bugün

/60
Yıllardır düşünürüm, en iyi halinde can sıkıntısına tutulan bu canlı türünün neyi sevilir bir türlü bulamadım. instagramda arkadaslarini kiskandirmaya calisir mesela, ota boka yalan söyler, cıkarı olan güçlü bir insana çıkar sağlamayan güçsüz insandan daha kolay yardım eder, vermeyi pek bilmez ama hep ister, turkiye'de yasayan kalabalık bir güruhu saymıyorum bile. Gerçekten neyi sevilir insanın.
henüz aynı gezegende yaşayan bir tür olduklarını kavrayabilecek bilince sahip olmayan ve bu yüzden aralarında yapay ayrılıklar yaratıp birbiri ile savaşıp duran ilkel bir tür.
kendimi bir şekilde birden bire insan denilen vücutta buldum. seçmedim, karar vermedim, doğacağım tarihi seçmedim, cinsiyetimi seçmedim, tipimi, boyumu, ırkımı, milliyetimi seçmedim, karakterimi seçmedim. annemi babamı seçmedim. hiçbir şey seçmedim ki. bir anda kendimi bu dertlerle sıkıntılarla dolu bu dünyada buldum. ne oldu neden geldik ki. hadi yaşa hayatta kal hep bir mücadele. ben mücadele etmek zorundamıyım. dünyanın belli tarz kuralları var ben doğmadan önce karar vermişler. doğ, anne sütü iç, emekle, okula git, üniversite kurumuna git, yemek ye, uyu, bir eş bul evlen, torun sahibi ol, sonra da öl. e ben doğmadan yaşayacağım şeyleri belirlemişler zaten.
en tehlikeli, en korkunç canlı. ve en çok zararı insan, insana veriyor.
ve insan canı çok ucuz. en masum bebeğin, çocuğun, okumuş insanın, kültürlü beyefendi hanımefendi insanın, gencin, yakışıklıların, güzellerin bile canı böcek kadar ucuz. maldan, devletten, topraktan daha ucuz.
Köpekler ve kedilerle yaşamayı beceremeyen mükemmel varlık. Sizin yüzünüzden yavrucaklar barınaklara gidecek. Övünün, bu sizin zaferiniz.
Dünyanın en yasakçı canlısı.
yaratılanların en şereflisi islam'a göre.
Modern zamanda bir türlü kendisi olamayan, gün boyu kendisi kalamayan varlık. Çoğu zaman başkası olurken bulur kendini. Herkesten biri. Ya da herhangi biri.
keşke doğarken seçeneklerimiz olsaydı da belli bi yaştan sonra minik bi kelebeğe falan dönüşerek hayatımızı devam ettirebilseydik. böylesine belirlenmiş sınırlar içinde yaşamak bazen sıkıcı. kanatlarım olsun istemeye utanıyorum. örn yani. öylesine.
insan evrene en çok zarar veren varlık.
Bu sözlükte , bazı karakteri olan arkadaşlar hariç , pek olmayandır.
"insan, şu kâinat içinde pek nazik ve nazenin bir çocuğa benzer: Zaafında büyük bir kuvvet ve aczinde büyük bir kudret vardır. Çünkü, o zaafın kuvvetiyle ve aczin kudretiyledir ki, şu mevcudat ona musahhar olmuş. Eğer insan zaafını anlayıp, kalen, halen, tavren dua etse ve aczini bilip istimdad eylese, o teshirin şükrünü eda ile beraber, matlubuna öyle muvaffak olur ve maksatları ona öyle musahhar olur ki, iktidar-ı zâtîsiyle onun aşr-i mişârına muvaffak olamaz.

-Rnk, sözler.
insan elleri olan, bacakları olan, aklı ve iradesi olan en gelişmiş canlıdır. Mesela bizler insanız. Naber insanlar?
tecessüd etmiş bir ilm-i muhtar.

yani; cisimleşmiş ihtiyar ve ilim sahibi.

ihtiyar: karar verme yetisi.
(bkz: sahte varlık)
olmaması gerekirdi oysa. iyiler de harcanıyorsa madem; kötülerde yok olabilir.
Değişik bir yaşam formu.

Yani deli desen değil akıllı desen değil. Düşünüyor, kendince bir şeyleri buluyor, hep bilinmeyeni arıyor ama bilinen tek gerçeği, kaçışı olmayan ölümü göz ardı edebiliyor.

Nasıl ya?
insan insan derler idi.
insan nedir şimdi bildim.

Bir tuhaf varlık.
huzursuzluğun ta kendisidir. olduğu ve olacağı yerlerde huzur bulamazsınız.
Dünyanın kanser hücresidir ve dünyaya çok fazla zarar vermektedir.

https://mobile.twitter.co...tatus/1424289953991823360
Rahatsız varlık. Ama mazeretli ama mazeretsiz, 21.yy'ın rahatsız canlısı insandır. iletişim ve etkileşim özürlü, militer-kapitalizmin bağımlısı. Ne oldum delisi. Kendini beğenmiş. Kendini aşamayan.engelli.
insan bir kısır döngüye tabiidir. Doğar, deforme olur ve çürür. Bu evreler oluşurken envai çeşit duygu durumuna bürünür. Yağmurlu bir günde bir melankolik şarkı ile camdan dışarıya gözlerini süzerek hüzne sarılır. Kendini en iyi hissettiği, ya da anısı pek mühim olan bir banka oturur geleceğini, geçmişini düşünür. Hayatını ikame ettirmek için para kazandığı işinde bir mola esnasında bir telefon açar, sevdiklerini düşünür.
Kimi bir çınar ağacı altında “dünya bu denli refah içinde yaşanılabilecek bir yer iken neden baskı ve savaş?” diye düşünür. insandır, düşünür.

Durakta kulaklığı takılı son otobüsü bekleyen kişi ile bir kasabada soğuk odasında gözlerini tavana diken birinin çalma listesi aynıdır. ikisi de her Sezen Aksu parçasında iç dünyasında muhakemesini kurduğu duygusal sorunlarını tazeler. Hani diyor ya “Hiç düşmedim mi aklına, hiç çalmadı mı o şarkı.” insandır, üzülür.

Kimileri için odasına vuran o hafif turuncu sokak lambası mühimdir. Gece lambası niyetine kullanır. Sanki odasının daimi bekçisi ve dostu gibi.. Işık biraz güçlü ise bir kağıt kalem tüm günü anlatmak için “Sevgili günlük..” diye yazmaya başlayabilir. Belki de bir başucu kitabının en sürükleyici sayfaları çevrilebilir. Ya da bunlardan bağımsız kendi içinde bir soru/cevap etkinliği başlamış da olabilir. Nihayetinde onların sokak lambaları var. Şanslılar.

Bu böyleyken ve bu kısır döngü dönmeye devam ederken;
“Dünyayı güzellik kurtaracak. Bir insanı sevmekle başlayacak her şey.”
16 mbti kişilik tipine ayrılabilen yaratık.
sen çendan, nefsin ve suretin itibariyle hiç hükmündesin. Fakat vazife ve mertebe noktasında, sen şu haşmetli kâinatın dikkatli bir seyircisi, şu hikmetli mevcudatın belâgatlı bir lisan-ı nâtıkı ve şu kitab-ı âlemin anlayışlı bir mütalaacısı ve şu tesbih eden mahlukatın hayretli bir nâzırı ve şu ibadet eden masnuatın hürmetli bir ustabaşısı hükmündesin.

