bugün

/15
elif şafak'ın son çıkan -firarperest ve kağıt helvayı'da sayıyorum- 4 kitabından daha iyi ama daha önceki kitaplarından daha kötü bir kitaptır. bir pinhan'ın, şehrin aynaları'nın ağırlığı, hayalperestliği ve değişik duygusu iskender'de yoktur. ne yazık ki elif şafak bu kitapla çocuk doğurduktan sonra ilham perilerinin yön değiştirip onu daha populer kitaplar yazmaya iterek daha basitleştirdiği tezimi doğruladı. fakat aşk'tan sonra çok çok iyi bir kitap.
yer bulunabilirse bursa heykel'de yer alan iskender'de yenmesi gereken yemektir.
aynı zamanda yapılmaya başlanmış fakat iskender gibi adı bursa dışına çıkamamış bir çeşidi için;
(bkz: pideli köfte)
bir elif şafak romanıdır. bir de yemek olanı var -tok açın halinden anlamaz durumu- ama şu an beni alakadar etmiyor. *
elif şafak hayranı bir okur olarak beğenmediğim bir kitaptır ne yazık ki.
olayların anlatılışı itibariyle farklı bir romandır. bazen direk sonucu görür o noktaya nasıl varıldığını okursunuz bazen olayların nasıl başladığını görür gidişatı okursunuz. bir sonraki bölümde kimleri tanıycaksınız, neler olucak kestiremezsiniz ama merakla okursunuz. karakterleri gereğinden fazla tanımaya başladığınızı fark edersiniz. kendi adıma açık açık tavsiye etmekten ziyade kişiye özel tavsiye etmeyi tercih ettiğim kitaptır. şüphesiz herkes sevmez, sevemez.
gereksiz ve zorlama tesadüflerle oluşturulmuş, etkileyici cümlelerin nadiren karşımıza çıktığı bir elif şafak romanı. ama yine de okunur.
Leyla ile mecnun dizisinde ki mecnun un babasının adıdır. Gerçek adı ise Ahmet mümtaz taylan dır.
sürükleyici olmasıyla beraber herkesin hoşlanmayacağı bir tarz. kitap kısa biyografilerden oluşuyor. daha sonra parçalar birleşiyor ve asıl konu ortaya çıkıyor.yer, mekan kavramlarının çok belli olmasına karşın, zaman kavramı karmaşık. kesinlikle çok başarılı. konu seçimi geniş bu yüzden de beyin fırtınası kaçınılmaz oluyor.

klasik elif şafak tarzından çok farklı bir kitap olmuş. tavsiye edilir.
yeni aldığım ama içeriği konusu hakkında bi fikrim olmayan bu yüzdende başalamaya erindiğim kitap.
beklentilerin çok altında kalan vasat bir kitap.

oldukça geniş bir yelpazede işlenebilecek konunun kısacık özensiz cümlelerle nasıl anlatılabileceğinin en güzel örneğidir.

çocuklara verilen ismin karakteri üzerindeki etkisi, göçmenlerin maruz kaldıkları kötü davranışlar, kadın olmanın zorlukları(birbirinden çok farklı yaşamlara sahip olan kadın karakterlerde daha ayrıntılı incelebilirdi), aşk evliliği yapmamanın verdiği mutsuzluk gibi birçok konu yurtdışına yerleşen göçmen bir türk ailesinde daha farklı açılardan yansıtılabilirdi. diğer kitaplarına göre dil ve anlatımı da basite kaçmış.

mahrem gibi harika bir kitaptan sonra hayal kırıklığı yaratan elif şafak kitabı.
Kurtlar vadisi pusu nun eski karakteridir. (bkz: iskender büyük)
elif şafak'ın bir romanıdır.
dünya tarihinin en taşaklı liderlerindendir. kendi zamanında bilinen dünyanın neredeyse tamamının mına koymuştur. kendisi makedonya sınırlarını bir ömürde inanılmaz hızlı bir şekilde genişletmiştir. aynı hızlada bu toprakları kaybetmiştir.
baba zula özet geçiyor:

https://www.youtube.com/watch?v=LIzVCG9O5Qo&feature=related
kebapçı iskenderde yedikten sonra birdaha başka hiçbir yerde yiyilmeyecek acayip bişey.
1 porsiyonu hem doyurur hem lezzet verir. bu özelliği ile diğer yemeklerden ayrılır.
''sadece parmak uçlarıyla tokalaşmak için elini uzattı. Ama pembe usulca yaklaştı ve onu yanağından öptü kısacık, sıcacık.'' elif şafak

metro kıyılarında ağlatan kitap.
self-oryantalizmin müthiş bir örneği olan elif şafak romanı.
ooyy tereyağlı, soslu, yoğurtlu altı pideli et döner.
kime sorduysam kötü yorumunu aldığım ama benim beğendiğim kitap.
--spoiler--

elif şafak'ın romanının temel kurgusu ademin cemile yerine pembeyle evlenmesidir. adem cemile'ye aşık oluyor ilk başta ancak bakire olup olmadığı bilinmeyen ve adı dedikoduya karışmış olan cemile yerine ikizi pembe'yle evleniyor. adam olamayan adem, oğlu iskender'in teyzesi cemile'yi öldürmesine neden oluyor. böylelikle adem iki kere cemile'yi öldürmüş oluyor, ilki sevdiği halde evlenmeyerek, ikicisinde ise ailesini terk ederek, karısı pembe'yi savunmasız ve güçsüz bırakması: böylelikle pembe'nin yapacağı muhtemel bir hatayı önlemek isteyen cemile soluğu londra'da buluyor. ancak tren raydan çıkmış ve iskender annesine ellias dolayısıyla öfke bağlamıştır. bu öfkesini kontrol edemeyerek annesinin ikizi olan cemile'yi annesi zannederek bıçaklamış ve cemile'nin ölümüne sebep olmuştur.

sonuç: olgunlaşamayan erkekler çevresine, sevdiklerine zarar verir ama bu erkekleri daha küçükken, sultanımlı, canımlı, cicimli büyüten de kadınlardır. masum değiliz hiçbirimiz.

--spoiler--
piyasada sirkülasyona başlanılmadan önce; 150.000 ön sipariş almıştır.
"bir adamın aşkı mizacının devamıdır. yani erkek kavgacı ise sevdası da kavgalarla dolu olur. kendine hep düşmanlar bulur.
sakin ve nazik ise sevdası merhem gibi, bal gibidir.
eğer kendine acırsa ve zayıfsa, aşkı da un ufak olup dağılır.
yok, eğer neşeli bir herifse sevdası da şenlikli olur." (elif safak/iskender)
elif şafak'ın hafiften hakan günday tipi duyarlılığı hissettirdiği kitap. akıcı oldukça. bölümlerden oluşması sıkıntıya sokmadan ve ilgi dağılmadan ilerlemenize yardımcı oluyor.

kitabın kadınları kendilerini savunmak zorunda olmadan haklılar olduğunca. bir "aşk" değil ama başarılı bir kitap.
her elif şafak kitabı beni derinden bir sarsardı. bir kaç gün etkisinde kalırdım. okuduğum cümleler dönüp dolaşıp aklımdan geçerdi. ama bu kitap hissetirmedi bunu ya da bu düşünceleri. zaten okuyucuyu bazen ters köşe yapmak isteğindedir elif şafak. bu kitabında da bunun için yazdı sanırsam. ilginçtir etkilenmedim. şaşırmadım. okurken sıkıldım.
© copyright 2005 - 2026