bugün
- kuran da namaz yok14
- simit ile gevrek arasındaki farklar10
- erkeklerin öküzlük sorunu8
- kadınlar arası rekabet6
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri21
- çorum kalesi4
- kadınlara alınabilecek hediyeler3
- kadın kadının destekçidir3
- velvet18
- katates ve gocu6
- ısparta simidi2
- bu entry 80 artı alsın masklavi'yi chpli yapıyorum3
- arkadaşlar uyudunuz mu9
- erkek gibi konuşan kız6
- erdal beşikçioğlu4
- yoran insanların ortak özellikleri8
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi7
- film izlerken sevişmek6
- insan olmaya ceyrek kala17
- tamer yiğit3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı10
- eren kaşıkçı8
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- seri gizli artı oy veren melek11
- ha diyen kız3
- oooo manifest4
- yeni parti51
- hikayeyi devam ettir52
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin9
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj7
- duygusal olarak var olan bir babaya sahip olmak5
- islamcilara sorulmasi gereken sorular5
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- coca cola zero gerçekten zararlı mı9
- sana ne ifadesinin ayrı yazılması2
- manifest grubu vs tarkan16
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri17
- benkimki7
- gece denize girmek20
- nickten isim tahmini yapmak72
- ona bir şey söyle10
- tekstil sektörü ve esnaf sorunları3
- mehdiye inanıyor musunuz10
- kuran da 5 vakit namaz denmemesi8
- almanya7
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- islam düşmanlarına bir soru9
- 30 temmuz 20263
- içi ve dışı farklı olan insan7
insanoğlunun gücünü kaybettiği zaman düştüğü durumdur. kesinlikle o anın psikolojisinin getirdiği durumdur. metin olunmalıdır. ölüm haricinde her şeyin çözümü vardır. genellikle insanlar çok basit nedenlerle umutsuzluğa kapılırlar. güçlü olmak gerekir. engelleri aşacak gücün insanda olduğunun bilinmesi gerekir. hareketlerin hesaplı yapılmasının ne kadar değerli olduğu anlaşılır umutsuzken.
çaylağı zaman ilerledikçe ve 'çaylaksınız' ibaresi kalkmadıkça etkisi altına alan duygu.
Sis koyu ve sonsuz, çünkü unutmalıyım
denizin tuzlu dalgalarının beni fırlattığı yeri.
Vardığım ülkenin ilkbaharı yok:
yalnızca beni bir anne olarak saklayan uzun gecesi.
Uluyor yel evimin çevresinde ve hıçkırıyor.
Bir cam gibi kırıyor çığlığımı.
Ve beyaz ovaların sonsuz ufukları boyunca
görüyorum görkemli ve acılı günbatımının ölümünü.
Kimi çağırabilir ki buraya düşmüş kadın,
yalnızca ölüler O'ndan daha çok yol gidebilirse?
Kendileriyle sevdiklerinin kolları arasından
sessiz ve katı bir denizin yükselişini yalnızca ölüler görür.
Limanda beyaz yelkenleri parıldayan gemiler
geliyorlar kimselerin bilmediği ülkelerden;
açık-gözlü tayfaları bilmiyorlar ırmaklarımı
ve geliyorlar denizlerimin ışığını görmemiş solgun meyvalarla.
Ve boğazıma bir düğüm gibi takılan sorunun
yanından geçişini gördüm onların, yitip gittiğini, yenildiğini:
yabancı lisânlar konuşuyorlardı, yaşlı annemin
altın ülkelerde türkü söylediği canlı dili değil.
Toz gibiydi mezara düşen kar,
bir ölümlü gibi görüyorum sisin büyüyüşünü,
ve delirmemek için saymıyorum her bir saniyeyi,
çünkü uzun gece yeni başladı daha.
Görüyorum yenik ovaları ve topluyorum kederlerini,
çünkü yitik manzaraları görmeye geldim.
Kardır gördüğüm yüz pencerelerimden;
her zaman düşsün o beyaz ışık göklerden!
Her zaman üstüme kar, Tanrı'nın büyük bakışı gibi
Her daim beyaz portakal-çiçek evimin üstüne;
Her zaman, kaderin hiç yorulmaması ya da yok olmaması gibi
düşer gökten beni örtmek için, korkunç ve mükemmel. *
denizin tuzlu dalgalarının beni fırlattığı yeri.
Vardığım ülkenin ilkbaharı yok:
yalnızca beni bir anne olarak saklayan uzun gecesi.
Uluyor yel evimin çevresinde ve hıçkırıyor.
Bir cam gibi kırıyor çığlığımı.
Ve beyaz ovaların sonsuz ufukları boyunca
görüyorum görkemli ve acılı günbatımının ölümünü.
Kimi çağırabilir ki buraya düşmüş kadın,
yalnızca ölüler O'ndan daha çok yol gidebilirse?
Kendileriyle sevdiklerinin kolları arasından
sessiz ve katı bir denizin yükselişini yalnızca ölüler görür.
Limanda beyaz yelkenleri parıldayan gemiler
geliyorlar kimselerin bilmediği ülkelerden;
açık-gözlü tayfaları bilmiyorlar ırmaklarımı
ve geliyorlar denizlerimin ışığını görmemiş solgun meyvalarla.
Ve boğazıma bir düğüm gibi takılan sorunun
yanından geçişini gördüm onların, yitip gittiğini, yenildiğini:
yabancı lisânlar konuşuyorlardı, yaşlı annemin
altın ülkelerde türkü söylediği canlı dili değil.
Toz gibiydi mezara düşen kar,
bir ölümlü gibi görüyorum sisin büyüyüşünü,
ve delirmemek için saymıyorum her bir saniyeyi,
çünkü uzun gece yeni başladı daha.
Görüyorum yenik ovaları ve topluyorum kederlerini,
çünkü yitik manzaraları görmeye geldim.
Kardır gördüğüm yüz pencerelerimden;
her zaman düşsün o beyaz ışık göklerden!
Her zaman üstüme kar, Tanrı'nın büyük bakışı gibi
Her daim beyaz portakal-çiçek evimin üstüne;
Her zaman, kaderin hiç yorulmaması ya da yok olmaması gibi
düşer gökten beni örtmek için, korkunç ve mükemmel. *
ateş nasıl yakar
dokunduğunu..
eritir..
kavurur..
bazen
soluk alıp verdikçe
derinlerde birşey
yanar öyle..
kalp erir..
gözyaşları
değmeden tene,
buharlaşır
başladığı yerde..
dil tutulur
harfler küskün.
sesler..
değildir artık duyduğun
belki kulağa çarpan
mırıldayan bir rüzgar..
ateş nasıl yakar
dokunduğunu
öyle yanar için.
için için..
ne ezan sesi
ne çocuk yüzü
umut;
bundan böyle
dirilmeyecek bir ölü..
dokunduğunu..
eritir..
kavurur..
bazen
soluk alıp verdikçe
derinlerde birşey
yanar öyle..
kalp erir..
gözyaşları
değmeden tene,
buharlaşır
başladığı yerde..
dil tutulur
harfler küskün.
sesler..
değildir artık duyduğun
belki kulağa çarpan
mırıldayan bir rüzgar..
ateş nasıl yakar
dokunduğunu
öyle yanar için.
için için..
ne ezan sesi
ne çocuk yüzü
umut;
bundan böyle
dirilmeyecek bir ölü..
bu duyguyu yaşamanızın en büyük etkeni belkide birdaha dönmeyecegini,dönemeyecegini bilmek.
artık bu kadar deyip sonu beklemek.
sabah 9.30 daki sınava çalışmak bahanesiyle bütün gece uyanık kalıp CS oynayan bireyin sınavdan 10 dakika önceki ruh halidir.
yanılgıdır.
(bkz: önce hayaller ölür)
insanın umudunun tükenmesidir. umudun olmadığı yerde ne olur ki hiç bir iyi şey olmaz, beklenti kalmaz çünkü artık. hayattan bir umudu olmayan insanın yaşamak için bir sebebi olabilir mi? olamaz. işte bu yüzden herkesin umutları olmalıdır, imkansız bile olsa umut etmek güzeldir.
Friedrich Wilhelm Nietzsche'nin "umut acıyı artırır." sözü doğrultusunda umutsuzluk belkide beynin savunma mekanizmasıdır.
türkiye'nin içindeki durum. faşist tabanlı partilere seçimlerde oy atmak da umutsuzluktandır.
herşeyin bittiğine inandığınız ama hiç birşeyin bitmediği yerdir.
bir tarafın düşüncelerini, hissettiklerini anlayabilecek bir beyni etrafındaki kafalarda bulamaması.
şurada bir yerde saklı idi, içine koymuştum ama, hay allah; zamanın darlığından, heyecanımın titremesinden olsa gerek, bulamıyorum bunca karmaşanın içinde. o kadar da dar değil oysa çantamın içi.
bir baksanız, ne kadar da geniş.
yok yok, sevmediğimden değil kendisini...
haklısınız, pek barışık değilim getirdikleriyle.
benim evim sapa tarafta, onunki ise dara düşmüşlerin yanı başında; tüm güzel avuntularıyla.
o halde çantanda ne işi var diye sormayın bana... neden taşırsanız bir ağrı kesici yahut ne bileyim bir peçete yanınızda, benimki de bundan ötürüdür, müşküllüğümün pervasızlığıyla.
en biçare hallerde, ben de alırım bir draje, ruhuma. yatıştırır elbet korkularımı ve kaygılarımı. düşünmem kaygılı geleceği; hüsrevane bir kapı açılır karşımda... dalarım içine umarsızca; o an işte hayat benimdir tüm hızlı akışıyla, durdurmak benim elimde, tüm kudretimce.
ne zaman geçer umudun etkisi, o zaman sirayet eder biçaresizliğimin basiretsizliği. düğüm düğüm olur hayallerimin basamakları, bir bir solar renklerin tüm şatafatları.
kapatır pandora girift kutunun kapaklarını. içinde mahsur kalır geleceğimizin anka kuşu. her çaresizliğin küllerinden yeniden doğacak, sürgün verecek ve dahi filiz verecek özgüveni, biçare can verir bedenlerinde.
umut, dokuz canlı kedi.
umutsuzluk, doksan dokuz isimli sevgili...
haydi,
şimdi seçmeli birini!..
bir baksanız, ne kadar da geniş.
yok yok, sevmediğimden değil kendisini...
haklısınız, pek barışık değilim getirdikleriyle.
benim evim sapa tarafta, onunki ise dara düşmüşlerin yanı başında; tüm güzel avuntularıyla.
o halde çantanda ne işi var diye sormayın bana... neden taşırsanız bir ağrı kesici yahut ne bileyim bir peçete yanınızda, benimki de bundan ötürüdür, müşküllüğümün pervasızlığıyla.
en biçare hallerde, ben de alırım bir draje, ruhuma. yatıştırır elbet korkularımı ve kaygılarımı. düşünmem kaygılı geleceği; hüsrevane bir kapı açılır karşımda... dalarım içine umarsızca; o an işte hayat benimdir tüm hızlı akışıyla, durdurmak benim elimde, tüm kudretimce.
ne zaman geçer umudun etkisi, o zaman sirayet eder biçaresizliğimin basiretsizliği. düğüm düğüm olur hayallerimin basamakları, bir bir solar renklerin tüm şatafatları.
kapatır pandora girift kutunun kapaklarını. içinde mahsur kalır geleceğimizin anka kuşu. her çaresizliğin küllerinden yeniden doğacak, sürgün verecek ve dahi filiz verecek özgüveni, biçare can verir bedenlerinde.
umut, dokuz canlı kedi.
umutsuzluk, doksan dokuz isimli sevgili...
haydi,
şimdi seçmeli birini!..
korkudan beslenen felaket his.
hatırladığınız dünlerin hayalini kurduğunuz yarınlardan daha fazla olmasıdır...
fazla uzatmaya gelmeyen duygu. hayatta ne olacağı belli olmaz. devamlı umutsuzluk gelecek güzel şeyleri yaşayamayacak kadar çökertir.
geri dönüşü olmayan bir yola girmektir.
ruhun hastalığıdır...iyileşme süreci zordur aynı zamanda. geçmişi kurcalayıp ahlar vahlar çekme durumudur. yazıkki kişinin kendinden başka kimsenin yardımının da olmadığı olamadığı acı veren bir duygudur...
hic birsey icin cabalamamaktır,her seyden vazgecis her sabah uyandıgında "lanet olsun yine gun dogdu" demektir,kendini iyi hissetmek icin hic bir bahane bulamamaktır, hayata karsı inancını kaybetmektir sadece gereklilik oldugu icin nefes almak. (bkz: yasam karsinda caresizlik)
umutlu olmanın karşı hali. yada çok yakın hali, behçet necatigil in söylediği gibi;ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz. ya caresizsiniz ya da care sizsiniz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar