bugün
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası7
- ilişkiye ara vermek10
- ofis pornosu12
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması9
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek7
- kolye142
- bu saatte yemek yemek8
- asansörde konuşmama kuralı8
- ölümün çözüm olduğunu düşünmek4
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir9
- cam açık ve çıplak uyumak4
- ısparta da kanyonda mahsur kalan ihh gönüllüleri4
- sevgiliden ayrılamama nedenleri2
- kadınların yedekte erkek tutması3
- sevgiliden ayrilamayip onun terk etmesini beklemek2
- marka giyinmek8
- siyah saçlı beyaz tenli kız8
- migren4
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- gerçekten iğrenç bir hayat2
- gecelerin kötü olması2
- şargoz2
- kaybolan çorabın teki3
- hayatın acı gerçekleri6
- nervionun mavi gözleri11
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- bik bik'in hacker'a yemek yapması18
- aşk13
- ona bir şey söyle13
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- cep telefonu22
- 186 boyundaki erkek7
- nervioya yürüyecem diye nazım hikmete dönüşmek7
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- nokia20
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı7
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı8
- teselli vermek6
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- bik bik'in kraliçe olması10
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı23
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- uçan arabalar neden çıkmadı5
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
(bkz: bok)
koca bir yalan.
ne ye nasıl neyle bağlanacağını anlayamadığımız insanın; insiyakisinde var olan bir dürtü ve daimi mekanizma. duvardaki bir renge bile aşık olur bu insan. zigon sehpanın desenine. ona buna herşeye. aramaya çıktığın da O na ulaşır. o istenilen şeydir aslında... insanın tatminiyle alakalı.
(bkz: ayn şın kaf)
aşk bilinenin aksine kalpte değil beyinde meydana gelir. Şimdi insan aşık olduğunda ürettiği kimyasal madde beyinde meydana gelir ve beyin kalbi tetikler böylelikle kalbiniz hızlı hızlı atar.
korkmaktır; bir gün yanınızda olmama ihtimalini duyma korkusu..
özlemektir; hemen yanıbaşınızda olsa bile daha yakınına sokulma hissini duymaktır..
zamanın durması; o biraz uzakta olunca kavuşma vaktinin hiç gelmeyecekmiş gibi ağır ağır geçmesi halidir..
kıskanmaktır; seninle olan zamanından çalıyor diye, bilgisayarına kin duymaktır..
her yeni gün için ve her defasında hiç pişmanlık duymadan 'iyi ki yanımdasın' 'iyi ki yanındayım' diyebilmek..
özlemektir; hemen yanıbaşınızda olsa bile daha yakınına sokulma hissini duymaktır..
zamanın durması; o biraz uzakta olunca kavuşma vaktinin hiç gelmeyecekmiş gibi ağır ağır geçmesi halidir..
kıskanmaktır; seninle olan zamanından çalıyor diye, bilgisayarına kin duymaktır..
her yeni gün için ve her defasında hiç pişmanlık duymadan 'iyi ki yanımdasın' 'iyi ki yanındayım' diyebilmek..
Aşk bünyede heyecan yerli yersiz mutluluk yaratırken karşı tarafta yan etkileri göt kalkması, kendini bi bok sanma olarak beliriyor.
onun adını duyunca içime dolan yaşama sevinciyle eş değerde olan kıymetli duygu seli..
aşk! dön ölümden, bir sebepten, gel gir dünyama..
sertab erener parçası..
sertab erener parçası..
aşk, hüsnü aşk, şeyh galip geldi dediler, aşk mağlup oldu. Meğer ki şeyhin mezarı tünelde imiş, yeni öğrendim ve tek başına ziyaretcisiz öyle yatıyormuş. bu ülkede aşk bu kadar aşk mı? demekten kendini alamıyor insan. Şerler def ola ,aşklar var ola.
"varmış gibi yaklaş.....yokmuş gibi yaşa.."
biri var öyle demiş.
biri var öyle demiş.
sekssiz olmaz.
Aşk Budur!
Öyle tesadüfler vardır ya: Bir otobüs durağında poşetlerle beklerken, rastlaşırsınız aniden...
"Bu o..." diye içiniz titrer. Bir zamanlar yüreğinizi yakan aşık, sarkmış göbeği, ağarmış saçlarıyla karşınızdadır... iki elinde iki çocuk...
- Nasılsın?
- iyiyim... Ya sen?...
- Kızın amma da büyümüş... Benim de var 10 yaşında...
- Annen, baban?..
- Babamı kaybettik. Annem hasta...
- Mutlu musun?
Sessizlik...
- Telefonumu vereyim, ararsın belki...
iki yanakta iki masum buse; biri eski sevgiliye, diğeri onunla birlikte yitip giden maziye...
"- Kimdi o amca anne?.."
Yüreğinizde belli belirsiz bir iç çekme ve aklınızda hınzır bir soru işareti:
"Acaba?.."
*****
Aliye ile Ramazan' in aşk hikayesinde buna benzer bir hüzün gizliydi. Gerçi öyküleri, önce hakli olarak bir "tip rezaleti" olarak yansıdı Milliyet' in manşetine...
Ancak Ayşegül Aydoğan' ın haberi en az ilki kadar hazindi: Polis memuru Ramazan Bey, öğretmen Aliye Hanım'a 1954'te Karabük'te evlenme teklif etmiş. Annesine bakmak zorunda olduğundan kabul edememiş Aliye... Bir başkasıyla evlenmiş Ramazan... Üç çocuğu olmuş, ancak Aliye' yi hep aklında, göğsünde saklamış.
Gün gelmiş, eşi göğüs kanserine yenik düşmüş. Ailesi "3 çocukla bir başına bas edemezsin, evlen" diye tutturmuş. O da "Yıllar önce bir sevgilim vardı, evlenirsem onunla evlenirim" demiş.
17 yıl sonra gençliğinin Karabük' üne dönmüş ve Aliye'nin peşine düşmüş. Öğretmenlik yaptığı okulda bulmuş onu... Müdürün odasında beklemeye koyulmuş. Aliye odaya girip de eski aşkını karşısında görünce şaşkınlıktan dışarı kaçmış. 17 yıl önceki teklifi yinelemiş Ramazan:
"- Evet" demiş bu kez Aliye öğretmen...
28 yıl evli kalmışlar. ikinci baharı yaşamışlar. Malum, ikinci bahar, "son" bahardır. Orada aşk, hayatla cilveleşmekten çok, hayat denilen çileyi birlikte göğüslemektir.
71 yıllık yorgun kalbi teklemiş bir gün Aliye'nin... Ramazan bir ambulansla hastaneye yetiştirmiş eşini... Kabul etmemişler, paraları yok diye... Sonra bir başkasına... Yine ret... Aliye Hanım ölümün eşiğinde duyuyormuş Ramazan Bey' in çırpınışlarını; "Allah'ım bunlar ne yapıyor" diye ürperiyormuş. Ramazan Bey "ilk göz ağrım gidiyor" diye sızlanıyormuş için için...
"Ona bir şey olursa ben ne yaparım?.."
Sonunda Ramazan Bey'in yeğenlerinin parasıyla bir özel hastaneye yatırabilmişler. Sağ eli sımsıkı eşinin avucunda...
"ilk bahar"da çoğunlukla imkansızlıktır aşkı filizleyen, besleyen; "son bahar"daysa fedakarlık...
Bütün Dünya dergisinde vardı; çocuklara "Aşk nedir" diye sormuşlar. Söyle demiş afacanlardan biri:
"Anneannem sırtından hasta olmuştu. Eğilemediği için ayaklarına oje süremiyordu. Dedem devamlı elleri titremesine rağmen ananemin ayaklarına oje sürüyordu. Bence aşk budur."
Can Dündar
Öyle tesadüfler vardır ya: Bir otobüs durağında poşetlerle beklerken, rastlaşırsınız aniden...
"Bu o..." diye içiniz titrer. Bir zamanlar yüreğinizi yakan aşık, sarkmış göbeği, ağarmış saçlarıyla karşınızdadır... iki elinde iki çocuk...
- Nasılsın?
- iyiyim... Ya sen?...
- Kızın amma da büyümüş... Benim de var 10 yaşında...
- Annen, baban?..
- Babamı kaybettik. Annem hasta...
- Mutlu musun?
Sessizlik...
- Telefonumu vereyim, ararsın belki...
iki yanakta iki masum buse; biri eski sevgiliye, diğeri onunla birlikte yitip giden maziye...
"- Kimdi o amca anne?.."
Yüreğinizde belli belirsiz bir iç çekme ve aklınızda hınzır bir soru işareti:
"Acaba?.."
*****
Aliye ile Ramazan' in aşk hikayesinde buna benzer bir hüzün gizliydi. Gerçi öyküleri, önce hakli olarak bir "tip rezaleti" olarak yansıdı Milliyet' in manşetine...
Ancak Ayşegül Aydoğan' ın haberi en az ilki kadar hazindi: Polis memuru Ramazan Bey, öğretmen Aliye Hanım'a 1954'te Karabük'te evlenme teklif etmiş. Annesine bakmak zorunda olduğundan kabul edememiş Aliye... Bir başkasıyla evlenmiş Ramazan... Üç çocuğu olmuş, ancak Aliye' yi hep aklında, göğsünde saklamış.
Gün gelmiş, eşi göğüs kanserine yenik düşmüş. Ailesi "3 çocukla bir başına bas edemezsin, evlen" diye tutturmuş. O da "Yıllar önce bir sevgilim vardı, evlenirsem onunla evlenirim" demiş.
17 yıl sonra gençliğinin Karabük' üne dönmüş ve Aliye'nin peşine düşmüş. Öğretmenlik yaptığı okulda bulmuş onu... Müdürün odasında beklemeye koyulmuş. Aliye odaya girip de eski aşkını karşısında görünce şaşkınlıktan dışarı kaçmış. 17 yıl önceki teklifi yinelemiş Ramazan:
"- Evet" demiş bu kez Aliye öğretmen...
28 yıl evli kalmışlar. ikinci baharı yaşamışlar. Malum, ikinci bahar, "son" bahardır. Orada aşk, hayatla cilveleşmekten çok, hayat denilen çileyi birlikte göğüslemektir.
71 yıllık yorgun kalbi teklemiş bir gün Aliye'nin... Ramazan bir ambulansla hastaneye yetiştirmiş eşini... Kabul etmemişler, paraları yok diye... Sonra bir başkasına... Yine ret... Aliye Hanım ölümün eşiğinde duyuyormuş Ramazan Bey' in çırpınışlarını; "Allah'ım bunlar ne yapıyor" diye ürperiyormuş. Ramazan Bey "ilk göz ağrım gidiyor" diye sızlanıyormuş için için...
"Ona bir şey olursa ben ne yaparım?.."
Sonunda Ramazan Bey'in yeğenlerinin parasıyla bir özel hastaneye yatırabilmişler. Sağ eli sımsıkı eşinin avucunda...
"ilk bahar"da çoğunlukla imkansızlıktır aşkı filizleyen, besleyen; "son bahar"daysa fedakarlık...
Bütün Dünya dergisinde vardı; çocuklara "Aşk nedir" diye sormuşlar. Söyle demiş afacanlardan biri:
"Anneannem sırtından hasta olmuştu. Eğilemediği için ayaklarına oje süremiyordu. Dedem devamlı elleri titremesine rağmen ananemin ayaklarına oje sürüyordu. Bence aşk budur."
Can Dündar
(bkz: bel soğukuğu)
Aşk tarifsiz bir kimyadır.
olmaz olsundur.
sürekli bir yanılsama halidir ve en iyi aşk anıları hep geçmişe aittir; hep kalpte yaşatılır.
geçenlerde ilk defa aşkla ilgili bişeyler karalamayı denedim.
--spoiler--
Aşk..içi boş,,saklayıp, beslediğiniz,,aryalarla süslediğiniz,, trajedilerle oyduğunuz,, intihar vaatleriyle doldurduğunuz,, mutlak sessizliğinizde kendi seçiminiz sandığınız,, dayatılmış yalnızlığınızla duvarlara küfürler savurduğunuz,, bedelini ödemekten her fırsatta kaçtığınız,, acıyı bir lütuftan ziyade, sancılarla tanımladığınız,, tahakkümü altına girdiğiniz,, kokuşmuş ağızlarınızdan düşmeyen bi temadan fazlasıydı.
Özgürlüğün hizmetkarı,, yalnızlığın tırpanıydı.
Dalga geçiyorum.
Aşk.. Seksin gözde fantezisiydi.
--spoiler--
--spoiler--
Aşk..içi boş,,saklayıp, beslediğiniz,,aryalarla süslediğiniz,, trajedilerle oyduğunuz,, intihar vaatleriyle doldurduğunuz,, mutlak sessizliğinizde kendi seçiminiz sandığınız,, dayatılmış yalnızlığınızla duvarlara küfürler savurduğunuz,, bedelini ödemekten her fırsatta kaçtığınız,, acıyı bir lütuftan ziyade, sancılarla tanımladığınız,, tahakkümü altına girdiğiniz,, kokuşmuş ağızlarınızdan düşmeyen bi temadan fazlasıydı.
Özgürlüğün hizmetkarı,, yalnızlığın tırpanıydı.
Dalga geçiyorum.
Aşk.. Seksin gözde fantezisiydi.
--spoiler--
renk körü birinin iyileşmesi gibidir aşk.
hissizleşmeye giden ilk adımdır. yoğun bir his, ağır bir depresyon ve neticede yaşanılan "aşk"ın şiddetine bağlı şiddette bir hissizlikle sonuçlanan; insanoğlunun en büyük "bug"udur.
mazoşistliğin ve hayalperestliğin bir sonucudur. kısacası kurgularımızla hiç alakası olmayan bir insanı kurguladığımız gibi sanmaktır.
aşk insanın kendisin de başlar ve yine kendsin de biter hayal gibi.
aşk insanın kendisin de başlar ve yine kendsin de biter hayal gibi.
o' nun gülüşünü gördükten sonra allah' a inanmaktır.
aşk garip bişey çözemediğim. hiç tanımadığın birini ölürcesine sevmek çok garip...
bazen lanetler yağdırdığımız, bazen yere göğe koyamadığımız duygu.
ama her haliyle güzeldir aşk...
bazen lanetler yağdırdığımız, bazen yere göğe koyamadığımız duygu.
ama her haliyle güzeldir aşk...
hızlı gelen ama bir türlü kalbi terk etmeyen duygu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar