bugün
- ölümden korkuyor musunuz30
- claudian clouds34
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı27
- mustafa kemal atatürk ün boyu4
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi17
- hiç antidepresan kullanmayan insan3
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri20
- forex dolandırıcılığı soruşturmasında 191 gözaltı2
- tulumba tatlısı6
- kadın dövmek3
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- atatürk diyor ki8
- meriç keskin4
- hamburgerin içindeki domates4
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- vedat muriqi6
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı14
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- habire1219
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi11
- fenerbahçe5
- verginin ahlaki meşruiyeti2
- kafakoparan dede3
- trombosit bağışında bulunmak2
- her biji amed8
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- galatasaray5
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- gecenin şarkısı12
- depresyon6
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler7
- cizre de havai fişek nedeniyle yangın2
- 0 0 719
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- adana saimbeylide deprem3
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- uçan arabalar neden çıkmadı6
- sıfır atık vakfı11
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- türk düşmanı piçler9
- pazar gecesi sözlükte 900 online yazar olması5
- amed sporlu bir kızı hoplatmak6
- sabahları sevilen şeyler11
- sözlükteki sinsi köpekler8
- trabzonspor'un amedspor'u lider yapması5
- sözlük kızlarının kekleri24
- fusya semsiyeli yabanci25
- hiç fuhuş yaptınız mı6
- evrene enerji gönderen müslüman9
entry'ler (15)
'ateistim' derken çarpılmaktan ve akabinde de çarpandan korkarlar ki çarpıma yani sonuca bakarlar ve bitürlü ateist olmadıklarının, olamadıklarının farkındalığında hayata ... neyse efendim mevzubahis olan gerçek ateistlerse onlar da korkar tabi ama sığınma ihtiyacı hissetmezler belki. belki de bilinmezliklerin ardında illa ki ilahi bi güç aramazlar. bilmeye riayet eder inanmaya hep mesafeli dururlar.
amma şurası kesin ki;normal bireyin öbür dünyada cayır cayır yanma korkusu içine işlemeden de ahlaki değerlere sahip olabileceğini idrak edemeyen,'dinsiz'i 'imansız'ı küfür haznesinde barındırabilenlerden korkarlar.
amma şurası kesin ki;normal bireyin öbür dünyada cayır cayır yanma korkusu içine işlemeden de ahlaki değerlere sahip olabileceğini idrak edemeyen,'dinsiz'i 'imansız'ı küfür haznesinde barındırabilenlerden korkarlar.
yaratıcılığın sınırlarını zorlamaktan kabızlığa sebep verebilecek hadise.
karşıyaka spor klubünü kısaltın,ne çıktı? k.s.k... tamam şimdi de bu harflerin arapçasını alalım sırayla neymiş? kaf sin kaf. tamam parçalar yerleşiyor da neden arapça diye meraklananlara da karşıyaka'nın taaaa 1912'lere dayanan mazisini hatırlatalım ki bulmaca tamamlansın. şimdi herkes içinden tekrarlasın,kaf kaf kaf sin sin sin kaf sin kaf sin kaf!!!ama öyle tek başına pek keyifli olmayabilir, karşılıklı olacak, senkronize olacak, suslar pesler olmayacak hatta sesler birbirine karışacak, hatta onbinlerle birlikte, yankısı bile tüyleri diken diken edecek ürkütecek, salya-sümük kan ter içinde kalana dek veya boşverin anlatmakla olmaz en güzeli bizzat şahit olmak.
bu saldırıdan ve beraberinde ölen onca askerimizin kanıyla kendini tatmin edebilecek insanlıkdışı bi zihniyet görmüyorum, tekrar bakıyorum, lakin yine göremiyorum. peki ya sebebi kullanılan üslup olabilir mi?gayet de olabilir.bu vahim vakadan sonra hepimizin tepkisi aynıydı, hepimiz üzgündük, kızgındık evet dolayısıyla dilimize de fazlasıyla yansımış bu halet-i ruhiyeyi atlatıp soğukkanlılıkla, sağduyuyla düşünebilmek de bi erdemdir ki olması da gerekendir aynı zamanda. cürümü de faili de aşikar bi eylem üzerine nefretimizi kusmak bizi görece rahatlatır,o an için tatmin eder. belki de o gelen eksiler sözlüğü iyice forum havasına çeviren bitmek bilmeyen öfke nöbetleri, göze hoş gelmeyen galiz küfürler ve bizi aklı selim bi tartışma ortamından, çözüm arama yetisinden mahrum bırakan sürekli akıl tutulması ve zihin bulanması haline olamaz mı?
gayet hoş fragmanı ve tabi müziğiyle * daha başlamadan ilgi uyandırdığı kesin, lakin izlemeyende vicdan azabı uyandırdığı kadar izleyenin mastürbasyonunu yarıda bıraktığı da bi' gerçek ki bu yönden the sopranos'u fazlasıyla çağrıştırıyor ki yapımcıları da aynı.
özellikle başroldeki 60'ların tipik beyaz yakalısı,bol briyantinli, güzelim karısını hemen her defasında boynuzlayan,az konuşup çok şey anlatan, müşterilerine devamlı ayar veren karizmatik deha prototipi çizen don draper izlenmeye değer.
dizinin diğer vurguladığı dönemin karakteristiklerinden anti-semitizm,seks ve muhtemelen figuranından kameramanına herkesi gerçekte akciğer kanserinden muzdarip edecek kadar sıklıkta içilen sigara.
sonuç olarak tansiyon eksikliğinden henüz mükemmeli yakalayamamış ama ümit vaadeden dizi.
özellikle başroldeki 60'ların tipik beyaz yakalısı,bol briyantinli, güzelim karısını hemen her defasında boynuzlayan,az konuşup çok şey anlatan, müşterilerine devamlı ayar veren karizmatik deha prototipi çizen don draper izlenmeye değer.
dizinin diğer vurguladığı dönemin karakteristiklerinden anti-semitizm,seks ve muhtemelen figuranından kameramanına herkesi gerçekte akciğer kanserinden muzdarip edecek kadar sıklıkta içilen sigara.
sonuç olarak tansiyon eksikliğinden henüz mükemmeli yakalayamamış ama ümit vaadeden dizi.
-yoksa sen de benim düşündüğümü mü düşünüyosun?
-yoksa???
-evet, işte o
-eee
-eeee
-aynı anda haa,bak sen şu işe
-evet, kalplerimiz birmiş
-telepati kuruyoruz artık
-vay beee
-eeee
-ne eeesi hadi artık
-tamam da ne??
-başlayalım
-neye başlıyoruz
-neyi düşünüyosak ona
-bi dakka bi dakka ne düşünüyomuşuz biz??
-nasıl ya??ne düşünüyoruz??
-yok artık
-ne
-yok bişey
-e başlamayacakmıyız
-uzattın ama ne düşünüyosan açıkça söyle *
-aynı şeyi düşündüğümüzü düşünüyodum ama yanılmışım
-ben de öyle düşünmüştüm
-haha,bak aynı şeyi düşünüyomuşuz
-aa,hakkaten doğru bak
-ee,ne düşünüyosun söyle bakalım *
-önce sen *
-hayır önce sen *
-aaah, uzatma işte, önce sen *
-ufff *
-hakkaten uff ****
-yoksa???
-evet, işte o
-eee
-eeee
-aynı anda haa,bak sen şu işe
-evet, kalplerimiz birmiş
-telepati kuruyoruz artık
-vay beee
-eeee
-ne eeesi hadi artık
-tamam da ne??
-başlayalım
-neye başlıyoruz
-neyi düşünüyosak ona
-bi dakka bi dakka ne düşünüyomuşuz biz??
-nasıl ya??ne düşünüyoruz??
-yok artık
-ne
-yok bişey
-e başlamayacakmıyız
-uzattın ama ne düşünüyosan açıkça söyle *
-aynı şeyi düşündüğümüzü düşünüyodum ama yanılmışım
-ben de öyle düşünmüştüm
-haha,bak aynı şeyi düşünüyomuşuz
-aa,hakkaten doğru bak
-ee,ne düşünüyosun söyle bakalım *
-önce sen *
-hayır önce sen *
-aaah, uzatma işte, önce sen *
-ufff *
-hakkaten uff ****
hedefi sapıtmış gazetemsinin ürkütücülük dozajını artırayım derken gülünç duruma düşmesine sebep olan haberimtrağı. asparagas kalbimizde, içimizde...
-ufff, yanına geçip fotoğraf çektirebilseydik keşke
-o da ne??
-cümle alem görcekti bizim yaptığımızı
-...
-neyse,sen şu taşa yazarsın artık ismimi
-o da ne??
-cümle alem görcekti bizim yaptığımızı
-...
-neyse,sen şu taşa yazarsın artık ismimi
en ufak bi' kazada ve sızıntıda ve tabi santralı hedef alan bi saldırıda yarılanma ömrü onyılları bulan radyoaktifleri doğaya salar. dolayısıyla 4 kollu,3 memeli,2 kafalı canlılar yaratarak evrim sürecini hızlandırır, ayak uyduramayan zavallıları kanser etmek suretiyle hakketikleri yere yani öbür dünyaya gönderir.söz konusu enerjiyi üreten santraller,neo-con'ların, istediği 3.dünya ülkesine demokrasi götürmesi yolunda önemli bi mevzi teşkil eder. yıllardır şark zihniyetinden nemalanan enerji baronlarının servetine servet katar.ama ne hikmetse amerikasından tutun isveçe,almanyaya,fransaya hatta israile kadar hiçbir gelişmiş ülke bu faydalardan feragat etme uğruna onlarca yıldır tek bir nükleer santral siparişi bile vermemiştir.
altı üstü yarım saatlik bir yolculuğun her anını stratejik hadiseymiş gibi düşünen kişinin, yolculuğu kurguladığı davranışlar bütününün son ayağında dikkat etmesi gerekenlerdir. şöyle ki:
-müsait bi' yerde demeden önce dolmuşun fren mesafesi,çekiş gücü gibi mekanik parametreleri iyi hesaplamalısınız ki hedefteki müsait yer tutturulsun,ani bi' frene ve beraberinde getirebileceği arkadaki kamyonun toslaması, dolmuşun hafif çalkalanması ve yanda oturanın teyzenin kucağına düşülmesi ve şöförle yolcular tarafından fırça yenmemesi gibi rezaletlere sebebiyet vermeyin. zamanlama önemlidir
-ineceğiniz yer hakikaten müsait olmalı ki,dolmuştan inerken ilk attığınız adım sonrası yandan gelen acılı kornanın sahibi kamyonun altında kalmayın.
-doğru yerde ve zamanda söylemek kadar, doğru şekilde söylemek de önemlidir. misal;öyle bi desibel tutturmalısınız ki ne dolmuştakileri yerinden hoplatacak kadar gereksiz şiddette olmalı,ne de kedi mırlaması gibi.
-olası ses çatlamalarına, detonelere,sürtonelere karşı ses telleri yapay öksürüklerle açılmalı
-bu 3 kelime o kadar rahat ve doğal durmalı ki sizde, akabinde söyleyebilceğiniz 'kolay gelsin','hayırlı işler','iyi günler' gibi tümcelerin samimiyeti inandırıcı olsun.
-ayrıca o kadar etkileyici olmalı ki ses tonu, şöför kayıtsız kalmamalı, müsait bi yer olmasa bile sizi indirebilmeli, dolmuştaki kızlar yol boyunca sizi kesmediğine pişman olmalı.
olmadı yapamıyorsanız bırakın başka biri 'müsait bi yerde' desin,siz de peşinden inin, stressiz,gerilimsiz, dertsiz,tasasız oh ne güzel
-müsait bi' yerde demeden önce dolmuşun fren mesafesi,çekiş gücü gibi mekanik parametreleri iyi hesaplamalısınız ki hedefteki müsait yer tutturulsun,ani bi' frene ve beraberinde getirebileceği arkadaki kamyonun toslaması, dolmuşun hafif çalkalanması ve yanda oturanın teyzenin kucağına düşülmesi ve şöförle yolcular tarafından fırça yenmemesi gibi rezaletlere sebebiyet vermeyin. zamanlama önemlidir
-ineceğiniz yer hakikaten müsait olmalı ki,dolmuştan inerken ilk attığınız adım sonrası yandan gelen acılı kornanın sahibi kamyonun altında kalmayın.
-doğru yerde ve zamanda söylemek kadar, doğru şekilde söylemek de önemlidir. misal;öyle bi desibel tutturmalısınız ki ne dolmuştakileri yerinden hoplatacak kadar gereksiz şiddette olmalı,ne de kedi mırlaması gibi.
-olası ses çatlamalarına, detonelere,sürtonelere karşı ses telleri yapay öksürüklerle açılmalı
-bu 3 kelime o kadar rahat ve doğal durmalı ki sizde, akabinde söyleyebilceğiniz 'kolay gelsin','hayırlı işler','iyi günler' gibi tümcelerin samimiyeti inandırıcı olsun.
-ayrıca o kadar etkileyici olmalı ki ses tonu, şöför kayıtsız kalmamalı, müsait bi yer olmasa bile sizi indirebilmeli, dolmuştaki kızlar yol boyunca sizi kesmediğine pişman olmalı.
olmadı yapamıyorsanız bırakın başka biri 'müsait bi yerde' desin,siz de peşinden inin, stressiz,gerilimsiz, dertsiz,tasasız oh ne güzel
türkiye,türkiye olmayı başardığında tedavülden kalkacak belirsizlik silsilesinin son halkası,bi'an önce son bulmasını dilediğim hassasiyet kaşıması. öyle ya önce fransa,sonra almanya,akabinde küçük amerika olmaya çalıştık şimdi potansiyel iran ve belki de malezya... evet, ateş olmayan yerden duman çıkmaz ama bu suni gündem yaratan dezenformasyon mühendislerinin ordinaryüsü aydın doğan'ın yine ihalesinin gelmediği ne malum??o eski islamcıların şimdi reelpolitikle cebelleştiği bu dönemde, geçmiş heveslerine ulaşamaycakları gerçeğinin çoktan anlamaları gerekmez mi??hem para görmüş,iktidar görmüş bi güruhun bu konumu sağlama alma uğruna tüm marjinal yanlarını törpüleme gereğini farketmek zorunda olmalarına ne demeli?? sonuç;biz onlara benzetilmekten korkarken bigün bakarız da onlar bize benzemiş. neden olmasın, iktidar böyle bişey değil mi??
bu sorunun türkiye dışında bi yerde sorulsa anlaşılabilirdi. peki ama biz böyle bi durumda bile körelmiş reflekslerimizi harekete geçirmeyip, oturduğumuz yerden beyaz bayrak sallayacaksak türkiye malezya da olsun, iran da olsun ama en önce yazıklar olsun.
bu sorunun türkiye dışında bi yerde sorulsa anlaşılabilirdi. peki ama biz böyle bi durumda bile körelmiş reflekslerimizi harekete geçirmeyip, oturduğumuz yerden beyaz bayrak sallayacaksak türkiye malezya da olsun, iran da olsun ama en önce yazıklar olsun.
türk filmlerinden aşina olduğumuz onu ancak büyük bi' şok iyileştirebilir klişesini hayata geçiren dilenci