bugün
- aslan abilerim sözlüğe geri dönsün kampanyası7
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi12
- meal kuran değildir26
- 31 çekerken eli kırmak3
- trabzonspor harbiden salah'ı almış3
- bella hadid4
- velvet almanyaya gel5
- insanlar sizi nasıl tanımlar3
- ıban at4
- çoğu yazarları donuzlamış olmam7
- yazarlara sözlüğü zehir zıkkım etmek4
- sözlükte erkek yazar istemiyoruz kampanyası4
- dünya sivaslılar günü3
- duş almak vs duş yapmak3
- eric abidal2
- velvet14
- gürkan uygun2
- uzak diyar nickli gurbetçi akp li3
- memati baş5
- özgür özel ve veli ağbaba hakkında fezleke2
- anker2
- iremga12
- lulu3
- arkadaşlar ben başaramadım3
- uzak diyar4
- redkitin ati2
- justin bieber3
- arkadaşlar benden rahatsız mısınız3
- kendini anlatamamak6
- başak erkeği nasıl tavlanır3
- tai lung7
- psikologa verdiğin mal iyi değilmiş demek3
- gta 52
- animecileri ciddiye almak2
- bakarız3
- hayatımdaki şeylerin yolunda gitme süresi3
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- ateşin çocukları2
- kendine 10 üzerinden kaç verirsin4
- kız arkadaş kiralamak8
- saçını ombre yapmak2
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak4
- ak partiye üye oluyoruz kampanyası2
- bir sözlük kızıyla sevişmek3
- disney prensesi olmak2
- burger king hamburgeri2
- bizim zamanımızda böyle miydi diyen nesil2
- afrika nasıl kalkınabilir15
- psikoloğumun intihar mektubu yazması2
- bayan kelimesi neden rahatsız edici27
hep özlemini duyduğum şehir.
evim ve özlediklerim orada , ama benim haftanın en az dört günü uzak kalmak zorunda olduğum şehir.
hep özlem, hep bir boğaz yumrusu benim için.
evim ve özlediklerim orada , ama benim haftanın en az dört günü uzak kalmak zorunda olduğum şehir.
hep özlem, hep bir boğaz yumrusu benim için.
güzel başkentim.
ne oluyooo arkadaş ankara'yı övgü gecesi var dediler geldik. zibidi istanbullular çekemese de, en yaşanabilir şehirdir ankara. ha bir tabir vardır, adam yiyor ama çalışıyor. işte o adamı da burada görebilirsiniz.
ne oluyooo arkadaş ankara'yı övgü gecesi var dediler geldik. zibidi istanbullular çekemese de, en yaşanabilir şehirdir ankara. ha bir tabir vardır, adam yiyor ama çalışıyor. işte o adamı da burada görebilirsiniz.
göt donduran soğuğu devam etmektedir. kar yağsa da rahatlasak amk.
hiç görmediğim fakat sempati duyduğum iki şehirden biri.
bu şehre aşık olanı oldum olası anlamamışımdır.
neyine aşıksınız allah aşkına?
365 günün 250 günü sisli, gri olan havasına mı?
manzaralarına mı? hani şu paso beton bina olan manzaraları?
şu meşhur "kızılay"ına mı? 5 yıl yaşadım. hala ne olduğunu anlamış değilim oranın.
7. caddesine mi? tunalı'sına mı? ne var ki oraları bu kadar özel kılan.
aga buraya aşıksanız, izmir'e, antalya'ya, istanbul'a giderseniz komalık olursunuz heralde?
neyine aşıksınız allah aşkına?
365 günün 250 günü sisli, gri olan havasına mı?
manzaralarına mı? hani şu paso beton bina olan manzaraları?
şu meşhur "kızılay"ına mı? 5 yıl yaşadım. hala ne olduğunu anlamış değilim oranın.
7. caddesine mi? tunalı'sına mı? ne var ki oraları bu kadar özel kılan.
aga buraya aşıksanız, izmir'e, antalya'ya, istanbul'a giderseniz komalık olursunuz heralde?
iyi kötü 5 senemi geçirdiğim şehir. hayatımın aşkı (bkz: pistolero) ve şimdiye kadar sahip olduğum en iyi dostlarımla tanışmama vesile olduğundan mıdır bilmem, izmir'in sıcak, yumuşak iklimi ve insanlarından sonra bile kötü bir izlenim uyandırmamıştır bende. hatta ve hatta istanbul'da yaşadıktan sonra kendini rahat trafiğiyle baya bir özletmiştir bana. ayrıca akademik çalışmalar yapmak için de bire birdir ankara.
farklıdır angara bebesi. simit atmaz martıya. sapan çeker kargaya.
ankara tapılası şehir. taptığım şehir. seçeneklerim olsa bile asla bırakmam.
her duygusu farklıdır. kızarsın eşine dostuna kasvet ve karanlık dolu sokaklarda yürürsün. aşık olursun seğmenler parkında içersin eğlenirsin. ayrılırsın üzülürsün bestekar sokakta içersin. bir seneden fazla bu şehirde yaşadıysan bir daha asla bıkrakamazsın.
her duygusu farklıdır. kızarsın eşine dostuna kasvet ve karanlık dolu sokaklarda yürürsün. aşık olursun seğmenler parkında içersin eğlenirsin. ayrılırsın üzülürsün bestekar sokakta içersin. bir seneden fazla bu şehirde yaşadıysan bir daha asla bıkrakamazsın.
bu şehre aşığım evet, kıyaslanan diğer şehirleri de gördüm. izmir'de 8, istanbul'da 2, antalya'da da 1 sene kadar yaşadım.
bu şehirleri ankara'dan farklı kılan tek özellikleri deniz kıyısında olmaları. bunun dışında hiç bir olumlu özellikleri yok. ha ankara'da doğup büyüyen bir adamın da zaten denize herhangi bir özlemi yoktur. gölbaşı ya da gençlik parkı ona yeter de artar bile.
bunun dışında, istanbul'un kalabalıklığı ve keşmekeşliği, izmir'in iğrenç yapılaşması ve acayip insanları, antalya'nın sadece binalardan ibaret olması ve vasıfsızlığı, bana açıkçası çok itici geliyor.
neymiş efenim, betonmuş... başkent lan burası, ne olmasını bekliyordun? o kadar devlet dairesini, suntadan, kerpiçten mi yapacaklardı?
neymiş efenim, resmiymiş, ciddiymiş, her yerde takım elbiseli kravatlı adamlar varmış... resmiyet sizi niye bu kadar rahatsız ediyor ki canım kardeşim? e senin takım elbise dediğin, kravat dediğin, şıklığın sembolü değil midir zaten? sen bir davete gideceğin zaman şık görünmek için giymiyor musun bu kıyafeti? e daha ne o zaman.
ankara'yı sevmeyen adamlar, kızılay'ı, tunalı'yı, yedinci cadde'yi, park caddesi'ni beğenmiyorlar da, sanki saydıkları diğer şehirlerde buralardan daha üstün bi şey mi var?
ha belki kordon diyeceksin, boğaz diyeceksin de, dediğim gibi, deniz bizim için olmazsa olmaz bir şey değil. bu şehirlere gittiğim zaman, denizi seyrederim, vapura binerim, martı'ya simit atarım ama sonra koşa koşa ankara'ya geri dönerim.
şu andan itibaren hayatımın sonuna kadar deniz görmeyeceğimi bilsem, hiç koymaz yani bana. ama karlar altında bir kuğulu park'ı görmeyeceksin bir daha deseler, yıkılırım, açık söyliyim.
son olarak, ankara yaşanmışlıkların şehridir. bu şehirde doğup büyümediysen, bu şehirde acı çekip mutlu olmadıysan, bu şehirde sende iz bırakacak bir insan tanımadıysan, sen bu şehri değil, bu şehir seni sevmez zaten.
uzun lafın kısası, sen ankara'yı sevemezsin, ankara' seni sever. seçici olan odur. o yüzden hiç kasma...
bu şehirleri ankara'dan farklı kılan tek özellikleri deniz kıyısında olmaları. bunun dışında hiç bir olumlu özellikleri yok. ha ankara'da doğup büyüyen bir adamın da zaten denize herhangi bir özlemi yoktur. gölbaşı ya da gençlik parkı ona yeter de artar bile.
bunun dışında, istanbul'un kalabalıklığı ve keşmekeşliği, izmir'in iğrenç yapılaşması ve acayip insanları, antalya'nın sadece binalardan ibaret olması ve vasıfsızlığı, bana açıkçası çok itici geliyor.
neymiş efenim, betonmuş... başkent lan burası, ne olmasını bekliyordun? o kadar devlet dairesini, suntadan, kerpiçten mi yapacaklardı?
neymiş efenim, resmiymiş, ciddiymiş, her yerde takım elbiseli kravatlı adamlar varmış... resmiyet sizi niye bu kadar rahatsız ediyor ki canım kardeşim? e senin takım elbise dediğin, kravat dediğin, şıklığın sembolü değil midir zaten? sen bir davete gideceğin zaman şık görünmek için giymiyor musun bu kıyafeti? e daha ne o zaman.
ankara'yı sevmeyen adamlar, kızılay'ı, tunalı'yı, yedinci cadde'yi, park caddesi'ni beğenmiyorlar da, sanki saydıkları diğer şehirlerde buralardan daha üstün bi şey mi var?
ha belki kordon diyeceksin, boğaz diyeceksin de, dediğim gibi, deniz bizim için olmazsa olmaz bir şey değil. bu şehirlere gittiğim zaman, denizi seyrederim, vapura binerim, martı'ya simit atarım ama sonra koşa koşa ankara'ya geri dönerim.
şu andan itibaren hayatımın sonuna kadar deniz görmeyeceğimi bilsem, hiç koymaz yani bana. ama karlar altında bir kuğulu park'ı görmeyeceksin bir daha deseler, yıkılırım, açık söyliyim.
son olarak, ankara yaşanmışlıkların şehridir. bu şehirde doğup büyümediysen, bu şehirde acı çekip mutlu olmadıysan, bu şehirde sende iz bırakacak bir insan tanımadıysan, sen bu şehri değil, bu şehir seni sevmez zaten.
uzun lafın kısası, sen ankara'yı sevemezsin, ankara' seni sever. seçici olan odur. o yüzden hiç kasma...
sabahları yatağımdan kalkmak istemeyişlerimdir.
rüzgarlı bir geceyle isyanlardadır.
2 yıldır sevemediğimdir.
öyle sevilir ki başka bir şehirden dönerken aşti'ye geldiğinizde eve gelmiş hissi verir.
7/ 24 hareketli şehirdir. kızılay' dan dikmen' e dolmuşlarla gitmek söz konusudur. genelde öğlen saatlerinde kaldırıma iğne atılsa, birinin üzerinde kalır, yere düşmez. ankaragücü ve gençlerbirliği, şehrin hem renkleri hem süper lig temsilcileridir. herhangi bir maç günü sarı lacivert süslenmiş gelin gibi köprüler görebilirsiniz.
adamı eğiten, öğreten, o ya da bu şekilde kendine uyduran şehir. denizsizliğine, ağaçsızlığına, gürültüsüne, kirliliğine alıştıran; istanbul gibi yedi düvelin dilinde, şiir tadındaki şehirde bile durup durup özleten, hoşlanılan kızın sınırları içinde bulunduğu başkent.
paris'e götürsen 'burada deniz yok yha x(' diyecek dangalakların sevmediği şehirdir.
bakanlıkların, genelkurmayın falan önünden geçerken gerçekmiymiş la buralar dedirten, metrekareye 25-30 memur düşen şehir. pazar sabahları sokağa çıkma yasağı mı var dersin . bir evim bir arabam olsun çocuğumda odtü bilkentte okusuncu insan yığınları. (bkz: of sikildim)
bir türlü sevemediğim gri tondaki şehir.
geçirilen 5 yılın ardından özlenilendir. Cebeci, kızılay, gazi mahallesi, beşevler, 19 mayıs stadı, gençlerbirliği maçları. kısmetse şark görevinden sonra kesinlikle dönüp hayatıma devam edeceğim şehir. ah ulan ne vardı, direkt hakkari'de mesleğe başlayıp iki yıl sonra ankara'ya dönseydik..
içinde olunduğu zaman sevilmeyen uzaklaşınca özlenen çok özlenen değeri sonradan bilinen şehir.
Bu kadar güzel yağan kara kayıtsız bırakmayan şehirdir.
Bu şehir benim şehrim.
Bu şehir benim şehrim.
kimilerinin sevdiği kimilerinin ise sevmediği-sevemediği, bana göre ise aşk gibi bir şehir.
uzun yıllar yaşamadım. orada doğmadım. büyümedim.
eski halini bilmem. altı üstü birkaç yıl kalmışlığım vardır.
şimdi bana ''ne oldu da bu kadar sevdin o zaman?'' diyebilirsiniz.
hiç duraksamadan ''o'' diyebilirim.
bir şehrin ne kadar gri olduğu biraz da bize bağlı değil midir?
yolları, sokakları, caddeleri, gidilecek görülecek yerleri midir hep bir şehri güzel ya da çirkin yapan?
yaşanmışlıkların/yaşanacakların hiç mi önemi yoktur?
bunun içindir sanırım bu şehri bu kadar sevmem.
artık başka bir şehirle kıyaslamam, kıyaslayamam.
benim en güzel, en muhteşem, en kötü ve en boktan anılarımı saklar/saklayacak her bir taşının altında. ankara'ya haksızlık edemem.
bunun içindir ki istanbul gibi bir şehirde yaşarken, öncelikle ''o'' orada diye; sonra da huzurlu diye özlerim hep ankara'yı.
vega söyler ''ankara''..
haluk levent söyler,
haramiler har yağıyor bugün ankara'ya...
alpay-ankara garında...
nazan öncel-ankaralı sevgilim.
''sen bir dost gibi, kardeş gibi özlenen sevgili..''
uzun yıllar yaşamadım. orada doğmadım. büyümedim.
eski halini bilmem. altı üstü birkaç yıl kalmışlığım vardır.
şimdi bana ''ne oldu da bu kadar sevdin o zaman?'' diyebilirsiniz.
hiç duraksamadan ''o'' diyebilirim.
bir şehrin ne kadar gri olduğu biraz da bize bağlı değil midir?
yolları, sokakları, caddeleri, gidilecek görülecek yerleri midir hep bir şehri güzel ya da çirkin yapan?
yaşanmışlıkların/yaşanacakların hiç mi önemi yoktur?
bunun içindir sanırım bu şehri bu kadar sevmem.
artık başka bir şehirle kıyaslamam, kıyaslayamam.
benim en güzel, en muhteşem, en kötü ve en boktan anılarımı saklar/saklayacak her bir taşının altında. ankara'ya haksızlık edemem.
bunun içindir ki istanbul gibi bir şehirde yaşarken, öncelikle ''o'' orada diye; sonra da huzurlu diye özlerim hep ankara'yı.
vega söyler ''ankara''..
haluk levent söyler,
haramiler har yağıyor bugün ankara'ya...
alpay-ankara garında...
nazan öncel-ankaralı sevgilim.
''sen bir dost gibi, kardeş gibi özlenen sevgili..''
kızılay'da gözlemlenemeyen kar yağışı cinnah'ta etkilidir.
denizi olmayan memleketlerden biri.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar