bugün
- antipanik'in sözlüğe vedası16
- clemence baptista14
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak13
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi11
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası33
- s'i l v'e r m'i s t15
- öğle yemeğinde 3 lahmacun yiyip 2 büyük ayrn içmek3
- ojeli el fotoğrafı3
- fake hesaplara göz yuman uludağ sözlük moderasyonu5
- gençlere tavsiyelerim4
- kahvaltım güzel mi7
- ismet gurbuz 20249
- mermerin edepsiz yarığı3
- refah'ın vakti geldi3
- siz neden böylesiniz2
- kale3112 ifşa9
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker4
- sinek as5
- mısır daki haladan miras kalması6
- arkadaşlar kavga etmeyin3
- sabah kahve demleyip müzik açarak güne başlamak2
- arkadaşlar slm falıma bakın4
- masklavi ile çay içmek5
- iltica27
- 15 yaş altına sosyal ağ yasağı2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- yaşar ustanın olayları biraz fazla ajite etmesi4
- eve jobs4
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata18
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı20
- zorda kalsanız penguen siker miydiniz3
- kolye140
- cüneyt arkın'ın bizans ta savaş suçu işlemesi3
- felsefe dersinin zorunluluğu2
- trabzonspor4
- cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi4
- kötü adamın kahkaha atarak suçunu itiraf etmesi3
- kötü adamın iyi adamı öldürmek yerine konuşması3
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz19
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- fon vurgunu29
- fakirliğin kuşaktan kuşağa aktarılması2
- saçını topuz yapan erkek3
- zenginlerin de geçinemiyoruz demeye başlaması2
- kim jong'un bir türlü ölmemesi4
- bizanslılıktan soğumak2
- ayak3
- murat ağırel2
- pasifik okyanusuna gay demek2
- yol yemek ssk sağlayan mafya babası2
aşk, ağır bir parfüm kokusu gibidir.
biyokimyasal olarak aşırı miktarda çikolata yemekten farksızdır.
kıvılcımların alevlenmesidir ateş sönecekken...
üç kere üç dokuz eder
bilirsin
birin karesi birdir
kare kökü de
bilirsin
"mutlu aşk yoktur"
bilirsin
ama baharda ya da dışarda
sonsuz göğün altında
aşkın aşkla çarpımı
nedendir bilinmez
garip bir biçimde
hep sonsuzdur
bilirsin
birin karesi birdir
kare kökü de
bilirsin
"mutlu aşk yoktur"
bilirsin
ama baharda ya da dışarda
sonsuz göğün altında
aşkın aşkla çarpımı
nedendir bilinmez
garip bir biçimde
hep sonsuzdur
anlık şuur kaybı. (bkz: baş harfler)
araya yıllar, yollar, okyanuslar bile girse; eksilmeyendir.
üzerine düşünüp , görmediğim şeye inanmam arkadaş diyerek *, bana birisi bu aşk denen şeyi gösterene dek varlığını inkar ettim şeydir ...
karşılıklı olunca tadından yenmez.
karşılıksız olursa boku yersin.
Aşk dilimize arapçadan gelen, anlamı ise "sarmaşık" olan kelimedir. sarmaşık bilindiği gibi kısa bir sürede büyüyüp gelişen ve tutunduğu nesneyi çepeçevre saran bir bitkidir, nesne sabittir (bkz: karşılıksız aşk), eğer sarmaşığın tutunduğu şey bir başka sarmaşıksa o zaman durum karışabilir, birinden biri yokolacaktır sonunda. (bkz: aşktan ölmek)
müthiş bi duygu ama her güzel şey gibi onunda sonu var.(#6015821)
sırf seks yapmak için ilişkiye verilen isim.
bünyeden bünyeye değişen duygu seli. benim bünye çok gereksiz buluyor bunu, her gelişinde öldürüyor lökositlerim kanımdaki aşk hücrelerini. yoksa bunlar bir hormon salgılıyor, amanınn tutun tutabiliyorsanız. sonunda vücudu ele geçiriyor bu itler, ilerisinde de tıp çaresiz kalıyor *.
seksten ötedir. sekse en uygun ortamda aklından seksin s'sini geçirmeyip sadece sevgiliye sarılma isteğidir belki de.
bir yudum su gibidir.*
dücane cündioğlu almış gözüne gözüne sokmuş meraklısana,
önce
http://yenisafak.com.tr/Y...331&y=DucaneCundioglu
sonra
http://yenisafak.com.tr/Y...348&y=DucaneCundioglu
nihayetinde
http://yenisafak.com.tr/Y...365&y=DucaneCundioglu
önce
http://yenisafak.com.tr/Y...331&y=DucaneCundioglu
sonra
http://yenisafak.com.tr/Y...348&y=DucaneCundioglu
nihayetinde
http://yenisafak.com.tr/Y...365&y=DucaneCundioglu
tek hece aşk.
tatlı tatlı acıtandır canınızı. üşütmeden içinizi titreten, çok sıcak olupta yakmayandır . gözyaşlarınız süzülürken gözlerinizden fazlasını istemektir aşk.
(bkz: ne istiyorsun kandırılmak mı)
düşmek en tepeden döne döne yana yana düşmek
düşeceğini bile bile en yükseğe çıkmak
yanacağına bile bile o gömleği giymek
bin kere milyon kere tövbe edip ilk fırsatta gene kapıları ar`dına kadar açmak
açmak ki yana yana döne döne...aşk!
buckethead - angel monster eşliğinde yazılmıştır.
düşeceğini bile bile en yükseğe çıkmak
yanacağına bile bile o gömleği giymek
bin kere milyon kere tövbe edip ilk fırsatta gene kapıları ar`dına kadar açmak
açmak ki yana yana döne döne...aşk!
buckethead - angel monster eşliğinde yazılmıştır.
cok kısa bır döneme aittir bir sure sonra yerini sevgiye ve saygıya bırakan bir duygudur. bu kısa dönem bir insanın hayatında yaşayabılecegı en guzel donemlerden birisidir..
ilk randevu gözlerdeydi.
şahidimiz oldu yıldızlar.
deniz sesi ile karıştı fısıltılarımız.
martılardı bizi dikizleyen.
aramızda kalsın ama duydular,
SENi SEVDiĞiMi
şahidimiz oldu yıldızlar.
deniz sesi ile karıştı fısıltılarımız.
martılardı bizi dikizleyen.
aramızda kalsın ama duydular,
SENi SEVDiĞiMi
(bkz: Aşk başka iş başka)
Eğer...
Onu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz...
Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup
kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... Ve her konduğunuzda diğerini iple
çekiyorsanız bu hislerin...
Onunlayken pervaneleşen yelkovanlar, onsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir
akrep kadar hain...
Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, ondan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa ve o, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa...
Dünyanın en güzel yeri onun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter,
en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...
Hayat onunla güzel ve onsuz müptezelse...
Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, onun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...
Her şiirde anlatılan oysa... Her filmin kahramanı o... Her roman ondan söz ediyor, her çiçek onu açıyorsa...
Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa, iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...
Eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire onu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın o olduğunu adınız gibi biliyorsanız...
Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona o diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi ona yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke o anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...
Kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...
Özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...
Hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız...
Onsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse...
Ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse...
Gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep onun yüzü suyu hürmetine...
Uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...
Dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa...
Nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız...
Kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim...
Gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...
Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...
(bkz: can dündar)
Onu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz...
Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup
kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... Ve her konduğunuzda diğerini iple
çekiyorsanız bu hislerin...
Onunlayken pervaneleşen yelkovanlar, onsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir
akrep kadar hain...
Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, ondan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa ve o, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa...
Dünyanın en güzel yeri onun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter,
en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...
Hayat onunla güzel ve onsuz müptezelse...
Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, onun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...
Her şiirde anlatılan oysa... Her filmin kahramanı o... Her roman ondan söz ediyor, her çiçek onu açıyorsa...
Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa, iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...
Eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire onu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın o olduğunu adınız gibi biliyorsanız...
Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona o diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi ona yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke o anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...
Kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...
Özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...
Hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız...
Onsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse...
Ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse...
Gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep onun yüzü suyu hürmetine...
Uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...
Dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa...
Nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız...
Kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim...
Gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...
Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...
(bkz: can dündar)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar