bugün
- merhabalarr5
- her yerde sümkürebilen insan4
- erkeğe şiddet uygulayan kadın4
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler10
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil11
- merfulu6
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde5
- gratisin içini merak etmek7
- arda güler2
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz17
- spor olsun diye her yere yürüyen insan2
- mekke anlaşması14
- sözlük yazarlarının 1999 yılından beklentileri6
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- iyi parti'nin çerçeve yasaya muhalefet şerhi3
- arkadaşlar nasılsınız11
- 40 hadis3
- kavalali mehmet ali pasa4
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması13
- sözlük yazarlarına bir şey söyle8
- cansever18
- simko317
- halk başkanlık sistemini istiyor2
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- gece yolda yürürken çöpten fırlayan adam5
- türkiye'ye en uygun yönetim şekli islami komünizm3
- futbol24
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları15
- kendine bir soru sor5
- insan sevmemek6
- bir erkeğe en çok yakışan şey4
- hewal ebo9
- sözlüğün kırbacı5
- arkadaşlar önce soğan mı kavrulur yoksa biber mi4
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- anın görüntüsü10
- sarapci koala7
- günlük tutan erkek13
- victor osimhen9
- tavuk pilav4
- ümit özdağ6
- tai lung16
- kafamın içindeki sesler4
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor4
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması16
- yeni parti pkk için imza atarsa nah oy alır3
- pazar günü evde oturan insan4
- pkklı anaları3
bugün taşınırken zibilyon tane sayısını attığım dergi. içim cız etti ama acımadım. *
birkaç yıla penguenleri falan da atarım. yaşlanıyoruz...
birkaç yıla penguenleri falan da atarım. yaşlanıyoruz...
bir zamanlar eksiksiz aldığım dergiydi. sonra içeriğini biraz değiştirince eski tadı vermemeye başladı. haliyle arada almaya başladım. ama her aralıkta sırf takvimi için kesin alırdım. ama artık veda etti ve içimi bir üzüntü kapladı. gelenek olmuştu o takvim ve artık olmacak.
artık çıkmayan dergi ne güzel hediyeler veriyolardı takvimler, not defterleri ve daha nice güzel şeyler şimdi tabletlerdeymiş neyleyim o dergiyi. teknolojinin gözü kör olsun.
bu ay ki sayısında how i met your mother ile ilgili pek çok bilgi yayınlayan ayrıca 2012 ajandası hediye eden dergidir. ajandaya yazılacak hiç bir şeyimin olmasını fark ettiğim an ne kadar boş bir insan olduğu düşünüp depresyona girdim ne yapsam ders programımı mı yazsam *
Nisan 2011 sayısında -how i met your mother- barney stinson' dan "av rehberi" kitabını veren dergi.
Hemen satın almaya gidiyorum.
Hemen satın almaya gidiyorum.
şubat sayısında the bro code'u vererek yeniden imaj tazeleme şeyine giden dergi. gerçi the bro code'un adını "kanka kanunları" diye çevirmeselerdi daha iyiydi de, neyse.
son sayısında the bro code adlı kitabı veren dergi.
bir how i met your mother izleyicisi olarak, sadece o kitap yüzünden bile alınabilecek dergi.
bir how i met your mother izleyicisi olarak, sadece o kitap yüzünden bile alınabilecek dergi.
hediyeleri ve minyatür film ekiyle ilgi çeken dergi. içeriği ise benim gibi cnbc-e'yi takip etmeyenler için pek ilgi çekici değil.
bu ayki eki her derginin aralık ayında verdiği hediye olan yeni yıl takvimi * özelliği ise dizi afişlerinin yanında her bir ay için verilen vodka kokteyl tarifleri, sponsoru binboa da *
bu ayki eki her derginin aralık ayında verdiği hediye olan yeni yıl takvimi * özelliği ise dizi afişlerinin yanında her bir ay için verilen vodka kokteyl tarifleri, sponsoru binboa da *
c.a ve g.y 'nin bulunması cok kolay olan dergi.
şu an tam olarak hatırlamıyorum ama dergiyi hazırlayanlara bakıldıgında bulunacaktır. sanırım a=arsevendi yanlış hatırlıyor da olabilirim..
ama gerçekten çok güzel dergidir.
şu an tam olarak hatırlamıyorum ama dergiyi hazırlayanlara bakıldıgında bulunacaktır. sanırım a=arsevendi yanlış hatırlıyor da olabilirim..
ama gerçekten çok güzel dergidir.
iki yıl takip edince belli bir aralıkla aynı hediyeleri verdiklerini keşfettiğim dergi. ancak dergiyi almamın başlıca sebebi c.a. ve g.y. dir. yenir onlar yenir.
bu ay kenny, bart ya da stewie griffin mouse padi veren dergi. tabii ki ayın 16'sından sonra bulmak zor oluyor biraz.
bu ay 3d gözlük veren dergi, tekrar gözüme girmiştir.
cnbc-e dergi kötü bir dergi. eskiden de iyi bir dergi değildi ama artık çok kötü bir dergi. yani, bunu kelimelerle süslemeye gerek yok, üstünde konuşulması gereken bir konu da yok aslında. ama illa kurcalamak lazım işte.
cnbc-e dergi verdiği güzel hediyeler sayesinde vardır. ben üstünde kenny'nin resmi olan south park not defterini başka bi yerde de görsem 3 milyon verir alırım. para bok olduğu için değil, south park'ı seviyorum, almak isterim. kapitalizmin kölesiyiz ya. yani öyleyse niye alıyosun kısmını şurada çürüteyim, hediyesi için alıyorum. desperate housewives destesi veridiğinde de almıyorum zaten.
ama madem dergi çıkarmışlar, kaliteli bir yayın grubunun iyi kanallarından birinin dergisi üstelik, 96 sayfa üstelik, okuyayım diyorum. ve içinde herhangi bir sözlükten daha iyi öğrenebileceğim, özgün bir bilginin olmadığı sayfaları okuyorum. eskiden özel film dosyalarıyla bir dergicilik aksiyonu sağlanırdı, artık o da yok. aman yarabbi martha stewart baktığı her yerde yaratıcı fikirler için potansiyel görüyomuş, bu benim için sonsuz bir ilham kaynağı diye gezinen bir insan da yoktur sanırım. bu normal bi şey zaten, bir kanal yayınlarıyla ilgili ne kadar orijinal bir bilgi sunabilir ki? yani, cnbc-e derginin kötü bir dergi olması olağan bir durum. ama bu ay verdiği oscar özel ilavesini okudum dostlar. o üç milyon boğazında dursun bu lafı yazan adamın. işte o satırlar:
-sayılarla oscar 2009-
1: Sarah Jessica Parker, rahat hareket etmesini engelleyen Dior elbisesiyle 1 kez düşme tehlikesi yaşadı.
3: 3 erkek oyuncu talihsiz saç modelleriyle dikkat çekti: matthew broderick, mickey rourke ve zac efron.
işte bu iki madde bütün enerjimi çekti, artık ben de halıda yaşamaya karar verdim.
yani. bu ne lan! kim okusun diye yazdınız siz bunu? napıcaz biz bunu? mickey rourke'un saçı güzeldi ayrıca.
cnbc-e dergi verdiği güzel hediyeler sayesinde vardır. ben üstünde kenny'nin resmi olan south park not defterini başka bi yerde de görsem 3 milyon verir alırım. para bok olduğu için değil, south park'ı seviyorum, almak isterim. kapitalizmin kölesiyiz ya. yani öyleyse niye alıyosun kısmını şurada çürüteyim, hediyesi için alıyorum. desperate housewives destesi veridiğinde de almıyorum zaten.
ama madem dergi çıkarmışlar, kaliteli bir yayın grubunun iyi kanallarından birinin dergisi üstelik, 96 sayfa üstelik, okuyayım diyorum. ve içinde herhangi bir sözlükten daha iyi öğrenebileceğim, özgün bir bilginin olmadığı sayfaları okuyorum. eskiden özel film dosyalarıyla bir dergicilik aksiyonu sağlanırdı, artık o da yok. aman yarabbi martha stewart baktığı her yerde yaratıcı fikirler için potansiyel görüyomuş, bu benim için sonsuz bir ilham kaynağı diye gezinen bir insan da yoktur sanırım. bu normal bi şey zaten, bir kanal yayınlarıyla ilgili ne kadar orijinal bir bilgi sunabilir ki? yani, cnbc-e derginin kötü bir dergi olması olağan bir durum. ama bu ay verdiği oscar özel ilavesini okudum dostlar. o üç milyon boğazında dursun bu lafı yazan adamın. işte o satırlar:
-sayılarla oscar 2009-
1: Sarah Jessica Parker, rahat hareket etmesini engelleyen Dior elbisesiyle 1 kez düşme tehlikesi yaşadı.
3: 3 erkek oyuncu talihsiz saç modelleriyle dikkat çekti: matthew broderick, mickey rourke ve zac efron.
işte bu iki madde bütün enerjimi çekti, artık ben de halıda yaşamaya karar verdim.
yani. bu ne lan! kim okusun diye yazdınız siz bunu? napıcaz biz bunu? mickey rourke'un saçı güzeldi ayrıca.
+önceden dergiyi elde taşımak karizmaydı ama bu sayıyı montuma saklamak zorunda kaldım, sanki çocuk dergisi gibi olmuş. ön yüzünde e2'nin logosu, arka yüzünde karton steie hediyesi. Daha önceki sayılara ne demeli, mesela gabriel'in kapakta bulaşık yıkadığı * sayıyı gören kadın dergilerimi okuyorsun diyor. Gururla taşıyacağımız kapaklar bekliyouz.
GY: Bu sayıyı nasıl taşıdnız? böyle olmuş mu *
CA: Bir tane de National Geographic alın ve üstte taşıyın, etrafa "çevreciyim ve bilinçliyim" karizması yayın. *
GY: Bu sayıyı nasıl taşıdnız? böyle olmuş mu *
CA: Bir tane de National Geographic alın ve üstte taşıyın, etrafa "çevreciyim ve bilinçliyim" karizması yayın. *
okuyucu yorumlarını ve sorularını tabiri caizse yaran şekilde cevaplayan dergi.
işte bir kaç örnek:
+ las vegas dizisinin tekrarını sabah 06:00'da yayınlar mısınız? rica ediyorum. ancak bu saatte izleyebilirim.
- nasıl bir hayat bu böyle?
- dvd'sini göndersek de tekrar yayın hakkını sabahın köründe harcamasak?
örnek 2:
+ aklıma "ne kadar gereksiz bir soru!" olarak algılarsanız algılayın yadırgamayacagım bir soru geldi. gecen gün cnbc-e'deki terminator dizisinin tanıtımını yapan dizi oyuncuları cnbc-e adını olması gerektiği gibi "si - en - bi - ci - i" olarak okuyorlar. peki neden kanalın kendisi adını "si - en - bi - si - e" olarak okuyor? cnbce kısmı ingilizce okunurken neden "e" kısmı türkçe okunuyor? eğer isim türkçe okunmak istenirse "ce - ne- be- ce - e" olmalı değil mi?
- okuyan gavur olunca "e"yi "i" diye okuyor. biz "si - en - bi - si - e" diye okuyoruz çünkü "e" bizim harfimiz, yerli malı, kanal e'nin "e"si. gecen gün bir magazin yazarı amerikan cnbc-e kanalı demiş, oysa yok öyle bi kanal. amerika ve avrupa'da cnbc var, o da bizim gündüz yayını gibi finans kanalı. cnbc-e üstün türk yaratıcılıgının eseridir. "e"yi kimseye kaptırmayız. "e"yi türkçe okuyacagız.
"o zaman ntv'yi neden ingilizce okuyorsunuz?" diye sormayınız lütfen. "yaman bi çelişki" der geceriz. o kadar da pişkin ve rahatız.
- isteyen istediği gibi okusun, "si - ne - be - ci - e" mesela?
işte bir kaç örnek:
+ las vegas dizisinin tekrarını sabah 06:00'da yayınlar mısınız? rica ediyorum. ancak bu saatte izleyebilirim.
- nasıl bir hayat bu böyle?
- dvd'sini göndersek de tekrar yayın hakkını sabahın köründe harcamasak?
örnek 2:
+ aklıma "ne kadar gereksiz bir soru!" olarak algılarsanız algılayın yadırgamayacagım bir soru geldi. gecen gün cnbc-e'deki terminator dizisinin tanıtımını yapan dizi oyuncuları cnbc-e adını olması gerektiği gibi "si - en - bi - ci - i" olarak okuyorlar. peki neden kanalın kendisi adını "si - en - bi - si - e" olarak okuyor? cnbce kısmı ingilizce okunurken neden "e" kısmı türkçe okunuyor? eğer isim türkçe okunmak istenirse "ce - ne- be- ce - e" olmalı değil mi?
- okuyan gavur olunca "e"yi "i" diye okuyor. biz "si - en - bi - si - e" diye okuyoruz çünkü "e" bizim harfimiz, yerli malı, kanal e'nin "e"si. gecen gün bir magazin yazarı amerikan cnbc-e kanalı demiş, oysa yok öyle bi kanal. amerika ve avrupa'da cnbc var, o da bizim gündüz yayını gibi finans kanalı. cnbc-e üstün türk yaratıcılıgının eseridir. "e"yi kimseye kaptırmayız. "e"yi türkçe okuyacagız.
"o zaman ntv'yi neden ingilizce okuyorsunuz?" diye sormayınız lütfen. "yaman bi çelişki" der geceriz. o kadar da pişkin ve rahatız.
- isteyen istediği gibi okusun, "si - ne - be - ci - e" mesela?
herşeyi rağmen yenii çıksa da alsak dedirten dergidir.
reklam arttırıp içerik azaltan dergidir.
belli bir sınıf tarafından hayli tutan ve ilgi gören dergi. farklı bir dünya sanki, bir çeşit kendi krallığını ilan etmiş alternatif bir kanalın, aylık bildirge metni.
okuyucu yorumlarını bir hayli komik dille cevaplayan cem aydın ve görkem yaşayan, dergiye ayrı bir hava katmış olup, derginin başarısında büyük bir paya sahip olduğunu düşündüğüm kişilerin yönettiği dergi.
çok çok kaliteli yazarlara sahip dergi, kapak tasarımında da ultra yaratıcı fikirleri olmakla beraber temmuz 2007 sayısını "yeşil sayı" olarak çıkartıp küresel ısınma ve çevre konularındaki hassasiyetlerini de göstermiş oldular. viva cnbc-e dergi diyorum.
radio eksen bölümünde müzik le ilgili değerli bilgileri bizlerle paylaşan dergi.
derginin başındaki soru-cevap bölümünde editörlerinin verdikleri cevaplarla beni yardıkları dergi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar