bugün

/400
mükemmel şehir. evet bana göre mükemmel. başka şehirleri gördükten sonra 2 günlüğüne olsa bile saatlerce yol gelmek koymuyor adama.
hava kirliliğinde üstüne tanımadığım şehir olmuştur kendileri.
ama sevilesidir, birkaç gün ayrı kalınınca özlenesidir.
bu yil icerisinde hic bulunmadim ama internetten ve televizyondan takip ettigim kadariyla cok kurak bir yil gecirmekte olan il.bu kadar buyuk bir nufusun oldugu bu il buyuk ihtimalle daha cok su kesintileri yasayacaktir.
Geldiğimden beri sevmediğim ancak hapsolduğum şehir.
''ankara bizim için yalnız merkez değil, anadolu'nun bütün bakımlardan inşasını, imkanlarını ve usüllerini öğreten bir mektep oldu. ankara'da başardığımız her şey, ankara'nın dışındaki bütün türkiye topraklarında daha kolay gerçekleşebilir...
biz ankara'ya gelinceye kadar şehirciliği ve mimarlığı unutmuştuk. türk milletinin yapıcılık vasfını burada tekrar dirilttik... ankara hakikaten semboldür.''
falih rıfkı atay
çok güzel bir şehir olabilecekken zevksizliğin tavan yaptığı yönetimlerin elinde mahvedilmiş şehirdir. başkenttir.

bakın 1930'lardaki 40'lardaki resimlerine ankara'nın ne dediğimi anlarsınız. sonradan bu kadar zevksiz binalar nasıl dikildi kim dikti bunları buraya dersiniz.
uzak kalınınca özlenendir. neyini özlediysem.
iki gündür aralıklı olarak yağmura teslim olan yer. *
Ankara civarında Hititlerden ve daha önceki medeniyetlerden kalma çeşitli arkeolojik siteler olmakla beraber bunların adları bilinmemektedir.
simidin, sabahları 3 tanesi akşamları 7 tanesinin 1lira olduğu gri şehir.
bazı günler vardır sevdiğin bir şeyi daha bir seversin. bir sebep herşeye bambaşka, daha güzel bir anlam katar.. benim de bu gün daha bir başka sevdiğim şehir. ankara..
(bkz: yiğidim aslanım burda yatıyor)
(bkz: mustafa kemal atatürk)
Ankara'yı gerçekten anlamak çok çok zordur.Eğer sonbaharda o yapraklar kurumuş düşerken siz akşam saatlerinde Ayrancı sokaklarında yürümediyseniz, kışın seğmenler parkına gidip karların arasında çocuk gibi eğlenmediyseniz, 1 kere bile mogan gölüne gitmediyseniz, yaz akşamlarında tunalıda zaman geçirmediyseniz,arkadaşlarınızla sakarya caddesinde demlenmediyseniz sevmek zordur Ankara'yı.
Ankara'da kendisini sevdirmek için uğraşmaz zaten,sen keşfedersin onun güzelliğini.
güzel günler geçirdiğim için bendeki yeri hep ayrı olan şehir. o günler geride kaldı ama yine de yalnız başıma da olsa yaşamak istediğim yer aslında.
disneyland'ın kurulup kurulmadığını merak ettiğim kent. kuruldu mu lan yoksa..
sürekli istanbul ile karşılaştırıldığından mütevellit ben de fikrimi belirtmek isterim ki;
istanbul osmanlının başkentliğini yapmıştır. sokaklarda osmanlı izlerinin görülmesi mümkündür.
ankara türkiye cumhuriyetinin başkentidir. özellikle ulus ve çevresinde sadece ankaranın değil tüm türkiyenin gelişme ve değişme evrelerini görebilirsiniz.

istanbul soğuğu adamı öncelikle kemiklerinden vurur.
ankara soğuğu değdiği yeri yakar kavurur.

ankaranın insanları kaba değil bilakis kibardır. ankara insanlarının çoğu eğitimlidir. zaten bürokrasi ve devletin kalbi olan, her 5 kişiden birinin memur olduğu şehirde kabalıktan söz edilmesi abesle iştigaldir.
istanbul her yerden göç aldığından mıdır bilinmez, insanları istanbulluluğu pek bilmez. istanbul beyefendisi diyebileceğimiz kişiler nüfusa oranla azdır.

belki bir başkente yakışmayan bozuk kaldırımları vardır ankaranın. ama istanbuldaki gibi 100 metre ilerlemek için iki buçuk saat beklemezsin otobüste, arabada, dolmuşta, takside. ulaşım kolaydır buralarda.

denizi yoktur ama gidip görülesi, piknik yapılası, bol bol fotoğraf çekilesi parkları vardır ankaranın. harikalar diyarı vardır mesela. çoluk çocuk, genç yaşlı gidilir orda masallar diyarına. mogan gölü vardır koskoca bir pazar gününü değerli ve hatırlanabilir kılmak için.

tüm türkiyede simidin en iyisi ankarada yapılır. *
4. derece deprem bölgesi olmasından ötürü türkiyede pek çok yerden daha güvenlidir bu açıdan.

sevmeyeni sevmez. ama bi kere sevdim mi gidemezsin ankara dan.
bugün itibariyle sibirya moduna geçen şehirdir. yer yer kıç donmaları görülmüştür.
biz memuruz ağam.
insanlarının kendine has özellikleri olan garip bir şehirdir. en hızlı ulaşım ankarayla yapılır.
senden ayrıldığım günler bayram, sana geldiğim günler azap bana.

uzaklaştıkça sınırlarından içimde hissettiğim o muhteşem huzur duygusunu seninleyken de hissedebilmek istiyorum.

seni sevmiyorum ama sevmek için tüm gücümle savaşıyorum.

sevdir kendini güzel şehir, işimi biraz da sen zorlaştırma!

uyarı: acayip derecede kişisel tanımlar içerir.
hayatımda yaşadıgım tek şehir dışı ilişkimde kız arkadaşıma ev sahipligi yapan, yani kız arkadaşımın yaşadıgı yer olan, bu nedenle izmir'den* sonra, duyunca hep heyecan yaptıgım ikinci il.
bu mevsim pek yakışır bu şehre.
her bir tarafı tsk tarafından kuşatılmış şehir. insan biraz şehir dışında konuşlanır yahu. şehir merkezinde bilmem ne komutanlıklarının 3 km çevresinde insan gibi yürümenize imkan yok. hemen şapkalı favorisiz bir tüysüz gelip abuk sabuk sorular soruyor.
içerisinde çok fazla alışveriş merkezine sahip şehir. neredeyse her hafta yeni bir tane açılmaktadır.
(bkz: gordion)
(bkz: ankamall)
(bkz: cepa)
(bkz: armada)
hala yapımı süren (bkz: kent park)
tabiki de;
(bkz: ankuva)
eğitime bir hafta ara verilen il.
http://www.cnnturk.com/20...tatil/549160.0/index.html
sadece şunu söyleyebilirim. dedemin gecekondusudur ankara.

şu yanlışı göz önüne sermekten vazgeçin. ankara ile istanbul, izmir karşılaştırılmaz. boğazdaki yalı, kordondaki nem kokulu ev değildir ankara. dedemin zoraki gecekondusudur. istanbul gibi monarşinin, izmir gibi tüccar zenginlerinin başkenti değildir. ankara zengin bir devletin, bir başka toprağı fethinden sonra başkent olmamıştır, aksine, fakirliğin, hastalığın, savaşların, dulların, yetimlerin, sakatların, zorluğu sinesine çekenlerin başkentidir ankara. ya sabır başkentidir, çilehanedir ankara. çünkü başkent olduğunda elinin altındakiler, yıkılmış bir imparatorluğun yetim kalmış çocuklarından başkası değildir. bu yüzden soğuktur ankara. kadere inat yaşamaya çalışanların şehridir. adı kara, sureti gridir bu şehrin. dedemin piriket duvarları gibi bir gecede dikilivermek zorunda kalmışlığın zoraki büyümesiyle çırpınmaktadır. ankara ezilmiş, yılmış, bezmiş, hasta bir anadolu insanıdır.

ama inadına yaşar ankara. inadına ve yalnızlığın çığlığıyla yaşar. 1923 senesinden bu güne hala çocuklarının yırtık paltosunu yamar, borç alır borç öder ankara. türk'ün kara yıllarını namuslu bir zevce gibi omuzlarında taşır.

iftarı beklemektir ankara. çok şükür diyerek ağzına borçsuz lokmasını attığı gün çektiği cefaların karşılığını kat be kat alacaktır. ankara bize bir evlik yer bırakan fukara dedemdir.
© copyright 2005 - 2026