bugün

/400
4 mevsimin bir günde yaşanabildiği şehir.

(bkz: sonbahar) havasıyla uyanırsın hafif serin, yapraklar dökülmüş filan,

sonra otobüsle filan ümitköy taraflarına gidiyorsan eğer gözlerini kısarsın güneş gelmeye başlar gözlerine.. al sana (bkz: ilkbahar)!

sonra saat 12:00 civarı niye kazak giydik lan!? bu ne sıcak bugün hava güzel haa gibisinden sözcükler duyulur,, (bkz: yaz mevsimi)cicim pek sevdiğim için modu. *

akşam k.çın donar! (bkz: kış)
Türkiye Cumhuriyeti'nin sıkıcı ve boğucu başkenti.

Ankara'da doğdum ve büyüdüm. Açıkçası sakinliği, Başkent oluşu ve Ata'mıza ev sahipliği yapıyor oluşundan başka hiç bir espirisi yok. Zaten belli bir yerden sonra o sakinliği adamı hasta ediyor. Ya gerçekten bu şehirde öyle gidilecek aman aman yerler yok. Kimse Behzat Ç, Pilli Bebek şarkıları yada Aşk tesadüfleri sever gibi zorlama güzelliklere kanmasın. Bu şehir 55 yaşından sonra güzel gelir bünyeye.

Şöyle açıklayayım; canın sıkıldı, dolaşmak istiyorsun ya işte öyle bir yer yok. Ha güzel restoranlar yok değil var ama herşey yemek yemek değil. Alışveriş yapacak güzel AVM'ler de yok değil ama insan her gün alışveriş yapacak değil ya? Zaten hepsi ışıklı, süslemeli beton yığınları. Tamam coğrafyası müsait değil,şöyle mavi bir deniz yada insanı ferahlatan bir yeşillik yok. Olabilir. Ama bozkırın güzelliği de yok işin ilginci. Estetikten ve karakterden uzak binalar, plansız büyümüş bir şehir.

Yine de Karanfil Sokağın hareketliliğini, Tunalı Hilmiyi, Arjantin, Filistin, Park Caddelerinin ve Minesera bölgesinin hakkını vermeden geçmeyelim.

Bir Ankaralı olarak son zamanlarda medyada bu kadar Ankara'yı konu alan dizi film çekilmesi felan bir garibime gidiyor. Belki gerçekten güzel şehir de, ben görmüyorum.
acayip sikko bir şehir. bırakalım bu her şeye rağmen seviyorum triplerini.

yozgat'tan hallice ama.
kendini her daim özlettiren şehir.
ekmek mushaf çarpsın, yalansa iki gözüm önüme aksın, yemin billah olsun ki, vallahi de billahi de bu şehirde deniz yok arkadaş! gittim, gezdim, gördüm, araştırdım, aradım, taradım bulamadım. ııh yok valla!
ensesi kalınların bulunduğu memur şehri. kışları soğuk, yazları kavurucudur.* ** *
Ankaralı bir dostumun yazısıdır. izniyle paylaşıyorum.

--spoiler--
Ankara Çocuğu; Gerekirse aç gezer ama şık gezer. Kenar mahallede berduş, Bahçeli de Cankuş olur. izmir e gitti mi, istanbullular gibi yerleşmez. Bir an önce dönmek ister. Zarif adamdır, sinemaya tek gitmez gitse de tek çıkmaz. Benjamin Button gibidir yaşlandıkça gençleşir, Yediği balıktan, tuttuğu takımdan, sevdiği kadından vazgeçmez. Geliyorum dedi mi gelir, Gidiyorum dedi mi gider. Nereye giderse gitsin ankara yı över ve elbet bir gün yine ankara ya döner.
--spoiler--
ayazının benzeri acaba nerede vardır diye merak ettiren şehir. herhalde eskişehir ya da sivas.
yalnızlığımın başkentidir.
(bkz: 16 kasım 2011 ankara kar yağışı)
dünyayı bilmem ama türkiyede karın en çok yakıştığı şehir. kar yağarken oluşan güzelliği istanbul ile kapışır. özelikle anıtkabirin üstünde oluşan kırmızı gökyüzü oturup izlenmeye değerdir. lisede az yapmadık.
bugünlerde kafası çok karışık olan şehir. on dakika önce ufak ufak kar atarken 10 dakika sonra güneş görünüyor. sinemaya girerken soğuktan diz kapaklarınız titriyor ama çıktığınızda gayet yumuşak güzel bir havayla karşılaşıyorsunuz.
nereye gidersem gideyim hep peşimden gelen ve gelecek olan kent.
tunalı'da deli gibi kar yağmaya başlamıştır.
bilkentten seslenen birileri olsaydı eğer

-burada kar yağıyor memedali beey
-kar durdu memedali beeey
-yağıyor yağıyooor
-amınıskii yağmıyor.
*valla yağıyor
-lan karar ver
-üşüdüm lan.

şeklinde seslenmesine gerekçe olabilecek şehirdir şu an.
çankaya yıldızdan sesleniyorum memedalibeeey burada kar yağıyor.
an itibari ile kar yağışı görülmemesinin sebebi malum hocanın sözünden sonra pencereden bakan bizlerin "-lan durdu ya" dememizle aynıdır.
karın çoşmasıyla birlikte altyapının çökeceği, trafiğin sıkışacağı, toplu taşıma araçlarının çalışmayacağı; özellikle yukarı ayrancı ve dikmen taraflarında yaşayan insanların kalabalık bir şekilde evlerine yürüyeceği şehirdir.
kar yağmaya başlamıştır, ankara şimdi güzel.
az evvel anayasa hocasının pencereden bakarken "-aboooo kar yağıyo ya laaan." cümlesini kurduran şehir.
ankarada keçi yetiştiren enderunlar var.

(bkz: ygs de çıkar bu)
ankarada yaşamış olanların başka bir şehire alışamama gibi bir durumu söz konusudur. yapamıyor insan, bırakıp gidemiyor ankarayı.
ankara'ya ilk görüşte aşık olmaz insan..
öyle havalı bi mimari yapısı yoktur..
şehre elinizde bavulla zafer çığlıkları atarak girebileceğiniz bir haydarpaşa garı yoktur mesela,
çünkü yenmek için gelinen bir yer değil çoğu zaman bakanlıklarca atanılan ya da mecburen okumak için gelinen bir şehirdir..
o yüzdendir belki de ilk görüşte aşık olamama durumu,
... zamanla belki seversiniz o ayrı..
imparatorluktan cumhuriyete geçilirken iyi niyetle yapımına başlanmış,
ama sonuçta ortaya çok kötü parçaların çıktığı bi cover albümü gibidir ankara..
bazen öyle sanıldığı gibi bir ucundan bir ucuna 1 saatte gidilebilecek kadar küçük olmayan,
bazen de en uzun mesafesi dost kitabevinden kocatepe'ye kadar küçük gelen bir şehirdir..
ama iyi niyetlidir ankara,
öğrenciyi sever mesela,
öyle başka şehirlerdeki atm'ler gibi yalnızca 50 lira ve katlarını çekebilirsiniz demez insana,
5 lira istediğinizde bile elini uzatır size..
çok sigara içilir burda,
o yüzden her zaman dumanaltıdır,gridir,pis gelir..
ankara'da bir dostu görme isteği mekandan bağımsızdır,
i̇stanbul'da bir buluşmaya sırf mekan güzel olduğu için de gidebilirsiniz,
ama burda gittiğiniz yeri değil,sadece yanına gittiğiniz kişiyi görmek için gidersiniz..
hırçındır,serttir,çirkindir ankara ama kollayıcıdır..
şairin dediği gibi “hasreti nazlı”,ayazı sert,siyaseti çirkeftir..
ama bir alıştın mı bu şehre;
kimse anlamaz belki ama garip bir bağ ile bağlanırsın....
sonra ..hasreti dayanilmaz olur ankara...
artık sevemediğim şehir...
ayrıca içinde centilmen erkek hiç yok.siz koca bavulu taşırken yanınızdan geçerler, bir tanesi de gelip yardım edelim demez.
bana karşı çok soğuk bu aralar, bi ayazlar, bi tafralar, bi kuru soğuklar filan. derdi neyse konuşarak çözebileceğimize inanıyorum. *
© copyright 2005 - 2026