-Sözler, rnk
Hem madem gözümüzle görüyoruz ve aklımızla anlıyoruz ki:

iNSAN şu kâinat ağacının en son ve en cem’iyetli meyvesi
ve hakikat-i Muhammediye aleyhissalâtü vesselâm cihetiyle çekirdek-i aslîsi
ve kâinat Kur’an’ının âyet-i kübrası
ve ism-i a’zamı taşıyan âyetü’l-kürsisi
ve kâinat sarayının en mükerrem misafiri
ve o saraydaki sair sekenelerde tasarrufa mezun en faal memuru

ve kâinat şehrinin zemin mahallesinin bahçesinde ve tarlasında, vâridat ve sarfiyatına ve zer’ ve ekilmesine nezarete memur ve yüzer fenler ve binler sanatlarla teçhiz edilmiş en gürültülü ve mes’uliyetli nâzırı

ve kâinat ülkesinin arz memleketinde, Padişah-ı ezel ve ebed’in gayet dikkat altında bir müfettişi, bir nevi halife-i arzı

ve cüz’î ve küllî harekâtı kaydedilen bir mutasarrıfı

ve sema ve arz ve cibalin kaldırmasından çekindikleri emanet-i kübrayı omuzuna alan ve önüne iki acib yol açılan, bir yolda zîhayatın en bedbahtı ve diğerinde en bahtiyarı, çok geniş bir ubudiyetle mükellef bir abd-i küllî

ve kâinat Sultanı’nın ism-i a’zamına mazhar ve bütün esmasına en câmi’ bir âyinesi

ve hitabat-ı Sübhaniyesine ve konuşmalarına en anlayışlı bir muhatab-ı hâssı

ve kâinatın zîhayatları içinde en ziyade ihtiyaçlısı ve hadsiz fakrıyla ve aczi ile beraber hadsiz maksatları ve arzuları ve nihayetsiz düşmanları ve onu inciten zararlı şeyleri bulunan bir bîçare zîhayatı

ve istidatça en zengini

ve lezzet-i hayat cihetinde en müteellimi ve lezzetleri dehşetli elemlerle âlûde

ve bekaya en ziyade müştak ve muhtaç ve en çok lâyık ve müstahak

ve devamı ve saadet-i ebediyeyi hadsiz dualarla isteyen ve yalvaran

ve bütün dünya lezzetleri ona verilse onun bekaya karşı arzusunu tatmin etmeyen

ve ona ihsanlar eden zatı perestiş derecesinde seven ve sevdiren ve sevilen çok hârika bir mu’cize-i kudret-i Samedaniye ve bir acube-i hilkat

ve kâinatı içine alan ve ebede gitmek için yaratıldığına bütün cihazat-ı insaniyesi şehadet eden

böyle yirmi küllî hakikatler ile Cenab-ı Hakk’ın Hak ismine bağlanan

ve en küçük zîhayatın en cüz’î ihtiyacını gören ve niyazını işiten ve fiilen cevap veren Hafîz-i Zülcelal’in Hafîz ismiyle mütemadiyen amelleri kaydedilen

ve kâinatı alâkadar edecek ef’alleri o ismin kâtibîn-i kiramlarıyla yazılan

ve her şeyden ziyade o ismin nazar-ı dikkatine mazhar bulunan bu insanlar, elbette ve elbette ve her halde ve hiçbir şüphe getirmez ki bu yirmi hakikatin hükmüyle, insanlar için bir haşir ve neşir olacak.

Ve Hak ismiyle evvelki hizmetlerinin mükâfatını ve kusuratının mücazatını çekecek.

Ve Hafîz ismiyle cüz’î küllî kayıt altına alınan her amelinden muhasebe ve sorguya çekilecek.

Ve dâr-ı bekada saadet-i ebediye ziyafetgâhının ve şakavet-i daime hapishanesinin kapıları açılacak.

Ve bu âlemde çok taifelere kumandanlık yapan ve karışan ve bazen karıştıran bir zabit, toprağa girip her amelinden sual olunmamak ve uyandırılmamak üzere yatıp saklanmayacaktır.

Risalei-i Nur / Asa-yı Musa Kitabı / Yedinci Mesele
Ne istediğini bildiğini sanan ama hiçbir sikim bilmeyen. Her daim elindekinden daha fazlasını isteyen nankör ve doyumsuz memeli canlı.
© copyright 2005 - 2026