bugün
- evlenmek için gereken minimum para5
- fokur fokur lubunya kaynaması6
- kütüphane de topuklu ile dolaşan kevaşe3
- yanlışlıkla erkek sikmek6
- eşim ateist olsa 10 çocuğum da olsa onu boşarım5
- şu anda ne yapıyorsun19
- amazon prime video2
- mini etek giymiş şişman kadın2
- hamburger fiyatlarının iyice çığırından çıkması3
- ismail kartal2
- intihar etmek9
- 30 lu yaşlar14
- tutunacak tek dalı uludağ sözlük olan tip5
- 17 haziran 2026 ingiltere hırvatistan maçı3
- insanların gözlem yapmaması9
- islam düşmanlarına epstein şoku8
- arap emperyalizmi5
- adnan menderes in başarıları2
- bursa da navigasyonun yanlış yolu göstermesi5
- ayağına kaldırım taşı bağlanan caretta caretta7
- euro'nun 53 tl 37 kuruşa düşmesi2
- iş verenlerin aç gözlü olması6
- cristiano ronaldo vs lionel messi5
- sedat pekmez8
- keşke arab olsaydım3
- isim verin isim3
- rahmi saltuk4
- her sıkıntının sonuna eklenecek müthiş cümle3
- şarkıcıların chp'nin şarkı kullanımını yasaklaması2
- türklerin anadolu'ya sıkışması4
- alaçatının en kaliteli projesi2
- yabancı yatırımcı neden türkiyeye yatırım yapsın10
- sözlükte altın günü yapmak12
- güne iyi başlatan şeyler5
- erkeklerin kadınsılaşması10
- abur cuburlara gelen olağanüstü zam5
- isim koyarken çocuğunu düşünmeyen aile5
- çirkin saray2
- 2028 seçimlerinde chp'yi birinci parti yapacağım2
- komplo teorisi aynen2
- ta ki seni görene kadar3
- gılıştar ın yeteneği2
- ona bir şey söyle20
- çocuğuna yabancı dil kökenli bir isim koyan türk2
- 18 haziran 20263
- sude sendromu5
- çocuğuna kürdistan adını koyan baba2
- metrobüste yer bulmak5
- 2026 dünya kupası10
- fobileriniz3
inci aral'ın turkuvaz yayınlarından çıkarmış olduğu kitabıdır.
1 ay önce biten ilişkinin yaralarının kapanmasını beklerken bir yandan da yeniden kanamasını engellemeye çalışmaktır.
bazen nimet, çoğu zaman ise sadece uyuşturucu etkisi yaratan ve kanıksamaya neden olan şuursuzluk.
insanoğlunun en büyük meziyet(!)lerinden biridir. arada tekrar hatırlar ama unutur insan. unutmak için yaşar, yaşamak için unutur. unutmak olmasaydı dünya yaşanmaz, hayat çekilmez olurdu. en acı günler bile unutulur. en sevdiğini toprağın bağrına verdiği günü, hayatını zindana çeviren, sağlığını, belki de bir uzvunu kaybettiği günü unutur.
iyi ki unutur insan. ya hiç unutamasaydı?
iyi ki unutur insan. ya hiç unutamasaydı?
birçok kapsamı vardır aslında. hafızanı kaybetmiş gibi görünmek işine gelir, bu yüzden unutkan olursun ve herşeyi unutursun,
hayatından çıkarttığın insanları artık tınlamıyor gibi görünmek için unutursun,
kafan çok dalgın olur, ceketini koyduğun yeri unutursun,
küçümsenecek olmaktan korktuğun için nerde oturduğunu unutursun,
artık hastalık olmaya başlarsa unutkanlık, kendini bile unutursun.
hayatından çıkarttığın insanları artık tınlamıyor gibi görünmek için unutursun,
kafan çok dalgın olur, ceketini koyduğun yeri unutursun,
küçümsenecek olmaktan korktuğun için nerde oturduğunu unutursun,
artık hastalık olmaya başlarsa unutkanlık, kendini bile unutursun.
unutmak, yüreğinizde bir kemanın ağlamasıdır. ve yardımınıza koşan kanun da yüreğinizin iyice ezilmesine sebep olur. çok sevildiyse sevgili , zaman durur adeta.
en sert karardır unutmak. net olmalıdır. nokta koymaktır, virgül değil.
en sert karardır unutmak. net olmalıdır. nokta koymaktır, virgül değil.
bazen gerekli olan, fayda/yarar sağlayan, yapılması gereken eylem.
unutmak kendini kandırmaktır. unuttum demek bile unutmadığının kanıtıdır.
kitabınızı nereye koyduğunuzu hatırlayamamaktır unutmak. ya da cep telefonunuzun yerini anımsayamamak.
kalp acısı unutulabilir mi?
unutulur mu o yaşanılanlar?
sadece siz zamanla kabul edersiniz; kabullenebilince bittiğini, unuttum artık dersiniz.
halbuki unutulamazlar hiç. unutmuş gibi yaparız sadece.
tıpkı kopuk bir kolla yaşamak gibi, biliriz o yoktur orda ama kabullenmişizdir artık onsuzluğu.
başka ne gelirdi ki elden...
kalp acısı unutulabilir mi?
unutulur mu o yaşanılanlar?
sadece siz zamanla kabul edersiniz; kabullenebilince bittiğini, unuttum artık dersiniz.
halbuki unutulamazlar hiç. unutmuş gibi yaparız sadece.
tıpkı kopuk bir kolla yaşamak gibi, biliriz o yoktur orda ama kabullenmişizdir artık onsuzluğu.
başka ne gelirdi ki elden...
hatırlamak için kullanacağımız bir hafızamız varken, unutmak için elimizde hiçbir şeyin olmaması; hayatın bize attığı en büyük kazıktır.
zaman denen kavramın en büyük getirisidir.
duyduğum ihtiyaç.
yeni gelen başlangıç. aynı bitecek olan şey.
mürekkebi damlatmaktır akıntıya.
Erkek milleti karıyı görünce anayı,
parayı görünce karıyı unutur..
parayı görünce karıyı unutur..
söylemesi çok kolay, uygulaması zor bir eylemdir. acı çektirir efendim hemde zaman alır ama bu zaman zarfındada ne kadar başarılı olunur bilemem.
sen birilerini yere göğe sığdıramıyormuşsun, her gün tek kişilik hayatı iki kişilik yaşıyormuşun , kime ne ?
hayatın tatsız tutsuz geçiyormuş birileride yediğin yemek tuzsuz geldide beğenmedin sanıyormuş.
onu katmadan yediğin kazıklarında, yemeklerinde , şarkılarında tadı olmuyormuş kim anlar?
yağmur yağdığında elin onun elinde değilse toprak kokusu ciğerlerini yakıyormuş, o kadar yanıyormuşsunki
gözlerinden bir kaç damla ateşi sigarana vuruyormuşsun.
yolda giderken bi kaç kez neredeyse ölüyormuşsun , neredeyse olmasın istiyormuşsun bazen bu cümlede.
bazen cümle bile kuramıyormuşsun işte. seviyor musun diye sorduklarında hayır diyormuşsun,
sırf kendi sevgi anlayışlarıyla
kıyaslamasınlar diye. bilmiyorlarmış bağımlı olduğunu. geçer geçer diyorlar diye kızmıyormuşsun.
haklılar çünkü , gerçektende geçer.
arada bir aklına gelirmiş böyle, yıllar sonra. eski bir hikaye gibi gözlerinde aynı acı,
elin balkondan sallanırken öylece, bir ateş düşermiş kirpiklerinden sigarana.yine.
öylesine gelirmiş aklına işte.dermişsin,
'tamda benim kadar bir sen öldü bende.'
seni unutmak böyle bir şey işte.
hayatın tatsız tutsuz geçiyormuş birileride yediğin yemek tuzsuz geldide beğenmedin sanıyormuş.
onu katmadan yediğin kazıklarında, yemeklerinde , şarkılarında tadı olmuyormuş kim anlar?
yağmur yağdığında elin onun elinde değilse toprak kokusu ciğerlerini yakıyormuş, o kadar yanıyormuşsunki
gözlerinden bir kaç damla ateşi sigarana vuruyormuşsun.
yolda giderken bi kaç kez neredeyse ölüyormuşsun , neredeyse olmasın istiyormuşsun bazen bu cümlede.
bazen cümle bile kuramıyormuşsun işte. seviyor musun diye sorduklarında hayır diyormuşsun,
sırf kendi sevgi anlayışlarıyla
kıyaslamasınlar diye. bilmiyorlarmış bağımlı olduğunu. geçer geçer diyorlar diye kızmıyormuşsun.
haklılar çünkü , gerçektende geçer.
arada bir aklına gelirmiş böyle, yıllar sonra. eski bir hikaye gibi gözlerinde aynı acı,
elin balkondan sallanırken öylece, bir ateş düşermiş kirpiklerinden sigarana.yine.
öylesine gelirmiş aklına işte.dermişsin,
'tamda benim kadar bir sen öldü bende.'
seni unutmak böyle bir şey işte.
zordur. bağlandığın bir şeyse eğer çok çok zordur. acı çekersin, acıyı dindirmek icin yapabilceğin tek şey duygularını komple bertaraf etmektir.* tüm sıkıntı ve üzüntülerin kaynağında iradenin arzuları yer alır. tatmin edilmemiş bir duygu, kişiyi özlem ile dolu bırakır tatmin edilmeyen bir duygunun, unutamadığın sevgilinin yerini yenisi alana kadar da can sıkıntısı çekersin. iradenin bu egemenliğinden kurtulmanın tek yolu beğeniye layık bir "KiMSE" nin üzerinde derinlemesine yoğunlaşmamaktır. bahsedilen kimse bir dost, sevgili veya bir nesne bile olabilir. bu tür "kimse" ler kendi benliğimizi unutacağımız, içinde kaybolacagımız hatta "kimse" nin aynası haline gelebilecegimiz özel bir istek halini tetikler. ne var ki ; kolay elde edilen "kimse" den kurtulmak en az elde etmek kadar kolayken, kolay elde edemediğimiz "KiMSE" yi arzularımızın dışına atmak o derece zordur.
unutmak diye bir şey yoktur. var olan unutulması gerekenin yokluğuna alışmaktır.
severek unutmak olur iş mi?
bilerek uçuruma önden atlanır mı ki?
kaybettiğinin yerine ne koysan dolmaz
boş bırakacağım yerini, hep bomboş!
bilerek uçuruma önden atlanır mı ki?
kaybettiğinin yerine ne koysan dolmaz
boş bırakacağım yerini, hep bomboş!
"unutmak" la ilgili tüm vecizeler sik gibi yeminle. unut gitsin kardeşim süsleme yazıyla falan.
"unutmak"öylesine bir olgudur ki kimi zaman onu gerçekleştirmek için çabalarsınız ama başaramazsınız, kimi zaman ise o kendisini gerçekleştirir sizden bir yardım almaksızın ve düşüncenizdeki kilitlerden kurtulursunuz.
Unutmak aslında iki sıfatı hak eden bir şeydir. Kimi zaman "iyi", kimi zaman "kötü" sonuçların doğmasına sebep olur. Bu yüzden de hak ettiği sıfatlar kimi zaman "iyi", kimi zaman "kötü"dür.
En başta gönül yarası çekenler bilir ki bazen unutmak gerçekten ilaç gibidir. iyidir. Acısını hafifletmesi için kişinin unutması gerekir, dener. Kimi zaman başarır, kimi zaman başaramaz ta ortaokulda fen bilgisi derslerinde öğretmişlerdi. Beyaz kaslar ile kırmızı kasları. Garip gelmişti bana beyaz kaslar. insan vücudunda insandan bağımsız. Unutmak da öyle bir şey işte. Bazen unutmayı denersiniz ama o başına buyruk olduğu için buna izin vermez. Sizden bağımsızdır çünkü. Hiç arkadaşınızın doğum gününü unuttuğunuz oldu mu? Ya da unutulduğunuz? Eşinizle evlilik yıldönümünüzü kaçınız unuttunuz? işte bilin ki bunlar unutmak kavramının asîliğindendir. Yoksa arkadaşınızın değersiz oluşu, değersiz oluşunuz ya da eşinizle eskisi kadar ilgilenemiyor/ilgilenmiyor oluşunuz değildir sebebi. insanlık hali derler ya, işte tam öyle. Tam bir insanlık halidir aslında unutmak.
Dedik ya unutmak bazen iyidir, bazen de kötüdür diye. Aslında bu onun öyle oluşundan değil de bizim onun var oluşuna verdiğimiz ya da ona pragmatist olarak yaklaşmamızdan ileri gelir. Eğer bir kişi bir şeyi unutmaması gerektiği halde unutuyorsa ben bunu nasıl unuturum der ve "unutmak" kötü olur. Gönül yarasını, bir yakınınızı kaybetmenin verdiği hüzünlü hali unutmaya çalıştığınızda ise insanın en yakın kurtarıcısı olur unutmak. Aslında "unutmak" hiç değişmez, zaman değişir, insan da o değişmeyen kavramı kendince yorumlar. Çünkü her insan nihayetinde kendisine yaşar.
Kişi hayatı boyunca neler yaşar neler en acı şeylerden, en güzel şeylere kadar. Fakat öyle bir gün gelir ki ne acı şeylerden ne de güzel şeylerden bir iz kalmıştır hafızada.
Acı şeyleri hiç unutmasak, acımız hiç hafiflemese, düşünsenize bir ne hale gelirdik! Üst üste sıkıntılar, üst üste üzüntüler derken yıkılır giderdik.Aslında unutmak böylesine güzel bir nimet peki ya güzel şeyler neden unutulur? Çok basit; sürekli güzel şeyleri hafızanda yaşarsan artık birçok şeyden tat alamaz olursun. Derler ya bal yiyen baldan bıkar diye.Nasıl da bir dengedeyiz, müthiş.
Neyse, unutun gitsin...
Ha, unutmadan! Unutamamak?
alıntı.
Unutmak aslında iki sıfatı hak eden bir şeydir. Kimi zaman "iyi", kimi zaman "kötü" sonuçların doğmasına sebep olur. Bu yüzden de hak ettiği sıfatlar kimi zaman "iyi", kimi zaman "kötü"dür.
En başta gönül yarası çekenler bilir ki bazen unutmak gerçekten ilaç gibidir. iyidir. Acısını hafifletmesi için kişinin unutması gerekir, dener. Kimi zaman başarır, kimi zaman başaramaz ta ortaokulda fen bilgisi derslerinde öğretmişlerdi. Beyaz kaslar ile kırmızı kasları. Garip gelmişti bana beyaz kaslar. insan vücudunda insandan bağımsız. Unutmak da öyle bir şey işte. Bazen unutmayı denersiniz ama o başına buyruk olduğu için buna izin vermez. Sizden bağımsızdır çünkü. Hiç arkadaşınızın doğum gününü unuttuğunuz oldu mu? Ya da unutulduğunuz? Eşinizle evlilik yıldönümünüzü kaçınız unuttunuz? işte bilin ki bunlar unutmak kavramının asîliğindendir. Yoksa arkadaşınızın değersiz oluşu, değersiz oluşunuz ya da eşinizle eskisi kadar ilgilenemiyor/ilgilenmiyor oluşunuz değildir sebebi. insanlık hali derler ya, işte tam öyle. Tam bir insanlık halidir aslında unutmak.
Dedik ya unutmak bazen iyidir, bazen de kötüdür diye. Aslında bu onun öyle oluşundan değil de bizim onun var oluşuna verdiğimiz ya da ona pragmatist olarak yaklaşmamızdan ileri gelir. Eğer bir kişi bir şeyi unutmaması gerektiği halde unutuyorsa ben bunu nasıl unuturum der ve "unutmak" kötü olur. Gönül yarasını, bir yakınınızı kaybetmenin verdiği hüzünlü hali unutmaya çalıştığınızda ise insanın en yakın kurtarıcısı olur unutmak. Aslında "unutmak" hiç değişmez, zaman değişir, insan da o değişmeyen kavramı kendince yorumlar. Çünkü her insan nihayetinde kendisine yaşar.
Kişi hayatı boyunca neler yaşar neler en acı şeylerden, en güzel şeylere kadar. Fakat öyle bir gün gelir ki ne acı şeylerden ne de güzel şeylerden bir iz kalmıştır hafızada.
Acı şeyleri hiç unutmasak, acımız hiç hafiflemese, düşünsenize bir ne hale gelirdik! Üst üste sıkıntılar, üst üste üzüntüler derken yıkılır giderdik.Aslında unutmak böylesine güzel bir nimet peki ya güzel şeyler neden unutulur? Çok basit; sürekli güzel şeyleri hafızanda yaşarsan artık birçok şeyden tat alamaz olursun. Derler ya bal yiyen baldan bıkar diye.Nasıl da bir dengedeyiz, müthiş.
Neyse, unutun gitsin...
Ha, unutmadan! Unutamamak?
alıntı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar