bugün
- sinem dedetaş6
- manifest grubu vs tarkan5
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak20
- berkant gültekin'in gürsel tekin'e verdiği ayar5
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası39
- temmuz sonu olup hala tatile gidememek3
- kedilerin artık fare yakalamaması3
- kelmangeeee maaageeee kaakooo kaakooo3
- kuran da 5 vakit namaz denmemesi4
- yeni parti53
- iş yerindeki kızın resmen yavşaması3
- camlar açık çıplak yatmak2
- penis ağrısına iyi gelen şeyler3
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak12
- sabah sözlüğe girenlerin kaliteli ve elit olması4
- kemal kılıçdaroğlu15
- öğrenci evinde edinilen alışkanlıklar2
- hikayeyi devam ettir54
- araba ve ruhsatı masaya bırakıp gitmek2
- dansör3
- seni onaracağım diyen kadın2
- cheeseburger2
- salat nedir2
- allah olsanız peygamber yapacağınız kişi2
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin6
- milliyetçi hareket partisi3
- alman finolarının ortak özellikleri2
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj6
- nickten isim tahmini yapmak72
- türbanlı kızla sevişmek2
- izmirlilerin bilmedikleri şeyler2
- çapulcuların kudurması3
- sokakta kavga teknikleri15
- arkadaşlar bakar mısınız28
- mezoterapi11
- pilot bir erkekle sevgili olmak11
- geceleri uyutmayan dertler4
- sözlük yazarlarının saatleri10
- oje kurutucu cila2
- bitkiler de acı çeker mi sorunsalı2
- çekirge7
- beşiktaş ve galatasaray'ın radarındaki futbolcu2
- gününüz nasıl geçti bakalım9
- büyük filmlerden büyük replikler3
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- 31 yaş sendromu5
- tekne turu11
- enteresan neden kavga yok6
- tai lung26
- kavganın kazananı yoktur6
sonunun söylenmesi ile yapılan tehditlerle akıllara oturmuş, başarılı bir bruce willis filmi.
ismini beş duyu organı olmasıyla almış manevi his.
yedinci hissi dört gözle bekleyen hisdir.*
Çocuk psikiyatristi Malcolm Crowe zor bir dönem geçirmektedir, hem bir hastasını tedavi etmeyi başaramadığı ve onun intiharına sebep olduğu için mesleğinde başarısız olduğunu düşünür, hem de işiyle fazla meşgul olduğunu düşünen karısının sevgisini kaybetmek üzere olduğunu hisseder. Tam böyle bir dönemde intihar eden hastasıyla aynı sorunu yaşayan bir çocuğun tedavisi üstlenir. Küçük Cole Sear'ın hayatı bitmek bilmeyen bir işkence haline gelmiştir, Cole çevresinde sürekli olarak ölü insanlar gördüğünü ve onların kendisine işkence ettiğini iddia etmektedir. Bu olayın ardındaki esrar perdesini aralayıp küçük çocuğa yardım etmeye çalışan Crowe bu sürecin aynı zamanda kendisi için de bir tür yardım olduğunu zaman içinde anlayacaktır. 1999 yılı.*
Oyuncular
Bruce Willis
-- Malcolm Crowe
Haley Joel Osment
-- Cole Sear
Toni Colette
-- Lynn Sear
Olivia Williams
-- Anna Crowe
Trevor Morgan
-- Tommy Tammisimo
Oyuncular
Bruce Willis
-- Malcolm Crowe
Haley Joel Osment
-- Cole Sear
Toni Colette
-- Lynn Sear
Olivia Williams
-- Anna Crowe
Trevor Morgan
-- Tommy Tammisimo
konusu gerilimle bezenmiş, korku filmi olarak nitelendiremediğimiz* filmin sonunda soğuk bir duş etkisi yapan film. ama ama ama salak bi arkadaşınız size filmin sonunu söylemeseydi. yine de sonunu bilmiyorsanız son derece yalın bir anlatımla, ikili diyalogların * çokca olduğu bir film ziyafeti çekeceksiniz.
yalnız yardımcı kadın oyuncunun * son derece başarılı. sanırım bruce willis 'i söylememe gerenk yok dedirten film.
ek not olarak küçük çelişkiler var.hala akılda soru işaretleri bulunduran. ama zaten hangi film böyle olmamıştır ki! ayrıca sözlük yazarlarının yaptığı gibi * diğer filmlerden alıntılar var. olsundur.
ek not 2: scary movie'deki the sixth sense'le dalga geçiş sahnelerini izlemişseniz bu filmde arada çocuğa kopuşlarınız meydana gelebilir. korkmayındır. sizden kaynaklanmazdır.
yalnız yardımcı kadın oyuncunun * son derece başarılı. sanırım bruce willis 'i söylememe gerenk yok dedirten film.
ek not olarak küçük çelişkiler var.hala akılda soru işaretleri bulunduran. ama zaten hangi film böyle olmamıştır ki! ayrıca sözlük yazarlarının yaptığı gibi * diğer filmlerden alıntılar var. olsundur.
ek not 2: scary movie'deki the sixth sense'le dalga geçiş sahnelerini izlemişseniz bu filmde arada çocuğa kopuşlarınız meydana gelebilir. korkmayındır. sizden kaynaklanmazdır.
(bkz: i see dead people)
feci etkileyen sona sahiptir. shyamalan ın en güzel filmidir. bruce willis oynar, velet * de süper rol çıkarmıştır.
kısaltılabilme potansiyeli olan filmdir ama güzeldir izlenmelidir
cole : ölü insanlar görüyorum
malcom :onlarla konuşmayı dene
cole : tamam
bu kadar...
cole : ölü insanlar görüyorum
malcom :onlarla konuşmayı dene
cole : tamam
bu kadar...
koca bir sinema salonunu aptal yerine koyabilecek zekaya sahip yegane film.
filmin belki de,
kimilerine göre, ^belki de^ en etkileyici sahnelerinden birinde küçük çocuk hiçkimsenin anlamayacağını düşündüğü sırrını neden o na açıklarken şöyle der..
^ölü olan insanlar görüyorum..^
^ölü olan ve ölü olduklarının farkında olmayan insanlar görüyorum..^
bazen görürsünüz..
herkesten giz^lenerek, kimseye çaktırılmadan yapıldığı düşünülen şeyleri..
bazen görürsünüz..
görmek istediğiniz için değil..
^gördüğünüz^ için görürsünüz..
lanetli bir yazgı gibi..
bazen görürsünüz..
küçük hesaplarını, küçük telaşların..
küçük insanların..
çok ağır olsada..
bazen görürsünüz..
kimilerine göre, ^belki de^ en etkileyici sahnelerinden birinde küçük çocuk hiçkimsenin anlamayacağını düşündüğü sırrını neden o na açıklarken şöyle der..
^ölü olan insanlar görüyorum..^
^ölü olan ve ölü olduklarının farkında olmayan insanlar görüyorum..^
bazen görürsünüz..
herkesten giz^lenerek, kimseye çaktırılmadan yapıldığı düşünülen şeyleri..
bazen görürsünüz..
görmek istediğiniz için değil..
^gördüğünüz^ için görürsünüz..
lanetli bir yazgı gibi..
bazen görürsünüz..
küçük hesaplarını, küçük telaşların..
küçük insanların..
çok ağır olsada..
bazen görürsünüz..
ölüler yanınıza geldiklerinde hafif bir soğuk hava dalgası hissederek ürperirsiniz diyerek her soğuk hissettiğimde korkmamı sağlamış film.
korku filmi adı altında aslında duygusal olan bir film. insanlar öldükten sonra yarım kalan hesapları vardır hep. tamamlamaları gereken işler, söylemeleri gereken sözler...çünkü hayatayken ne kadar sevdiğimizi söylemek yerine kırarız insanları, farkında değilizdir ama kırarız. konuşmak en güzelidir belki ama kaçarız. ve aslında hiç bir şey göründüğü gibi değildir.
nedense hüzne boğan film. hele cole annesine anneannesiyle neler konuştuğunu söylerken ağlatan film.
nedense hüzne boğan film. hele cole annesine anneannesiyle neler konuştuğunu söylerken ağlatan film.
ilk izlediğim sinema salonundan mıdır nedir, formata uygun olmadığından mıdır nedir, sınıf sahnesinde yukarıda hayvan gibi bir mikrofon gördüğüm film. başkalarıda görmüş meğerse.
oynadığı sinemaya gitmeyi, para verip dvdsini veya vcdsini almayı bırakın kotasız adsl vasıtasıyla indirilmesi dahi lüzumsuz, seyretmesi fuzuli, yüzde doksanbeşi geyikten ibaret, son derece yavan bir film.
diyaloglar genelde anlamsız ve gereğinden fazla uzun, devamlı öne sarma ihtiyacı duyuyorsunuz, biliyorsunuz çünkü ne denileceğini, allah bilir sinemada seyredenler nasıl sıkılmıştır, film çok yavaş ilerliyor ve daha yarısına gelmeden sonunda ne halt olduğunu anlıyorsunuz (evet söyliyim bruce wilis sözümona nalları dikmiş oluyor) söyledim ama ilk defa seyreden birisi de bunu anlıyor hemencecik. çekimler kötü, kamera açıları yanlış, bazı sahneler basbayağı el kamerasıyla çekilmiş gibi görüntü sallanıyor. gerilim olduğu hissi verilen sahneler insanı uyutuyor ve sonunda ortaya çıkan sonuçlar oldukça uyduruk, güya ölü görünümlü insanlar berbat bir şekilde makyajlanmış, sanki suratlarına salça kavanozu devrilmiş gibi*.
korku filmiymiş pöh. korku filmi illa korkutmalı demiyorum. ama en azından insanı sarsmalı bir şekilde. yine illa kan gövdeyi götürsün demiyorum. etrafın cesetlerle dolu olması da gerekmiyor bir filmin sağlam bir korku filmi olması için.
bu filmin tersine kaliteli bir korku filmi istiyorsanız: (bkz: the others)
işin garibi bu film hasılat rekorları! kırarak ekibini fena halde zengin etmiştir. vizyon filmi kavramı da sanırım burada anlam kazanıyor. sanırım genel izleyici kitlesini memnun eden tarz bu olsa gerek, gerçi beni memnun etmiyor orası ayrı. bu tür hasılat rekoları kırıp beş para etmez filmler ( en başta gelen örneği (bkz: titanic) ) için apayrı bir kategori oluşturmak gerekir diye düşünüyorum.
diyaloglar genelde anlamsız ve gereğinden fazla uzun, devamlı öne sarma ihtiyacı duyuyorsunuz, biliyorsunuz çünkü ne denileceğini, allah bilir sinemada seyredenler nasıl sıkılmıştır, film çok yavaş ilerliyor ve daha yarısına gelmeden sonunda ne halt olduğunu anlıyorsunuz (evet söyliyim bruce wilis sözümona nalları dikmiş oluyor) söyledim ama ilk defa seyreden birisi de bunu anlıyor hemencecik. çekimler kötü, kamera açıları yanlış, bazı sahneler basbayağı el kamerasıyla çekilmiş gibi görüntü sallanıyor. gerilim olduğu hissi verilen sahneler insanı uyutuyor ve sonunda ortaya çıkan sonuçlar oldukça uyduruk, güya ölü görünümlü insanlar berbat bir şekilde makyajlanmış, sanki suratlarına salça kavanozu devrilmiş gibi*.
korku filmiymiş pöh. korku filmi illa korkutmalı demiyorum. ama en azından insanı sarsmalı bir şekilde. yine illa kan gövdeyi götürsün demiyorum. etrafın cesetlerle dolu olması da gerekmiyor bir filmin sağlam bir korku filmi olması için.
bu filmin tersine kaliteli bir korku filmi istiyorsanız: (bkz: the others)
işin garibi bu film hasılat rekorları! kırarak ekibini fena halde zengin etmiştir. vizyon filmi kavramı da sanırım burada anlam kazanıyor. sanırım genel izleyici kitlesini memnun eden tarz bu olsa gerek, gerçi beni memnun etmiyor orası ayrı. bu tür hasılat rekoları kırıp beş para etmez filmler ( en başta gelen örneği (bkz: titanic) ) için apayrı bir kategori oluşturmak gerekir diye düşünüyorum.
filmin sonunda, olayın anlaşıldığı sahnede, mezar kadar sessiz sinema ortamında; "hasssi.tir" diye bağırmama neden olan ve "vay afacanlar vay" diye * bıyık altından güldüren film
(bkz: the sittin sene)
gs'nin fb'ye 6-o yenildiği dönemde gsnin ve gscilerin dalgaya alınması nedeniyle mondragon'un resmi altta aziz yıldırım'ın resminin üstte en aşağıda da 6 sayısı gayet büyük yazan afişin esas filmi.
öncelikle film korku filmi değil, gerilim filmidir ve oldukça da gerer.
ben ki korku ve gerilim türündeki filmlerden pek hazzetmem, çağdaş yöentmenlerden amenabar ve shyamalan'ın tarzlarını çok beğenirim.
bu film de kuşkusuz shyamalan'ın zirvesidir (ama bu filmden sonra giderek düşüş göstermiştir.)
film o kadar başarılıdır ki bir hıyar arkadaşım "bruce willis aslında ölü lan hahaha" mallığını yapmasına rağmen akış içerisinde bunu unutup gitmiştim.
haa peki herkes beğenmek zorunda mı?
değil.
ancak gerilim sinemasında yeni bir özgün bir tarz oluşturduğu kesindir.
shyamalan bu tarzı değişik şekillerde unbreakable, signs ve the village'da da denemiş ama sıçmıştır.
ben ki korku ve gerilim türündeki filmlerden pek hazzetmem, çağdaş yöentmenlerden amenabar ve shyamalan'ın tarzlarını çok beğenirim.
bu film de kuşkusuz shyamalan'ın zirvesidir (ama bu filmden sonra giderek düşüş göstermiştir.)
film o kadar başarılıdır ki bir hıyar arkadaşım "bruce willis aslında ölü lan hahaha" mallığını yapmasına rağmen akış içerisinde bunu unutup gitmiştim.
haa peki herkes beğenmek zorunda mı?
değil.
ancak gerilim sinemasında yeni bir özgün bir tarz oluşturduğu kesindir.
shyamalan bu tarzı değişik şekillerde unbreakable, signs ve the village'da da denemiş ama sıçmıştır.
hayatımıza kattıgı replikleriyle ünlü gerilim filmi.
(bkz: ölü insanlar görüyorum)
bruce willis' in filmin sonunu kansız bir atletle getirdiği belki de tek filmdir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar