bugün

/60
çok afedersiniz ama dalyaraklığın kitabını yazmıştır.
önemsiz bulduğu şeyleri yaşayamayan diğer varlıklardan üstün olduğunu düşünebilen abuk memeli.
insan, şu dünyaya bir memur ve misafir olarak gönderilmiş, çok ehemmiyetli istidad ona verilmiş.

Ve o istidadata göre ehemmiyetli vazifeler tevdi edilmiş. Ve insanı, o gayeye ve o vazifelere çalıştırmak için, şiddetli teşvikler ve dehşetli tehdidler edilmiş.

Başka yerde izah ettiğimiz vazife-i insaniyetin ve ubudiyetin esasatını şurada icmal edeceğiz. Tâ ki, "ahsen-i takvim" sırrı anlaşılsın.

işte insan, şu kâinata geldikten sonra "iki cihet ile" ubudiyeti var: Bir ciheti; gaibane bir surette bir ubudiyeti, bir tefekkürü var. Diğeri; hazırane, muhataba suretinde bir ubudiyeti, bir münacatı vardır.

Birinci vecih şudur ki: Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.

Sonra, esma-i kudsiye-i ilahiyenin nukuşlarından ibaret olan bedî' san'atları, birbirinin nazar-ı ibretlerine gösterip dellâllık ve ilâncılıktır.

Sonra, herbiri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.

Sonra, kalem-i kudretin mektubatı hükmünde olan mevcudat sahifelerini, arz ve sema yapraklarını mütalaa edip hayretkârane tefekkürdür.

Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latîf san'atları istihsankârane temaşa etmekle onların Fâtır-ı Zülcemal'inin marifetine muhabbet etmek ve onların Sâni'-i Zülkemal'inin huzuruna çıkmağa ve iltifatına mazhar olmaya bir iştiyaktır.

ikinci Vecih, huzur ve hitab makamıdır ki; eserden müessire geçer, görür ki: Bir Sâni'-i Zülcelal, kendi san'atının mu'cizeleri ile kendini tanıttırmak ve bildirmek ister. O da iman ile, marifet ile mukabele eder.

Sonra görür ki: Bir Rabb-i Rahîm, rahmetinin güzel meyveleriyle kendini sevdirmek ister. O da ona hasr-ı muhabbetle, tahsis-i taabbüdle kendini ona sevdirir.

Sonra görüyor ki: Bir Mün'im-i Kerim, maddî ve manevî nimetlerin lezizleriyle onu perverde ediyor. O da ona mukabil; fiiliyle, haliyle, kàliyle, hattâ elinden gelse bütün hâsseleri ile, cihazatı ile şükür ve hamd ü sena eder.

Sonra görüyor ki: Bir Celil-i Cemil, şu mevcudatın âyinelerinde kibriya ve kemalini ve celal ve cemalini izhar edip nazar-ı dikkati celbediyor. O da ona mukabil: "Allahu Ekber, Sübhanallah" deyip, mahviyet içinde hayret ve muhabbet ile secde eder.

Sonra görüyor ki: Bir Ganiyy-i Mutlak, bir sehavet-i mutlak içinde nihayetsiz servetini, hazinelerini gösteriyor. O da ona mukabil, ta'zim ve sena içinde kemal-i iftikar ile sual eder ve ister.

Sonra görüyor ki: O Fâtır-ı Zülcelal, yeryüzünü bir sergi hükmünde yapmış. Bütün antika san'atlarını orada teşhir ediyor.

O da ona mukabil: "Mâşâallah" diyerek takdir ile, "Bârekellah" diyerek tahsin ile, "Sübhanallah" diyerek hayret ile, "Allahu Ekber" diyerek istihsan ile mukabele eder.

Sonra görüyor ki: Bir Vâhid-i Ehad, şu kâinat sarayında taklid edilmez sikkeleriyle, ona mahsus hâtemleriyle, ona münhasır turralarıyla, ona has fermanlarıyla bütün mevcudata damga-i vahdet koyuyor ve tevhidin âyâtını nakşediyor.

Ve âfâk-ı âlemin aktarında vahdaniyetin bayrağını dikiyor ve rububiyetini ilân ediyor. O da ona mukabil; tasdik ile, iman ile, tevhid ile, iz'an ile, şehadet ile, ubudiyet ile mukabele eder.

işte bu çeşit ibadat ve tefekküratla hakikî insan olur, ahsen-i takvimde olduğunu gösterir. imanın yümnüyle emanete lâyık, emin bir halife-i arz olur.

Ey ahsen-i takvimde yaratılan ve sû'-i ihtiyarıyla esfel-i safilîn tarafına giden insan-ı gafil! Beni dinle.

Risale-i Nur / Sözler Kitabı - 329.Sayfa
Dağların dahi kabul etmediği emaneti teslim alan, cennetten kovulan, çoğunlukla sapan-saptıran yine de yaratılmışların en üstünü, Allah'ın halifesi ve kullukla şereflenmiş olandır insan. Eğer sabrederse bu dünya imtihanında, Cemalullah ile şereflenecek olandır. Eğer sabrederse Veliyullah olacak olandır. Eğer yılmaz yıkılmaz ise aradığını bulacak olandır, insan. insan işte, gelgitler arasında yitirmez ise kendini kul kalabilecek olandır .
görsel
"insan
yani biri diğerini
kör kuyularda merdivensiz bırakan" *
Dostoyevski'nin dediği gibi: insan, gelip geçici hevesleri olan, tutarsız bir varlıktır ve tıpkı satranç oyuncuları gibi hedefe ulaşmayı değil de hedefe giden yolları daha çok sever. Çünkü heveslerini aldıklarında hedefe giden yol uzun geldi bahanesiyle pes etmek daha kolaydır.
insan, sözünü yağmur gibi yumuşakça indirmeli kulaklara; Kırıp dökmemeli, damla damla söylemeli, ince ince sevmeli.
Hz. Mevlana
Alevilerin cemevinde önünde secde ettiği varlık. Aynı varlık da o esnada secde edene secde ediyor.

Elini öpenin elini öpmesi gibi, omzunu öpenin omzunu öpmesi gibi. El uzatanın elini uzatması gibi el kaldıranın elini kırması gibi.

Bambaşka şeyler var bu insan denen yapıda
Enkaz. Her insan bir enkaz yığını. Yaş aldıkça enkaz büyür. Birileri gelir birkaç parça alır, birileri gelir üç beş parça daha yığar. insan kendi de yığar. Zaten insan da o enkazin altında yaşamayı öğrenir.
Elektriksel enerjisini yediği etten ya da ıspanaktan almıyorsa sürekli şoklanan ver elektriği kimin sağladığı bilinmeyen dünya laboratuvarı elemanıdır hadi sıfırdan başlıyorum elektriği kapat insanda sadece yaşaması için besin verdim ve önce midenin besinleri kana doğru en küçük parça haline getirmesini istiyorum mideyi salgı yapması için elektriksel uyardım ve hatta sindirebileceği kadar salgı yapmasını ve hormonal salgıyı da elektriksel uyarımın frekansına atmayı başardım peki diğer akciğer karaciğer ve farkettim daha bağırsakların hiçbirinden bahsetmedim ki şu anda elektriği daha sadece mideye vermiştim kalbe ne kadar yol var daha bu insanın elektrik üstündeki kendini ne kadar frekansa uzak olduğunun izleri sadece peki her an bu vücuda doğru frekansta elektriği nereden yolluyorlar her saniye bu nasıl olabilir çözümü basit ve kopyalanamaz anlamak için şunu düşünmeniz yeterli 21.yüzyıl icadı evet isadan sonra 2000 yıl geçti ve insan yaratılışının izinin tozuna yüzünü sürdü ve yüzünü hergün sürdü tabi ki bu 21. Yüzyıl icadı ses dalgalarını kablosuz ve frekanslarla ileten kalbinize elektriği gönderenin izinin tozu telefonlarımızdır 2020 deyiz laboratuvarımız gelişiyor ve kim bilir belkide bize elektrik gönderen enerji kıvılcımımızın frekansını da yakalamaya yaklaşacaz.
Freud'a göre insan egosu ilk darbeyi, dünya'nın güneş etrafında döndüğünü anladığında aldı. Çünkü o güne kadar insan kendini evren'in merkezinde ve sabit biliyor, güneş'in dünya etrafında döndüğüne inanıyordu. ilk tokat galileo galilei'den gelmişti.

ikinci darbeyi, insanın diğer hayvanlar gibi, evrimsel bir süreçle var olduğunu öğrendiğinde aldı. Çünkü o güne kadar insan kendini diğer canlılardan üstün ve müstakil bir varlık olarak görüyordu. ikinci tokat charles darwin'den gelmişti.

Üçüncü darbeyi, insanın sadece bilinciyle değil, bilinçdışıyla var olduğunu, hatta bilinçdışının bilinçten daha kapsamlı olduğunu ve bu karanlık alanın insanı insan yapan önemli birçok konuda etkin rol oynadığını öğrendiğinde aldı. Çünkü o güne dek insan sadece bilinciyle hayat sürdürebileceğine, mistik olaylara ilahi anlamlar yükleyerek her şeyi açıklayabileceğine inanıyordu. Üçüncü ve son tokat, insanın karanlık iç dünyasına ışık tutan sigmund freud'dan gelmişti.
haddini bilmesi gereken canlıdır.
görsel
(erkek insan ve insan beyninin bir illüstrasyonu)
1. (temel bilgi) insan (homo sapiens) dünyada dominant tür haline gelmiş çok zeki bir tür primat. taksonomik açıdan hominina oymağının kaybolmamış son üyesidirler, ve şempanzeler, orangutanlar ve goriller ile birlikte hominidler familyasının bir parçasıdırlar. insanlar karasal hayvanlardır, dik duruşları ve iki ayaklı şekilde hareket etmeleriyle; ileri seviye el becerisi ve diğer hayvanlara kıyasla alet kullanımı ile; diğer hayvan iletişim şekillerine kıyasla açık-uçlu ve karmaşık dilleri ile; diğer primatlardan daha büyük ve daha karmaşık beyinleri ile; ve ileri seviye ve düzenli toplumları ile farklarını ortaya koyarlar.

2. (meta bilgi) bir ansiklopedideki en önemli madde değilse bile en önemli maddelerden biri.
Ruhu uyandırıldığı için eşya olmaktan çıkan fakat özünde hala bir madde ve enerji olan varlık. Hayatı boyunca dışarıdan girişimlere, gürültülere ve harmonik bozunumlara maruz kalmakla beraber yaşayış tarzı, iyilikleri, aldığı dualar, sığındığı Allah, ruhunu arındırmak için yaptığı meditasyonlar/ibadetler/ayinler ile ruhunu zihnini filtreleyen bu canlı varlık, suya benzetilmektedir topraktan yaratılmış olsa bile. insanı bilgisayar ortamında modellerken dalgalar kullanılır çünkü insanı oluşturan tanecikler arasında iletim diğer her şeyde olduğu gibi titreşimler aracılığıyla sağlanır ve bu da dalgalara benzer ve dalgalar ile modellenir.
Yine insanın suya benzetilmesinin bir sebebi de bence su gibi bulunduğu ortamın şeklini alsa da özü hep aynıdır. Özü, tadı, etkisi, iletkenliği, direnci, maddesel özellikleri hiç değişmez.
Yine suyla bir ortak özelliği ise canlı oluşu, temizlenebilir arinabilir oluşu. Su da güzel söz ile, Allah'ı anmak ile, kendisine okunan ayetlerle arinabilirken hatta şifa olabiliyorken insanlara insan da bu şekilde arinabilir temizlenebilir.

Peki insan ile suyu ayıran noktaya gelelim, suyun ateşi söndürme kudreti varsa su ateşi söndürür. Fakat insan ateşi sularla yakmaya/büyütmeye muktedirdir.
Kendisine aşktan bahsedildiğinde sadece baştan çıkarmayı gören, güzellik gösterildiğinde güzelliği tek saplantısı haline getiren canlıdır.

Yaşadığı gezegendeki diğer canlılarla arasındaki tek fark olan düşünebilme yetisinin yanına, parantez içinde doyumsuzluk da eklenmeli bence.
insan Bir Günde 28-33 Bin Litre Hava, 500-700 Litre Oksijen, 2 Kilogram Yiyecek Tüketir.
insan da toplam deri 3 kilo kadardır.
sadece zevk için canlılara zarar verip öldürebilen tek canlı.
Bir insan uzay boşluğunda, tamamen korunmasız olarak en fazla 2 dakika hayatta kalabilir.
kötü bir insanım kabul ediyorum ama daha kötü olmamak için çok uğraştım.
kendini bilinen diğer tüm canlılardan ayıran şey, yukarı bakıp içinde bulunduğu evreni hayal etme yeteneğidir.
Latince homo, yunanca da ise anthropos' tur.
Bazen hayvandan bile aşağı bazen de melekten bile üstün olan yaratık.
nankör canlı nankör bir insana her iyiliği yaparsın onu dost bilirsin yardım edersin sonunda ilk fırsatta sana ihanet eder sırtından hançerler.
© copyright 2005 - 2026