bugün

/15
bursa'nın ünlü yemeğidir. sadece bursa'da satılmıyor tabi ama ünü bursadan gelmektedir.
her yediğimde "kim bulduysa allah razı olsun" dediğim yiyecek. *
elif şafak'ın kolay okunan üslubunu takdir etsem de - kusura bakmayın kardeşim, edebi dil kullanmak zor olabilir; ama basitleşmeden sürükleyici bir dil oluşturabilmek de aynı derecede önemlidir benim için - umduğumu bulamadığım elif şafak kitabı. bu kadar farklı karakterin gözünden çok daha derinlemesine işlenebilecek bir konuyken, yarım bir kitap olmuş sanki. aldığım gün bitirmeme rağmen çok da tatmin etmedi açıkçası.

yemek olanına ise uğraşıp bu kadar yazmam, çünkü tek kelimeyle anlatılıyor kendileri:

(bkz: mükemmel)
üstüne künefe yenileni makbül, türk usulü enfes etli yiyecek. tavsiyem 2 porsiyon iskenderi bir güzel yeyip, üstüne söylediğiniz künefe henüz sıcakken eriyen peynirini uzata uzata kaymağına bandıra bandıra tüketmeniz, üstüne çayınızı tercihen sigarayla içmenizdir. kolesterolün damarlarınızda dolaştığını hisseder insülinin vücudumuzdaki işlevine tanıklık edersiniz.

edit murphy: etli yiyecek ne lan... direk et, affeyle beni büyük iskender.
aşk ve pinhan facialarından sonra yanına bile yaklaşmam bu kitabın. he amk kesin güzeldir.
henüz başlamadığım elif şafak kitabı, merak içindeki kamuoyunun dikkatinedir.
bursa ünlü cadde deki kebapçı iskenderde porsiyonu 19tl olan yanında şırasız yenilip mundar edilmemesi gereken yiyecek.
yemek olani "muhtesem", kitap olani ise "eh iste"dir.

--spoiler--
pinhan ile edebiyat dünyasina giren bir yazarin, hele hele 26 yasinda böyle bir kitap yazabilen bir yazarin elinden cikmisa benzeyen bir kitap degildir iskender her seyden önce. eski elif safak kitaplarinin (araf öncesi demek daha dogru olacak) yanindan bile gecemeyen bir kurguya sahip, sonra her sayfada ceviri oldugunu belli eden cümleler o kadar rahatsiz edici ki, bir türlü giremiyorsunuz kitabin icine.

karakterlerin gözlerinden olayi anlatmak fena bir fikir degil gerci ama cümleler o kadar kisa ve o kadar basit ki, nerede mahrem'i ve pinhan'i yazan elif safak diye merak ediyorsunuz ister istemez.

ciddi kurgu hatalari da var; örnegin "aney" orta anadolu'da kullanilan bir tabirdir dogu'da degil. dogu'da anne "daye"dir cünkü. pembe ismi de dogu'da kullanilan bir isim degildir. kardeslerin birbirlerine yazdiklari mektuplar da hic gercekci degil, yapaylik kokuyor kelimelerde.
--spoiler--
bir an önce almak istediğim kitap.

edit: eksileyen kardeş almiyim mi la bi mesaj at bakim?
elif şafağın yazdığı son kitaptır. tek solukta okuduğum ender kitaplardandır
bu günlerde haberlerde sık sık rastladığımız kadına siddetin çok güzel işlendiği bir kitap. pembe'nin kardeşleri hediye'nin cemile'nin ya da onlarla hiç alakası olmayan bir yaşam tarzına sahib olan roksanna'nın başına gelenler aslında bu ülkede her an yaşanıyor. bu kitapta belki bu sorunun nedenlerinin anlaşılmasında az da olsa yardımcı olabilir.
aşkı aramadan evvel,düşün bir,ya benden nasıl bir aşık olur?;insanın sevdası karakterinin yansımasıdır.sen kavgacı isen,ha bire öfkeli,aşkı da bir cenk gibi yaşarsın.gönlü pak olanın sevgisi de saf olur.şu hayatta insanı en ok sevdikleri acıtır.en derin yaralar ailede açılır,kabuk tutsa bile kanar hikaye,içten içe...attığımız her adım,yaptığımız her işe kendimizi yansıtırız.budur çözülmesi gereken bilmece..elif şafak (iskender)
--spoiler--
"evren yuvarlak; çemberde iki yay var. biri yükselen, biri alçalan. her insan durmadan hareket halinde. bazısı iner, bazısı çıkar. yükselmek istiyorsan, en çok kendini eleştir. kendi hatalarını görmeyen asla iyileşemez."
--spoiler--

iskender- elif şafak
elif şafak' ın son kitabının adıdır.
az yoğurtlusu(çok az) daha makbul olan yiyecek.

iyi bir iskender kebap yemek için o kebabın yapıldığı etin kuzu eti olmasına, dönerin yapıldığı kuzunun da bursa-balıkesir yöresine ait olmasına(şayet güneyde iseniz muğla-milas'ın hayvanı da tavsiye edilir) dikkat edilmelidir.

her döner yapan yerde yenmemelidir.

iskender kebabın eti dışındaki bir başka özelliği de pişirilme sitilidir.

gaz ocaklı döner ocağında değil, odundan elde edilen mangal kömürü ile ısıtılan döner ocağında pişirileni daha makbuldur. elekrikli yahut gaz ocaklı döner kebap yapan yerlerden iskender yemeyiniz bir sikime benzemez...

tabii et ve ateş dışında yan unsurlar da çok önemlidir.
salçalı sosunun salçası misal muhakkak bursa kemalpaşa salçası olmalı, tereyağı trabzon'dan, pidesi kayhan'daki taş fırınlardan elde edilmelidir...

bunların dışındaki yan ürünler kullanıldığı takdirde etiniz ve ateşiniz ne kadar kaliteli olursa olsun "iskender yedim" diyemezsiniz...

hadi size bir kıyak daha,
bursa'da en süper iskenderi yiyebileceğiniz mekanlar;

köy restoran,
kebapçı iskender(ünlü cadde)
kebapçı iskender(atatürk caddesi)
uludağ kebap(eski santral garaj)
beşyol kebapçısı(yalova yolu)
seçil döner(soğukkuyu)
imrendim döner(mudanya yolu ve veysel karani)
bursa döner(çarşambapazarı)
hacıbey kebapçısı(kapalıçarşı-fsm bulvarı)

not: merve döner ya da melike döneri özellikle katmadım...onların döneri bu saydıklarımın yanından dahi geçemez, alt klasmanda değerlendirilmelidir.
pazar günü alıp 170+ sayfa okuduğum kitaptır.
adını duyduğumda tarihi bi hikayeye sahip olduğunu sandım ama alıp bi çırpıda okunabilecek güzel ve akıcı kitaptır.

ayrıca kapağına bayıldım düşünenin o şekle sokanın eline aklına sağlık.
yenmesi gereken yemek.. güzelliği görelim;
http://www.sehirkedisi.com/images/mekan/iskender.jpg
elif şafak'ın ingilizce yazdığı, omca a. korugan tarafından türkçe'ye çevrilen sonrasında da elif şafak'ın çeviri üzerinden tekrar yazdığı son romanı. kendi deyimiyle üç kez yazılan bir roman.

benim gibi okuduğu romandaki karmaşık aile ilişkilerini unutup, x kimin zamazingosuydu ya diye başlardaki sayfaları karıştıranlar için, baştaki soy ağacı bulunmaz nimet olsa gerek.

--spoiler--
şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır.
en derin yaralar ailede açılır,
kabuk tutsa bile kanar hikaye, içten içe...
--spoiler--
"insana en çok zarar verenlerin en yakınlarındaki olduğu" teması üzerine kurulmuş, aile ilişkilerini irdeleyen kitap. birkaç kırık aşk hikayesi, ruhları saran memleket özlemi, bir yere ait olamamanın verdiği huzursuzluk hissi, sihirli alemler, gücünü ve varlığını ispat etme denemeleri. diğer elif şafak kitaplarından ne daha eksik, ne daha fazla. elif şafak'ın tutarlı bir yazar olduğunun göstergesidir bu da.
atını, itini nallayanın peşine düştüğü romandır. nedir abi, bu kadar mı çirkefiz lan, biz ne biçim bir milletiz. merak ediyorum bok atanların hangisi okudu bu romanı, ne çok seviyoruz her şeyi çamura bulamayı.
inci Gibi Dişler romanının çevirmeni Mefkure Bayatlı, ingiliz yazar Zadie Smith'in 'inci Gibi Dişler' kitabını şablon olarak almış, ama buna intihal denir demiş. haberin devamı :

http://www.cumhuriyet.com...%FD'+kitap+iddias%FD!

ayrıca oray eğin'in yazısı :

http://www.aksam.com.tr/k...-hayirli-olsun-3280y.html
okuduğum ilk elif şafak kitabı. yazar bütün kurguyu geniş bir ailenin üyeleri üzerinden anlatmış. her bölümde bir aile üyesinden bahsetmesi nedeniyle kitabın neredeyse yarısına kadar okuduğumuz bölümün kime ait olduğunu anlamak için baştaki soyağacına bir göz atmamız gerekiyor. aslında kitap çok alışkın olduğumuz bir aile dramından bahsediyor gibi olsa da o dram alışkın olduğumuzdan çok farklı şekilde son buluyor. kahramanların kişilikleri, olayların anlatım tarzı, betimlemeler, kurgu fena sayılmasa da umarım diğer kitapları böyle değildir. zira bir hayli sığ olduğu hissiyatını veriyor insana...
--spoiler--
Elif Şafak'ın yeni romanı biraz fazla "tanıdık"

http://fikirmahsulleriofi...ni-roman-biraz-fazla.html
--spoiler--

(bkz: White Teeth)
(bkz: Zadie Smith)
kapaktaki fotoğraf yüzünden alıp almamakta terreddüt ettiğim elif şafağın son eseri.
lezzetinin yanında, doyurucu özelliği de olan yemek.
(bkz: olsa da yesek)
© copyright 2005 - 2026