bugün
- ekşi sözlük referans16
- mekke anlaşması19
- yeni partinin çerçeve yasa kararı5
- dönen tekme atabilen sözlük yazarları7
- kod yazarken müzik dinlemek6
- torpil peşinde koşan tip5
- yazarların para ödediği yapay zekalar6
- merfulu11
- en gey özelliğiniz9
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- 2000 doğumlu kızlar2
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- hamferdi yazarlar3
- din ve ahlak4
- erecto bey bay birader2
- online 40 yazar ne yapıyor5
- recep tayyip erdoğan4
- tuvalete sıçımhane diyen kezo5
- yanlışlıkla gey olmak9
- bir insanın muadilini bulmak5
- zall'ın çok meşgul biri olması6
- halk başkanlık sistemini istiyor9
- wc'ye telefonsuz girmek7
- gizli artılayan yazar3
- dün fetö götü yalayanlar bugün apo götü yalıyor7
- günlük tutan erkek19
- en estetik meyveler2
- dudağında bir boyası eksik yuzır4
- gey erkeklerin buluşma noktası3
- kaybolan futbolcusu için müge anlı'ya çıkan takım2
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz17
- bol bol su içmek2
- rodrigo mora6
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil11
- kulağın pıtı gibi olması3
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- nihal atsız2
- sözlük kızlarının acayip tatlı olması3
- her yerde sümkürebilen insan6
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler10
- arda güler5
- mükemmeliyetçi insan2
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- ev almak isteyenlere tavsiye4
- hastane randevusu2
- gratisin içini merak etmek8
- halkını düşünmeyen lider4
- sıcak hava vs soğuk hava2
- merhabalarr5
"insanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur, ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmaz."
maya angelou
maya angelou
Uzun süreli bellekten geri getirememe durumu..
unutma diye bir şeyin olduğu henüz ispatlanmamıştır; bildiğimiz, sadece tekrar anımsamanın gücümüz dahilinde olmadığıdır. geçici olarak gücümüzün bu boşluğuna 'unutmak' sözcüğünü koyduk. ama sonuç olarak bizim gücümüz dahilinde olan ne varki...eğer bu sözcük gücümüzün bir boşluğunda duruyorsa, öteki sözcükler gücümüze ilişkin bilgimizin bir boşluğunda durmak durumunda değiller mi? der nietzsche tan kızıllığı adlı şaheserinde...
unutmak, üç heceden oluşup, kolay okunsa da, gerçek anlamda zordur. hayatınız belirli dönemlerinde başınıza gelen olaylar ya da birileri hayatınıza öyle bir girmiştir ki, gitse dahi hep kafanızın bi yerlerinde sizinledir. unuttum dersiniz, ama sadece lafta kalır. o'nunla alakalı birşey oldu mu, hemen aklınıza gelir. unutmadığınızı anlarsınız. unuttum dediğimiz şeyleri hiçbir zaman unutmayacağız...
Böyle kalacak
Sahipsiz, açık
Örtmeye üstünü
Vaktimiz olmayacak.
Düşünmek bile suç
Gibi uzak yakınları
içlerinde yaşar mı
Bilgimiz olmayacak.
Yıllarca beraber
Yalnız saatlerde
Olsun hatırlanmaz mı
Cevapsız kalacak.
Kopmuş bağlar
Sonunda öyle ki
Neyimizdi kimdi
Kimsemiz olmayacak.
BEHÇET NECATiGiL
Sahipsiz, açık
Örtmeye üstünü
Vaktimiz olmayacak.
Düşünmek bile suç
Gibi uzak yakınları
içlerinde yaşar mı
Bilgimiz olmayacak.
Yıllarca beraber
Yalnız saatlerde
Olsun hatırlanmaz mı
Cevapsız kalacak.
Kopmuş bağlar
Sonunda öyle ki
Neyimizdi kimdi
Kimsemiz olmayacak.
BEHÇET NECATiGiL
unutmak o kadar kolaymı sandın
ayrılık bana aşk'tır artık..
ayrılık bana aşk'tır artık..
unutmayı unutamamak.
ey unutuş! kapat artık pencereni,
çoktan derinliğine çekmiş deniz beni;
çıkmaz artık sular altından o dünya.
bir duman yükselir gibidir kederden
macerası çoktan bitmiş o şeylerden.
amansız gecenle yayıl dört yanıma
ey unutuş! kurtar bu gamlardan beni.
çoktan derinliğine çekmiş deniz beni;
çıkmaz artık sular altından o dünya.
bir duman yükselir gibidir kederden
macerası çoktan bitmiş o şeylerden.
amansız gecenle yayıl dört yanıma
ey unutuş! kurtar bu gamlardan beni.
unutmak imkansızdır, beynimizde kayıtlı olan yaşadığımız her olay, bir an gelir ki hatırlanır.
beni unutma demiştim ya hani sana... vazgeçtim "denizim". Unut beni ve acı veren bu savaşı. Her bakışında gözlerimin ferini, her tutuşunda ellerimin terini unut. Unutta yüreğimi sızım sızım sızlatan bu acıyı al götür ıssız dağ eteklerine, engin denizlerine. Yoruldum bu imkansızlıklar eşiğindeki adım atma korkusundan. Verdim kararımı Unut artık beni. Çünkü ben sana yazılan bu satırların ardından, kalemi bıraktığım gibi unutacağım seni...
yasanilan seylerin beyin tarafindan silinmesi.he birde unutmayi istemek mevzusu var oraya hiç giremicem sözlük.
hafıza i beşer nisyan ile maluldur derler fakat unutmakmış asıl nimet.
sözlüklerde geçiyor sadece adı, pratiğimümkünolmayanteorikler el kitabının bilmemkaçıncısayfası'nda bir de. bir de sırt üstü dönüp ayaklarını havaya kaldırarak sallayan her insan iki şeyi yapmış oluyor; ölmek üzere olan hamam böceği taklidi yapmış ve unutmuşu oynamış.
"unutmak mı?
delisin...
gitmesem de bekler orada deniz.
gelirsem, bilmelisin
benim beklememdir burada deniz.
gitmek gibi geleceğim
denizin delisine
delinin denizi gibi
o ne kadar giderse.."
(bkz: özdemir asaf)
(bkz: denizin delisi)
delisin...
gitmesem de bekler orada deniz.
gelirsem, bilmelisin
benim beklememdir burada deniz.
gitmek gibi geleceğim
denizin delisine
delinin denizi gibi
o ne kadar giderse.."
(bkz: özdemir asaf)
(bkz: denizin delisi)
asla tam olarak başarılamayan bir eylemdir. sadece derinlere itmeye çalışırız unutmak istediklerimizi ancak o kadar.
kolay olmayan. aksine çok zor olan.
--spoiler--
''insanlar aklın hatırladıklarını unutabiliyor, ama kalbin hatırladıklarını unutmuyorlar... Kalb çoğu kez sahibinden habersiz hatırlar; ilk yaranın kendi izini tekrar eden hafızasına yaslanır."
--spoiler--
murathan mungan
''insanlar aklın hatırladıklarını unutabiliyor, ama kalbin hatırladıklarını unutmuyorlar... Kalb çoğu kez sahibinden habersiz hatırlar; ilk yaranın kendi izini tekrar eden hafızasına yaslanır."
--spoiler--
murathan mungan
unutmak büyük harfle yazılır.
Bir kadını unutmak yada bir erkeği. En zoru bir kadını unutmaktır,belkide anlatması en kolayıdır benim için. Unutmak ani bir olgu değildir,aksine zamana olabildiğince yayılır siz istemesenizde. Önce rehberinizdeki numaranın ismi değişir ama silinmez. Gün sizin için erken biter gözlerinizi biran önce yummaya can atarsınız ve eliniz ne sigaraya gider ne de telefonunuza. Daha bitmedi,yorucu günler henüz başlıyor. Fotoğraf albümleri sevgiliden ıslah edilir,biriktirilen sinema biletleri,kurutulan veya ilk buluşmada bir türlü verilmeye cesaret bulunamayan çiçekler,eğer varsa mektuplar uzak bir köşeye kaldırılır.
Kalbinize bir ağrı düşüren,gözlerinizin bile saklanıp sizi terk ettiği an gelir işte,sevgiliyi soran bir dosta ayrılığı anlatmak. Nedenler,sonuçlar,haklar,haksızlıklar bir nefeste anlatılmaya çalışılır nefes biter daha bir cümle bile kuramamışsınızdır. Günler geçer dostlarınız gelir,gider ve yeni teselliler,umutlar düşürülür içinize...
Unuttuğunuzu ilk olarak bir gece neşeli bir arkadaş masasında anlarsınız kısacası sadece sanmışsınızdır. Evinize gidip yatağa girdiğinizde bir hüzün girdabına dalıp gidersiniz. Korkular sarar etrafınızı,hele unutulmak istenen hergün karşınıza çıkıyorsa. Onu bir başkasıyla görmek endişesi,güldüğünü görebilmek,yanınızdan esip geçerken rüzgarının bıraktığı o alışılan kokuyu duymak,bir çeşit kıyamettir sizin için.
Önce Bakışlar kaçırılır,tesadüfen bir merdivende karşılaşıldığında adımlarınızın temposu hiç değişmez. Duygularını katlettiğini ispatlamaya çalışır iki tarafta fakat bunu hiçbiri başaramaz. Herzaman küçük potlar kırılır(adını ağzınıza aldığınızda arkanızdan hızla geçip gitmesi mesela) hem utanırsınız ve de kalbiniz birkez daha kırılır,gözlerinde bir gülümseme görememenizle beraber.
Kalbinize onu her gördüğünüzde bir ağrı saplanır. Heyecan ve çaresizliğin verdiği koyu bir ağrı ki bu zamanla azalır sönüp gider.Bu ağrı bittiğinde unutmuşsunuz demektir aslında.Aynı masada hatta aynı otobusun yan koltuğunda onunla olmak bir anlam ifade etmez.Dışarıdan bakıldığında acınası bir durumdur,bir zamanlar elinizin ellerinde terlediği,telefonda sessizliğini bile sevdiğiniz gözlere yabancı duygularla bakmak.Gözler dedim çünkü yerine bir özne yazmak zor benim için .Bu ağrı ne zaman geçer diye beklemeyin yada yoklamayın içinizdeki fırtınayı çünkü hayatınıza bir başkası girmedikçe unutamazsınız,geçmez. Yani her şarkıda birkaç söz bulursunuz ona yazılmış yada romantik filmlerin fragmanlarından nefret etmeye başlarsınız. Ve unutmayın hayır hayır tabiki unutun ama söylemek istediğim şu,en tehlikeli ve zehirli olanı henüz unutmadan unutuldum hissine kapılmaktır,onun sizinle aynı fırtınada yoğrulduğunu bilmemekle beraber.
Kalbinize bir ağrı düşüren,gözlerinizin bile saklanıp sizi terk ettiği an gelir işte,sevgiliyi soran bir dosta ayrılığı anlatmak. Nedenler,sonuçlar,haklar,haksızlıklar bir nefeste anlatılmaya çalışılır nefes biter daha bir cümle bile kuramamışsınızdır. Günler geçer dostlarınız gelir,gider ve yeni teselliler,umutlar düşürülür içinize...
Unuttuğunuzu ilk olarak bir gece neşeli bir arkadaş masasında anlarsınız kısacası sadece sanmışsınızdır. Evinize gidip yatağa girdiğinizde bir hüzün girdabına dalıp gidersiniz. Korkular sarar etrafınızı,hele unutulmak istenen hergün karşınıza çıkıyorsa. Onu bir başkasıyla görmek endişesi,güldüğünü görebilmek,yanınızdan esip geçerken rüzgarının bıraktığı o alışılan kokuyu duymak,bir çeşit kıyamettir sizin için.
Önce Bakışlar kaçırılır,tesadüfen bir merdivende karşılaşıldığında adımlarınızın temposu hiç değişmez. Duygularını katlettiğini ispatlamaya çalışır iki tarafta fakat bunu hiçbiri başaramaz. Herzaman küçük potlar kırılır(adını ağzınıza aldığınızda arkanızdan hızla geçip gitmesi mesela) hem utanırsınız ve de kalbiniz birkez daha kırılır,gözlerinde bir gülümseme görememenizle beraber.
Kalbinize onu her gördüğünüzde bir ağrı saplanır. Heyecan ve çaresizliğin verdiği koyu bir ağrı ki bu zamanla azalır sönüp gider.Bu ağrı bittiğinde unutmuşsunuz demektir aslında.Aynı masada hatta aynı otobusun yan koltuğunda onunla olmak bir anlam ifade etmez.Dışarıdan bakıldığında acınası bir durumdur,bir zamanlar elinizin ellerinde terlediği,telefonda sessizliğini bile sevdiğiniz gözlere yabancı duygularla bakmak.Gözler dedim çünkü yerine bir özne yazmak zor benim için .Bu ağrı ne zaman geçer diye beklemeyin yada yoklamayın içinizdeki fırtınayı çünkü hayatınıza bir başkası girmedikçe unutamazsınız,geçmez. Yani her şarkıda birkaç söz bulursunuz ona yazılmış yada romantik filmlerin fragmanlarından nefret etmeye başlarsınız. Ve unutmayın hayır hayır tabiki unutun ama söylemek istediğim şu,en tehlikeli ve zehirli olanı henüz unutmadan unutuldum hissine kapılmaktır,onun sizinle aynı fırtınada yoğrulduğunu bilmemekle beraber.
olayı siklememektir.
unutulmaktır.
unutmak.
her insan hayatında en az bir kere istemiştir.
klişe başlangıç. halbuki buraya içimden gelenleri yazmak için oturmuştum. o aptal, aptal ansiklopedik bilgilerimi bir kenara bırakmak, kabuğumun altındaki beni göstermek için oturmuştum. yazarak unutmak için.
unutmayı anlatmayı denemek gerçekten zormuş. önümde sözlükpad, beş dakikadır yazdığım son cümlelere bakıyorum.
tamam, başlıyorum. unutmak zordur. bu klişe bir laf değil, zordur, bu kadar basit. imkansız demiyorum. gayet imkanlıdır. kalbini paramparça edersen, sevdiğin bütün şarkılardan vazgeçersen, arkadaşlarınla konuşmayı, ailenle konuşmayı, kendinle konuşmayı bırakırsan.. unutabilirsin.
ben de öyle yaptım. zor, evet. tekrar ve tekrar unutmak zorunda kalmak, yani kalbimi paramparça etmek, sevdiğim bütün şarkılardan vazgeçmek, arkadaşlarımla, ailemle ve kendimle konuşmaktan vazgeçmek gerçekten zordu. en zoru da ağlamak istemek ve ağlayamamak.
korkunç. ağlayan arkadaşlarına özenmek korkunç. etrafındakiler üzülmesin diye ağlamamak korkunç. sahi, ne zaman bu kadar düşünceli oldum ben? ha unutmadan, hiç de abartıldığı gibi değil. kimseye özendirilmemeli düşünceli olmak. bencilken, haykırarak ağlayabilirken ve hatta ağlamana gerek kalmadan kafana estiği zaman terkedebilirken hayat çok daha güzeldi.
unutmak zorunda kalmazken hayat çok daha güzeldi.
her insan hayatında en az bir kere istemiştir.
klişe başlangıç. halbuki buraya içimden gelenleri yazmak için oturmuştum. o aptal, aptal ansiklopedik bilgilerimi bir kenara bırakmak, kabuğumun altındaki beni göstermek için oturmuştum. yazarak unutmak için.
unutmayı anlatmayı denemek gerçekten zormuş. önümde sözlükpad, beş dakikadır yazdığım son cümlelere bakıyorum.
tamam, başlıyorum. unutmak zordur. bu klişe bir laf değil, zordur, bu kadar basit. imkansız demiyorum. gayet imkanlıdır. kalbini paramparça edersen, sevdiğin bütün şarkılardan vazgeçersen, arkadaşlarınla konuşmayı, ailenle konuşmayı, kendinle konuşmayı bırakırsan.. unutabilirsin.
ben de öyle yaptım. zor, evet. tekrar ve tekrar unutmak zorunda kalmak, yani kalbimi paramparça etmek, sevdiğim bütün şarkılardan vazgeçmek, arkadaşlarımla, ailemle ve kendimle konuşmaktan vazgeçmek gerçekten zordu. en zoru da ağlamak istemek ve ağlayamamak.
korkunç. ağlayan arkadaşlarına özenmek korkunç. etrafındakiler üzülmesin diye ağlamamak korkunç. sahi, ne zaman bu kadar düşünceli oldum ben? ha unutmadan, hiç de abartıldığı gibi değil. kimseye özendirilmemeli düşünceli olmak. bencilken, haykırarak ağlayabilirken ve hatta ağlamana gerek kalmadan kafana estiği zaman terkedebilirken hayat çok daha güzeldi.
unutmak zorunda kalmazken hayat çok daha güzeldi.
yalnızlık en beklenmedik bir zamanda çalıverince kapınızı önce mutluluk dilenmeye başlıyorsunuz şaşkınlıkla. hele bir de kolay inanan bir insansanız her sözcük, her cümle bir ümit kaynağı oluverir sizin için. aslında siz öyle görmek ve inanmak istediğiniz için öyle değildir. sevdiğinizi kendinizden çok düşündüğünüz içindir. onun hatalarını o hata yapmadan görmesini istersiniz. olmuyormuş o ayrı mesele. öğreniyorsunuz zamanla bunu da. sonra çok uzun ve ağır geçen bir süreçte toparlıyorsunuz kendinizi. dünyayı yeniden algılamaya başlıyorsunuz. sevdiğiniz ve sizi terk eden insanın size olan saldırıları sizi acıtmamaya başlıyor. sabır acıdır meyvesi tatlıdır derler ya. işte onu hissetmeye başlıyorsunuz. sevdiğinizi yüreğinizde affediyorsunuz önce. sonra onun saldırıları sizi paniklettirmemeye başlıyor. sağırlık geliyor beyninize, gözlerinize, kulaklarınıza. ona karşı hassas olduğunuz her şeyin yerini bin bir türlü güzel şey doldurmaya başlıyor. ve bir an geliyor o gelse de gelmese de hayata devam ettiğinizi görüyorsunuz, hem de ondan etkilenmeden. aşk var mı yoksa unutuluyor mu? adı nedir bilmiyorum bunun. ama yaşamak var ya; ölmeyi istediğiniz anlar kadar güzel gelmeye başlıyor. aylar önce mutsuzluktan dili tutulan insan olduğunuzu bile düşünmüyorsunuz. elinizde olmadan yapıyorsunuz bunu. bir ölüye karşı tüm görevlerinizi tamamlamanın verdiği mutlulukla, onu yaşatırken değerini bilmenin verdiği gönül rahatlığı içinde, kalbinize, ya da nereye ise yerini bilmiyorum, gömüyorsunuz onu oraya; dudaklarınızda bir tebessümle teslim ediyorsunuz geçmişe, kendi seçtiği bilinmezliğiyle başbaşa bırakıyorsunuz.
B12 vitamini almak suretiyle bir nebze engelliyebiliceğimiz çoğunlukla kötü, duygusal konularda iyi olarak niteliyebiliceğimiz özellik... unutulan sınavda gerekli bilgiler olunca, fil olmak ister insan-ı cevval...
unuttugunu da unutmaktir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar