bugün
- türkiye iran savaşı6
- yeni türkiye yi bir görselle özetle4
- yalancı su böreği10
- mazotun litresi 90 lira8
- jd vance3
- üsküdar belediyesi2
- arabeski türkiyede küçük hüsamettin bitirdi3
- yaprak dökümü ayşe3
- berhan şimşek'in kadına şiddet faili olması2
- eylülde tatil yapmak4
- kadın ve erkek yazar arasında nesil farkı önmli mi4
- 5 eylül 2026 türkiye sırbistan voleybol maçı3
- tanımadığınız birinin sorunlarını önemser misiniz14
- akp türkiyesinden insan manzaraları2
- pkklıların kürdü türk'e karşı kışkırtmaları3
- geç boşalan erkek4
- sevmediğiniz yazarı eksiler misiniz4
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- kısa ve vurucu yazmak7
- kıçın yarısı açıkta bikinilerin berbatlığı2
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri28
- sobalarında kuru da meşe yanıyor efem2
- s'i l v'e r m'i s t22
- papağan pense2
- ekonomi kötüyse neden ekonomimiz büyüyor11
- anın görüntüsü18
- aleksey batrakov13
- ata demirer dinin mizahı olmaz3
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı9
- kedilerin ruh hastası olması5
- bir ateşe attın beni4
- pkklıların guneydoğu anadolu'ya kürdistan demesi2
- motorine 8 24 tl zam gelmesi13
- imf den borç almayı zenginlik sanan malum zihniyet7
- pkklıların türk bayrağını indirmeye çalışması2
- sarapci koala64
- prednol2
- habire1221
- mantı13
- götten bacaklı erkek4
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci9
- abd de trump portreli 1 dolar2
- kontrol kalemiyle tornavidayı karıştırmak2
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
- ellerim bos gonlum hos29
- asılacak olsanız son sözünüz ne olurdu9
- silver ile evlenecek erkek52
- arabanın camına sıkıştırılmış tornavida2
- apo piçtir piç kalacak8
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar12
aşk garip bişey çözemediğim. hiç tanımadığın birini ölürcesine sevmek çok garip...
bazen lanetler yağdırdığımız, bazen yere göğe koyamadığımız duygu.
ama her haliyle güzeldir aşk...
bazen lanetler yağdırdığımız, bazen yere göğe koyamadığımız duygu.
ama her haliyle güzeldir aşk...
hızlı gelen ama bir türlü kalbi terk etmeyen duygu.
yaşanması gereken bir duygu.
herkesin kendince yarattığıdır.
hayal edileni kişileştirmektir.
hayal edileni kişileştirmektir.
Yaşamın en güzel gerçeği. Ve kimileri içinde en acı gerçeği.
aşk imiş her ne var alemde
ilim bir kıyl ü kal imiş ancak
fuzuli
ilim bir kıyl ü kal imiş ancak
fuzuli
geçmişte hayallerde yaşatılan duygu, günümüzde katladilen duygu.
şöyle bir şeydir:
"Zeliha o hâle gelmişti ki çörekotundan ödağacına kadar her şeyin adı Yusuf'tu onun için. Yusuf'un adını başka adlara gizlemişti, mahremlerine bu sırrı söylemişti. 'Mum ateşte yumuşadı.' dese, 'Sevgili bize alıştı, yüz verdi.' demiş olurdu. 'Bakın ay doğdu.' dese, 'Söğüt yeşerdi.' dese, 'Başım ağrıyor.' dese, 'Başımın ağrısı geçti.' dese hep aynı mânâları vardı bu sözlerin. Birini övse onu överdi; birinden şikayet etse onun ayrılığını söylemiş olurdu. Yüzbinlerce şeyin adını ansa, maksadı da Yusuf'tu onun, dileği de."
Hz Mevlana, Mesnevi, cilt VI, beyit: 4032-4044
"Zeliha o hâle gelmişti ki çörekotundan ödağacına kadar her şeyin adı Yusuf'tu onun için. Yusuf'un adını başka adlara gizlemişti, mahremlerine bu sırrı söylemişti. 'Mum ateşte yumuşadı.' dese, 'Sevgili bize alıştı, yüz verdi.' demiş olurdu. 'Bakın ay doğdu.' dese, 'Söğüt yeşerdi.' dese, 'Başım ağrıyor.' dese, 'Başımın ağrısı geçti.' dese hep aynı mânâları vardı bu sözlerin. Birini övse onu överdi; birinden şikayet etse onun ayrılığını söylemiş olurdu. Yüzbinlerce şeyin adını ansa, maksadı da Yusuf'tu onun, dileği de."
Hz Mevlana, Mesnevi, cilt VI, beyit: 4032-4044
"iki tren rayı gibiyiz" diyor ya şair, buna rağmen hala umutlu olmaktır. umut beynine çok uzakken, kalbinde beslemektir. korkudan son anı bekleyip bu kez kaybetmektir. çok zor olduğunu bilmene rağmen onu tekrar göreceğine inanmaktır. tek ilacının zaman olduğu hastalıktır, geçecektir.
kimi ellerde aşk
lunaparkta bir oyundu
ve tahterevallide alçalması gerekiyordu
sevgililerden birinin
bizde ise aşk
ayrı salıncaklarda
el ele sallanmaktı
yağmur altında
rüzgara karşı
*
her gözümü kırptığımda
seni özlemenin doruklarını yaşıyorum
ve her açtığımda gözlerimi
seni yeniden görme sevinciyle
tazeleniyor yüreğim
*
her mahallenin bir delisi vardı
ben şehrin delisiydim
her delinin kırk sözünden biri doğruydu
ben hep o doğru sözü söyledim
seni seviyorum kadar ez ji te hezdikim
*
yoksun işte
desene
en yakın zamanda görüşemeyeceğiz artık
*
kör etrafındakileri görür görü
kör görmeye başlayınca
etrafındakileri kör görür
*
çocuk dünyasında kaldım
ne yapayım
yaşam tanrıların elini kolunu bağladı
büyütemediler yüreğimi
asi bir ülkenin ırmak suyu ile acılandım
ne yapayım
çocuk dünyasında kaldım
büyüdükçe beynim
daha çok çocuklaştı yüreğim
*
hiçbir dur ihtarına uymadık
sevgiyi yaşarken
ve hiçbir kurşun hızımıza yetişemedi
özgürlüğün güneşine koşarken
onun için
özgürlüğüme akar bu gözyaşı
bu gözyaşı deniz
özgürlüğümden akar bu gözyaşı
bu gözyaşı deniz
*
esmerliğimle alay ederken insanlar
şimdi sarışınlığımdan şikayeçi
ben ise hoca misali ters binerim eşeğe
korsan filmlere takılır
akordu bozuk gitarlarda müzik dinlerim
*
borçlu değilim sana
çünkü bütün sevişmelerde
eksik kalan sendin
*
kaldıralım tedavülden parayı
kuralım tezgahları pazara
bir çuval un için beş-altı ekmek
iki künefe üzüme bir şişe şarap diyelim
ben de açayım tezgahımı
bedava sevgi
sevgi bedava diye bağırayım
*
gecenin ilerleyen saatlerinde
uyku rehavetiyle
kapanmaya başlayacak gözlerim
daha da ilerleyen saatlerinde
sen süzüleceksin odama
gözlerim açılacak
uyuyamayacağım
*
aşkta
matıklı olmaya çağırıyorsun beni
unutma ihanet de
mantığın bir ürünüdür
hani bir de
zaman ve mekan tanımaksızın
gönlünü okşamamı istedin
ben
yapamadığın istediklerini
ihanet edemedim sana
*
çiğdem diye bir arkadaşa
gözlerin niye bu kadar güzel dedim
teşekkür etti
sonra
yaşam ve sevgi dedi
yalçın kayalarıyla dersim dağlarını
munzur sevdasını anlattı
teşekkür ettim
ve gözlerine yansıyan
yüreğindeki güzelliği görmediğim için
özür diledim
*
sesini duydum ya
artık
kelebeklerin kanat çırpışlarını
karıncaların ayak seslerini
duyabiliyorum
*
aşkı bilmeyenlerle işimiz yok dedin
o yüzden
sevginin derinliği gibi
ayrılığın demi de
sigarayla iyi gidiyor
*
gelmedin ya
tren istasyonları
albilecekleri en kötü haberi aldı
şimdi
infilak durumda
bütün raylar vagonlar
*
arkadaş hediyesi ucuz bir kemer de bulamıyorum
zaten
kemerler de demode
bir karolifer borusunda
şuleli zaman dinlencelerinde
*
deniz hafif dalgalıydı
bir şişe şarap döktüm
hırçınlaştı
dalgalar titanik boyutuna vardı
deniz deniz oldu
oysa ben iki şişe şarap içmiştim
seni düşlemek ise
binlerce fıçıya bedeldi
*
kızıl saçlarında
şafaklar sökerken
yalnızlığını paylaştı ellerim
ıssız tenin
dudakları alev alev
ellerin titriyor
saklaman da yetmiyor
nefes alışllarının sıklığını
üzülme
acemi olman
sevişlerine seviş katıyor
*
gülümsemelerimi
kahkahalarla besledim hep
oysa bu gece
başıboş bir uçurum kadar
başıboş bir serseriyim
ve yine bu gece
çisil çisil klasik ıslaklığımla
ağlamaya tutkuluyum
ve
gözyaşlarımın tek tanığıyım
gülmelerimi
çocuk tebessümleri büyüttü
oysa bu gece
ölüm bile çocuktur yüreğimde
ve gecenin serseri sarhoşluğunda
yeniden yeniden
doğan bir bebeğimdin sen
*
eksik mi kalacaktık
uykusuzluğumuzdan artan rüyalardan
zamansız doğan güneşten
aralanmış şaraptan
eksik mi kalacaktık
soluksuz kalan sevişmelerden
sen eksik mi kalacaktın benden
ben eksik mi kalcaktım senden...
'sadun ertaş' effulia-ra adlı kitabından anlıklar adlı şiiri
lunaparkta bir oyundu
ve tahterevallide alçalması gerekiyordu
sevgililerden birinin
bizde ise aşk
ayrı salıncaklarda
el ele sallanmaktı
yağmur altında
rüzgara karşı
*
her gözümü kırptığımda
seni özlemenin doruklarını yaşıyorum
ve her açtığımda gözlerimi
seni yeniden görme sevinciyle
tazeleniyor yüreğim
*
her mahallenin bir delisi vardı
ben şehrin delisiydim
her delinin kırk sözünden biri doğruydu
ben hep o doğru sözü söyledim
seni seviyorum kadar ez ji te hezdikim
*
yoksun işte
desene
en yakın zamanda görüşemeyeceğiz artık
*
kör etrafındakileri görür görü
kör görmeye başlayınca
etrafındakileri kör görür
*
çocuk dünyasında kaldım
ne yapayım
yaşam tanrıların elini kolunu bağladı
büyütemediler yüreğimi
asi bir ülkenin ırmak suyu ile acılandım
ne yapayım
çocuk dünyasında kaldım
büyüdükçe beynim
daha çok çocuklaştı yüreğim
*
hiçbir dur ihtarına uymadık
sevgiyi yaşarken
ve hiçbir kurşun hızımıza yetişemedi
özgürlüğün güneşine koşarken
onun için
özgürlüğüme akar bu gözyaşı
bu gözyaşı deniz
özgürlüğümden akar bu gözyaşı
bu gözyaşı deniz
*
esmerliğimle alay ederken insanlar
şimdi sarışınlığımdan şikayeçi
ben ise hoca misali ters binerim eşeğe
korsan filmlere takılır
akordu bozuk gitarlarda müzik dinlerim
*
borçlu değilim sana
çünkü bütün sevişmelerde
eksik kalan sendin
*
kaldıralım tedavülden parayı
kuralım tezgahları pazara
bir çuval un için beş-altı ekmek
iki künefe üzüme bir şişe şarap diyelim
ben de açayım tezgahımı
bedava sevgi
sevgi bedava diye bağırayım
*
gecenin ilerleyen saatlerinde
uyku rehavetiyle
kapanmaya başlayacak gözlerim
daha da ilerleyen saatlerinde
sen süzüleceksin odama
gözlerim açılacak
uyuyamayacağım
*
aşkta
matıklı olmaya çağırıyorsun beni
unutma ihanet de
mantığın bir ürünüdür
hani bir de
zaman ve mekan tanımaksızın
gönlünü okşamamı istedin
ben
yapamadığın istediklerini
ihanet edemedim sana
*
çiğdem diye bir arkadaşa
gözlerin niye bu kadar güzel dedim
teşekkür etti
sonra
yaşam ve sevgi dedi
yalçın kayalarıyla dersim dağlarını
munzur sevdasını anlattı
teşekkür ettim
ve gözlerine yansıyan
yüreğindeki güzelliği görmediğim için
özür diledim
*
sesini duydum ya
artık
kelebeklerin kanat çırpışlarını
karıncaların ayak seslerini
duyabiliyorum
*
aşkı bilmeyenlerle işimiz yok dedin
o yüzden
sevginin derinliği gibi
ayrılığın demi de
sigarayla iyi gidiyor
*
gelmedin ya
tren istasyonları
albilecekleri en kötü haberi aldı
şimdi
infilak durumda
bütün raylar vagonlar
*
arkadaş hediyesi ucuz bir kemer de bulamıyorum
zaten
kemerler de demode
bir karolifer borusunda
şuleli zaman dinlencelerinde
*
deniz hafif dalgalıydı
bir şişe şarap döktüm
hırçınlaştı
dalgalar titanik boyutuna vardı
deniz deniz oldu
oysa ben iki şişe şarap içmiştim
seni düşlemek ise
binlerce fıçıya bedeldi
*
kızıl saçlarında
şafaklar sökerken
yalnızlığını paylaştı ellerim
ıssız tenin
dudakları alev alev
ellerin titriyor
saklaman da yetmiyor
nefes alışllarının sıklığını
üzülme
acemi olman
sevişlerine seviş katıyor
*
gülümsemelerimi
kahkahalarla besledim hep
oysa bu gece
başıboş bir uçurum kadar
başıboş bir serseriyim
ve yine bu gece
çisil çisil klasik ıslaklığımla
ağlamaya tutkuluyum
ve
gözyaşlarımın tek tanığıyım
gülmelerimi
çocuk tebessümleri büyüttü
oysa bu gece
ölüm bile çocuktur yüreğimde
ve gecenin serseri sarhoşluğunda
yeniden yeniden
doğan bir bebeğimdin sen
*
eksik mi kalacaktık
uykusuzluğumuzdan artan rüyalardan
zamansız doğan güneşten
aralanmış şaraptan
eksik mi kalacaktık
soluksuz kalan sevişmelerden
sen eksik mi kalacaktın benden
ben eksik mi kalcaktım senden...
'sadun ertaş' effulia-ra adlı kitabından anlıklar adlı şiiri
'Sevmeyene karınca yük, sevene filler karınca.
Dağı bile taşır insan aşık olup, inanınca..''
- Şems-i Tebrizi
Dağı bile taşır insan aşık olup, inanınca..''
- Şems-i Tebrizi
https://www.youtube.com/watch?v=WOJAmkBUtfo
sadece asksiz parti icin dinleyin, son ses ama.
sadece asksiz parti icin dinleyin, son ses ama.
aşk kısaca acının zevk alınan halidir. çoğu zaman zevk alamazsın acısıyla kalırsın.
içinden çıkılmayacak büyük sorunsal . bu aşk biz mutlu olalım diyemi çıktı aşık mı olduğunuzu hissediyosunuz hemen uzaklaşın ordan dertten kederden başka birşey getirmez insana hem zaten sonu hep kötü biter .
kişiden kişiye değişik şekillerde tarif edilecek duygu.
mader der ki: aşk bir kaçıştır, insanın sığındığı bir sığınak; yüreği
yaralı olanların, çaresizlerin kurduğu bir hayaldir aşk...
yaralı olanların, çaresizlerin kurduğu bir hayaldir aşk...
charles bukowski'ye göre gün ağarmadan peydah olan sisin günün ilk ışıklarıyla ortadan kalkmasına benzeyen bir fenomendir. şair burda günün ışıklarını gerçeklik olarak refere etmektedir. sis de malumunuz. buna göre, gerçek sissizdir ve hissizdir.
..Hem fuzuli aşkı anlatırken hep acıdan, elemden, ayrılıktan, yanmaktan, parçalanmaktan bahsediyordu. Aşk ayrılığının bir azap olduğunu söylüyor, sonra da azabın "a-z-b" kökünden türediğini, bununda "lezzet" demek olduğunu söylüyordu. Demek ki aşkın azabında bir lezzet vardı ve dertleri zevk edinmeyince aşkın tadı çıkmıyordu...
iskender Pala / Babil'de Ölüm istanbul'da Aşk
iskender Pala / Babil'de Ölüm istanbul'da Aşk
sonunda can acıtsa da yine de onsuz yapılamayan duygu.
"üstada sormuşlar: kırılan kalp yine sever mi? diye.
üstad da "evet" demiş.
adam "peki" demiş, "üstadım siz hiç kırılan bardaktan su içtiniz mi?"
üstad da cevap vermiş: peki sen hiç bardak kırıldı diye su içmekten vazgeçtin mi?"
"üstada sormuşlar: kırılan kalp yine sever mi? diye.
üstad da "evet" demiş.
adam "peki" demiş, "üstadım siz hiç kırılan bardaktan su içtiniz mi?"
üstad da cevap vermiş: peki sen hiç bardak kırıldı diye su içmekten vazgeçtin mi?"
nedense akla şiir gibi cümleler getiren bir çeşit duygu yada yaşama biçimi. örnek vermek gerekirse
kimyonsuz kokoreç gibidir aşk, tat vermez ama doyurur.
kimyonsuz kokoreç gibidir aşk, tat vermez ama doyurur.
acımasıdır yüreğinin.
acısa da olmaktır bu hayatta aşk,
bazen ise acımasına rağmen gitmektir.
aslında hiç istemesen de,
bazen gitmesini bilmektir aşk.
yanlışlarını, hatalarını alıp gitmek.
aşkta kazanmaktır aslında istenilen,
ama hayatta olduğu gibi kaybetmekte vardır
istenmemekte.
acısa da olmaktır bu hayatta aşk,
bazen ise acımasına rağmen gitmektir.
aslında hiç istemesen de,
bazen gitmesini bilmektir aşk.
yanlışlarını, hatalarını alıp gitmek.
aşkta kazanmaktır aslında istenilen,
ama hayatta olduğu gibi kaybetmekte vardır
istenmemekte.
https://www.youtube.com/watch?v=1MnylRaQC3w&feature=g-all-u
budur.
budur.
aşk aslında çoğu zaman da acı çekmektir.
Bütün sevinçlerini, ani mutluluklarını onunla paylaşmak istemektir. Ve üzgün olduğunda yalnızca onun sesini duymak.
Öyle bir sestir ki o, ne yorgunluk bırakır ne hüzün.
Sinirlenirsin bazen, çok kızarsın bir şeylere. Sonra yüzüne bakar, gözlerine.. ve öyle bir gülümser ki, kızacağını değil, neye kızdığını bile unutursun. Aptal gibi hissedersin kendini bazen, çok gülersin bu duruma ama çok da mutlusun.
Konuşurken incitmekten korkarsın onu, bin kere ölçüp tartarsın zihninde söyleyeceklerini çoğu zaman.
Rüzgar üşütmesin, yağmur ıslatmasın istersin; yağmurun altında saatlerce beklersin. Beklemeyi de seversin, çünkü geleceğini bilirsin.
Sevgilin olmaz o sadece senin. En yakın arkadaşındır bazen, bazen dert ortağın. Bazen ise bir sırdaşın; tüm özel şeylerini paylaştığın.
Paranoya yaparsın bazen, kıskanırsın. Kendi kendini yersin. Öyle bir kıskanmak ki; her sabah kullandığı otobüs hattının şoförüne kadar.
Telefonun başında beklersin, saatlerce. Mesaj ondan değilse, cevap bile vermezsin. Kimse anlam veremez senin bu hallerine.
Tüm şarkılar anlamlı gelmeye başlar birden. Belki bir müziğin tınısında, bazen bir şarkı nakaratında, bir kelimede bulursun onu, hoşuna gider. Dinlemek istersin sonra hep, onun sesinden hem de.
Kafanı yastığa koyduğunda, hayal edersin, her halini. Nasıl bir baba olacağını bile, düşünürsün. Tüm güzel şeyleri ona benzetirsin. Bir mağazada gezerken gördüğün gömleklerin ona ne kadar da yakışacağını hayal edersin. Yemek yaparsın, acaba o da beğenir miydi, diye düşünürsün.
Güvenirsin.
Niye? Nasıl? Bilmeden. Sorup düşünmeden. Sonuna kadar.
Banyodan gelen su sesinin ona ait olmasını istersin. Az sonra ıslak saçları, mis kokusuyla oradan çıkmasını beklemeyi.. hem de belki tüm neşesiyle birlikte, şarkılar söyleyerek.
Sarılır. Zamanı durdurur.. birleşir dudaklar, sabırsız.
Ben böyle güzel bir şey görmedim.
Aşk, tamamlamak ve tamamlanmaktır.. insanı değerli kılandır. Dünyayı yaşanır yapandır. ve hatta bazen Tanrıya bile inandıran bir şey.
Öyle bir sestir ki o, ne yorgunluk bırakır ne hüzün.
Sinirlenirsin bazen, çok kızarsın bir şeylere. Sonra yüzüne bakar, gözlerine.. ve öyle bir gülümser ki, kızacağını değil, neye kızdığını bile unutursun. Aptal gibi hissedersin kendini bazen, çok gülersin bu duruma ama çok da mutlusun.
Konuşurken incitmekten korkarsın onu, bin kere ölçüp tartarsın zihninde söyleyeceklerini çoğu zaman.
Rüzgar üşütmesin, yağmur ıslatmasın istersin; yağmurun altında saatlerce beklersin. Beklemeyi de seversin, çünkü geleceğini bilirsin.
Sevgilin olmaz o sadece senin. En yakın arkadaşındır bazen, bazen dert ortağın. Bazen ise bir sırdaşın; tüm özel şeylerini paylaştığın.
Paranoya yaparsın bazen, kıskanırsın. Kendi kendini yersin. Öyle bir kıskanmak ki; her sabah kullandığı otobüs hattının şoförüne kadar.
Telefonun başında beklersin, saatlerce. Mesaj ondan değilse, cevap bile vermezsin. Kimse anlam veremez senin bu hallerine.
Tüm şarkılar anlamlı gelmeye başlar birden. Belki bir müziğin tınısında, bazen bir şarkı nakaratında, bir kelimede bulursun onu, hoşuna gider. Dinlemek istersin sonra hep, onun sesinden hem de.
Kafanı yastığa koyduğunda, hayal edersin, her halini. Nasıl bir baba olacağını bile, düşünürsün. Tüm güzel şeyleri ona benzetirsin. Bir mağazada gezerken gördüğün gömleklerin ona ne kadar da yakışacağını hayal edersin. Yemek yaparsın, acaba o da beğenir miydi, diye düşünürsün.
Güvenirsin.
Niye? Nasıl? Bilmeden. Sorup düşünmeden. Sonuna kadar.
Banyodan gelen su sesinin ona ait olmasını istersin. Az sonra ıslak saçları, mis kokusuyla oradan çıkmasını beklemeyi.. hem de belki tüm neşesiyle birlikte, şarkılar söyleyerek.
Sarılır. Zamanı durdurur.. birleşir dudaklar, sabırsız.
Ben böyle güzel bir şey görmedim.
Aşk, tamamlamak ve tamamlanmaktır.. insanı değerli kılandır. Dünyayı yaşanır yapandır. ve hatta bazen Tanrıya bile inandıran bir şey.
ne zaman nerden geleceği belli olmayan geldimi gitmek bilmeyen kurtuluşu zor olan karışık duygular bütünüdür.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar