bugün

nilgün marmara'nın günlüğünden sonra daha da ilgimi çekmiş kadın.
istediğim bütün kitapları okuyamam; olmak istediğim bütün insanlar olamam ve istediğim hayatları süremem...istediğim bütün becerileri edinemem.Öyleyse ne istiyorum? yaşamak ve hayatta olabilecek bütün zihinsel ve fiziksel deneyimlerin bütün renklerini, tonlarını yaşamak ve duyumsamak istiyorum. Ve berbat bir şekilde kısıtlıyım.

Sırça Fanus - Sylvia Plath, syf: 54
ilginç bir tip. ilk defa duyuyorum adını. bakalım kimmiş tanışalım.
biri bunu sikseydi intihar etmezdi. çok büyük yazardır. günlükleri falan var. bugün de xanax içtik sik sik yazıyoruz demiş 27. sayfada. duvara astım onu.
Bir milyon yıllık evrim. Eric, derinden sordu, kimiz biz? Hayvanlarız.'' diyen biri.
bunalım ve delikanlı bir ablamızdır. öldükten sonra intizar olarak reankare oldu. büyük insan'ı güzel covrladı. içince dinleriz efkarlanırız. helal olsun aslan yürekli kadın.
intiharından sonra amından çıkan notta -herşey kara kocaman bi delik, yıllar sonra pucca olarak dönüp evden kaçmak isteyen ergen varoş kızların idolü olcam tşk kib bye dipsiz dünya- yazmış. otantik bir insan. ve sert. çok dokunaklı günlüğü var. okudum beğendim. tesla buna aşıkmış zamanında. bu gidip edison'a vermiş. sonra xanax'a başlamış. hey yüce kadın !
hem yazarmış hem de çizermiş. çizimlerinde dünyayı merak eden, hem nesneleri hem mekanları hem de insanları inceleyen, neredeyse 'nesnel' biri var. sırça fanus adlı çizimindeki kadın ayakkabıları en hüzünlüsü herhalde, ya da romandan çok etkilendik.
"Bir bedeli var, çok büyük bir bedeli var.
Bir sözün, veya bir dokunuşun..."
çocuklarının yanına süt bıraktıktan sonra, odalarının kapısını bantlayan, kafasını fırından içeri sokarak yaşamına son veren Amerikalı şair.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.