bugün

Sylvia Plath'ın intihar etme denemelerinin ardındaki sebep bence derin ayrımların bilincinde olması, ikinci el duygularla yetinememesiydi.

--spoiler--
Boyunayım
Ama enine olmayı tercih ederdim.
Ben kökünü toprağa batırmış bir ağaç değilim
Taşları ve o ana sevgisini emen
Bu yüzden büyüyemiyorum parlak yapraklara her nisan,
Bir çiçek tarhının güzelliği de olamadım ne yazik ki
Sanki özenle boyanmıs ve kendi payına düşen hayranlarını kabul eder gibi,
--spoiler--
yoktur böyle bir sair,yazar olmayacakta.
" Siyah ve sert biraz, ama iyi oturdu üzerine.
Evlenir misin?
Su geçirmez, dayanıklı her şeye, ateşe,
Damı delip geçen bombaya.
inan bana, bunun içinde gömerler seni mezara.

Kafana gelince, kusura bakma ama, kafan boş.
Tam sana göre biri var elimde.
Gel şekerim, çık dolaptan.
Evet, ne dersin buna?
Kâğıt gibi bembayaz başlangıçta.."

(bkz: aday)
tek soru sormak için uyandırmak isterdim onu.

'' sylvia yaşarken canın çok yandı mı?''
alman şair 1932 yılında dünyaya geldi. babasının ölmesiyle şiir yazmaya başlayan şair ileri derece manik-depresif rahatsızlığıyla yıllarca boğuştu. burs kazanarak gittiği smith college daki ikinci yılında bir avuç hap içerek intihar girişiminde bulundu ve bir akıl hastanesine yatırıldı.

akıl hastanesinden çıktıktan sonra smith college ye geri döndü ve mezun oldu. cambridge üniversitesi nden burs kazandı ve orada okurken ted hughes ile tanıştı ve 1956 yılında evlendiler. bir kız ve bir erkek çocukları oldu. daha sonra lonra ya taşındılar. kiraladıkları evin eskiden william butler yeats e ait olduğunu öğrendiğinde sylvia bunun iyi bir işaret olduğunu düşündü. çift bu evde büyük tartışmalar yaşadı ve daha sonra hughes evi terketti. iki çocuğa tek başına bakan plath şiir yazmaya da devam etti. bu dönemde depresyona yeniden giren plath oldukça fazla şiir yazmaya başladı. bu zor dönemde intihara yeniden girişti ve bu sefer başarılı oldu fakat bu onun beklemediği bir sondu. intihar etmeden önce çocukların yattığı odanın kapısını kapadı, kapıların altına da havlular sıkıştırdı. daha sonra kafasını fırının içine sokarak intihar etti. hizmetçinin eve geliş saatine göre hazırlanan bu intihar hughes i yeniden eve dönmesini sağlamak içindi ama hizmetçi her zamankinden geç geldi ve plath ın ölüsü ile karşılaştı.

sylvia plath ın hayranları ölümün sebebinin ted hughes olduğunu düşündü. mezar taşında sylvia plath hughes yazması hayranlarını oldukça rahatsız etti.

yazdığı en iyi şiirler olan son şiirleri ariel adlı kitapta toplanarak üç yıl sonra yayınlandı.
1932-1963 yılları arasında yaşamış, trajik yaşamıyla, depresif hali ile ve cesaret ettiği intiharı ile yapı taşıdır. yazmış olduğu sırça fanus eseriyle hakkında birçok bilgiye erişilir.

tavsiye edilecek kitapları ;
sırça fanus
ariel
sylvia plath' ın günceleri
üç kadın

birçok kişiyi etkisi altında bırakan yazar, nilgün marmara' yı cesaretlendirerek onu bizden alması sebebiyle bir yandan nefretimi kazanmıştır.
yinede iyidir, güzeldir.

2003 yapımı sylvia adında bir filmde yapılmıştır. plath' ın hayatını konu alır. çok iyi anlatılmıştır her olay.
gwyneth paltrow oyunculuk dersi vermiştir.

bir şeyin öldüğünü ve özgür olduğunu düşünürsün, sonra onu içine çöreklenmiş sana gülümserken bulursun.
sylvia

yazıyordu. çünkü içinde susturamadığı bir ses vardı.
(bkz: ruhdaş)
şiirlerini ölmeden bir kaç ay önce okuyup kaydetmiştir.
vurgularu akıl almaz derecede ilginç olan bu kadın, olmasaydı ne olurdu? ölmeseydi ne olurdu?
dinlenilmesi gerekir eğer "biraz şiirden" anlarım deniliyorsa.
çocuklarını uyuttuktan sonra kafasını fırına koyarak intihar eden şair.
boyunayım

ama enine olmayı tercih ederdim.
ben kökünü toprağa batırmış bir ağaç değilim
taşları ve o ana sevgisini emen
bu yüzden büyüyemiyorum parlak yapraklara her nisan,
bir çiçek tarhının güzelliği de olamadım ne yazık ki
sanki özenle boyanmış ve kendi payına düşen hayranlarını kabul eder gibi,
pek yakında bütün yapraklarından birer birer döküleceğini bilmeden.
benimle karşılaştırılırsa, ölümsüz sayılır bir ağaç
ve bir çiçek o kadar uzun boylu değildir belki, ama kalkışmanın anlamını bilir,
bense ömrünü bir ağacın, cesaretini istiyorum bir çiçeğin.

bu gece, yıldızların o sonsuz incelikte ışıkları altında,
ağaçlarla çiçekler serin kokularını serperlerken havaya.
aralarında yürüdüm, hiçbiri farkıma varmadan.
uykuya dalmadan düşünürüm de bazen
ben de onlar gibiyim aslında ?
düşüncelerim bulanır sonra.
uzanıp yatmak, daha doğal geliyor bana.
sınırı olmayan sohbet yürürlüğe girdiği zaman, gökle aramızda.
ve son kez uzanıp yattığımda bir gün ben asıl o zaman yararlı olacağım:
o gün ağaçlar bana bir kez olsun dokunabilecek ve benimle ilgilenecek vakti olacak çiçeklerin.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.