bugün

/636
tutuklu kalmaktır aşk...
derin bir denizin dibine
çökmüş bir hazine aşk denen.
gafilen bir av olur !
aniden bir kalp !
ve diğeri hükmeden.
benden uzakta olsun derdim.
körpecik çocukken.
ölesiye tutsaklıktır.
Geçici bir heces olarak adlandırılabilir .
ölümü unutturandır.
aşk kimilerinin iki gram aklını da başından alan, iyice beyinsizleştiren, yine o beyinsizleri asosyalleştiren, dostlarına türlü türlü kazıklar atmaya iten, gözünü kör eden, yine o beyinsizlerin hayatı toz pembe görmesine sebep olan, daha sonrasında başına bir balyoz gibi inecek ve en uygun kuytusuna koca bir kazık gibi girecek duygu durumudur. aklı iki gram ve aşağısında aynı zamanda ergen olanların, bu duygu durumuna kapılmamalarını şiddetle öneriyorum. zira etrafımda gördüklerime dayanarak söylüyorum: bu kişiler kendilerini fazlasıyla rezil etmektedirler. yapmayın etmeyin.

not: yaşamasını bilene güzeldir.
çok bilinmeyenli tek bir denklem. çözümü imkansız.
3 harf tek kelime
tanımlanamayan cisim..
göreceli birşeydir.
iranlı bir şair demiş ki; aşka uçarsan kanatların yanar..
mevlana duymuş demiş ki; aşka uçmayacaksan kanatların neye yarar...
bizim yunus duymuş demiş ki; aşkı bulunca kanadı kim arar...
yunancası "fos" tur.

- yazık ki günümüzde aşklar hep yunancadır.
kelimelerle ifade edilemeyecek, insanın başına gelebilecek en güzel duygudur.
Aşkı anlatabilecek tek kişinin olmadığını düşünürüm hala.

o herkeste farklı yaşanır çünkü

galiba en berbatı da benimki

aşkı alıp kalbime nakşetmişim sanki

işlerken kalbime iz yapmış tüm acı darbeleri.

Üstelik aşkı benliğimde hissetmekle kalmayıp

dokunmak istemişim bencilce.

sonra ruhum dolaşıp durmuş yanlış bedenlerde.

acılar da büyümüş haliyle.

abartıp herşeyi ulaşılmaz olana meyletmişim

kalbimi kopartıp ellerine vermişim

herşeyi unutup birtek onu sevmişim

inanmak herşeyi değiştirebilir diye

çaresizce umut etmişim

şimdi ben iki kişiyim !

onun bedeni benim bedenim

o ise el sıkışıyor hala başka kızlarla,

ellerindeki kalbimi görmezden gelerek.

başkaları bakabiliyor gözlerine

benimkilerse anca yaş döküyor onun yerine

söylenecek birşey varsa aşk hakkında

acıyı kaldıramıyorsanız sakın aşık olmayın bir adama !
bu devirde nadir bulunası bir duygudur.
”sen,sen ol kelimelere fazla takılma. aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. aşık dilsiz olur.”

demiş elif şafak ”aşk”ı anlattıgı kitap da.

aslında kitap mevlevi bir yaklasımı aktarmak için yazılmıştır yani gönlü allah aşkı ile yananların bu ”gerçek aşk”a baglılıklarını cümlelere dökmüştür.

ama sanırım bazı sözler insani yani kalben bir insana duyulan büyük hissiyatı da aktarırken hah tamam bu işte dedirtiyor adama. mesela ;
”rüzgarla gelmedim.” demişti şems,”ki rüzgarla gideyim senin hayatından!”

bunu zaman zaman hepimiz düsünmez miyiz?

yaşadıklarımız kendi tercihlerimiz değil mi!? bir nevi acı cekmeye de, kahkaha atmaya da biz karar vermiyor muyuz?

etrafımızda ki herkes ”ama yapma” dediklerin de ”he he diyip” gene bildigimizi okumuyor muyuz?

aslında aşk en büyük başkaldırı degil mi herkese, her şeye?

ve aslında aşk savunma şekli değil mi insanlığın yaptıklarına karşı ?

en temiz ama en ağır ama en hafif ama en kirli ve en karmaşık duyguların en dengesiz şekilde beden bulması değil mi aşk?

aşk anneye duydugumuz gibi saf degil mi?

biraz narsist değil mi aşk, insanın kendisi sevmesi aslında başkasını severken sırf o sevdiği için ?

ve biraz sado- mazo degil mi, bile bile canımızı acıtmak üç harfli ateş için?

aşk denilen hissin ya da işte neyse o tuhaf şeyin bedenimizde kalbimizde olması büyütmüyor mu bizi?

bilemiyor mu sizi hayata karşı dimdik durusunuz da bazı zamanlar sırf inat ugruna?
ya da bazen de unutmak için değiştirmiyor muyuz nefes alış şeklimizi bile !

cunku, aşk bazen nefes diye içimize çektiğimiz insanlar da vucut bulur.

ha ne diyorduk ?

zaten aşklar hep böyle değil mi?

karmaşık ama aslında çok açık..

o zaman dinleyelim ;

https://www.youtube.com/watch?v=DtyuNkJAtJg
elif şafak ın romanının ismidir.

edit: istek üzerine.
AŞK

Aşk öyle bir duygudur ki insana, hayatta asla yapmam dediği şeyleri bile yaptırır. Zaten aşk bu yüzünden aşktır, imkansızların, aslaların buluşma noktasıdır. Aşk; gecenin gündüz olduğu, karanlığın tek aydınlatıcısıdır. Tabiki yaşayan içindir bu... Çaresizliğin gün batımında seni bulur ansızın ve seni asla bırakmaz. Sen onu bıraktım desende.
Aşk üç harfli bir sözcük, kendisi kısa ama içinde ne uzun yolculuklar, ne umutlar, ne sendromlarr barındırıyoor. Aşk ben ülkesndeki yerlerden en güzeline konuk olur. Belki misafir olur belkide temelli kalır. işte bu iki sevenin aşklarının gerçekliğine ve büyüklüğüne bağlıdır. Aşk umutsuzluğun umuda giden, kalbin fener olayında dans ettiği payidar sonsuzluğun tek gündüzdür. AŞK GÜNEŞE BENZER DOĞARKEN MERHABA DER BATARKEN ELVEDA.
yakın olmak için uzak dur benden.
hayatımda olmayabilir hatta bu da bana koyabilir ama, böyle iyi.
gençlik zamanlarında (genellikle) insanın tek derdi.. fakat yıllar geçip hayatın gerçek dert ve tasasıyla karşılaşınca, aşk'ın ne boş ve geçici bir şey olduğunu kavraması çok zor olmuyor.. sözün özü aşk sadece gençlik hevesi ve geçici olacak olan bir insani dürtü..
hayatttaki tek amaçtır aşk, aşık olmak hayattaki en önemli şeydir.
Aşk kaç büyümden,
Aşk dön ölümden,
Aşk bir sebepten,
Gel gir dünyama.

Aşk vur yürekten,
Aşk yak gönülden,
Aşk geç tenimden,
Gel gir kanıma..

http://www.youtube.com/watch?v=xkgaIyxlHmE
--spoiler--
Aşık olmayana aşk kuru bir kelimeden ibaret. Yarı palavra yarı safsata. Aşık olmayan bunu anlayamaz, olansa anlatamaz. Öyleyse nasıl söze dökülebilir aşk, kelimelerin hükmünü yitirdiği yerde.
--spoiler--
Ya*ağı yemenın bir diger adı.
onu ondan çok seven beni, benden çok sevmesi ihtimaline inanmaktır.
© copyright 2005 - 2026