bugün
- ota boka devşirme diyen hırto25
- köylü olan ailemden utanıyorum12
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız40
- true nickli namussuz yazar10
- fetö nün siyasi ayağı19
- böceklerin tek tabanca gezmesi5
- ateistlerin nursuz olması13
- türkiye'nin en güvenilir siyasetçileri9
- yunanlıların yağlı güreşi çalmaları3
- sabah nasıl uyanıyorsunuz3
- fırının başında beklemek3
- tabiatındaki dengesizliği maharetle kullanmak6
- üstteki yazara bir hayat tavsiyesi bırak14
- giresun çocuğu5
- umudu yeşerten bazı detaylar2
- gayet iyi2
- kürtlerin tekelinde olan meslekler13
- kezolara duyduğum ateşli ilgi5
- fabrikadan çıkmış yazarlar5
- sinir bozucu şeyler20
- ahbap18
- cookie3
- testo taylan true ziyareti6
- yoruldu bu beden2
- türkan saylan4
- yurtdışında arap mısın diye sorulması12
- kemalim yapmaz öyle şey7
- belinde kelebek dövmesi olan yazarlar12
- haluk levent'e bile devletten daha çok güvenmek10
- yurtdışında hintli misin diye sorulması9
- karışık kızartma10
- ispanya arjantin finali2
- uysaljakoben15
- 15 temmuz 2026 ingiltere arjantin maçı37
- aykolik'in haftalık 5 gb internet kazanması3
- amerikan filmlerindeki heyecanlı genç grubu4
- mmm gocu kelebek dövmesi kocaman kafam kadar4
- yavudi yuzır8
- iyi sevişen erkeğe aşık olunur mu11
- aşırı mühendislik vs planlı eskitme4
- türkiye de hiç özel imam hatip okulu olmaması2
- külyutmazlıkla enayilik arasında dengede olmak3
- arkadaşlar bu nedir8
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak9
- 16 temmuz 2026 gece selası9
- libidosu coşmuş kulların günah çıkardığı papaz3
- andropoza girmiş don juan2
- haluk levent in tutuklanması8
- defne joy foster3
- insanın varoluşu3
insanoğlunun gücünü kaybettiği zaman düştüğü durumdur. kesinlikle o anın psikolojisinin getirdiği durumdur. metin olunmalıdır. ölüm haricinde her şeyin çözümü vardır. genellikle insanlar çok basit nedenlerle umutsuzluğa kapılırlar. güçlü olmak gerekir. engelleri aşacak gücün insanda olduğunun bilinmesi gerekir. hareketlerin hesaplı yapılmasının ne kadar değerli olduğu anlaşılır umutsuzken.
çaylağı zaman ilerledikçe ve 'çaylaksınız' ibaresi kalkmadıkça etkisi altına alan duygu.
Sis koyu ve sonsuz, çünkü unutmalıyım
denizin tuzlu dalgalarının beni fırlattığı yeri.
Vardığım ülkenin ilkbaharı yok:
yalnızca beni bir anne olarak saklayan uzun gecesi.
Uluyor yel evimin çevresinde ve hıçkırıyor.
Bir cam gibi kırıyor çığlığımı.
Ve beyaz ovaların sonsuz ufukları boyunca
görüyorum görkemli ve acılı günbatımının ölümünü.
Kimi çağırabilir ki buraya düşmüş kadın,
yalnızca ölüler O'ndan daha çok yol gidebilirse?
Kendileriyle sevdiklerinin kolları arasından
sessiz ve katı bir denizin yükselişini yalnızca ölüler görür.
Limanda beyaz yelkenleri parıldayan gemiler
geliyorlar kimselerin bilmediği ülkelerden;
açık-gözlü tayfaları bilmiyorlar ırmaklarımı
ve geliyorlar denizlerimin ışığını görmemiş solgun meyvalarla.
Ve boğazıma bir düğüm gibi takılan sorunun
yanından geçişini gördüm onların, yitip gittiğini, yenildiğini:
yabancı lisânlar konuşuyorlardı, yaşlı annemin
altın ülkelerde türkü söylediği canlı dili değil.
Toz gibiydi mezara düşen kar,
bir ölümlü gibi görüyorum sisin büyüyüşünü,
ve delirmemek için saymıyorum her bir saniyeyi,
çünkü uzun gece yeni başladı daha.
Görüyorum yenik ovaları ve topluyorum kederlerini,
çünkü yitik manzaraları görmeye geldim.
Kardır gördüğüm yüz pencerelerimden;
her zaman düşsün o beyaz ışık göklerden!
Her zaman üstüme kar, Tanrı'nın büyük bakışı gibi
Her daim beyaz portakal-çiçek evimin üstüne;
Her zaman, kaderin hiç yorulmaması ya da yok olmaması gibi
düşer gökten beni örtmek için, korkunç ve mükemmel. *
denizin tuzlu dalgalarının beni fırlattığı yeri.
Vardığım ülkenin ilkbaharı yok:
yalnızca beni bir anne olarak saklayan uzun gecesi.
Uluyor yel evimin çevresinde ve hıçkırıyor.
Bir cam gibi kırıyor çığlığımı.
Ve beyaz ovaların sonsuz ufukları boyunca
görüyorum görkemli ve acılı günbatımının ölümünü.
Kimi çağırabilir ki buraya düşmüş kadın,
yalnızca ölüler O'ndan daha çok yol gidebilirse?
Kendileriyle sevdiklerinin kolları arasından
sessiz ve katı bir denizin yükselişini yalnızca ölüler görür.
Limanda beyaz yelkenleri parıldayan gemiler
geliyorlar kimselerin bilmediği ülkelerden;
açık-gözlü tayfaları bilmiyorlar ırmaklarımı
ve geliyorlar denizlerimin ışığını görmemiş solgun meyvalarla.
Ve boğazıma bir düğüm gibi takılan sorunun
yanından geçişini gördüm onların, yitip gittiğini, yenildiğini:
yabancı lisânlar konuşuyorlardı, yaşlı annemin
altın ülkelerde türkü söylediği canlı dili değil.
Toz gibiydi mezara düşen kar,
bir ölümlü gibi görüyorum sisin büyüyüşünü,
ve delirmemek için saymıyorum her bir saniyeyi,
çünkü uzun gece yeni başladı daha.
Görüyorum yenik ovaları ve topluyorum kederlerini,
çünkü yitik manzaraları görmeye geldim.
Kardır gördüğüm yüz pencerelerimden;
her zaman düşsün o beyaz ışık göklerden!
Her zaman üstüme kar, Tanrı'nın büyük bakışı gibi
Her daim beyaz portakal-çiçek evimin üstüne;
Her zaman, kaderin hiç yorulmaması ya da yok olmaması gibi
düşer gökten beni örtmek için, korkunç ve mükemmel. *
ateş nasıl yakar
dokunduğunu..
eritir..
kavurur..
bazen
soluk alıp verdikçe
derinlerde birşey
yanar öyle..
kalp erir..
gözyaşları
değmeden tene,
buharlaşır
başladığı yerde..
dil tutulur
harfler küskün.
sesler..
değildir artık duyduğun
belki kulağa çarpan
mırıldayan bir rüzgar..
ateş nasıl yakar
dokunduğunu
öyle yanar için.
için için..
ne ezan sesi
ne çocuk yüzü
umut;
bundan böyle
dirilmeyecek bir ölü..
dokunduğunu..
eritir..
kavurur..
bazen
soluk alıp verdikçe
derinlerde birşey
yanar öyle..
kalp erir..
gözyaşları
değmeden tene,
buharlaşır
başladığı yerde..
dil tutulur
harfler küskün.
sesler..
değildir artık duyduğun
belki kulağa çarpan
mırıldayan bir rüzgar..
ateş nasıl yakar
dokunduğunu
öyle yanar için.
için için..
ne ezan sesi
ne çocuk yüzü
umut;
bundan böyle
dirilmeyecek bir ölü..
bu duyguyu yaşamanızın en büyük etkeni belkide birdaha dönmeyecegini,dönemeyecegini bilmek.
artık bu kadar deyip sonu beklemek.
sabah 9.30 daki sınava çalışmak bahanesiyle bütün gece uyanık kalıp CS oynayan bireyin sınavdan 10 dakika önceki ruh halidir.
yanılgıdır.
(bkz: önce hayaller ölür)
insanın umudunun tükenmesidir. umudun olmadığı yerde ne olur ki hiç bir iyi şey olmaz, beklenti kalmaz çünkü artık. hayattan bir umudu olmayan insanın yaşamak için bir sebebi olabilir mi? olamaz. işte bu yüzden herkesin umutları olmalıdır, imkansız bile olsa umut etmek güzeldir.
Friedrich Wilhelm Nietzsche'nin "umut acıyı artırır." sözü doğrultusunda umutsuzluk belkide beynin savunma mekanizmasıdır.
türkiye'nin içindeki durum. faşist tabanlı partilere seçimlerde oy atmak da umutsuzluktandır.
herşeyin bittiğine inandığınız ama hiç birşeyin bitmediği yerdir.
bir tarafın düşüncelerini, hissettiklerini anlayabilecek bir beyni etrafındaki kafalarda bulamaması.
şurada bir yerde saklı idi, içine koymuştum ama, hay allah; zamanın darlığından, heyecanımın titremesinden olsa gerek, bulamıyorum bunca karmaşanın içinde. o kadar da dar değil oysa çantamın içi.
bir baksanız, ne kadar da geniş.
yok yok, sevmediğimden değil kendisini...
haklısınız, pek barışık değilim getirdikleriyle.
benim evim sapa tarafta, onunki ise dara düşmüşlerin yanı başında; tüm güzel avuntularıyla.
o halde çantanda ne işi var diye sormayın bana... neden taşırsanız bir ağrı kesici yahut ne bileyim bir peçete yanınızda, benimki de bundan ötürüdür, müşküllüğümün pervasızlığıyla.
en biçare hallerde, ben de alırım bir draje, ruhuma. yatıştırır elbet korkularımı ve kaygılarımı. düşünmem kaygılı geleceği; hüsrevane bir kapı açılır karşımda... dalarım içine umarsızca; o an işte hayat benimdir tüm hızlı akışıyla, durdurmak benim elimde, tüm kudretimce.
ne zaman geçer umudun etkisi, o zaman sirayet eder biçaresizliğimin basiretsizliği. düğüm düğüm olur hayallerimin basamakları, bir bir solar renklerin tüm şatafatları.
kapatır pandora girift kutunun kapaklarını. içinde mahsur kalır geleceğimizin anka kuşu. her çaresizliğin küllerinden yeniden doğacak, sürgün verecek ve dahi filiz verecek özgüveni, biçare can verir bedenlerinde.
umut, dokuz canlı kedi.
umutsuzluk, doksan dokuz isimli sevgili...
haydi,
şimdi seçmeli birini!..
bir baksanız, ne kadar da geniş.
yok yok, sevmediğimden değil kendisini...
haklısınız, pek barışık değilim getirdikleriyle.
benim evim sapa tarafta, onunki ise dara düşmüşlerin yanı başında; tüm güzel avuntularıyla.
o halde çantanda ne işi var diye sormayın bana... neden taşırsanız bir ağrı kesici yahut ne bileyim bir peçete yanınızda, benimki de bundan ötürüdür, müşküllüğümün pervasızlığıyla.
en biçare hallerde, ben de alırım bir draje, ruhuma. yatıştırır elbet korkularımı ve kaygılarımı. düşünmem kaygılı geleceği; hüsrevane bir kapı açılır karşımda... dalarım içine umarsızca; o an işte hayat benimdir tüm hızlı akışıyla, durdurmak benim elimde, tüm kudretimce.
ne zaman geçer umudun etkisi, o zaman sirayet eder biçaresizliğimin basiretsizliği. düğüm düğüm olur hayallerimin basamakları, bir bir solar renklerin tüm şatafatları.
kapatır pandora girift kutunun kapaklarını. içinde mahsur kalır geleceğimizin anka kuşu. her çaresizliğin küllerinden yeniden doğacak, sürgün verecek ve dahi filiz verecek özgüveni, biçare can verir bedenlerinde.
umut, dokuz canlı kedi.
umutsuzluk, doksan dokuz isimli sevgili...
haydi,
şimdi seçmeli birini!..
korkudan beslenen felaket his.
hatırladığınız dünlerin hayalini kurduğunuz yarınlardan daha fazla olmasıdır...
fazla uzatmaya gelmeyen duygu. hayatta ne olacağı belli olmaz. devamlı umutsuzluk gelecek güzel şeyleri yaşayamayacak kadar çökertir.
geri dönüşü olmayan bir yola girmektir.
ruhun hastalığıdır...iyileşme süreci zordur aynı zamanda. geçmişi kurcalayıp ahlar vahlar çekme durumudur. yazıkki kişinin kendinden başka kimsenin yardımının da olmadığı olamadığı acı veren bir duygudur...
hic birsey icin cabalamamaktır,her seyden vazgecis her sabah uyandıgında "lanet olsun yine gun dogdu" demektir,kendini iyi hissetmek icin hic bir bahane bulamamaktır, hayata karsı inancını kaybetmektir sadece gereklilik oldugu icin nefes almak. (bkz: yasam karsinda caresizlik)
umutlu olmanın karşı hali. yada çok yakın hali, behçet necatigil in söylediği gibi;ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz. ya caresizsiniz ya da care sizsiniz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar