bugün
- atatürk ün ateist olması7
- başkasının ısırdığı yemeği yer misiniz8
- tanrı yok7
- gocu nickli lavuğun neden kaşınması14
- ateistlerin nursuz olması19
- uysaljakoben21
- sözlüğün tanrıçası olmak9
- velvet'in silver'a benzemesi14
- sözlüğün fingirdekleri8
- olgun zeki yakışıklı entelektüel iyi sevişen erkek4
- sözlük kızlarının ateşli olduğu gerçeği13
- mağarada kuran'ı kerim yazmak4
- usualsuspects'in müslüman olması4
- sözlüğün yılanı8
- sürekli yeme isteği7
- ota boka devşirme diyen hırto27
- haçlı orduları3
- ciddiye alınmadığı halde sürekli yazan yazar5
- true'yi eskort'a götürmek3
- sözlüğün 500 cc memelisi6
- sözlüğün tdk başkanı5
- bir insana akpliliği üzerinden saldırmak31
- şaka maka ups boobbs'un da yaşlanmış olması2
- günün şiiri10
- seçimde kime oy vereceğiz3
- the merich2
- true nickli namussuz yazar15
- sözlüğün şamar oğlanı olmak2
- sıla ertaş2
- yunanlıların yağlı güreşi çalmaları11
- uzun parliament3
- bir sarma yapmışım9
- sözlük yazarlarının köylü zevkleri3
- zihin kilidini açmak2
- köylü olan ailemden utanıyorum12
- sözlüğün vahşi kelebeği3
- üstteki yazara bir hayat tavsiyesi bırak16
- güneşin altında saatlerce beklemek3
- beni gözaltına alsalar ağlar misiniz2
- frankyfourfingers7
- sözlüğün hem harbi hem barbisi3
- sözlüğün meyveli sodası4
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı12
- mason greenwood57
- izin gününü hiçbir şey yapmadan değerlendirmek2
- sabah nasıl uyanıyorsunuz7
- iyi sevişen erkeğe aşık olunur mu15
- fetö nün siyasi ayağı19
- instagram kullanmayanlar mağarada yaşasın2
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız40
insanoğlunun gücünü kaybettiği zaman düştüğü durumdur. kesinlikle o anın psikolojisinin getirdiği durumdur. metin olunmalıdır. ölüm haricinde her şeyin çözümü vardır. genellikle insanlar çok basit nedenlerle umutsuzluğa kapılırlar. güçlü olmak gerekir. engelleri aşacak gücün insanda olduğunun bilinmesi gerekir. hareketlerin hesaplı yapılmasının ne kadar değerli olduğu anlaşılır umutsuzken.
çaylağı zaman ilerledikçe ve 'çaylaksınız' ibaresi kalkmadıkça etkisi altına alan duygu.
Sis koyu ve sonsuz, çünkü unutmalıyım
denizin tuzlu dalgalarının beni fırlattığı yeri.
Vardığım ülkenin ilkbaharı yok:
yalnızca beni bir anne olarak saklayan uzun gecesi.
Uluyor yel evimin çevresinde ve hıçkırıyor.
Bir cam gibi kırıyor çığlığımı.
Ve beyaz ovaların sonsuz ufukları boyunca
görüyorum görkemli ve acılı günbatımının ölümünü.
Kimi çağırabilir ki buraya düşmüş kadın,
yalnızca ölüler O'ndan daha çok yol gidebilirse?
Kendileriyle sevdiklerinin kolları arasından
sessiz ve katı bir denizin yükselişini yalnızca ölüler görür.
Limanda beyaz yelkenleri parıldayan gemiler
geliyorlar kimselerin bilmediği ülkelerden;
açık-gözlü tayfaları bilmiyorlar ırmaklarımı
ve geliyorlar denizlerimin ışığını görmemiş solgun meyvalarla.
Ve boğazıma bir düğüm gibi takılan sorunun
yanından geçişini gördüm onların, yitip gittiğini, yenildiğini:
yabancı lisânlar konuşuyorlardı, yaşlı annemin
altın ülkelerde türkü söylediği canlı dili değil.
Toz gibiydi mezara düşen kar,
bir ölümlü gibi görüyorum sisin büyüyüşünü,
ve delirmemek için saymıyorum her bir saniyeyi,
çünkü uzun gece yeni başladı daha.
Görüyorum yenik ovaları ve topluyorum kederlerini,
çünkü yitik manzaraları görmeye geldim.
Kardır gördüğüm yüz pencerelerimden;
her zaman düşsün o beyaz ışık göklerden!
Her zaman üstüme kar, Tanrı'nın büyük bakışı gibi
Her daim beyaz portakal-çiçek evimin üstüne;
Her zaman, kaderin hiç yorulmaması ya da yok olmaması gibi
düşer gökten beni örtmek için, korkunç ve mükemmel. *
denizin tuzlu dalgalarının beni fırlattığı yeri.
Vardığım ülkenin ilkbaharı yok:
yalnızca beni bir anne olarak saklayan uzun gecesi.
Uluyor yel evimin çevresinde ve hıçkırıyor.
Bir cam gibi kırıyor çığlığımı.
Ve beyaz ovaların sonsuz ufukları boyunca
görüyorum görkemli ve acılı günbatımının ölümünü.
Kimi çağırabilir ki buraya düşmüş kadın,
yalnızca ölüler O'ndan daha çok yol gidebilirse?
Kendileriyle sevdiklerinin kolları arasından
sessiz ve katı bir denizin yükselişini yalnızca ölüler görür.
Limanda beyaz yelkenleri parıldayan gemiler
geliyorlar kimselerin bilmediği ülkelerden;
açık-gözlü tayfaları bilmiyorlar ırmaklarımı
ve geliyorlar denizlerimin ışığını görmemiş solgun meyvalarla.
Ve boğazıma bir düğüm gibi takılan sorunun
yanından geçişini gördüm onların, yitip gittiğini, yenildiğini:
yabancı lisânlar konuşuyorlardı, yaşlı annemin
altın ülkelerde türkü söylediği canlı dili değil.
Toz gibiydi mezara düşen kar,
bir ölümlü gibi görüyorum sisin büyüyüşünü,
ve delirmemek için saymıyorum her bir saniyeyi,
çünkü uzun gece yeni başladı daha.
Görüyorum yenik ovaları ve topluyorum kederlerini,
çünkü yitik manzaraları görmeye geldim.
Kardır gördüğüm yüz pencerelerimden;
her zaman düşsün o beyaz ışık göklerden!
Her zaman üstüme kar, Tanrı'nın büyük bakışı gibi
Her daim beyaz portakal-çiçek evimin üstüne;
Her zaman, kaderin hiç yorulmaması ya da yok olmaması gibi
düşer gökten beni örtmek için, korkunç ve mükemmel. *
ateş nasıl yakar
dokunduğunu..
eritir..
kavurur..
bazen
soluk alıp verdikçe
derinlerde birşey
yanar öyle..
kalp erir..
gözyaşları
değmeden tene,
buharlaşır
başladığı yerde..
dil tutulur
harfler küskün.
sesler..
değildir artık duyduğun
belki kulağa çarpan
mırıldayan bir rüzgar..
ateş nasıl yakar
dokunduğunu
öyle yanar için.
için için..
ne ezan sesi
ne çocuk yüzü
umut;
bundan böyle
dirilmeyecek bir ölü..
dokunduğunu..
eritir..
kavurur..
bazen
soluk alıp verdikçe
derinlerde birşey
yanar öyle..
kalp erir..
gözyaşları
değmeden tene,
buharlaşır
başladığı yerde..
dil tutulur
harfler küskün.
sesler..
değildir artık duyduğun
belki kulağa çarpan
mırıldayan bir rüzgar..
ateş nasıl yakar
dokunduğunu
öyle yanar için.
için için..
ne ezan sesi
ne çocuk yüzü
umut;
bundan böyle
dirilmeyecek bir ölü..
bu duyguyu yaşamanızın en büyük etkeni belkide birdaha dönmeyecegini,dönemeyecegini bilmek.
artık bu kadar deyip sonu beklemek.
sabah 9.30 daki sınava çalışmak bahanesiyle bütün gece uyanık kalıp CS oynayan bireyin sınavdan 10 dakika önceki ruh halidir.
yanılgıdır.
(bkz: önce hayaller ölür)
insanın umudunun tükenmesidir. umudun olmadığı yerde ne olur ki hiç bir iyi şey olmaz, beklenti kalmaz çünkü artık. hayattan bir umudu olmayan insanın yaşamak için bir sebebi olabilir mi? olamaz. işte bu yüzden herkesin umutları olmalıdır, imkansız bile olsa umut etmek güzeldir.
Friedrich Wilhelm Nietzsche'nin "umut acıyı artırır." sözü doğrultusunda umutsuzluk belkide beynin savunma mekanizmasıdır.
türkiye'nin içindeki durum. faşist tabanlı partilere seçimlerde oy atmak da umutsuzluktandır.
herşeyin bittiğine inandığınız ama hiç birşeyin bitmediği yerdir.
bir tarafın düşüncelerini, hissettiklerini anlayabilecek bir beyni etrafındaki kafalarda bulamaması.
şurada bir yerde saklı idi, içine koymuştum ama, hay allah; zamanın darlığından, heyecanımın titremesinden olsa gerek, bulamıyorum bunca karmaşanın içinde. o kadar da dar değil oysa çantamın içi.
bir baksanız, ne kadar da geniş.
yok yok, sevmediğimden değil kendisini...
haklısınız, pek barışık değilim getirdikleriyle.
benim evim sapa tarafta, onunki ise dara düşmüşlerin yanı başında; tüm güzel avuntularıyla.
o halde çantanda ne işi var diye sormayın bana... neden taşırsanız bir ağrı kesici yahut ne bileyim bir peçete yanınızda, benimki de bundan ötürüdür, müşküllüğümün pervasızlığıyla.
en biçare hallerde, ben de alırım bir draje, ruhuma. yatıştırır elbet korkularımı ve kaygılarımı. düşünmem kaygılı geleceği; hüsrevane bir kapı açılır karşımda... dalarım içine umarsızca; o an işte hayat benimdir tüm hızlı akışıyla, durdurmak benim elimde, tüm kudretimce.
ne zaman geçer umudun etkisi, o zaman sirayet eder biçaresizliğimin basiretsizliği. düğüm düğüm olur hayallerimin basamakları, bir bir solar renklerin tüm şatafatları.
kapatır pandora girift kutunun kapaklarını. içinde mahsur kalır geleceğimizin anka kuşu. her çaresizliğin küllerinden yeniden doğacak, sürgün verecek ve dahi filiz verecek özgüveni, biçare can verir bedenlerinde.
umut, dokuz canlı kedi.
umutsuzluk, doksan dokuz isimli sevgili...
haydi,
şimdi seçmeli birini!..
bir baksanız, ne kadar da geniş.
yok yok, sevmediğimden değil kendisini...
haklısınız, pek barışık değilim getirdikleriyle.
benim evim sapa tarafta, onunki ise dara düşmüşlerin yanı başında; tüm güzel avuntularıyla.
o halde çantanda ne işi var diye sormayın bana... neden taşırsanız bir ağrı kesici yahut ne bileyim bir peçete yanınızda, benimki de bundan ötürüdür, müşküllüğümün pervasızlığıyla.
en biçare hallerde, ben de alırım bir draje, ruhuma. yatıştırır elbet korkularımı ve kaygılarımı. düşünmem kaygılı geleceği; hüsrevane bir kapı açılır karşımda... dalarım içine umarsızca; o an işte hayat benimdir tüm hızlı akışıyla, durdurmak benim elimde, tüm kudretimce.
ne zaman geçer umudun etkisi, o zaman sirayet eder biçaresizliğimin basiretsizliği. düğüm düğüm olur hayallerimin basamakları, bir bir solar renklerin tüm şatafatları.
kapatır pandora girift kutunun kapaklarını. içinde mahsur kalır geleceğimizin anka kuşu. her çaresizliğin küllerinden yeniden doğacak, sürgün verecek ve dahi filiz verecek özgüveni, biçare can verir bedenlerinde.
umut, dokuz canlı kedi.
umutsuzluk, doksan dokuz isimli sevgili...
haydi,
şimdi seçmeli birini!..
korkudan beslenen felaket his.
hatırladığınız dünlerin hayalini kurduğunuz yarınlardan daha fazla olmasıdır...
fazla uzatmaya gelmeyen duygu. hayatta ne olacağı belli olmaz. devamlı umutsuzluk gelecek güzel şeyleri yaşayamayacak kadar çökertir.
geri dönüşü olmayan bir yola girmektir.
ruhun hastalığıdır...iyileşme süreci zordur aynı zamanda. geçmişi kurcalayıp ahlar vahlar çekme durumudur. yazıkki kişinin kendinden başka kimsenin yardımının da olmadığı olamadığı acı veren bir duygudur...
hic birsey icin cabalamamaktır,her seyden vazgecis her sabah uyandıgında "lanet olsun yine gun dogdu" demektir,kendini iyi hissetmek icin hic bir bahane bulamamaktır, hayata karsı inancını kaybetmektir sadece gereklilik oldugu icin nefes almak. (bkz: yasam karsinda caresizlik)
umutlu olmanın karşı hali. yada çok yakın hali, behçet necatigil in söylediği gibi;ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz. ya caresizsiniz ya da care sizsiniz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar