bugün
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak8
- gecenin köründe aniden gelen türklük atakları6
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- yaygın olmayan bir isme sahip olmak5
- mini şortla kapıya gelen hanım komşu6
- en kısa sürede göbek eritme teknikleri7
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı5
- ekmeğe çikolata sürmek7
- gece eve atılan kızın ayaklarının ters çıkması5
- 3 kere üst üste 31 çekmek8
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi4
- aniden gelen titreme3
- ağzı mantarlı ayak fetişisti3
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- kızlar başlığa gelin bi sorum olacak5
- nervio yu mancınıkla avrupaya fırlatmak3
- robotların insanlara baş kaldırması5
- gece kapıya dayanan zombilere lahmacun ısmarlamak3
- eyeliner çekme yöntemleri7
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek5
- 82 musul 83 kerkük4
- yasin kol4
- kömbe6
- kahverengi göz kalemi6
- yarragi olan adam4
- makyajın ciltte pütür durması5
- sivas kokan kolonya3
- inci sözlük8
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- gece sindirella ve 7 cücelerce takip edilmek2
- amazon2
- çiçekli mükremin donu giyen sözlük erkeği2
- kürtjütsu3
- ters yönden gelen tuğralı doblo4
- fatma betül sayan kaya64
- ciğer yiyen midesizler10
- gece eve yürürken takip edilmek2
- ciğer vs kokoreç8
- game of thrones taki kerhaneci4
- sözlük yazarlarının ruh hali14
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- arabasına pkk yıldızı yapıtıran hırto2
- yunan adalarına gitmek20
- dinci ahlaksızlığı19
- tut şunun ucunu döşeyelim abi3
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması14
- yunan aşığı tip15
- youtube4
- araçta donanımın önemi3
- okul zilinin hayatı bölmesi2
ruhumun acıdığını hissettiğim en çok yara veren kara gün. bebeğim seni unutmayacağım demek çok zor.
hiç unutmuyorum 17 ağustosu lakin depremi yaşadığımdan değil aksine bölgeye uzak yaşıyorum o sıralar ama her insanoğlu gibi içim cız ediyor, uykularım kaçıyor , depremden sonra olanları düşünüyorum ve kendi kendime diyorum ki;
olm lord lucifer ne günler geçirdi bölge insanları, ne çekecek çileleri varmış, artık o bölgede kimse yaşamak istemez, hele izmite bak yerle bir olmuş virane her yer , şu çocuklara bak benimle yaşıtlar okulda olmaları gerekirken, deprem çadırlarında yaşıyorlar. Allah'ım başka acı gösterme insanlara ve deprem bölgesinde yaşayanları ordan bir an evvel kurtar...
bu yaşananlardan 6 sene sonra lord lucifer'in temiz yüreğinin sayesinde duaları kabul olur ve depremi yaşayan izmitli bir melekle nişanlanıp üstüne birde tayini izmite çıkmaz mı?
Allah'ım sen ne büyüksün..
olm lord lucifer ne günler geçirdi bölge insanları, ne çekecek çileleri varmış, artık o bölgede kimse yaşamak istemez, hele izmite bak yerle bir olmuş virane her yer , şu çocuklara bak benimle yaşıtlar okulda olmaları gerekirken, deprem çadırlarında yaşıyorlar. Allah'ım başka acı gösterme insanlara ve deprem bölgesinde yaşayanları ordan bir an evvel kurtar...
bu yaşananlardan 6 sene sonra lord lucifer'in temiz yüreğinin sayesinde duaları kabul olur ve depremi yaşayan izmitli bir melekle nişanlanıp üstüne birde tayini izmite çıkmaz mı?
Allah'ım sen ne büyüksün..
benim de yaşadığım facia günü.
depremde ölen insanlara allah'tan rahmet, yakınlarına baş salığı diliyorum. gerçekten kıyametin ufak bir provasıydı..
depremde ölen insanlara allah'tan rahmet, yakınlarına baş salığı diliyorum. gerçekten kıyametin ufak bir provasıydı..
ülkemizde yaşanan en büyük felaketin tarihi. yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet geride kalanlar bol sabır, baş sağlığı diliyorum.
acı, kayıplar, ihmalkârlıklar...
babamı ilk kez ağlarken gördüğüm gün. çocuk aklım olan biteni tam kavrayamamıştı, lakin çocuk kalbim; çocuk dünyamın en güçlü kahramanını göz yaşları dökerken gördüğü an bir şey fark etti; babam televizyona bakıyordu, televizyonda ise ölüm vardı. demek ki ölüm, göz yaşı demekti...
dile kolay tam 12 yıl geçti. ve biz hala hazırlıksızız.
(bkz: hiç birşeyden ders almayan türk milleti)
(bkz: hiç birşeyden ders almayan türk milleti)
12 yıl sonra hala ders almadığımız felakettir. Biz bu gerçekliğe dikkat çekmek isteyen bir avuç yırtınan azınlık olarak "Sesimizi duyan var mı?" diyeduralım, aradan geçen 12 yılda, sadece depreme hazırlanan (!)istanbul'da okulların yüzde 20'si, hastanelerin ise sadece yüzde 1'i depreme karşı dayanıklı hale getirilmiştir. Yani deprem olması halinde gideceğimiz bir hastanemiz bile olmayabilir. istanbul'daki konutların ise yüzde 10'u, olası bir 7 şiddetindeki depremde tamamen yıkılacak derecede dayanıksız durumdadır. Durum böyle olunca "değişen ne var ki?" demekten kendini alamıyor insan. Ama bildiğim tek bir şey var ki o da şu : "17 Ağustos 1999, 03:02'yi unutma, unutturma"
Binalar yıkılsa da yeniden yapılıyor ama ya depremin akıllarda bıraktığı izler, hasarlar? Onları nasıl onaracağız? işte buna bir örnek, üşenmeyin okuyun : http://www.ntvmsnbc.com/id/25241816/
Binalar yıkılsa da yeniden yapılıyor ama ya depremin akıllarda bıraktığı izler, hasarlar? Onları nasıl onaracağız? işte buna bir örnek, üşenmeyin okuyun : http://www.ntvmsnbc.com/id/25241816/
on ikinci yıl dönümü olan felaket.. ben de dahil yaşayanların hafızalarından asla silinmeyecek anlar bırakmıştır geride. ve on binlerce evle birlikte yıkılan hayaller. bu kadar yıl geçmesine karşın ciddi anlamda bir ders çıkarma faaliyetleri başta istanbul olmak üzere komşu illerde maalesef gözlemlenmemiştir. tüm hazırlıklar deprem sonrası içindir. *
babamı ilk defa ağlarken gördüğüm gündü.
1 yıl sonra vefat edecek olan dedemle uyuyordum. uyandığımda deprem bitmişti ve dedem ayakta dengesini zar zor sağlar bi haldeydi. annem küçük odada yalnız uyuyan kardeşimin yanına koşmuş, babam da gözü yaşlı biçimde 'oğluum oğluum kalk' diyordu. hiçbir şey anlamamıştım. hem nasıl anlayabilirim. o yaşıma kadar deprem nedir bilmiyordum.
sonra dışarı çıktık. tüm site sokaktaydı. ağlayanlar, şok olanlar, ayakta duramayanlar.. arabanın radyosunu açtık. bir adam hüzünlü bir sesle bir şeyler anlatıyordu. merkez üssü gölcük diyordu.
o sırada, biraz sessiz ama çokça yıpranmış bir ses duyduk. yaşlı bir teyzeydi konuşan. babama dönüp: ''oğul benim çocuklarım ve torunlarım izmit'te yaşıyor. acaba ölmüşler midir?..'' dedi ve beni yıkan bir şekilde ağlamaya başladı..
işte, 17 ağustos'tan aklımda kalan bu sahnedir. harap olmuş bitkin ve yalnız bir teyzenin yakarışları..
1 yıl sonra vefat edecek olan dedemle uyuyordum. uyandığımda deprem bitmişti ve dedem ayakta dengesini zar zor sağlar bi haldeydi. annem küçük odada yalnız uyuyan kardeşimin yanına koşmuş, babam da gözü yaşlı biçimde 'oğluum oğluum kalk' diyordu. hiçbir şey anlamamıştım. hem nasıl anlayabilirim. o yaşıma kadar deprem nedir bilmiyordum.
sonra dışarı çıktık. tüm site sokaktaydı. ağlayanlar, şok olanlar, ayakta duramayanlar.. arabanın radyosunu açtık. bir adam hüzünlü bir sesle bir şeyler anlatıyordu. merkez üssü gölcük diyordu.
o sırada, biraz sessiz ama çokça yıpranmış bir ses duyduk. yaşlı bir teyzeydi konuşan. babama dönüp: ''oğul benim çocuklarım ve torunlarım izmit'te yaşıyor. acaba ölmüşler midir?..'' dedi ve beni yıkan bir şekilde ağlamaya başladı..
işte, 17 ağustos'tan aklımda kalan bu sahnedir. harap olmuş bitkin ve yalnız bir teyzenin yakarışları..
depremle ilk tanıştığım gündür. ankara'da daha o güne kadar depreme dair çok şey duysamda hiç hissetmediğim depremdi. ama o gece hayatımda bir şeyle karşılaştım, deprem, sarsıntı, panik, herkese çok geçmiş olsun...
doğum günümdü 17 ağustos. iple çekiyorum sabahı, yeni bir yaşa girme mutluluğu ya da eski yaşımdan kurtulma hevesleri. uyku tutmuyor yarı uyanık hayaller kuruyordum. o hayaller içinde yaşadım depremi, hala doğum günümü kutlarken o günden kalma tarifsiz bir duygu, kocaman bir boşluk. ve bu gün yine o günlerden biri...
8 yaşında olduğum gündü...
hayatımda ilk kez deprem kelimesini duyduğum gündü.herkes deprem oluyor diyordu ama ben daha,depremin ne demek olduğunu bilmiyordum.sadece her yerin sallandığını hissediyor,bağırışları duyuyor ve insanların dışarı kaçtığını görüyordum.
sonra psikloloji kelimesini de ilk kez duymuştum.artık her gece dışarıda yatıyorduk.günler sonra evde yatmaya başlayınca da bütün kapılar aralıklı olarak yatıyorduk.
ihmalin ne demek olduğunu ve insan canının ne kadar değersiz olduğunu o gün anlamıştım ve maalesef hala bunu görebiliyorum.
ve son olarak da...japonya'yı ilk kez televizyonlarda duymuştum.17 ağustos depreminden daha şiddetli depremlerin olup,kimsenin ölmediği o ülkeyi....
hayatımda ilk kez deprem kelimesini duyduğum gündü.herkes deprem oluyor diyordu ama ben daha,depremin ne demek olduğunu bilmiyordum.sadece her yerin sallandığını hissediyor,bağırışları duyuyor ve insanların dışarı kaçtığını görüyordum.
sonra psikloloji kelimesini de ilk kez duymuştum.artık her gece dışarıda yatıyorduk.günler sonra evde yatmaya başlayınca da bütün kapılar aralıklı olarak yatıyorduk.
ihmalin ne demek olduğunu ve insan canının ne kadar değersiz olduğunu o gün anlamıştım ve maalesef hala bunu görebiliyorum.
ve son olarak da...japonya'yı ilk kez televizyonlarda duymuştum.17 ağustos depreminden daha şiddetli depremlerin olup,kimsenin ölmediği o ülkeyi....
izmit bu gece de o soğuk sessizlik içindedir.17 ağustos acı dır, susmaktır.
kimse hikaye anlatmasın. unutmadık unutmayacaz. neyi unutmadın amına koyim? ne yaptın depremle alakalı o günden sonra. binlerce kişi öldü. bir kişiyi attın içeriye. suçlu olmasına suçluda sanki veli göçer salladı yeri. belediyelerin, ona izin verenlerin hiç suçu yoktu. neyi unutmadın. şunun şurasında daha yakın zamanda kütahya simav'da deprem oldu. hala çadırda kalıyorlar. yüzlerce kişi tek tuvalet kullanıyorlar. neyi unutmadın? neyi unutmadık...
herşeyi olduğu gibi bunu da unuttuk. sadece boş konuşma üstadı olan türk milleti olarak bunu da unuttuk. başımıza gelmediği için unutmaya da devam edicez. çünkü ölenlerin arkasından mum yakmak herşeyi hallediyor...
herşeyi olduğu gibi bunu da unuttuk. sadece boş konuşma üstadı olan türk milleti olarak bunu da unuttuk. başımıza gelmediği için unutmaya da devam edicez. çünkü ölenlerin arkasından mum yakmak herşeyi hallediyor...
birçok efsaneye konu olmuş deprem. nice canlar yitip gitmiş, nice ocaklar sönmüştü bu deprem ile. yaşananların okunması bile kan dondurur cinsten. peki ya o anı 45 saniye yaşamak?
an itibariyle 12 yıl geçti.
gitsin de bir daha gelmesin dediğimiz gün.
gitsin de bir daha gelmesin dediğimiz gün.
dramdır. ‎8 yaşındaydım, asfaltın üzerine yattığımda beşikteymişim gibi hatırladım bebekliğimi. deprem öldürmez. müteahhitler öldürür. malzemeden çalan usta öldürür. insanı yine insan öldürür. keşke bir daha yaşamayacağıma emin olabilseydim. unutmadık, unutamadık.
söz uçar yazı kalır ya..
derince ve değirmendere de 4 gün , sakarya da 3 gün görev yapmış biri olarak; yaşadığı acı ve korkudan akıl sağlığını kaybetmiş onlarca kişi, tarihimizin en acı günlerinden birini yaşamış insanlara karaborsa şeftali satmaya çalışan allahın belası tüccar, annesinin enkaz altında her 12 saatte bir çalar saati çaldırdığına inanan göz yaşları içindeki adam, ve yardım konvoyuna yolu açık tutmak için yolun orta şeridini ellerinde sopalarla fırsatçılardan temizleyen binlerce insan..en hafif görüntüleri yazdım.. zira daha fazlasını yazmak gelmiyor içimden.. kaybettiğimiz vatandaşlarımızın sayısına gelince.. her yıl giderek daha azaldı kayıtlarda..ve 16 bin küsür de sabitlediler..halkın morali bozulmasın diye mi yoksa bir şehir efsanesi haline gelen vergi durumundan mı bilmem.. ama şu bir gerçek ki, olaydan sonraki 5. gün istanbula gelip o zamanlar alibeyköy tarafında plastik poşet yapan bir üretim haneden alıp sakarya ya götürdüğümüz ( özür dileyerek yazıyorum) ceset torbaları bu sabitlenen sayının neredeyse 3 katıydı..
yakınlarını kaybetmiş bütün herkese bir kez daha başsağlığı dilerim.
hepsinin mekanı cennet olsun..
derince ve değirmendere de 4 gün , sakarya da 3 gün görev yapmış biri olarak; yaşadığı acı ve korkudan akıl sağlığını kaybetmiş onlarca kişi, tarihimizin en acı günlerinden birini yaşamış insanlara karaborsa şeftali satmaya çalışan allahın belası tüccar, annesinin enkaz altında her 12 saatte bir çalar saati çaldırdığına inanan göz yaşları içindeki adam, ve yardım konvoyuna yolu açık tutmak için yolun orta şeridini ellerinde sopalarla fırsatçılardan temizleyen binlerce insan..en hafif görüntüleri yazdım.. zira daha fazlasını yazmak gelmiyor içimden.. kaybettiğimiz vatandaşlarımızın sayısına gelince.. her yıl giderek daha azaldı kayıtlarda..ve 16 bin küsür de sabitlediler..halkın morali bozulmasın diye mi yoksa bir şehir efsanesi haline gelen vergi durumundan mı bilmem.. ama şu bir gerçek ki, olaydan sonraki 5. gün istanbula gelip o zamanlar alibeyköy tarafında plastik poşet yapan bir üretim haneden alıp sakarya ya götürdüğümüz ( özür dileyerek yazıyorum) ceset torbaları bu sabitlenen sayının neredeyse 3 katıydı..
yakınlarını kaybetmiş bütün herkese bir kez daha başsağlığı dilerim.
hepsinin mekanı cennet olsun..
bir daha yaşanmasın dediğimiz gündür.
18. 373 insanın yaşamını yitirdiği, 48. 901 kişinin yaralandığı lanet. sallantı sadece 45 saniye sürmüştür. o 45 saniyenin ardından binlerce can gitmiştir bu dünyadan.
çok yakından hissettiğim deprem.
merak ediyorum ben bu gece sahura nasıl kalkacağım? karşıda belki onlarca insanın hayatını kendisiyle yıkan apartmanın yerini gördükçe. yerdeki cesetleri hatırladıkça.
merak ediyorum ben bu gece sahura nasıl kalkacağım? karşıda belki onlarca insanın hayatını kendisiyle yıkan apartmanın yerini gördükçe. yerdeki cesetleri hatırladıkça.
Yazılanlara ek olarak : 12 yıl sonra, birkaç gün önceki tahliyesiyle, artık "özgür bir adam" haline gelen, elini kolunu sallaya sallaya aramızda dolaşan Veli göçer'in yaptığı konutların binlerce insana mezar olduğu büyük depremin tarihidir. Teşekkürler Türk adaleti, sana her zaman güveniyoruz (!)
gölcükte büyük bir 17 ağustos deprem anıtı dikilse;yıkılan binaların ve hayatını kaybedenlerin fotoğrafları bu anıtta olsa her yıl bu anıta mimarlık ve inşaat mühendisliği öğrencilerini getirseler yaşananlardan ötürü geleceği inşa edecekler ibret alsalar fena olmaz mı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar