bugün

/400
20 yıldır i. melih gökçek'i yaşayan şehir.
yaşadığım ve yaşarken keyif aldığım yer. istanbul ile kıyaslanamayabilir belki tarihi, manzarası, eğlence hayatı vs.. ama, yaşamak için ankara, gezmek eğlenmek için nereye giderseniz gidin.*
bürokrasi kokan yer. ferhan şensoy'un aşağıdaki satırlarıyla uyuşan kent.

--spoiler--
Ankara’da yaşıyorum deli bizans düşleri
Taşralı bir demirci
Ya müsteşardır akşamlar ya bir bakanlıkta mahsur
Taşralı bir demir ozanı
Kim sever ki oyunları bozanı
Vefa’nın bozası
Başkentin boyunbağı
Ankara’da yaşıyorum akılalmaz Ankara’yı
Akıl erdiriyorum sanki zagrep dostluklara
Umutsuzca bozdurarak insanlığı başkent bankalarında
Kim bu hanzolar kim onları Ankaralı eylediAçılan sandık sayısını açılan güller izledi
Olduğumla kıvanmayı Ankara’dan öğrendim
Ne denli ürkeksiniz saygın başkent sakinleri
Hiç mi bakmazsınız akşam batan güneşe
Hiç kuşkunuz yok mudur
Sizin eve uğramaz mı Vivaldi’nin baharı
Kavaklıdere
Vazgeçtik dereden
Kavakların nerede
--spoiler--
neden bu kadar buz gibisin ankara?
istanbul'a bak da ibret alsana.
yaşanılası şehirdir. lakin her yaz kızılay ve merkezi yerlerinde yapılan inşaatlar çekilmez kılar.
nispeten yüksek hızla gidilecek her yerde kameralı radar uygulamasının başlandığı şehir.
türkiye nin seksenbir vilayetinden sadece birisidir.
toplam nüfusu : 4.007.860
zamanında kafamıza göre takıldığımız, sakin sakin demlendiğimiz; her ne kadar varoşların mekanı olsada kodamanlarında takıldığı 50.yıl parkının açıldığı namı diğer çamlık'ı içinde barındıran il.
yüzüncü yıl semtinde 2 ay kadar önce kazılan yolların büyükşehir belediyesi ile çankaya belediyesi arasındaki anlaşmazlık yüzünden halen asfaltlanmadığı şehirdir. oradan her geçişte, yolun bozuk olmasından kelli hoplayıp duruyoruz. arabaların tekerlekleri de geberiyor. insanda huzur bırakmayan cinsten.
(bkz: ankra nın insanlık sorunu)
(bkz: benim hayatım bu lan)
belediyecilik açısından dünyanın en şanssız başkenti. parti ayırt etmeksizin hepsi yatmaktadır. Sonuçları yürünmeyen kaldırımları, saçma trafiği ile çekilmez bir şehir.
(bkz: ankaranın trafik sorunu)
hakkında istanbul dan fazla entry girilmiş şehirdir. demek ki * *
sokaklarının ardında deniz olmasa da sevdirir bu kent kendini size içinde ki yaşanmışlıklar soğuk ama anılarla dolu olmasıdır bu denli sevgi. sokaklarında yürürken hep tanıdık anılara rastlarsınız ve sırf onları görmek için yürüsünüz bazen.
sanki türkiyede denizi olmayan tek şehirmiş gibi, her fırsatta denizinin olmadığı hatırlatılan şehir.
resmi kuruluşların kapattığı alanlar dolayısıyla kestirme yol kavramının bulunmadığı, genelde tek alternatifli güzergahların bulunduğu şehir.
doğup büyüdüğüm, bazen nefret ettiğim fakat gidince de özlediğim şehir. aslında zordur ankara. istanbul veya izmirden sonra alışmak zordur. fakat alışırsanız bu rutine, hep ararsınız. ben ise sadece mola vermek istiyorum ankaraya. yoruldum çünkü griliğinden.
Türkiye'de kent planlamasının olduğu tek şehirdir. Park ve yeşillik alanı yüzdesi olarak Avrupa'nın ilk 5 başkentinden biridir. Başınızı ne tarafa çevirirseniz çevirin bir park görürsünüz. O parkları gördükten sonra oturup dinlenmemek elde değil. 2009 yılı itibariyle 16 yıldır başında Melih Gökçek'in bulunduğu kent olmakla beraber, kanımca Gökçek ölmeden Başkent'e başkaları belediye başkanı olamayacaktır.
çöl olma yolunda emin adımlarla ilerleyen şehir. susuzluk da gelince ankara'da uzun yıllar geçirilmeyeceğini anlıyorsunuz. en iyisi koşarak kaçmak. çünkü özellikle yazın sıcak kalabalık otobüslerden sonraki susuzluk tam anlamıyla cehennem.
Her ne kadar sıkılsam da başka bir şehre gittiğimde özlediğim yerdir Ankara. Çoğu insan denizi olmadığı için sevmez ama benim için bir başkadır. Sevmeyenlere gıcık olan tiplerdenim hatta. =) Her zaman için yeri ayrı olan şehir...
yılmaz erdoğanın şiirinde karı pek yakıştırdığı vilayet.
sonbahar mevsiminin en yakıştığı şehirlerden biridir. yerlerde sonbahar yaprakları, gri renkli gökyüzü ve yüzünüzü okşayan hafif bir rüzgar... birlikte büyüdüğümüz şehir. artık eski güzelliğini kaybetmekte git gide yaşanılmayacak bir hal almakta. ne böyle yönetecileri hak ediyor ne de kendisini günden güne mahveden bir halkı... kurtarmalıyım seni ankara. seni o yabancıların elinden almalıyım, onlar anlamaz seni, yıpratırlar seni, yollarını bozarlar, şehrinin en güzel yerlerine koca koca binalar dikip güzelliğini bozarlar; saçma sapan alt geçitler yaparak doğanı bozarlar, canını acıtırlar; küçük, şirin çay bahçelerini kapatıp, yerine gürültülü, kalabalık adını bile söyleyemediğimiz kafeler açarlar; suyunu değiştirip -herşeye rağmen- kucağına aldığın halkına * içilemeyecek su verirler; güç durumda olan bazı ankaralıların karda, kışta, yağmurda, çamurda halk ekmek kuyruğunda sıra bekler. insanları kuyruklarda perişan eden yöneticin ise bu durumu halkına en iyi hizmetleri verdiğini söyleyerek açıklar. günden güne hırsızlarla, gaspçılarıla, tacizcilerle sayın artıyor ankara, biliyorum sende korkuyorsun, ürküyorsun ama umutlu ol, kurtaracağız seni ankara, güneşli günler göreceğiz hep birlikte... kurtaracağız seni barbarların elinden...
doğmadığım ama büyüdüğüm, sevmediğim ama özlediğim şehirdir.
© copyright 2005 - 2026