bugün
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı14
- kafanın çok büyük olması8
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- 2019 tasarımı4
- yalnız çirkin asosyal erkek6
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- sokak ortasında durduk yere yarrak diye bağırmak3
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- ibrahim tatlısesin peygamber olma ihtimali5
- bırak kolumu acıtıyorsun3
- barış alper yılmaz2
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı24
- anın görüntüsü23
- duygu özaslan6
- kahtalı mıçı hayranı kız4
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- zorunlu askerliğin ahlaki sorunu3
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü5
- timsah yürüyüşü4
- beni benden alırsan seni sana bırakmam3
- özel ders vermek4
- hoşlanılan kızın şarz aletin var mı diye sorması2
- iş arıyorum sözlük2
- ya şeytan haklıysa5
- beni benden alırsan bene nolur3
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- yoktan var etmek boş kağıda nokta koymak gibidir3
- sollen wir'in die disco gehen2
- hasslich2
- siirtte starbucks olması sorunsalı2
- trabzonspor'un evinde 90 maçtır yenilmemesi rekoru4
- 2008 09 süper lig3
- bir ara mutlaka görüşelim2
- bazlama heykeli2
- askerde özlenen şeyler9
- 2026 2027 sezonu şampiyonu fenerbahçe3
- 90lar türkçe pop5
- fenerbahçenin keşkeleri3
- kulağıma ayıp şeyler söyle diyen kız2
- 6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı4
- helin kandemir4
- almanca bir not bırak2
- verrückt2
- 15 kasım 20264
- başkalarının hayatı dizisi4
- dia saba2
- espiyonaj dizisi3
Şu köpeğe saygım, birçok insana gösterdiğim saygıdan milyon kat daha fazla.
heykeli olan köpek, japonya'da.
Bir hayvanın insandan daha vefalı olduğunu gösteren film. Mutlaka izleyin.
görsel
görsel
izlediğim efsane filmlerden biridir.
(alıntı)
Yıl 1925. Profesör Eizaburo her sabah Tokyo
Üniversitesine gitmek için evinden çıkar ve
Shibuya istasyonuna kadar köpeği Hachiko ile
birlikte yürür. Profesör üniversiteye gider,
Hachiko da mahallede dolaşır. Her gün saat üçte
Hachiko tekrar istasyonun önüne gelerek
sahibini karşılar. Ancak bir gün profesör,
üniversitede iken kalp krizi sonucu hayatını
kaybeder. Hachiko, o gün de saat üçte istasyona
gelmiş, sahibini uzun süre beklemiş ve sonra
uzaklaşmıştır. Hachiko, ertesi gün de saat üçte
istasyona gelip sahibini bekler. Ertesi, daha
ertesi günler de...
Durum, Hachiko ile zaten göz aşinalığı olan
istasyon müdürü ve mahalle esnafının dikkatini
çeker. Köpeğe bakıp beslemeye devam ederler,
o da her gün saat üçte sahibinin yolunu
beklemeye... Sevimli köpeğin sadakati zaman
içinde tüm Japonya’da duyulur; insanlar
Hachiko’yu görmek, sevmek, yiyecek vermek
için Shibuya’ya akın ederler. Yaklaşık on yıllık
bir bekleyişten sonra, 1934 yılında, Hachiko
istasyonun önünde, sahibini beklediği noktada
vefat eder. Ölümü Japonya’da gazete
manşetlerine çıkar, ülkede bir günlük yas ilan
edilir, halkın bağışları sonucu toplanan parayla
bronzdan bir Hachiko heykeli yaptırılarak
Shibuya istasyonunun önüne dikilir.
Heykel yine hayranları tarafından ziyaret
edilmektedir... Ta ki ikinci Dünya Savaşına
kadar. Savaşın kızıştığı günlerde Japon
ordusunun eriterek cephane üretmek için en
küçük metal zerreciklerine bile ihtiyacı vardır.
Piyasadan çatal kaşıklar bile toplatılıp eritilirken
Hachiko’nun heykelinin gözden kaçması
imkânsızdır. Sonunda Hachiko vatani görevini
yerine getirmek üzere inzibat tarafından
götürülür.
Acaba Hachiko’dan elde edilen kurşunlar kime
sıkılmıştır? Hiç can almış mıdır? Savaştan sonra,
1948 yılında, Hachiko heykeli yeniden yapılarak
istasyonun önüne dikilir. O günden beri,
Hachiko, Tokyo’nun (belki de dünyanın) en
yoğun buluşma noktası olma özelliğini
korumuştur. Hachiko gibi sadık, dakik Japonlar
heykelin önünde buluşmaya devam eder,
kurdukları beraberlikler de Hachiko’nunki gibi
ömür boyu olur
(alıntı)
Yıl 1925. Profesör Eizaburo her sabah Tokyo
Üniversitesine gitmek için evinden çıkar ve
Shibuya istasyonuna kadar köpeği Hachiko ile
birlikte yürür. Profesör üniversiteye gider,
Hachiko da mahallede dolaşır. Her gün saat üçte
Hachiko tekrar istasyonun önüne gelerek
sahibini karşılar. Ancak bir gün profesör,
üniversitede iken kalp krizi sonucu hayatını
kaybeder. Hachiko, o gün de saat üçte istasyona
gelmiş, sahibini uzun süre beklemiş ve sonra
uzaklaşmıştır. Hachiko, ertesi gün de saat üçte
istasyona gelip sahibini bekler. Ertesi, daha
ertesi günler de...
Durum, Hachiko ile zaten göz aşinalığı olan
istasyon müdürü ve mahalle esnafının dikkatini
çeker. Köpeğe bakıp beslemeye devam ederler,
o da her gün saat üçte sahibinin yolunu
beklemeye... Sevimli köpeğin sadakati zaman
içinde tüm Japonya’da duyulur; insanlar
Hachiko’yu görmek, sevmek, yiyecek vermek
için Shibuya’ya akın ederler. Yaklaşık on yıllık
bir bekleyişten sonra, 1934 yılında, Hachiko
istasyonun önünde, sahibini beklediği noktada
vefat eder. Ölümü Japonya’da gazete
manşetlerine çıkar, ülkede bir günlük yas ilan
edilir, halkın bağışları sonucu toplanan parayla
bronzdan bir Hachiko heykeli yaptırılarak
Shibuya istasyonunun önüne dikilir.
Heykel yine hayranları tarafından ziyaret
edilmektedir... Ta ki ikinci Dünya Savaşına
kadar. Savaşın kızıştığı günlerde Japon
ordusunun eriterek cephane üretmek için en
küçük metal zerreciklerine bile ihtiyacı vardır.
Piyasadan çatal kaşıklar bile toplatılıp eritilirken
Hachiko’nun heykelinin gözden kaçması
imkânsızdır. Sonunda Hachiko vatani görevini
yerine getirmek üzere inzibat tarafından
götürülür.
Acaba Hachiko’dan elde edilen kurşunlar kime
sıkılmıştır? Hiç can almış mıdır? Savaştan sonra,
1948 yılında, Hachiko heykeli yeniden yapılarak
istasyonun önüne dikilir. O günden beri,
Hachiko, Tokyo’nun (belki de dünyanın) en
yoğun buluşma noktası olma özelliğini
korumuştur. Hachiko gibi sadık, dakik Japonlar
heykelin önünde buluşmaya devam eder,
kurdukları beraberlikler de Hachiko’nunki gibi
ömür boyu olur
Köpek ve ötesi...
Mutlaka izleyin.
Mutlaka izleyin.
ilk kez dün gece izlediğim film.
çok ağladım gerçekten. bayağı ağladım yani. hiçbir filme bu kadar ağladığımı hatırlamıyorum.
gerçek hikayeden alınmış olması da etkiliyor.
çok ağladım gerçekten. bayağı ağladım yani. hiçbir filme bu kadar ağladığımı hatırlamıyorum.
gerçek hikayeden alınmış olması da etkiliyor.
sinema tarihinin en özel filmlerinden.yaşanmış hikaye olması bambaşka bir duygu katıyor filme. köpek cidden başka bir bağlılık ve sanırım bende bağımlıyım.
insanı ağlatan bir film.köpek resmen oyunculuk dersi vermiş . adamsın hachiko.
Köpek deyip geçilmemesi gereken ve hayvan-insan arasındaki ilişkinin en derin manada ekranlara yansıtılmasına etki eden ve yürekleri burkan bir hikayedir.
(bkz: durduk yere adamın amına koyan filmler)
Bok var gibi gözlerimi dolduran filmdir.
Bir hayvandan insanlık öğrenmek gibi bir şey aslında.
edit. yanlış bkz vermişim.
Bok var gibi gözlerimi dolduran filmdir.
Bir hayvandan insanlık öğrenmek gibi bir şey aslında.
edit. yanlış bkz vermişim.
güzel bir richard gere filmi. bağlılığı anlatan güzel bir filmdir. hayvanlar çoğunlukla insanlardan daha değerli.
gerçek hikayeden sinemaya uyarlanmış bir köpek ile insanın arasında sopa atıp getirtmekten daha yakın ilişkiler kurulabileceğini gösteren gerçek hikayeden alıntı film.
Sibirya kurdum var ama ölsem beklemez heralde.
insanlar da olması gereken fakat yozlaşmış olan duyguları bir köpeğin yaşatması ile göz yaşlarınızın yuvasından aşağı doğru süzülmesine neden olan baş yapıtlardandır.
ben her izlediğimde ağlıyorum.
bende ağlamıştım bu filmde la.
itin kurtun için ağlamanıza neden olacak film. evet lan köpeğin sadakati karşısında göz yaşlarıma hakim olamadım.
kimin aklına gelirdi ki:
http://sozcu.com.tr/2015/...luyla-terk-edildi-702435/
haber: - iskoçya'da bir tren istasyonunda, bavuluyla terk edilmiş Shar Pei cinsi köpek görenleri şaşırttı. -
shar pei de çin kökenli bir köpek. durum tam filmdeki gibi. böyle bir şeyi yapanın insan olmasından üzüntü duyuyorum.
görsel
http://sozcu.com.tr/2015/...luyla-terk-edildi-702435/
haber: - iskoçya'da bir tren istasyonunda, bavuluyla terk edilmiş Shar Pei cinsi köpek görenleri şaşırttı. -
shar pei de çin kökenli bir köpek. durum tam filmdeki gibi. böyle bir şeyi yapanın insan olmasından üzüntü duyuyorum.
görsel
mağaradan çıkıp izlediğim film bu kadar güzel ve duygusal film başka ne zaman izlerim bilmem sözlük.
güzel hikaye, iyi oyuncular*, süper tatlı bir köpek... sonuç berbat bir filmdir. düşük bütçeli, tv için yapılmış dram filmleriyle yarışır. bırakın biri size filmin konusunu anlatsın. zaten fazlası yok.
(bkz: l ours)
(bkz: Le renard et l enfant)
(bkz: l ours)
(bkz: Le renard et l enfant)
hayatımda bu beni bu derece ağlatan tek film diyebilirim. bütün spoilerları bir kenara atın. filmin sonunu başını kıçını bilseniz duysanız dahi izleyin bu filmi. filmin sonunu bilerek izlemeniz insanı dahada üzüyor filmi izlerken.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com