bugün

şiirlerimin çok benzediği söylenen kişi.
Ayna



Gümüşüm ve doğruyum. Önyargılarım yok

Gördüğüm her şeyi yutuveririm bir anda

Olduğu gibi, aşkın veya nefretin sisiyle kaplı değilim

Zalim değilim, içtenim yalnızca

Küçük bir tanrının gözüyüm, dört köşeli.

Çoğu zaman karşı duvarın üzerinde düşüncelere dalarım

Pembedir duvar, benekli. Öyle uzun zaman baktım ki ona

Kalbimin bir parçası olduğunu düşünüyorum. Fakat titriyor.

Yüzler ve karanlık ayırıyor bizi tekrar tekrar



Şimdi bir gölüm. Bir kadın eğiliyor üzerime,

Erimimi arıyor gerçekte ne olduğunu anlamak için

Sonra bu yalancılara dönüyor, mumlara veya aya.

Sırtını görüyorum ve sadakatle yansıtıyorum sırtını

Gözyaşlarıyla ve bir el hareketiyle ödüllendiriyor beni

Önemliyim onun için. Geliyor, gidiyor.

Her sabah onun yüzü alıyor karanlığın yerini

içimde genç bir kızı boğdu ve içimde genç bir kadın

Havalanıyor ona doğru günden güne, korkunç bir balık gibi.



(Çev.: Tozan Alkan)
Deli Kızın Aşk Şarkısı

Bütün dünya ölüme düşer kapattığımda gözlerimi;
Açarım gözkapaklarımı ve doğar herşey yeniden.
(Sanıyorum kafamdan uydurdum seni.)

Yıldızlar vals yaparlar, kırmızı ve mavi,
Ve keyfi bir siyahlık dörtnal peşinden:
Bütün dünya ölüme düşer kapattığımda gözlerimi.

Düşledim büyüyle beni yatağa çektiğini
Ve çılgınca öptüğünü, delice şarkı söylediğini.
(Sanıyorum kafamdan uydurdum seni.)

Devrilir gökten Tanrı, solar cehennem ateşleri:
Melek ve Şeytan'ın adamları çeker giderken:
Bütün dünya ölüme düşer kapattığımda gözlerimi.

Hayal ettim söylediğin yoldan döneceğini,
Fakat yaşlandım, artık unuttum ismini.
(Sanıyorum kafamdan uydurdum seni.)

Bir fırtına kuşunu sevmeliydim seveceğime seni;
Hiç değilse baharda göğü şenlendirir gelirdi.
Bütün dünya ölüme düşer kapattığımda gözlerimi.
(Sanıyorum kafamdan uydurdum seni.)

Çeviren: ismail Haydar Aksoy
Taşlar
insanların onarıldığı bir şehirdi bu.
Büyük bir örste uzanmıştım.
Yassı mavi gök çemberleri

Uçtu bir bebeğin şapkası misali
Düştüğüm zaman ışıktan dışarı. Girdim
Midesine umursamazlığın, sözsüz dolaba.

Eksiltti beni havan tokmaklarının anası.
Durgun bir çakıl oldum.
O göbeğin taşları huzurluydu,

Mezar taşı sessizliğinde, itilip kakılmayan.
Sadece ağız boşluğu ötüyordu
Tebelleş cırcır böceğinin,

Sessizliklerin bir avında.
Bu kentin halkı duydu bunu.
Avladılar taşları, suskunca ve ayrı ayrı,

Haykırır mevzilerini ağız boşlukları.
Bir cenin gibi sarhoş
Soğururum karanlığın lapasını.

Kucaklar beni yemek boruları. Süngerler öpüp uzaklaştırır likenlerimi.
Mücevher ustası götürür keskisini manivela misali
Açmak için taştan bir gözü.

Cehennem-ertesidir bu: Görürüm ışığı.
O ihtiyar kuruntucunun, kulak odasının
Tıpasını çıkarır bir rüzgâr.

Su yumuşatır çakmaktaşı dudağı,
Ve yayar duvara günışığı aynılığını,
Rüşvetçiler neşeli,

ısıtarak kerpetenleri, kaldırarak narin çekiçlerini.
Bir akım altüst eder telleri
Volt volt. Dikişler kapatır yarıklarımı.

Pembe bir gövde heykeli taşıyarak geçer işçinin biri.
Ardiyeler tıka basa dolu kalplerle.
Yedek parçaların şehridir bu.

Kauçuk gibi tatlı kokar kundaklanmış bacaklarım ve kollarım.
Burada iyileştirilir başları, ya da diğer uzuvları.
Cuma günleri küçük çocuklar gelir

Kancalarını ellerle takas etmeye.
Ölü adamlar bırakır gözlerini başkalarına.
Çıplak hemşiremin üniformasıdır aşk.

Bedduamın kemiği ve kirişidir aşk.
Onarılmış vazoya yerleştirilmiş
O nadir gül.

On parmak oluşturur gölgelerin bir kâsesini.
Yamalarım kaşınır. Yapacak bir şey yok.
Yeni gibi iyi olacağım.

Çeviren: ismail Haydar Aksoy
cesare pavase

ölmek
bir sanattır, her şey gibi
eşsiz bir ustalıkla yapıyorum bu işi
öyle ustaca ki insana korkunç geliyor.
öyle ustaca ki insana gerçeklik duygusu veriyor.
bu konuda iddialıyım sanırım.

sylvia plath

çeviren: cevat çapan
hollywood yapımı olan sylvia adlı filmde neredeyse aciz, hastalıklı ve kocasının gölgesinde yaşamaya çalışan bir kadın imajı çizilmiş 'şair kadın'. filme göre, zaten halet-i ruhiyesi bozuk olan sylvia kocasının onu aldatmasıyla ipleri koparır, ne de olsa kadındır. dalgalı ruhu değil de dalgalı özel hayatı önemlidir. aynını frida kahlo için de yapmışlardır.
--spoiler--
"bir şeyin öldüğünü ve özgür olduğunu düşünürsün, sonra onu içine çöreklenmiş sana gülümserken bulursun."
--spoiler--
Katı değilim, içim boş.
Gözlerimin ardında uyuşmuş, felç olmuş bir mağara, bir cehennem kuyusu, alaycı bir hiçlik duyumsuyorum.
Hiç düşünmedim, hiç yazmadım, hiç acı çekmedim.
Canıma kıymak istiyorum, sorumluluktan kaçmak, aşağılık bir yaratık gibi sürüne sürüne dölyatağına dönmek istiyorum.
Kim olduğumu, nereye gittiğimi bilmiyorum; bu korkunç soruları yanıtlayacak olan benim.
şiirlerini ilk defa dinleyen bir arkadaşın ' bu kadında cotard sendromu mu var?' demesinden sonra çok sevilen şiirlerine farklı bir açıdan da bakılmaya başlanan özel şair. hayatını ve eserlerini üniversitede tez konusu olarak inceleyen nilgün marmara'yı hem sanatı hem de hayata veda şekli konusunda oldukça etkilemiş şair.
kesinlikle, evlenmek istediğim kadın modelini bünyesinde barındırmış şair. sırça fanus kitabıyla hayran bırakan, şiirleriyle beni benden alan kadın.

Sylvia gibi bayan bulmaya çalışıyorum. Zor bir şey tabii.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.