bugün
- 16 haziran 2026 iran yeni zelanda maçı10
- varoşluk göstergesi küçük detaylar3
- kısa saçlı hatun çekiciliği5
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek13
- ece irtem9
- amerika birleşik devletleri4
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- true'ya arkadan sahip olmak12
- forma3
- iran3
- en son ne aldınız3
- tanga neden giyilir11
- puma2
- avusturya2
- dünya2
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- senegal3
- arkadaşlar uyudunuz mu5
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı8
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı10
- kemal kılıçdaroğlu14
- bir erkekte kabul edilemez 250 özellik8
- namus takıntısı olan erkek17
- açık giyinebilmek özgürlüktür9
- kimsesizlerin kimsesi zall'a açık mektuptur15
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi20
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik6
- 16 haziran 2026 fransa senegal maçı3
- nesrin cavadzade9
- ankaralıların melih gökçeği arıyoruz demesi8
- maxi araujo2
- ankaradaki çıkılamayan yokuş6
- hayatın renginin kalmaması7
- kullanmak zorunda kalınan en kötü tuvalet5
- sohbet edilen kişinin sürekli telefonla uğraşması7
- futbol10
- kızımın ismini teresa koymak istiyorum10
- yükseleni aslan olan aslan burcu kadını4
- ona bir şey söyle14
- pornoda hoşlanılan kıza benzer kız aramak9
- evlenmemeyi başarı olarak görmek8
- sürekli kendine hatırlatmak zorunda olduğun o söz9
- yeni zelanda2
- yalnız yaşamak6
- son gün aslan burcu olmak4
- regl dönemi çirkinliği8
- badelenmiş sözlük yazarları7
- yahudi fıkraları6
- 16 haziran 2026 avusturya ürdün maçı2
- aktroller9
1 gün kar yağan 30 gün buz tutan şehir. kafayı gözü kırmamıza ramak kaldı sözlük.
hep özlemini duyduğum şehir.
evim ve özlediklerim orada , ama benim haftanın en az dört günü uzak kalmak zorunda olduğum şehir.
hep özlem, hep bir boğaz yumrusu benim için.
evim ve özlediklerim orada , ama benim haftanın en az dört günü uzak kalmak zorunda olduğum şehir.
hep özlem, hep bir boğaz yumrusu benim için.
güzel başkentim.
ne oluyooo arkadaş ankara'yı övgü gecesi var dediler geldik. zibidi istanbullular çekemese de, en yaşanabilir şehirdir ankara. ha bir tabir vardır, adam yiyor ama çalışıyor. işte o adamı da burada görebilirsiniz.
ne oluyooo arkadaş ankara'yı övgü gecesi var dediler geldik. zibidi istanbullular çekemese de, en yaşanabilir şehirdir ankara. ha bir tabir vardır, adam yiyor ama çalışıyor. işte o adamı da burada görebilirsiniz.
göt donduran soğuğu devam etmektedir. kar yağsa da rahatlasak amk.
hiç görmediğim fakat sempati duyduğum iki şehirden biri.
bu şehre aşık olanı oldum olası anlamamışımdır.
neyine aşıksınız allah aşkına?
365 günün 250 günü sisli, gri olan havasına mı?
manzaralarına mı? hani şu paso beton bina olan manzaraları?
şu meşhur "kızılay"ına mı? 5 yıl yaşadım. hala ne olduğunu anlamış değilim oranın.
7. caddesine mi? tunalı'sına mı? ne var ki oraları bu kadar özel kılan.
aga buraya aşıksanız, izmir'e, antalya'ya, istanbul'a giderseniz komalık olursunuz heralde?
neyine aşıksınız allah aşkına?
365 günün 250 günü sisli, gri olan havasına mı?
manzaralarına mı? hani şu paso beton bina olan manzaraları?
şu meşhur "kızılay"ına mı? 5 yıl yaşadım. hala ne olduğunu anlamış değilim oranın.
7. caddesine mi? tunalı'sına mı? ne var ki oraları bu kadar özel kılan.
aga buraya aşıksanız, izmir'e, antalya'ya, istanbul'a giderseniz komalık olursunuz heralde?
iyi kötü 5 senemi geçirdiğim şehir. hayatımın aşkı (bkz: pistolero) ve şimdiye kadar sahip olduğum en iyi dostlarımla tanışmama vesile olduğundan mıdır bilmem, izmir'in sıcak, yumuşak iklimi ve insanlarından sonra bile kötü bir izlenim uyandırmamıştır bende. hatta ve hatta istanbul'da yaşadıktan sonra kendini rahat trafiğiyle baya bir özletmiştir bana. ayrıca akademik çalışmalar yapmak için de bire birdir ankara.
farklıdır angara bebesi. simit atmaz martıya. sapan çeker kargaya.
ankara tapılası şehir. taptığım şehir. seçeneklerim olsa bile asla bırakmam.
her duygusu farklıdır. kızarsın eşine dostuna kasvet ve karanlık dolu sokaklarda yürürsün. aşık olursun seğmenler parkında içersin eğlenirsin. ayrılırsın üzülürsün bestekar sokakta içersin. bir seneden fazla bu şehirde yaşadıysan bir daha asla bıkrakamazsın.
her duygusu farklıdır. kızarsın eşine dostuna kasvet ve karanlık dolu sokaklarda yürürsün. aşık olursun seğmenler parkında içersin eğlenirsin. ayrılırsın üzülürsün bestekar sokakta içersin. bir seneden fazla bu şehirde yaşadıysan bir daha asla bıkrakamazsın.
bu şehre aşığım evet, kıyaslanan diğer şehirleri de gördüm. izmir'de 8, istanbul'da 2, antalya'da da 1 sene kadar yaşadım.
bu şehirleri ankara'dan farklı kılan tek özellikleri deniz kıyısında olmaları. bunun dışında hiç bir olumlu özellikleri yok. ha ankara'da doğup büyüyen bir adamın da zaten denize herhangi bir özlemi yoktur. gölbaşı ya da gençlik parkı ona yeter de artar bile.
bunun dışında, istanbul'un kalabalıklığı ve keşmekeşliği, izmir'in iğrenç yapılaşması ve acayip insanları, antalya'nın sadece binalardan ibaret olması ve vasıfsızlığı, bana açıkçası çok itici geliyor.
neymiş efenim, betonmuş... başkent lan burası, ne olmasını bekliyordun? o kadar devlet dairesini, suntadan, kerpiçten mi yapacaklardı?
neymiş efenim, resmiymiş, ciddiymiş, her yerde takım elbiseli kravatlı adamlar varmış... resmiyet sizi niye bu kadar rahatsız ediyor ki canım kardeşim? e senin takım elbise dediğin, kravat dediğin, şıklığın sembolü değil midir zaten? sen bir davete gideceğin zaman şık görünmek için giymiyor musun bu kıyafeti? e daha ne o zaman.
ankara'yı sevmeyen adamlar, kızılay'ı, tunalı'yı, yedinci cadde'yi, park caddesi'ni beğenmiyorlar da, sanki saydıkları diğer şehirlerde buralardan daha üstün bi şey mi var?
ha belki kordon diyeceksin, boğaz diyeceksin de, dediğim gibi, deniz bizim için olmazsa olmaz bir şey değil. bu şehirlere gittiğim zaman, denizi seyrederim, vapura binerim, martı'ya simit atarım ama sonra koşa koşa ankara'ya geri dönerim.
şu andan itibaren hayatımın sonuna kadar deniz görmeyeceğimi bilsem, hiç koymaz yani bana. ama karlar altında bir kuğulu park'ı görmeyeceksin bir daha deseler, yıkılırım, açık söyliyim.
son olarak, ankara yaşanmışlıkların şehridir. bu şehirde doğup büyümediysen, bu şehirde acı çekip mutlu olmadıysan, bu şehirde sende iz bırakacak bir insan tanımadıysan, sen bu şehri değil, bu şehir seni sevmez zaten.
uzun lafın kısası, sen ankara'yı sevemezsin, ankara' seni sever. seçici olan odur. o yüzden hiç kasma...
bu şehirleri ankara'dan farklı kılan tek özellikleri deniz kıyısında olmaları. bunun dışında hiç bir olumlu özellikleri yok. ha ankara'da doğup büyüyen bir adamın da zaten denize herhangi bir özlemi yoktur. gölbaşı ya da gençlik parkı ona yeter de artar bile.
bunun dışında, istanbul'un kalabalıklığı ve keşmekeşliği, izmir'in iğrenç yapılaşması ve acayip insanları, antalya'nın sadece binalardan ibaret olması ve vasıfsızlığı, bana açıkçası çok itici geliyor.
neymiş efenim, betonmuş... başkent lan burası, ne olmasını bekliyordun? o kadar devlet dairesini, suntadan, kerpiçten mi yapacaklardı?
neymiş efenim, resmiymiş, ciddiymiş, her yerde takım elbiseli kravatlı adamlar varmış... resmiyet sizi niye bu kadar rahatsız ediyor ki canım kardeşim? e senin takım elbise dediğin, kravat dediğin, şıklığın sembolü değil midir zaten? sen bir davete gideceğin zaman şık görünmek için giymiyor musun bu kıyafeti? e daha ne o zaman.
ankara'yı sevmeyen adamlar, kızılay'ı, tunalı'yı, yedinci cadde'yi, park caddesi'ni beğenmiyorlar da, sanki saydıkları diğer şehirlerde buralardan daha üstün bi şey mi var?
ha belki kordon diyeceksin, boğaz diyeceksin de, dediğim gibi, deniz bizim için olmazsa olmaz bir şey değil. bu şehirlere gittiğim zaman, denizi seyrederim, vapura binerim, martı'ya simit atarım ama sonra koşa koşa ankara'ya geri dönerim.
şu andan itibaren hayatımın sonuna kadar deniz görmeyeceğimi bilsem, hiç koymaz yani bana. ama karlar altında bir kuğulu park'ı görmeyeceksin bir daha deseler, yıkılırım, açık söyliyim.
son olarak, ankara yaşanmışlıkların şehridir. bu şehirde doğup büyümediysen, bu şehirde acı çekip mutlu olmadıysan, bu şehirde sende iz bırakacak bir insan tanımadıysan, sen bu şehri değil, bu şehir seni sevmez zaten.
uzun lafın kısası, sen ankara'yı sevemezsin, ankara' seni sever. seçici olan odur. o yüzden hiç kasma...
sabahları yatağımdan kalkmak istemeyişlerimdir.
rüzgarlı bir geceyle isyanlardadır.
2 yıldır sevemediğimdir.
öyle sevilir ki başka bir şehirden dönerken aşti'ye geldiğinizde eve gelmiş hissi verir.
7/ 24 hareketli şehirdir. kızılay' dan dikmen' e dolmuşlarla gitmek söz konusudur. genelde öğlen saatlerinde kaldırıma iğne atılsa, birinin üzerinde kalır, yere düşmez. ankaragücü ve gençlerbirliği, şehrin hem renkleri hem süper lig temsilcileridir. herhangi bir maç günü sarı lacivert süslenmiş gelin gibi köprüler görebilirsiniz.
adamı eğiten, öğreten, o ya da bu şekilde kendine uyduran şehir. denizsizliğine, ağaçsızlığına, gürültüsüne, kirliliğine alıştıran; istanbul gibi yedi düvelin dilinde, şiir tadındaki şehirde bile durup durup özleten, hoşlanılan kızın sınırları içinde bulunduğu başkent.
paris'e götürsen 'burada deniz yok yha x(' diyecek dangalakların sevmediği şehirdir.
bakanlıkların, genelkurmayın falan önünden geçerken gerçekmiymiş la buralar dedirten, metrekareye 25-30 memur düşen şehir. pazar sabahları sokağa çıkma yasağı mı var dersin . bir evim bir arabam olsun çocuğumda odtü bilkentte okusuncu insan yığınları. (bkz: of sikildim)
bir türlü sevemediğim gri tondaki şehir.
geçirilen 5 yılın ardından özlenilendir. Cebeci, kızılay, gazi mahallesi, beşevler, 19 mayıs stadı, gençlerbirliği maçları. kısmetse şark görevinden sonra kesinlikle dönüp hayatıma devam edeceğim şehir. ah ulan ne vardı, direkt hakkari'de mesleğe başlayıp iki yıl sonra ankara'ya dönseydik..
içinde olunduğu zaman sevilmeyen uzaklaşınca özlenen çok özlenen değeri sonradan bilinen şehir.
Bu kadar güzel yağan kara kayıtsız bırakmayan şehirdir.
Bu şehir benim şehrim.
Bu şehir benim şehrim.
kimilerinin sevdiği kimilerinin ise sevmediği-sevemediği, bana göre ise aşk gibi bir şehir.
uzun yıllar yaşamadım. orada doğmadım. büyümedim.
eski halini bilmem. altı üstü birkaç yıl kalmışlığım vardır.
şimdi bana ''ne oldu da bu kadar sevdin o zaman?'' diyebilirsiniz.
hiç duraksamadan ''o'' diyebilirim.
bir şehrin ne kadar gri olduğu biraz da bize bağlı değil midir?
yolları, sokakları, caddeleri, gidilecek görülecek yerleri midir hep bir şehri güzel ya da çirkin yapan?
yaşanmışlıkların/yaşanacakların hiç mi önemi yoktur?
bunun içindir sanırım bu şehri bu kadar sevmem.
artık başka bir şehirle kıyaslamam, kıyaslayamam.
benim en güzel, en muhteşem, en kötü ve en boktan anılarımı saklar/saklayacak her bir taşının altında. ankara'ya haksızlık edemem.
bunun içindir ki istanbul gibi bir şehirde yaşarken, öncelikle ''o'' orada diye; sonra da huzurlu diye özlerim hep ankara'yı.
vega söyler ''ankara''..
haluk levent söyler,
haramiler har yağıyor bugün ankara'ya...
alpay-ankara garında...
nazan öncel-ankaralı sevgilim.
''sen bir dost gibi, kardeş gibi özlenen sevgili..''
uzun yıllar yaşamadım. orada doğmadım. büyümedim.
eski halini bilmem. altı üstü birkaç yıl kalmışlığım vardır.
şimdi bana ''ne oldu da bu kadar sevdin o zaman?'' diyebilirsiniz.
hiç duraksamadan ''o'' diyebilirim.
bir şehrin ne kadar gri olduğu biraz da bize bağlı değil midir?
yolları, sokakları, caddeleri, gidilecek görülecek yerleri midir hep bir şehri güzel ya da çirkin yapan?
yaşanmışlıkların/yaşanacakların hiç mi önemi yoktur?
bunun içindir sanırım bu şehri bu kadar sevmem.
artık başka bir şehirle kıyaslamam, kıyaslayamam.
benim en güzel, en muhteşem, en kötü ve en boktan anılarımı saklar/saklayacak her bir taşının altında. ankara'ya haksızlık edemem.
bunun içindir ki istanbul gibi bir şehirde yaşarken, öncelikle ''o'' orada diye; sonra da huzurlu diye özlerim hep ankara'yı.
vega söyler ''ankara''..
haluk levent söyler,
haramiler har yağıyor bugün ankara'ya...
alpay-ankara garında...
nazan öncel-ankaralı sevgilim.
''sen bir dost gibi, kardeş gibi özlenen sevgili..''
kızılay'da gözlemlenemeyen kar yağışı cinnah'ta etkilidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar