bugün
- erzurum da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı10
- kolye142
- bik bik'in kraliçe olması11
- sarı tekerin yazar olamaması9
- türk kızı'nın hırt suçlu fetişi6
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi5
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- peynir dolgulu jalapeno4
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi6
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- bik bik moderatör olmasın kampanyası6
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur2
- hacker saldırısı gazileri8
- uzun süre bir uçuruma bakmak4
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu7
- cep telefonu22
- usualsuspects'e ödül ayağı atmak5
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız7
- sözlüğe yeni bir moderatör alınsın kampanyası5
- semih kılıçsoy4
- nokia20
- türkiye20
- fransa8
- usualsuspectsin mod olması6
- zall'ın makara yapması6
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- arkadaşınızın sizi övmesi3
- usualsuspects'in ayağı4
- azerbaycan5
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- tır şoförü olmayı istemek14
- almanya11
- her boku yiyip suçu şeytana atmak2
- yılmaz erdoğan2
- araba3
- meltem hendem2
- antalya2
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması4
- kuzey kıbrıs ta öğrenci olmak2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- fenerbahçe organize troll örgütü3
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- esaretin bedeli5
- konya denilince akla gelenler7
- ben yokken sözlükte neler oldu4
- bilim3
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- ay3
---spoiler---
çok çok uzun zaman öncesinin iskenderiyesindeki yaşamın, dinlerin yıkıcılığının, matematikle ve dünyanın yörüngesiyle ile ilgili çalışmalarıyla ile ünlü olan tarihi kadın ilimci Hypatia üzerinden anlatıldığı etkileyci bir filmdir ama nedense pek gündeme gelmemiştir. herhalde paranormal activity gibi değişik reklam taktikleri uygulamaları gerekiyordu!!
film hristiyanların gün geçtikçe çoğaldığı ve putperestlerin sayısını geçtiği bir dönemi anlatıyor. Hypatia ise bu dönemde babasının yönetici konumunda olduğu iskenderiye'De, kütüphanede ders vermekte. o dönemlerde bu kadar serbest bir kendisi var zaten kadın olarak. böyle bir ortamda putperestler ile hristiyanlar atışmaktadırlar ama bu atışmalar savaşa dönüşür. hypatia'nın gayretlerine rağmen putperestler kalabalık birşekilde hristiyanlara saldırırlar ama daha sonra hristiyanlar çok daha kalabalık bir şekilde putperestlere saldırırlar ve burada olan iskenderiye kütüphanesine olur. hristiyanlar tarafından bu kütüphane (ki zamanında gerçekten de dünyanın her tarafında topanılan yüzbinlerce kitaba evsahipliği edermiş) yakılıp yıkılır. daha sonrasında ise aynı şey yahudiler ve hristiyanlar arasında olur ve dinler için (ya da bazıları dini kullanarak) insanlar öldürülür. daha güçlü olanlar, karşı fikirleri savunanları ve de kendininkinden başka dine mensup olanları öldürür ya da o topraklardan sürer. bu cehaletin ucu hypati'a kadar gider.
yani anlayacağınız tarihin birçok döneminde var olan inançlara körü körüne bağlılık, birilerinin bunları (inanmadan ama inanıyormuş gibi gözükerek) kullanıp kar etme çabası, birilerinin bunlardan zarar görmesi, vandalizm, bilime karşı çıkılması gibi tarhin bir çok döneminde (hatta her zaman) var olan şeyler anlatılıyor filmde. aynı zamanda incil'in nasıl çarpıtıldığı, hypatia'nın ne kadar önemli, tarihi bir şahsiyet olduğu (o zamanlardaki bilimsel çalışmaları, bilime olan aşkı açısından) ve nasıl da hunharca ve vahşice öldürüldüğü de anlatılan şeyler arasında.
filmin merkezinde olan hypatia karakteri (geçmişte yaşamış olan tarihi kişilik hakkında pek de birşey bilmiyorum aslında. sadece filmde anlatılanı söylüyorum) iyi kalpli, bilime aşık, iskenderiyenin ileri gelenlerinin çocuklarına eğitim veren, yine iskenderiyenin ileri gelenlerinden birinin kızı (sanırım bu sebeple de bu kadar özgür olabilmekte bir kadın olarak) olan, bir adet kölesi (davus) olan, bu köleye zaman zaman (dönemin toplumsal yapısı sebebiyle bakarsak anromal değildi) azarlayarak kötü davranan ama genelde onu seven ve koruyan bir kişi olarak canlandırılmış. kölesi olarak oynayan karakter de kendisine aşık olan biri ve filmin ortalarında hypatia tarafından azad ediliyor. filmin bir diğer konusunu da bu aşk hikayesi oluşturuyor.
filmde beni en çok etkileyen iki sahne vardı. birincisi aşık olduğu efendisi (mistress hypatia) tarafından hakarete uğrayan davus'un, diğer putperestler gibi kaçmak yerine, hypatianın tüm ısrarlarına rağmen, eli kılıcında geriden gelen ve kütüphaneye girecek olan binlerce hristiyana doğru yürüdükten (bir nevi intahara gidiyor) sonra (bu arada o beklerken sürekli büyüyen bir uğultu var. binlerce kişiden oluşan azgın kalabalığın uğultusu) bu azgın kalabalığın davusu hiç iplemeden etrafından geçtiği ve kütüphaneyi talan ettiği ve önceden onlara malak gibi bakakalan davusun onlara katılıp putları devirdiği sahneydi. ikincisi ise filmin en sonunda inanılmaz duygu yüklü olan hypatianın öldürülme sahnesiydi. cehaletten ve bağnazlıktan nefret etmenizi sağlayan müthiş sahnelerdi bence. öylesine bir kadının o hale gelmesi, hypatia'nın kendisine aşık olan eski kölesi davus ile bakışmaları ve hiç konuşmadan anlaşmaları ve son olarak da davusun acı çekmesin diye hypati'ı boğarak öldürmesi (ki okuduğuma göre kendisi ölene kadar dövülmüş ve sonrasında vücudu kırık kiremit ve midye kabukları ile parçalanarak iskenderye sokaklarına atılmıştır) ve bağnazların kadını taşlaması insanın boğazına bir düğüm atıyor ve gözlerinin dolmasına yol açıyor.
filmde oyuncukuklar da gayet iyiydi. Rachel Weisz ve davus'un koyu hristiyan olan arkadaşını canlandıran (hani şu ateşte yürüyen) adam gerçekten çok iyi performans göstermişler.
---spoiler---
ispanya gibi hristiyan bir ülke tarafından böyle cesur bir filmin yapılması da takdir edilesi bir durum. sözün özü herkese tavsiye edebileceğim güzel bir tarihi film.
çok çok uzun zaman öncesinin iskenderiyesindeki yaşamın, dinlerin yıkıcılığının, matematikle ve dünyanın yörüngesiyle ile ilgili çalışmalarıyla ile ünlü olan tarihi kadın ilimci Hypatia üzerinden anlatıldığı etkileyci bir filmdir ama nedense pek gündeme gelmemiştir. herhalde paranormal activity gibi değişik reklam taktikleri uygulamaları gerekiyordu!!
film hristiyanların gün geçtikçe çoğaldığı ve putperestlerin sayısını geçtiği bir dönemi anlatıyor. Hypatia ise bu dönemde babasının yönetici konumunda olduğu iskenderiye'De, kütüphanede ders vermekte. o dönemlerde bu kadar serbest bir kendisi var zaten kadın olarak. böyle bir ortamda putperestler ile hristiyanlar atışmaktadırlar ama bu atışmalar savaşa dönüşür. hypatia'nın gayretlerine rağmen putperestler kalabalık birşekilde hristiyanlara saldırırlar ama daha sonra hristiyanlar çok daha kalabalık bir şekilde putperestlere saldırırlar ve burada olan iskenderiye kütüphanesine olur. hristiyanlar tarafından bu kütüphane (ki zamanında gerçekten de dünyanın her tarafında topanılan yüzbinlerce kitaba evsahipliği edermiş) yakılıp yıkılır. daha sonrasında ise aynı şey yahudiler ve hristiyanlar arasında olur ve dinler için (ya da bazıları dini kullanarak) insanlar öldürülür. daha güçlü olanlar, karşı fikirleri savunanları ve de kendininkinden başka dine mensup olanları öldürür ya da o topraklardan sürer. bu cehaletin ucu hypati'a kadar gider.
yani anlayacağınız tarihin birçok döneminde var olan inançlara körü körüne bağlılık, birilerinin bunları (inanmadan ama inanıyormuş gibi gözükerek) kullanıp kar etme çabası, birilerinin bunlardan zarar görmesi, vandalizm, bilime karşı çıkılması gibi tarhin bir çok döneminde (hatta her zaman) var olan şeyler anlatılıyor filmde. aynı zamanda incil'in nasıl çarpıtıldığı, hypatia'nın ne kadar önemli, tarihi bir şahsiyet olduğu (o zamanlardaki bilimsel çalışmaları, bilime olan aşkı açısından) ve nasıl da hunharca ve vahşice öldürüldüğü de anlatılan şeyler arasında.
filmin merkezinde olan hypatia karakteri (geçmişte yaşamış olan tarihi kişilik hakkında pek de birşey bilmiyorum aslında. sadece filmde anlatılanı söylüyorum) iyi kalpli, bilime aşık, iskenderiyenin ileri gelenlerinin çocuklarına eğitim veren, yine iskenderiyenin ileri gelenlerinden birinin kızı (sanırım bu sebeple de bu kadar özgür olabilmekte bir kadın olarak) olan, bir adet kölesi (davus) olan, bu köleye zaman zaman (dönemin toplumsal yapısı sebebiyle bakarsak anromal değildi) azarlayarak kötü davranan ama genelde onu seven ve koruyan bir kişi olarak canlandırılmış. kölesi olarak oynayan karakter de kendisine aşık olan biri ve filmin ortalarında hypatia tarafından azad ediliyor. filmin bir diğer konusunu da bu aşk hikayesi oluşturuyor.
filmde beni en çok etkileyen iki sahne vardı. birincisi aşık olduğu efendisi (mistress hypatia) tarafından hakarete uğrayan davus'un, diğer putperestler gibi kaçmak yerine, hypatianın tüm ısrarlarına rağmen, eli kılıcında geriden gelen ve kütüphaneye girecek olan binlerce hristiyana doğru yürüdükten (bir nevi intahara gidiyor) sonra (bu arada o beklerken sürekli büyüyen bir uğultu var. binlerce kişiden oluşan azgın kalabalığın uğultusu) bu azgın kalabalığın davusu hiç iplemeden etrafından geçtiği ve kütüphaneyi talan ettiği ve önceden onlara malak gibi bakakalan davusun onlara katılıp putları devirdiği sahneydi. ikincisi ise filmin en sonunda inanılmaz duygu yüklü olan hypatianın öldürülme sahnesiydi. cehaletten ve bağnazlıktan nefret etmenizi sağlayan müthiş sahnelerdi bence. öylesine bir kadının o hale gelmesi, hypatia'nın kendisine aşık olan eski kölesi davus ile bakışmaları ve hiç konuşmadan anlaşmaları ve son olarak da davusun acı çekmesin diye hypati'ı boğarak öldürmesi (ki okuduğuma göre kendisi ölene kadar dövülmüş ve sonrasında vücudu kırık kiremit ve midye kabukları ile parçalanarak iskenderye sokaklarına atılmıştır) ve bağnazların kadını taşlaması insanın boğazına bir düğüm atıyor ve gözlerinin dolmasına yol açıyor.
filmde oyuncukuklar da gayet iyiydi. Rachel Weisz ve davus'un koyu hristiyan olan arkadaşını canlandıran (hani şu ateşte yürüyen) adam gerçekten çok iyi performans göstermişler.
---spoiler---
ispanya gibi hristiyan bir ülke tarafından böyle cesur bir filmin yapılması da takdir edilesi bir durum. sözün özü herkese tavsiye edebileceğim güzel bir tarihi film.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar