bugün
- ak partiyi savunan dayılar7
- motorun yatak sarması6
- yazar donuzlayan erkek gizli eşcinseldir7
- nervio11
- sibel can'ın nutellalı memeleri5
- kim cha eon4
- üçler yediler kırklar11
- kafkas çingeneleri3
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız14
- teomancalmasur5
- patrick stewart4
- ömer üründül ün galatasaray başkanı olması3
- sherqiy turkistan3
- sözlük kızlarının bir işe yaramaması7
- kia rio3
- fransız arabalarının aşırı dandik olduğu gerçeği3
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor19
- balık yanına en yakışan çorba11
- fenerin yeni hocası kim olacak6
- otelde yer yoksa bende kalabilirsin diyen granny2
- muşlettin amca2
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi21
- elke sommer2
- yarınlar yokmuş gibi sallamak2
- türk solu8
- turski respublika2
- kimsenin 10 dakkadır entry girmemesi5
- humbaracı ismed bin gürbüz paşa3
- aleksey batrakov7
- türkiyeliyim ve mutluyum10
- başlık sıçıyorum başlık sıçıyorum popom hala kuru2
- kedi3
- mızıkçı3
- sözgür başkan teoman çalmaşur3
- arayan yaşlı akraba2
- sözgür3
- ekşi sözlük toplu yazar alımı11
- cedidacer tarzı entry girmek6
- insan doğuştan iyi midir16
- pazartesi görünümlü cuma5
- apo çıkarsa ulusalcılar ne yapacak11
- ismet'i aklınoksan efendi2
- sözlüğün içler acısı hali ve zavallı yazarlar8
- istanbul da chp'li başkanlara soruşturma4
- kafede kış çayı içen erkek5
- nöbetçi teknik direktör2
- ölüm haberi almak3
- arabistan'ın sınava çarşafla girmeyi yasaklaması3
- ismet vel frenk ibni kasım el italyani2
- sinem dedetaş11
bu şehre aşığım evet, kıyaslanan diğer şehirleri de gördüm. izmir'de 8, istanbul'da 2, antalya'da da 1 sene kadar yaşadım.
bu şehirleri ankara'dan farklı kılan tek özellikleri deniz kıyısında olmaları. bunun dışında hiç bir olumlu özellikleri yok. ha ankara'da doğup büyüyen bir adamın da zaten denize herhangi bir özlemi yoktur. gölbaşı ya da gençlik parkı ona yeter de artar bile.
bunun dışında, istanbul'un kalabalıklığı ve keşmekeşliği, izmir'in iğrenç yapılaşması ve acayip insanları, antalya'nın sadece binalardan ibaret olması ve vasıfsızlığı, bana açıkçası çok itici geliyor.
neymiş efenim, betonmuş... başkent lan burası, ne olmasını bekliyordun? o kadar devlet dairesini, suntadan, kerpiçten mi yapacaklardı?
neymiş efenim, resmiymiş, ciddiymiş, her yerde takım elbiseli kravatlı adamlar varmış... resmiyet sizi niye bu kadar rahatsız ediyor ki canım kardeşim? e senin takım elbise dediğin, kravat dediğin, şıklığın sembolü değil midir zaten? sen bir davete gideceğin zaman şık görünmek için giymiyor musun bu kıyafeti? e daha ne o zaman.
ankara'yı sevmeyen adamlar, kızılay'ı, tunalı'yı, yedinci cadde'yi, park caddesi'ni beğenmiyorlar da, sanki saydıkları diğer şehirlerde buralardan daha üstün bi şey mi var?
ha belki kordon diyeceksin, boğaz diyeceksin de, dediğim gibi, deniz bizim için olmazsa olmaz bir şey değil. bu şehirlere gittiğim zaman, denizi seyrederim, vapura binerim, martı'ya simit atarım ama sonra koşa koşa ankara'ya geri dönerim.
şu andan itibaren hayatımın sonuna kadar deniz görmeyeceğimi bilsem, hiç koymaz yani bana. ama karlar altında bir kuğulu park'ı görmeyeceksin bir daha deseler, yıkılırım, açık söyliyim.
son olarak, ankara yaşanmışlıkların şehridir. bu şehirde doğup büyümediysen, bu şehirde acı çekip mutlu olmadıysan, bu şehirde sende iz bırakacak bir insan tanımadıysan, sen bu şehri değil, bu şehir seni sevmez zaten.
uzun lafın kısası, sen ankara'yı sevemezsin, ankara' seni sever. seçici olan odur. o yüzden hiç kasma...
bu şehirleri ankara'dan farklı kılan tek özellikleri deniz kıyısında olmaları. bunun dışında hiç bir olumlu özellikleri yok. ha ankara'da doğup büyüyen bir adamın da zaten denize herhangi bir özlemi yoktur. gölbaşı ya da gençlik parkı ona yeter de artar bile.
bunun dışında, istanbul'un kalabalıklığı ve keşmekeşliği, izmir'in iğrenç yapılaşması ve acayip insanları, antalya'nın sadece binalardan ibaret olması ve vasıfsızlığı, bana açıkçası çok itici geliyor.
neymiş efenim, betonmuş... başkent lan burası, ne olmasını bekliyordun? o kadar devlet dairesini, suntadan, kerpiçten mi yapacaklardı?
neymiş efenim, resmiymiş, ciddiymiş, her yerde takım elbiseli kravatlı adamlar varmış... resmiyet sizi niye bu kadar rahatsız ediyor ki canım kardeşim? e senin takım elbise dediğin, kravat dediğin, şıklığın sembolü değil midir zaten? sen bir davete gideceğin zaman şık görünmek için giymiyor musun bu kıyafeti? e daha ne o zaman.
ankara'yı sevmeyen adamlar, kızılay'ı, tunalı'yı, yedinci cadde'yi, park caddesi'ni beğenmiyorlar da, sanki saydıkları diğer şehirlerde buralardan daha üstün bi şey mi var?
ha belki kordon diyeceksin, boğaz diyeceksin de, dediğim gibi, deniz bizim için olmazsa olmaz bir şey değil. bu şehirlere gittiğim zaman, denizi seyrederim, vapura binerim, martı'ya simit atarım ama sonra koşa koşa ankara'ya geri dönerim.
şu andan itibaren hayatımın sonuna kadar deniz görmeyeceğimi bilsem, hiç koymaz yani bana. ama karlar altında bir kuğulu park'ı görmeyeceksin bir daha deseler, yıkılırım, açık söyliyim.
son olarak, ankara yaşanmışlıkların şehridir. bu şehirde doğup büyümediysen, bu şehirde acı çekip mutlu olmadıysan, bu şehirde sende iz bırakacak bir insan tanımadıysan, sen bu şehri değil, bu şehir seni sevmez zaten.
uzun lafın kısası, sen ankara'yı sevemezsin, ankara' seni sever. seçici olan odur. o yüzden hiç kasma...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar