bugün

iyiler
"Roma imparatorluğu hâkimiyetindeki iskenderiye’de geçen hikâyede bilinen ilk kadın matematikçi, astronom ve filozof olan Hypatia’nın hayatı merkeze alınıyor.
Ünlü yönetmen Alejandro Amenábar'ın yönettiği filmin başrolünde Rachel Weisz, Max Minghella ve Oscar Isaac yer alıyor. 2009 yapımı."

iskenderiye kütüphanesi, kütüphane delilerinin kesinlikle izlemesini önereceğim bir film.

pagan dini, kütüphaneyle olan ilişkileri. çok şey var bu konuda söyleyecek yazmak zor.

Hıristiyan dini(özümsemem uzun sürecek).

hypatia ah sen mükemmelsin birgün senin için daha hızlı bir kurşun tasarlayacağım(!) gökyüzüm senden sorulur, yıldızların yalnızlığından da sen sorumlusun. johannes kepler de olmasaydı seni okuyamayacaktım, kâbus.
öncelikle tarihteki en güzel bilim kadınını göstermiş olarak abazanlara göz zevki yaptıran bir film.
sonrasında konu derinlere doğru süzülüyor.

filmin asıl amacı yok edilen iskenderiye kütüphanesinde olan bitenleri anlatmak değil elbet.

asıl amaç herhangi bir düşüncenin peşinde bağnazca koşturanların, gücü ele geçirince nasıl da değişebildiğini göstermek.
bunlarla tek başına mücadele eden cesur bir kadının tıpkı günümüzde 'feminist' ' evde kalmış kız kurusu' 'kadın dediğin anne ve eş olur kadınlığını bilir.' denildiği gibi o zamanlarda da 'cadı' 'kafir' ilan edilmesi bilimle ilgili rolünün küçümsenmesi oldukça gerçekçi bir gönderme.
öğretilen bilgelik ve dünyanın döndüğü gerçeğinin nasıl basit deneylerle ve sağlam bir hayal gücüyle keşfedilebildiğini görmek hayret verici.
(bkz: hypatia)nin ölümü bilim ve felsefenin ilerleyisinin durması ve intro. To dark age temali müthiş bir film.
(bkz: must-see movies) listenize ekleyin.
Felsefe üzerine güzel bir film. Sahip olduğunuz felsefeye artı bir şeyler katmaz belki ancak güzel temellendirmelere sebep olur.
Asla sıkıcı değildir, insanı düşündürür aynı zamanda keyif verir.
izlenilesi filmdir.
---spoiler---
çok çok uzun zaman öncesinin iskenderiyesindeki yaşamın, dinlerin yıkıcılığının, matematikle ve dünyanın yörüngesiyle ile ilgili çalışmalarıyla ile ünlü olan tarihi kadın ilimci Hypatia üzerinden anlatıldığı etkileyci bir filmdir ama nedense pek gündeme gelmemiştir. herhalde paranormal activity gibi değişik reklam taktikleri uygulamaları gerekiyordu!!

film hristiyanların gün geçtikçe çoğaldığı ve putperestlerin sayısını geçtiği bir dönemi anlatıyor. Hypatia ise bu dönemde babasının yönetici konumunda olduğu iskenderiye'De, kütüphanede ders vermekte. o dönemlerde bu kadar serbest bir kendisi var zaten kadın olarak. böyle bir ortamda putperestler ile hristiyanlar atışmaktadırlar ama bu atışmalar savaşa dönüşür. hypatia'nın gayretlerine rağmen putperestler kalabalık birşekilde hristiyanlara saldırırlar ama daha sonra hristiyanlar çok daha kalabalık bir şekilde putperestlere saldırırlar ve burada olan iskenderiye kütüphanesine olur. hristiyanlar tarafından bu kütüphane (ki zamanında gerçekten de dünyanın her tarafında topanılan yüzbinlerce kitaba evsahipliği edermiş) yakılıp yıkılır. daha sonrasında ise aynı şey yahudiler ve hristiyanlar arasında olur ve dinler için (ya da bazıları dini kullanarak) insanlar öldürülür. daha güçlü olanlar, karşı fikirleri savunanları ve de kendininkinden başka dine mensup olanları öldürür ya da o topraklardan sürer. bu cehaletin ucu hypati'a kadar gider.

yani anlayacağınız tarihin birçok döneminde var olan inançlara körü körüne bağlılık, birilerinin bunları (inanmadan ama inanıyormuş gibi gözükerek) kullanıp kar etme çabası, birilerinin bunlardan zarar görmesi, vandalizm, bilime karşı çıkılması gibi tarhin bir çok döneminde (hatta her zaman) var olan şeyler anlatılıyor filmde. aynı zamanda incil'in nasıl çarpıtıldığı, hypatia'nın ne kadar önemli, tarihi bir şahsiyet olduğu (o zamanlardaki bilimsel çalışmaları, bilime olan aşkı açısından) ve nasıl da hunharca ve vahşice öldürüldüğü de anlatılan şeyler arasında.

filmin merkezinde olan hypatia karakteri (geçmişte yaşamış olan tarihi kişilik hakkında pek de birşey bilmiyorum aslında. sadece filmde anlatılanı söylüyorum) iyi kalpli, bilime aşık, iskenderiyenin ileri gelenlerinin çocuklarına eğitim veren, yine iskenderiyenin ileri gelenlerinden birinin kızı (sanırım bu sebeple de bu kadar özgür olabilmekte bir kadın olarak) olan, bir adet kölesi (davus) olan, bu köleye zaman zaman (dönemin toplumsal yapısı sebebiyle bakarsak anromal değildi) azarlayarak kötü davranan ama genelde onu seven ve koruyan bir kişi olarak canlandırılmış. kölesi olarak oynayan karakter de kendisine aşık olan biri ve filmin ortalarında hypatia tarafından azad ediliyor. filmin bir diğer konusunu da bu aşk hikayesi oluşturuyor.

filmde beni en çok etkileyen iki sahne vardı. birincisi aşık olduğu efendisi (mistress hypatia) tarafından hakarete uğrayan davus'un, diğer putperestler gibi kaçmak yerine, hypatianın tüm ısrarlarına rağmen, eli kılıcında geriden gelen ve kütüphaneye girecek olan binlerce hristiyana doğru yürüdükten (bir nevi intahara gidiyor) sonra (bu arada o beklerken sürekli büyüyen bir uğultu var. binlerce kişiden oluşan azgın kalabalığın uğultusu) bu azgın kalabalığın davusu hiç iplemeden etrafından geçtiği ve kütüphaneyi talan ettiği ve önceden onlara malak gibi bakakalan davusun onlara katılıp putları devirdiği sahneydi. ikincisi ise filmin en sonunda inanılmaz duygu yüklü olan hypatianın öldürülme sahnesiydi. cehaletten ve bağnazlıktan nefret etmenizi sağlayan müthiş sahnelerdi bence. öylesine bir kadının o hale gelmesi, hypatia'nın kendisine aşık olan eski kölesi davus ile bakışmaları ve hiç konuşmadan anlaşmaları ve son olarak da davusun acı çekmesin diye hypati'ı boğarak öldürmesi (ki okuduğuma göre kendisi ölene kadar dövülmüş ve sonrasında vücudu kırık kiremit ve midye kabukları ile parçalanarak iskenderye sokaklarına atılmıştır) ve bağnazların kadını taşlaması insanın boğazına bir düğüm atıyor ve gözlerinin dolmasına yol açıyor.

filmde oyuncukuklar da gayet iyiydi. Rachel Weisz ve davus'un koyu hristiyan olan arkadaşını canlandıran (hani şu ateşte yürüyen) adam gerçekten çok iyi performans göstermişler.

---spoiler---

ispanya gibi hristiyan bir ülke tarafından böyle cesur bir filmin yapılması da takdir edilesi bir durum. sözün özü herkese tavsiye edebileceğim güzel bir tarihi film.
Tam şu zamanlarda, şu filmi açıp tüm ülkeye izletme imkanım olsaydı çok manidar olurdu.

Yobazlığın, iktidar olma hırsının, yok edici etkisinin ne karar büyük olabileceğini anlatan ve bilimin, felsefenin önemini ortaya çıkaran etkileyici bir film.
izlenmesi gereken güzel filmlerden bir tanesi.
çarpıtılmış dinin insanı nasıl insanlıktan uzaklaştırdığını anlatıyor.
paganlarda kadın ders veriyor iş hristiyanlığa gelince kadın sindiriliyor cadı ilan ediliyor. itaat et, sorgulama, düşünme , ne denirse onu yap kardeş ol.
aslında sorun dinde değil insanın anlamayan , kendine yontan beyninde.
iki şey birbirine eşitse buna eşit olan üçüncü şeyle birlikte hepsi birbirine eşittir. hepimiz kardeşiz. aynen. haklısın aypedya.
çok çok güzel film. izlemeyen arkadaşlar izlemeliler aksi takdirde hadım edilmiş bir erkek ne kaçırıyorsa onlar da onu kaçırıyorlardır. yok lan abarttık ama güzel film izleyin.
din uğruna insanlığın hiçe sayıldığını gözler önüne seren film. mutlaka izlenmeli belki dünyadaki tek önemli şeyin barış içinde hepberaber yaşayabilmek olduğu kavranır.
ilk ve önemli kadın filozoflardan hypatia'nın hayatını, bir yandan da iskenderiye'nin tarihini anlatan film. özellikle çok bilinmeyen bir olasılığı gözler önüne seriyor film: hypatia'nın elips şeklinde bir yörüngenin olabileceğini düşünmesi . onun yanında çok iyi yansıttıkları tarihte hep karşımıza çıkan hatta günümüzde de devam eden siyasette halkı kazanmak ve yönlendirebilmek için yapılanlara değiniyor: dini kendi çıkarlarına uygun şekilde yorumlayıp halka bu şekilde aktararak bunu kabul etmek istemeyenlerin dinsiz ilan edilerek yok edilmesi.yalnızca "kadın" filozof olduğu için hiç düşünmeden iftiraya, hakarete maruz kalması ,vahşi bir şekilde bedenine eziyet edilmesi, bunu yapanların kendini din için mücadele eden kişiler konumunda görmesi gibi insanı çileden çıkaran ama hep yaşanan ve yanlış tarafları bir türlü anlatılamayan olaylar.
antik yunan kentinin ticari, siyasi, dini ve sosyal merkezi olan açık alanın adı. ilk kez homeros destanlarında adı geçmiştir. bir kare ya da dikdörtgen şeklindeki alan sunak, çeşme, heykel ve ağaçlarla süslüdür. çevresinde halkın kullanımı için kutsal yapı ve dükkanları içeren kolonadlar bulunur.
(bkz: hypatia)
Zamanın iskenderiyesinde geçen, tarihin ilk kadın filozoflarından Hypatia'nın bilim yolundaki mücadelesini konu alan çarpıcı filmdir. Hypatianın kölesi bir erkektir, fakat Hypatia onun karşısında çırılçıplak durmakta bir sakınca görmez. Kölelik kavramında cinsiyetin bile önemi olmadığını burda görüyoruz. Hypatia paganizmin yavaşça yerini hristiyanlığa bıraktığı bir atmosferde günlerini bilim, astronomi, matematik ve felsefeye ayırır. Burada keşfedeceklerinden dolayı zekasına hayran kalmamak elde değildir. Güzelliğiyle de çevresinde etkili biri olmuştur. Bu nedenle siyasi yönü olduğu sanılır ancak bu sadece önemli insanları etkisinde bıraktığı içindir. Dini yanlış algılamak ve uygulamaya sadece işine yarayan şekilde geçirmek tüm dinlerde yaşanmış bir hezeyanmış- sonunda bu hezeyan güzel Hypatia'yı da buluyor ve bizi derinden sarsıyor.
dinin toplumların gelişmesinde, insanların düşünce sisteminde nasıl olumsuz etkiler yarattığını, din ile insanların nasıl kolayca sömürüldüğünü mükemmel bir şekilde anlatan bir filmdir. finaliyle de insanın içini acıtır.
insanı her yönüyle etki altında bırakan filmdir.

--spoiler--
evet, iskenderiye kütüphanesini yok edişleri, hypatia'yı recmetmeleri akıllarda en derin izler bırakan sahnelerdi ancak bu filmde bir de davus karakteri vardı ki, üzerine en büyük yorumların yapılabileceği, en "tehlikeli" insan tipi olan karakterdi. halkımızın %60'ını yansıttığı için diğerlerinin aksine ben bu yazımda davus'u yazacağım. ha unutmadan, davus için sempatik bir yazı yazmıyorum, sonu sürpriz olmasın.

düşünün, kölesiniz. yalnız farklı inançlara sahipler diye yanınızdaki köle arkadaşlarınızın kırbaçlandığı bir ortam. onları savunursanız daha kötü bir ceza alıyorsunuz. efendinize göre "cinsiyetsiz"siniz, yanınızda soyunabilir, size emirler yağdırabilir. konuşmaya çekindiğiniz bir ortam. işte davus böyle bir köle.

sonra bir gün karşısındaki hristiyan ona gerçek "mucize"yi göstereceğini söylüyor. ekmeklerini fakirlere dağıtıyor. "merhamet"i, "yardım"ı hissediyor. gerçek mucize bu çocuk için hangisidir a dostlar? kendini bir köleden yüce hissettiği an mıdır? yoksa dünya'nın dönüş ekseni midir?

sanırım filmi izleyen herkes davus'un kütüphane yakılırken hristiyanlara karşı savaşacağını, o kılıcı meczuba saplayacağını düşünmüştür. ama beklenmeyeni yaptı ve puta saldırdı o kılıçla. kendi elleriyle yok etti kütüphaneyi. özgürlük hissini daha mucizevi buldu çünkü.

ve sırf bu özgürlük hissini kaybetmemek için kendine denilenleri harfiyen yaptı. sorgulamayı bıraktı. çıkarlarına göre dünya düz bile olabilirdi davus için.
--spoiler--

şimdi davus'un türkiye'deki şubesi hamza abi'ye dönelim.

düşünün, fakir bir ailede yetişmişsiniz. leş gibi kokan bir sokağın leş gibi kokan bir okulunda öğrenim görüyorsunuz. arkadaşınız diğerlerinden farklı bir şey söylerse ceza alıyor. eğer onu savunursanız "avukatı mısın" yaftası yiyerek safdışı bırakılıyorsunuz. öğreniminizi bitiriyorsunuz. çok istisna değilseniz o ortamda garson, çırak, hamal vesaire oluyorsunuz. üstleriniz veya efendileriniz size emirler yağdırabilir, üst tabaka insanlar size sadece çalıştığınız iş sebebiyle uzak davranabilir. konuşmaya çekindiğiniz bir ortam yani. işte hamza abi de böyle bir 21. yüzyıl kölesi.

sonra bir gün karşısına bir adam çıkıyor hamza abeyin, "gel mübarek gel" diyor. adama ilk defa "adam" gibi davranıyor. "merhamet"i, "yardım"ı hissediyor. bu adam oturup neyi düşünecek şimdi a dostlar? "siyaset"i mi, "eğitim"i mi?

kendini ilk defa bir şeyin parçası gibi hissediyor hamza abey. ilk defa söz hakkının olduğunu hissediyor davus gibi.

o yüzden en tehlikeli insan türüdür hamza abey. bu sistemde "bilmeden" değil, "bile bile" hizmet eder sırf o ezilmişliğin acısıyla onu ezmeyenlere. "inandığı" şeyin çıkarı için "kütüphane" de yakar yanlış olduğunu bile bile.
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com