bugün

/636
aşk bir vişne ye ye kişne der atalarımız.
Modern zamanın modern insanları tarafından yitirildi aşk, üstüne yüklenen anlamların altında ezildi, somutlaştı. Geçici tutkuların, kirli gecelerin sabahında tüketildi ve arkasına bile bakmadan uzaklaştı modernliğin samimiyetsizliğinin esiri olmuş insanlığın arasından. Ondan geriye sadece kırıntılar kaldı kırıntılarla yetinmeyi bilen kalplere. Yetinmeyenlerse taş kalplilikle, kendini beğenmişlikle suçlandı çoğu kez. Alay konusu oldu yalnızlıkları...

Soyuttu önceleri aşk, etten kemikten değildi; pahalı hediyelerle, şuursuzca ortaya dökülen ucuz hitaplarla ölçülmezdi değeri..

Ortak ihtiyaçların bir araya getirdiği modern zaman aşıkları; bedenlerini ve egolarını tatmin etmek adına acımasızca kirlettiler ruhlarını... Sahte cümlelerden, çirkin kahkahalardan, soğuk bakışlardan, alışkanlıklardan, yalnızlık korkusundan ve ruhsuz sevişmelerden ibaretti yere göğe sığdıramadıkları büyük aşkları.. Oysa akıllarda hep başkaları vardı. Hep daha iyisi, daha güzeli, daha yakışıklısı, daha zengini, daha kültürlüsü ve daha daha sahip olamadıkları başkaları.. Muhtemelen bu yüzdendi yanlarında onsuz yapamadıkları sevgilileri varken etrafa kesik bakışlar atmaları.

Kadınlar hep daha çok erkek tarafından sevilmeyi istedi, erkekler hep daha çok kadına sahip olmayı. Kalpler yerine egolar çarpıştı... Mağlup olan hep aşktı ...

Ve gün geldi içi boş kelimelerle süsledikleri büyük aşklarına kısa mesajlarla son verdiler. Her biten ilişkinin sonrasında kurulan içki masalarından zehirli cümleler saçıldı etrafa... Ve ertesi gün hiç vakit kaybetmeden başka bir bedenin kollarına bıraktılar kirlenmiş kalplerini..

Ve aşk yenik düştü zamana, yenik düştü; içindeki boşluğun geçici şuursuzluğunun adını aşk koyanlara...
entry girilmemesi gereken basiklardan.
cunku anlatilmaz.
dünya üzerindeki insan sayısı kadar tanımı olan ender şeylerin en kıymetlisi..
söylenecek çok şey olmasına rağmen söylenememesi hasıl olan durum.
fırtınalarda kıyasıya boğuşan bir gemidir 'aşk' ve bata çıka; gelir en sonunda dingin bir limana ki güven verir, adına da 'sevgi' denir.
aşk; bulunduğun yerin küçülmesi, aynaların güzel göstermesidir. çünkü aşıksan evlere odalara sığamazsın, ve dünyanın en güzel insanısındır. öyle şeyler hissettirir ki aşk, yutkunmaya üşenir aç uyursun, yastığın yeni yıkanmış bile olsa deterjan kokusunun altından onun saçlarının kokusunu hissedersin. öyle güzeldir ki aşk, kusurları en sevdiğin şeylere, zorlukları çözmek istediğin eğlenceli bulmacalara dönüşür. o kadar zordur ki aşkı anlatmak, bazen anlatmaya yetecek cümle bulamaz sadece susarsın.
adı kaan.
bir topluluğun fotograf çekildikten sonra dağıldığı andır.
it leaves you if you don't care for it demiş johhny cash. *
bulunduğunda değer verilmeli ve çaba sarf edilmelidir. bunu başaransa pek azdır.
Bak o eski rüya geri dönüyor;
Yukarda yıldızlar, mayıs gecesi,
Ölümsüz sevgiye yeminler ettik
Oturup ıhlamur altında hani.

Bağlılık yemini, üst ,üste yemin,
Konuştuk, öpüştük, güldük seninle,
Tuttun bileğimden ısırdın beni
Verdiğim sözleri tutayım diye.

Ey gözleri duru duru güzelim,
Ey dişleri ak pak, karlardan beyaz,
Yeminler ortama uygundu ama
-Gücenme- ısırık fazlaydı biraz.
heinrich heine
aşkta o ısırık .
birini çok fazla düşünmekten ibarettir. düşünürsünüz sonucunda umursarsınız ve mutlu hissetmenizi sağlayan çeşitli hormonlar salgılarsınız. bunların sonucunda düşündükçe mutlu olduğunuzu zannedersiniz. hormonlardan birisi adrenalin olduğu için kalp atışınız ve nefes alışınız artar. işte aşkın kimyasal tanımı. ve tek gerçek tanımı. dikkat, oyalayıcıdır.
fuzuli'nin derdiyle hoş olduğu durumdur.

'ışk derdiyle hoşem,
el çek yaremden tabib.
beğeni ve arzulamanın masum halidir. güzel bir duygudur ancak bir o kadarda vahşi ve tehlikelidir. bittiğinde acı verir, içinizde göt olma hissi uyandırır. öyle lanet bişeydir.
hayat fırtınasında çırılçıplak kalmaktır.
bu soğuğa dayanamayacak birini çırılçıplak soymaktan sakının.
aşk imkansıza ulaşma çabasıdır. ulaştığınız an aşk sandığınız duygunun bittiği andır.
Allah'a duyulan bir duygudur.
acıya.
şikayetsiz.
katlanmaktır.
amcığa.
şaplak.
kondurmaktır.
Aşk, ateşten bir denizi mümdan kayıkla geçmeye benzer ...
uzun zamandır aklımı kurcalayan sorunun ta kendisi.

aşk;
o günaydın demeden güneşin doğuşunun bi anlamı olmadığıysa,
onu mutlu edemediğinde kendini işe yaramaz hissetmekse,
onun derdine derman olamadığında saçını başını yolmak istemekse,
onunlayken saatlerin nasıl işlediğinin farkında olmamaksa,
geçirdiğiniz zamanı uzatmak için gelen otobüse bile binmemekse,
uykusuzluktan ölürken onun iyi geceler mesajını görmeden uyayamamaksa,
onu kafese kapatıp size özel olmasını istemekse..

eğer aşk buysa çok pis aşıklardayım demektir.
şuraya binlerce kelime yazsam "aşk" etmez.
adım adım gelip beni tekrardan bulmakta olan. ne kadar korkuyor olsam da, ne kadar çekiniyor olsam da, ona baktığımda yıllar öncesinden tüm külleri derinlere gömülmüş bir yanardağın yeniden canlandığını hissediyorum ya bu bile aşkı yeniden bulmak için sabırsızlandırıyor. ve o yaklaştıkça koşup onu yakalayasım geliyor. gitmesen olur mu ki bi daha?
yıllar ilerledikçe, "yok muymuş
lan bu" kaygısına kapılınan duygudur.
(#14118370)
--spoiler--
eski bir yalan,
adem ve havvadan kalan...
--spoiler--
© copyright 2005 - 2026