlikte yürüyen iki yabancı
biz gitsek de, istanbul'da yine de
yıllar yılı gezinmeli bu sızı
benden bir yaralı şiir kalmalı
senden bir tebessüm, bir de kırmızı.
nurullah genç'te böyle bir güzellik katmıştır.
Kırmızıyı sevdiğini bilseydim
hayallerim kıpkırmızı olurdu
istanbul hala güneşin ardında
ufuklarında birkaç kara leke
birkaç kan pıhtısı dudaklarında
istanbul hala sevimli mi sevimli
ve hala bir tomurcuk tadında
yürüyelim seninle istanbul'da
korkusuz bir rüyadır
bekler bizi Beykoz'da, Üsküdar'da
birkaç kuğu, birkaç mahzun kuştüyü
yenilgisiz bir muamma gibidir
arar buluşmayan ellerimizi
deli rüzgâr yine sarhoş, hovarda
tam orada, Çamlıca yokuşunda
birkaç bulut çekelim gökyüzünden
damarlarımızdan geçirelim ve birden
bırakalım suların üzerine
sen bir defa konuş, sen bir defa gül
kumlu ebrular yapalım seninle
serpmeli ebrular, bülbülyuvası
hercaimenekşe, gonca ve sümbül
yüzün bir ay gibi parlarken gecenin ortasında
yürüyelim seninle istanbul'da
boğaziçi mağrur türkülerini
gözlerine baka baka söyleyin
martılar üşüyünce
denizin sıcağında bulsunlar kalbimizi
anlayabilir misin
neden çıban gibi büyür bağrımda
büyürde kelebek olur bu sızı
kırmızıyı sevdiğini söyledin
bu yüzden mi günlerdir
istanbul'da gül kokusu yayılan
tepeler kırmızı, sular kırmızı
istanbul bilmeli ki, sahillerine
mehtabı taşıyan senin bakışlarındır
istanbul bilmeli ki, limanlardan gemiler
önce senin yüreğine açılır
uzaklarda bir yerde
toprağı öpmek için eğilen bahçıvanın
parmaklarında hüzün
sana doğru akan nehrin
ağlayan suretidir
bir elimizde umut
bir elimizde sevda
yürüyelim seninle istanbul'da
musiki kesilsin, tükensin yazı
çaresiz kalınca mızrap ve şiir
ozan bir kenara bıraksın sazı
ressam fırçasına neden mi kızgın
tuvalde çizgiler, renkler kırmızı
kırmızıyı sevdiğini bilince
çekilir mi artık güllerin nazı
Anadolukavağı'nda her akşam
burcu burcu bir rüyadır hayalin
karanlık, hüznünü düşürür dağa
kuşlar kanat çırpar, yıldızlar ağlar
endamın her sabah iner toprağa
hasret, yanlızlığı çoğaltan deniz
ayrılık acıyla süzülür kandan
nefesin fermandır Topkapı Sarayı'nda
dönüşünü bekliyor rıhtımda şehzadeler
öylesine yorgun, mahzun ve candan
istanbul bir yanımda, sen bir yanımda
uykusundan uyanınca fırtına
dalgalar türkümüze aşina olur
yüzümüze bakınca deniz fenerleri
sahibini arayan gemilerin
çığlığıyla vurulur
tarih heyelandır hainlerin ardında
istanbul tarihin soylu anası
biz bu yürüyüşü çiğdemlerden almışız
sevdayı kız kulesi'nden
yalıların burukluğu altında
geçiyoruz sokaklardan delice
anlayabilir misin
beyoğlu'nda gezinen
hayal kırıklığının benden türediğini
anlayabilir misin
kırmızı neden böyle
doldurur aynalara inleyen yüreğimi
sana giden yolların kavşağında
bir adam direniyor izini bulmak için
siliyor tanyerine akan alın terini
ufkunda sapsarı umudun rengi
mavi yitik, beyaz kızgın ve siyah
arıyor sessizce kaybolan günlerini
Gülhane'de simit satan çocuklar
nasıl anlasınlar ellerimizin
neden böyle çekingen olduğunu
Ayasofya önünde tramvay bekleyenler
gökyüzüne dokunurken bu acı
kimdir diye sorsunlar içlerinden
birlikte yürüyen iki yabancı
biz gitsek de, istanbul'da yine de
yıllar yılı gezinmeli bu sızı
benden bir yaralı şiir kalmalı
senden bir tebessüm, bir de kırmızı.
nurullah genç'te böyle bir güzellik katmıştır.
havasını, suyunu, taşını toprağını sevdiğim; yaşarken trafiğinden nefret edip başka bir şehire gidince trafiğini bile özlediğim şehir...
aşık olduğum dünya üzerinde bir eşi daha olmayan,
tüm kuvvetimizle içine etmekten vazgemediğimiz halde yine de çok güzel olan
muhteşem şehir.
tüm kuvvetimizle içine etmekten vazgemediğimiz halde yine de çok güzel olan
muhteşem şehir.
fotoğraflarda bile tarih kokan şehir.
15 gün sonra gidip göreceğim ve orda yaşayacağım şehir aynı zamanda.
15 gün sonra gidip göreceğim ve orda yaşayacağım şehir aynı zamanda.
1453 yılında fatih sultan mehmet han tarafından feth edildikten sonra konstantinopolis olan adının istanbul olarak degiştirilmesiyle osmanlı'nın başkenti yapılan eşsiz bir şehirdir.
sefaletin, ihtişamın, rezaletin, zenginliğin çizgi çizgi ayrıldığı şehir. bir sokak arkanızda 150 liraya iftar menüsü satılır buluduğunuz sokakta ayakkabısız adamlar gezer.
heybetli bir şehir istanbul ancak baktığınız yere göre değişiyor.boğazın bir kıyısından diğer kıyısı muhteşem görünüyor ancak denizi görmeyen yerlerin şırnak'tan pek bir farkı yok. ha dersiniz yaşanır mı istanbul'da ? yaşanır elbet ama paranız bolsa eğer . " paranız varsa her yer güzeldir " diyeceksiniz ama istanbul bir başka olur.
heybetli bir şehir istanbul ancak baktığınız yere göre değişiyor.boğazın bir kıyısından diğer kıyısı muhteşem görünüyor ancak denizi görmeyen yerlerin şırnak'tan pek bir farkı yok. ha dersiniz yaşanır mı istanbul'da ? yaşanır elbet ama paranız bolsa eğer . " paranız varsa her yer güzeldir " diyeceksiniz ama istanbul bir başka olur.
sen ne güzel bir şehirsin ya.
simdisini bilemiycem de bir zamanlar dünyanın gözünü diktiği şehir olduğu kesindir.
Türkiyenin en güzel şehri *
tatil vesilesiyle nüfusu iyice azalmış şehir. trafiğini hiç bu kadar rahat görmemiştim. ey bayram dolayısıyla şehir dışına çıkanlar, sakın gelmeyin, istanbul böyle çok güzel. *
üzerine konuşulan, yazılan çizilen ve bir bu kadar daha bunların yapılması gereken şehir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com