1. 1.
    referansı sağlam*, 'kapitalistçilik'* oynayan güçlü'lerin konu alındığı dizi.

    aslında tanıtım'da dendiği gibi "reklamların altın çağına" dair...
    1 ... endustriyel siyah
  2. 2.
    kült olmaya aday bir dizi.
    2 ... endustriyel siyah
  3. 3.
    son zamanlarda izlediğim dizi adına başarılı yapıtlardan bir tanesi.
    2 ... gewezebra
  4. 4.
    house m.d. den sonra beni etkilemiş, izleme dürtüsü oluşturmuş tek dizi. bunda cnbc-e nin ve e2 nin inanılmaz reklam atağının etkiside yok değil.
    1 ... hortlak
  5. 5.
    kadın erkek yaşlı demeden herkesin cayır cayır sigara içtiği dizi. değişik bir dönemi anlatması açısından oldukca ilgi çekici. bi de spoiler vereyim tam olsun:

    --spoiler--
    episode1 de sigaranın kesinlikle zararsız olduğunu düşünen oldukca fazla sayıda insan var, ki o dönemlerde demek öyleymiş. şimdi bir allahın kulu sigara zararsız diyemez.
    --spoiler--
    4 -1 ... quasi modo
  6. 6.
    ilk iki bölümü ile dişe dokunmayan dizi. beklentilerin büyük olması sebebiyle hayal kırıklığı yaşatıyor.
    1 -3 ... blonde mermaid
  7. 7.
    1960'lı yılların amerika'sını anlatan bir dizidir.

    bicak sirti'yla kesişmesi ise üzücüdür.
    2 ... dalgali kur
  8. 8.
    gayet hoş fragmanı ve tabi müziğiyle * daha başlamadan ilgi uyandırdığı kesin, lakin izlemeyende vicdan azabı uyandırdığı kadar izleyenin mastürbasyonunu yarıda bıraktığı da bi' gerçek ki bu yönden the sopranos'u fazlasıyla çağrıştırıyor ki yapımcıları da aynı.
    özellikle başroldeki 60'ların tipik beyaz yakalısı,bol briyantinli, güzelim karısını hemen her defasında boynuzlayan,az konuşup çok şey anlatan, müşterilerine devamlı ayar veren karizmatik deha prototipi çizen don draper izlenmeye değer.
    dizinin diğer vurguladığı dönemin karakteristiklerinden anti-semitizm,seks ve muhtemelen figuranından kameramanına herkesi gerçekte akciğer kanserinden muzdarip edecek kadar sıklıkta içilen sigara.
    sonuç olarak tansiyon eksikliğinden henüz mükemmeli yakalayamamış ama ümit vaadeden dizi.
    2 ... damnation
  9. 9.
    sadece anti semitizmin değil, renk ayrımcılığının da vurgulandığı dizi.

    sadece ilk bölümü izlemiş biri olarak, en etkileyici diyaloğu şu idi (bunu söyleyeyim):

    "Oh, you mean love.

    You mean the big
    lightning bolt to the heart

    where you can't eat
    and you can't work

    and you just run off
    and get married

    and make babies.

    The reason
    you haven't felt it

    is because
    it doesn't exist.

    What you call love
    was invented by guys like me

    to sell nylons.

    (... )

    You're born alone,
    and you die alone,

    and this world just drops
    a bunch of rules on top of you

    to make you
    forget those facts,

    but I never forget.

    I'm living like there's
    no tomorrow...

    because there isn't one."
    5 -1 ... bl
  10. 10.
    "etkileyici" diyaloğun türkçesi ise şöyle,

    "aşktan bahsediyorsunuz.

    Yemek yiyemediğiniz,
    çalışamadığınız durumdan,
    yani yüreğinizde çakan
    yıldırımı kastediyorsunuz.

    Ve yalnızca kaçıp evlenirsiniz...
    ve bebekleriniz olur.

    Bunu hissetmemiş olmanızın nedeni,
    böyle bir şeyin var olmaması.

    Aşk dediğiniz şey,
    benim gibi adamların...
    çorap satabilmek için icat ettikleri bir şey.

    (... )

    Yalnız doğdunuz, ve yalnız öleceksiniz,
    ve bu dünya, üzerinize yalnızca
    bir kurallar demeti serper.

    Bu gerçekleri unutmanız için.

    Ama ben asla unutmam.

    Ben yarın hiç yokmuş
    gibi yaşarım.

    Çünkü gerçekten yok."

    (çeviri, Kadir "heyamo" Sinan KÜÇÜK'e ait. bir iki değişiklik yaptım; o kadar)
    3 ... bl