bugün

/400
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun modernleşmeyi ve batılılaşmayı nasıl kıçımızdan anladığımızı gösteren bi romanı.
donuk, kuru ve renksiz insanların şehridir.

deniz'in insanlara etkisini istanbul'dan ankara'ya gittiğinizde rahatça anlarsınız.
kum torbası önlemleriyle çok zeki insanlar tarafında yönetildiği kanıtlanmış başkenttir.
*
--spoiler--
sloganı : türkiye'nin kalbi
--spoiler--
aşık olunası şehir...

istanbul'dan tatil için gittim... çok övüldüğünden değil iki amcam iki halam orda olduğundan... ama gezdim gördüm mükemmel bir yer...
cnbc-e business dergisi'nin yaptığı araştırmaya göre türkiye'nin yaşanılabilir en ideal kenti.
pavyonlarıyla ünlü ilimiz ..

(bkz: tek kıyafetli dekolte manyağı fışkı)
ilk gittiğinde nedense şaşırtan,yoran ve alışılamayan,daha sonra kendine yakınlaştıran başkent.
sen ellerimde
sen gözlerimde
issiz geçen her gecemde
herseyinle yanimdasin
en zor bu gerçekten
sevdiğimi söylemeden
ayrildim yine senden
yoksun sen aslinda
yalnizim bu kumsalda
neler neler yapiyorsun
bensizken ankara'da.
Atatürk zamanında stratejik konumu sebebiyle başkent yapılmıştır.Eğer başkent yapılmasaydı Sivas ya da Kayseri'den bi farkı olmazdı.
eylül ayının ilk gününde sonbaharın tüm tonlarıyla hakim olduğu şehirdir.

(bkz: that s the way we love this town)
sancılarla dolu şehir , mutlu olmasını bilenin sancısını azaltan şehir ...
gri şehir.

yo dostum yo. henüz görmedim.

ama bunaltıcı havası, sıkıcılığı, resmi oluşu, toplu taşıma stresi, kışı, soğuğu ...
buraya kadar geldi nam-ı.

tüm ön yargılarımı yıkmak için, sevmek için, yaşamak için gidiyorum.

pişman olmak istemiyorum.

göster başkentliğini ve sevdir kendini ankara.
sahilde kız tavlamak için gitarıyla anadolu rock parçaları çalan masum gencin istiklal marşıdır.
--spoiler--
sen ellerimde
sen gözlerimde
ıssız geçen her gecemde
her şeyinle yanımdasın
en zor bu gerçekten
sevdiğimi söylemeden
ayrıldım yine senden
yoksun sen aslında
yalnızım bu kumsalda
neler neler yapıyorsun
bensizken ankara'da
--spoiler--
ankara'yı özleyen her bünyenin ankarada ki arkadaşa ,sevgiliye dosta serzenişidir. ankara'ya gidilince hesabı sorulacaktır. *
haluk leventin ankara şarkısında geçen bi an can acıtan sözdür. ankara'da olan sevgiliye ufak bir serzeniştir. güzel günler geçirilen ankaraya dert yanmadır. denizi olmasada kışları zor olsada ankara sevdası vardır.
*geçen yaz 4 gün geçirdiğim şehir. caddelerin genişliği, insanlarda ki sakin, saygılı düzen ve modern doğallık, temizliği huzur veren şehir. istanbulun karmaşıklığı, gereksiz ve sahte ambiansından sonra işte burası benim ülkem burası gerçek türkiye dedirten şehir. yolum ankara dan geçti, ben ankara yı çok sevdim.
insanlarının gayet kibar olduğu memur ve öğrenci şehri. ayrıca sıkıcı da değil. her kesime hitap eden çok güzel mekanlar var. tam tamına bir türkiye şehri, dört mevsimi aynı günde yaşaya da bilirsiniz. daha n'olsun. **
sonbaharı ilk defa sevdiğim şehir. ankara'yı her düşündüğümde, aklıma gençliğimin masum bakışlarıyla yapraklarda her ton yeşil, turuncu, kırmızı, sarı ve kahverenginin ahenkle dansedişini, güneşin insanı yumuşak sıcak bir battaniye gibi sarmalayışını, saçlarımı uçuşturan tatlı rüzgarı keşfedişim aklıma gelir. daha sonra sonbaharın her yerde güzel olduğunu farkettim tabii, ama yine de ankara denince hatırladığım ilk şey güzel bir sonbahar resmidir.
mutluluğun ve güzelliğin denizde, turizmde olmadığını bizlere gösteren tokat gibi bir şehirdir. belli başlı semtleri haricinde yaşanılası en güzel şehirdir. insanları türkiye standartları üzerinde kibardırlar. güneyi, batısı, doğusu ve kuzeyi, tamamen birbirinden farklı iklim kuşaklarına sahiptir. bazı ilçeleri görülmeye değerdir. buram buram aşk kokar bu ortamlar. ankarada aşık olmak bir başkadır. bandımızı biraz ileri sardığımızda, size sözler ile asla anlatamayacağım bir kıbrıs köyü vadisi var ki... allahın mucizesine tanık oluyorsunuz. sadece o bölgeye masus karadeniz iklimi 300 çeşit bitkinin yetişmesine olanak sunar. ön yargılarızdan arınarak gelin bu şehrimize...
nesine dikkat ederseniz öyle göreceğiniz şehirdir.
ayrılıkta gri, aşkta rengarenk, sonbaharda romantik, yazın gezilesi...
belki denizi yoktur ama ankara'ya alışmış insan denizi aramaz. tatillerin ankara'ya dönüşünü seversiniz, kibardır insanları, başka şehrin insanı hemen kendini belli eder. kabalıktan değildir, ama ankara'ya uymaz. sıkılır orada.
memur şehridir, ama ankara bitanedir. asla ayrılamayacağım şehir.
uğruna izmir'e taşınma fikrini salladığım şehir...
tatilimin bir kismini gecirdigim sehir. gayet resmi ama insanlarini nazik buldum.
türkiye'nin yönetim merkezidir.*bünyesinde bir çok üniversite, kurum, bakanlık, askeri birlik komuta merkezleri, konsolosluklar barındırır. öğrenci ve memur çoğunluğu vardır. yönetenlerden öte gelen yolları, havası, bilindik caddeleri, kokusu özellikle merkezi kızılay ve ulus civarı bir türlü doğru yola sokulamamaktadır. büyük bir toplu taşıma çilesi vardır, bir başkente yakışmayacak bozuk mimariye sahiptir, kültürel faaliyetleri çok göze çarpmaz çünkü insan kültürü alacak yere çıkmaya gidemez bir türlü, midesi bulanır, kalabalıktan, gürültüden, sıkıntıdan sürekli sevgili belediyesine ve sayın başkana öpücük yollar. bir metro var bu şehirde hiç bir yere gidemezsin, çünkü bitmez asla, hep aynı afiş asılıdır üstünde ve gülümseyen öptüğümün başkanı ''hızla tamamlıyoruz'' der on yıla yakın zamandır hep aynı masal başlangıcını tekrarlar. aslında yıldızlar bile çok uzaktır bu şehirde geceleri, dilek bile tutmana izin vermezler öyle az parlarlar ki ama olsun en büyük aydınlığın kabrine istediğin zaman dokunursun, anıtkabir yanındadır ve her şeye yönetenlere ve yönetilenlere rağmen ankara'yı seversin işte atanla aynı şehirde uyuduğunu biliyorsun, ayrıcalıklısın diye.
gri şehir, resmi şehir, kravatlı şehir tarzında benzetmelere hedef olmuş, aslında sonbaharın en güzel geçtiği yerlerden biridir ankara. melankoliyi bünyeye öyle işler...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© copyright 2005 - 2026